Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla 2025’te ilk kez yola çıkan Küresel Sumud Filosu, yeni bir sefer için tekrar denize açılıyor.
Geçtiğimiz yıl 44 gemiyle denize açılan filo, bu kez en az 63 gemiyle hareket etmeyi planlıyor. Hazırlıklar hâlihazırda İtalya’nın Augusta Limanı’nda sürerken, Akdeniz’in farklı noktalarından katılacak gemilerle toplam sayının 100’ü aşması da bekleniyor. Bu da Sumud’u dünya tarihinin en kalabalık sivil filosu yapıyor.
Filo, farklı ülkelerden sendikalar, siyasi yapılar ve çeşitli sivil örgütlerin bir araya gelmesiyle oluşan uluslararası bir koalisyon tarafından örgütleniyor. Filonun katılımcıları, yola çıkmadan önce dünya haklarına önemli bir çağrıda bulunuyor: “Filistin hakkında konuşmayı bırakmayın.”
Hazırlıklar devam ederken, Küresel Sumud Filosu Türkiye Komitesi Kampanya Koordinasyon Grubu Üyesi ve İşçi Demokrasisi Partisi MK Üyesi Görkem Duru, yaklaşan yolculuğa dair sorularımızı yanıtladı.
Görkem Duru aynı zamanda Instagram hesabından filonun ilerleyişine dair güncel bilgileri de paylaşıyor: @grkmduru
Filonun yeniden yola çıkma kararının ardından hazırlıklar bugüne kadar nasıl ilerledi? Kaç kişilik bir ekipsiniz, şu anda neler yapıyorsunuz ve Gazze’ye doğru nasıl ilerleyeceksiniz?
Aslında geçtiğimiz yılki misyondan sonra, özellikle filonun yola çıkışı ama öncesinde dünya halklarının seferberliği, emperyalizme ve siyonizme görece bir geri adım attırmış ve sözde bir ateşkes imzalanmıştı. Ancak bu sözde ateşkes, Filistin’de işgalin, soykırımın ve ablukanın ermesine değil; yalnızca daha azaltılmış bir tonda devam etmesine hizmet etti. Bu üç başlığın hâlâ sürüyor olması ve ateşkesin fiilen uygulanmıyor oluşu, filonun yeniden yola çıkması ve daha büyük, daha güçlü bir şekilde hareket etmesi yönünde bir irade yarattı.
Bu nedenle bütün filo organizasyonları bir koalisyon haline geldi. Geçtiğimiz yıl 44 gemi, Barcelona, Tunus ve Yunanistan limanlarından yola çıkmıştı. Bu yılki hedef ise en azından 100 gemiye ulaşabilmek. Şu anda hâlihazırda Barcelona’dan yola çıkan gemiler Augusta Limanı’na geldi.
Oradan 39 gemi çıkmıştı. Biz de buradan 25 gemi hazırlayabildik. Olursa bugün, olmazsa yarın yola çıkışlar planlanıyor. Zaten buradan yola çıktığımızda dünya tarihinin en kalabalık sivil filosu olacağız. 63 gemiyle yürütme hedefimiz var. Yine Akdeniz’in diğer limanlarından yola çıkma hazırlıkları yapan filolar da var. Onlar da bize yolda katılacaklar ve bu şekilde olduğu takdirde 100, 100 civarı ya da 100’ü geçen bir sayıyla ablukayı kırmak, insani yardımı ulaştırmak için Gazze yoluna birlikte devam edeceğiz.

Görkem Duru aynı zamanda Instagram hesabından filonun ilerleyişine dair güncel bilgileri de paylaşıyor: @grkmduru
Daha önceki seferde Filistin karasularına girilmesinin ardından İsrail tarafından alıkonanlar olmuş, ciddi işkence iddiaları da gündeme gelmişti. Bu kez ne bekliyorsunuz? Filonun güvenliği nasıl sağlanıyor, sizi ne tür riskler bekliyor?
Tabii ki burada birçok ihtimal söz konusu. Şu ana kadar Siyonist devlet, illegal ablukasının kırılmasına hiçbir şekilde izin vermedi ve bugüne kadar yola çıkan bütün filoları bir şekilde engellemeye çalıştı. En son örnek, dediğiniz gibi, katılımcıların gemilerine el konulması, katılımcıların alıkonulması ve sonrasında deport edilmeleriyle sonuçlanmıştı.
Bu sefer ilk hedefimiz, daha kalabalık ve daha güçlü bir şekilde yola çıktığımız için, ablukayı kırabilmek. Ancak bu ihtimallerin tamamı, hem emperyalizmin hem kapitalist hükümetlerin ikiyüzlü politikalarıyla hem de Siyonist devletin bize karşı nasıl bir tutum alacağıyla doğrudan bağlantılı.
Bu nedenle öncelikli hedef ablukayı kırmak. Ablukayı kıramadığımız durumda ise en yakın ihtimal, gemilere yeniden el konulması ve katılımcıların alıkonulması. Ancak her yılki deneyimler, bize daha organize ve daha örgütlü hareket etmeyi de öğretiyor.
Katılımcılar nasıl arka planlardan geliyor? Oraya geldiklerinde ne düşünüyor, ne hissediyorlar? Sahadaki atmosfer nasıl—insanları bir arada tutan duygu ve motivasyon ne?
Geçtiğimiz yıl 44 ülkeden katılımcı vardı. Bu yıl organizasyon kendisini daha da büyüttü. Şu anda 80 civarı ülkeden katılımcı söz konusu; bu sayı, Akdeniz’in diğer limanlarından da yola çıkışlar olacağı için artabilir. Latin Amerika’dan, ABD’den, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden, Güneydoğu Asya’dan, Türkiye’den, diğer Orta Doğu ülkelerinden, Ukrayna’dan; birçok farklı coğrafyadan katılımcı var.
Geçtiğimiz yıla kıyasla politik atmosferin biraz daha farklı olduğunu söyleyebiliriz. Geçtiğimiz yıl, Filistin mücadelesini desteklemek için birçok ülkede kitlesel seferberlikler oldukça yaygındı. Filo yola çıktıktan sonra İtalya’da liman işçileri genel grev ilan etmiş, diğer sendikalar da buna katılmıştı. Yine İspanya’da, Brezilya’da ve Yunanistan’da liman işçileri, Siyonist devletle ticaret yapan gemileri engellemeye çalışmıştı.
Ancak bu yıl ABD’nin Siyonizm’le birlikte İran’a yönelik saldırısı, ardından Siyonist devletin Lübnan’a yönelik işgal girişimi, politik atmosferde bazı değişiklikler yarattı. Buna rağmen buradaki katılımcılar motive; sözde ateşkes ilan edilmiş olsa da soykırımın, ablukanın ve işgalin sürdüğünün farkındalar. Bu nedenle, değişen politik atmosfere rağmen genel bir birlik hâli söz konusu.
Dünyanın birçok farklı ülkesinden sendikaların, sosyalist ya da liberal partilerin katılımı ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun bu kampanyanın içinde yer alması, aslında dünya tarihinin en büyük enternasyonal kampanyalarından biriyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bu açıdan da oldukça önemli.
Gazze’ye ulaşabilirseniz ne yapmayı planlıyorsunuz? Filo tam olarak neyi hedefliyor?
Burada öncelikle hedefimiz insani bir koridor açabilmek. Çünkü Siyonist devletin illegal ablukasının yalnızca bizim gemilerimizin ulaşmasıyla değil, bir süreklilik kazanacak şekilde kırılması gerekiyor. Ancak burada özellikle bölge ülkelerinin ve Avrupa hükümetlerinin tutumu belirleyici. Geçtiğimiz filoda da filoyu desteklediğini söyleyen birçok hükümet olmuştu; ancak son kertede çoğunluğu Siyonist devletle ekonomik, diplomatik, ticari ve askeri ilişkilerini sürdürmeye devam etti.
Bu nedenle bir yandan bu tutumları teşhir ederek Siyonist devletin izolasyonunu artırmak, bir yandan da ablukayı kırarak insani koridoru açmak temel hedefimiz. Keza bölgede emperyalizmin saldırgan politikaları ve işgal girişimleri—Lübnan’daki işgal de dahil olmak üzere—teşhir edilmesi gereken başlıklar arasında. Aynı zamanda dünya halklarını yeniden sokaklara çağırmak da bu hedeflerin bir parçası.
Geçtiğimiz hafta Barselona’dan yola çıkan gemilerimiz, İtalya’ya ulaşmadan önce yolda Siyonist devlete mühimmat taşıyan bir gemiye geri dönmesi yönünde çağrı yaptı, onu rahatsız etmeye çalıştı. Elbette hedef gemiyi engellemek değil; bunlar büyük tankerler ve buradaki eylem barışçıl bir eylem. Bu daha çok bir teşhir olarak değerlendiriliyor.
Bu eylem aynı zamanda dünya halklarına, özellikle liman işçilerine bir çağrı niteliği taşıyor: Siyonist devlete mühimmat ve erzak taşıyan gemilerin yüklenmesini durdurmak. Çünkü bu teçhizatlar soykırıma yakıt oluyor. Devletler, Filistin’i desteklediklerini ya da Filistin devletini tanıdıklarını beyan etseler bile, Siyonist devletle ilişkilerini sürdürdükleri sürece bu beyanların pratikte bir karşılığı olmuyor.
Çünkü Siyonizmin varlığı, Filistin devletinin varlığını ortadan kaldırıyor.
Peki hazırlıklar sürerken oradaki atmosfer nasıl? İnsanlar ne düşünüyor, ne hissediyor? Genel hava umutlu mu, siz nasıl gözlemliyorsunuz?
Yaklaşık 10 gündür buradayım. Ben buraya geldiğimde İspanya filosu zaten yola çıkmıştı. Biz de bu süreçte hem katılımcıları karşıladık, hem eğitim süreçlerini tamamladık hem de gemilerin hazırlıklarını tamamladık.
İspanya gemilerinin gelişi, buradaki atmosferi daha da güçlendirdi. Katılımcıların kaynaşması ve gemi sayısının artması motivasyonu da yükseltti. Keza diğer limanlarda hazırlıkların sürüyor olması da buradaki katılımcılar açısından önemli bir motivasyon kaynağı.
Konjonktürdeki tüm değişikliklere rağmen katılımcıların yola çıkma, ablukayı kırma girişimine dahil olma ve kendi ülkelerinin ikiyüzlü politikalarını teşhir etme isteği oldukça yüksek. Genel anlamda tabloyu olumlu buluyorum.
Sesinizin ulaştığı insanlara ne söylemek istersiniz? Sumud Filosu’na nasıl destek olabilirler, Gazze için ne yapabilirler?
Özellikle şunu belirtmek gerekiyor: Gemi sayısı ve gemilerin kapasitesi sınırlı. Farklı ülkelerden katılmak için başvuru yapan çok fazla insan var; ancak kontenjanlar sınırlı olduğu için herkes gemilerde yer alamıyor. Ama temel mesele gemilerde yer almak değil. Geçtiğimiz yıl da görüldüğü gibi, karadan destek vermek, sokaklara çıkmak ve hükümetlerin ikiyüzlü politikalarını teşhir etmek oldukça önemli. Burada en kritik nokta, İtalyan sendikalarının ve işçi sınıfının limanları kilitleme örneğini yaygınlaştırabilmek.
Kitlelerin sokaklara çıkması önemli, ancak seferberliklerin süreklilik kazanması; Siyonist varlıkla ticaretin kesilmesini ve mühimmat gönderiminin durdurulmasını sağlayacak adımlarla mümkün olabilir. Bu nedenle mesele yalnızca filoyu desteklemek değil; Filistin özgürlük mücadelesinin yanında sürekli durabilmek, gerektiğinde sokaklara çıkabilmek, sendikalara çağrılar yapabilmek ve hükümetlerin ikiyüzlü politikalarını teşhir ederek ilişkilerin kesilmesi ve tam ambargo uygulanması için seferberliği sürdürebilmek.
Aksi takdirde mücadele, burjuva kapitalist hükümetlerin ikiyüzlü politikalarının duvarına çarpmaya devam eder. Bunu aşmanın yolu, tabandan gelen basıncı sürekli, örgütlü ve daha güçlü kılmaktan geçiyor.




