Demokratik Birlik İnisiyatifi dün Diyarbakır’da “Kurdên Bakur yekîtiya xwe ya neteweyî nîqaş dikin/Kuzey Kürtleri ulusal birliği tartışıyor” başlıklı konferans düzenledi.
Konferans bildirgesi Keçi Burcu’nda açıklandı.
Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada bildirge Kürtçenin Kurmancî ve Kirmançkî lehçelerinde okundu.
Bildirgenin Kurmancisini Demokratik Birlik İnisiyatifi sekretaryasından Gülser Yıldırım, Kirmanckî’sini ise Murat Kan okudu.
Bildirgede. “Bugün, bir asır sonra, yöneticiler ve hegemonik güçler Orta Doğu coğrafyasını yeniden şekillendirmek istiyor. Orta Doğu’daki güç dengesinin değiştiği ve sınırların yeniden çizildiği bu tarihi dönüm noktasında, Kürtlerin ulusal birlik içinde hareket etmesi çok önemlidir. Kürtler ancak bir araya gelerek bu kritik dönemde haklarını elde edebilir ve mevcut kazanımlarını koruyabilirler” denildi.
“Bölgesel güçler ve rejimler arasındaki zayıflık ve çelişkilerin, bu dış güçlere zemin hazırladığı ve tüm bölgeyi, özellikle de Kürt halkının geleceğini olumsuz etkilediği bilinmektedir” denilen bildirgede, Kürt güçlerinin birlik ve beraberlikten yoksun olması nedeniyle hem tarihi fırsatları kaçırma hem de büyük tehlikelerle karşı karşıya kalma riski taşıdığı belirtildi.”
Bildirgede şunlar yer aldı:
“Kürt halkının yüzyıllardır süregelen varoluş ve özgürlük mücadelesinde başarılı olmasının en önemli yollarından biri de ulusal birliğe ulaşmaktır. Halkımız her zaman kritik zamanlarda ulusal birliğin gerekliliğini görmüş ve başarının ancak geçmişten alınan dersler ve birlik yoluyla elde edilebileceğini bilmektedir.”
Kürt liderlerin ulusal birlik çabası
“Kürt ulusal birliği, sadece bugün değil her zaman Kürt şahsiyetlerinin ve liderlerinin gündeminde yer almıştır. Geçtiğimiz yüzyıla baktığımızda, merhum Mam Celal’in çabaları sayesinde Kuzey güçlerinin ortak ulusal birliğine yönelik girişim, Şam’da ‘1993 Protokolü’ olarak bilinen ve Kürtler arasında büyük umut yaratan bir protokolün kamuoyuna açıklanmasına yol açmıştır. O günden bu yana birçok çaba gösterilmiş olmasına rağmen, Kürtlerin arzu ettiği birlik henüz sağlanamamıştır. Yine, Sayın Öcalan’ın bu konudaki çabaları 2000’li yılların başlarından bu son döneme kadar devam etmiştir. 2013 yılında Sayın Abdullah Öcalan, Kürt Ulusal Kongresi’nin toplanmasını talep ettiğinde, Sayın Mesud Barzani, üç Kürt liderinin (Mesud Barzani, Abdullah Öcalan ve merhum Mam Celal) adına, Kürdistan’ın her yerinden güçleri Hewlêr’e davet etmiştir. Bu toplantının çabaları sayesinde Kürtler ulusal birliğe çok yaklaşmıştır. Ancak dış güçlerin müdahalesi nedeniyle ulusal birlik yeniden kurulamadı.”
‘Demokratik ulusal program çıkarları koruyacak’
“Tarih bize göstermiştir ki, soykırım da dahil hegemonların politikaları Kürtler arasında bölünme ve ayrılık olduğunda daha fazla ön plana çıkmıştır. Bu bölünme, hegemonların Kürtlere karşı politikalarını ve komplolarını kolayca uygulamalarına her zaman olanak sağlamıştır. Aksine, Kürtlerin birleşmesi büyük tehlikeleri önlemiştir.”
IŞİD’in Rojava’ya saldırdığı dönemde Kürt güçlerinin birliğinin, toprakların savunulmasında çelik bir kalkan görevi gördüğü belirtilen bildirgede şu ifadelere yer verildi:
“Yine, son olaylarda, Kürtlerin ‘Yek e yek e yek e gele Kurd yek e’ sloganıyla Rojava’yı savunmadaki eşsiz duruşu, topraklarındaki tüm yapay sınırları ortadan kaldırmış ve varlıklarını tüm dünyaya göstermiştir. Bu duruş, ulusal birliğin işgalcilerin planlarını boşa çıkarmanın tek garantisi olabileceğini kanıtlamıştır. Yaşanan örnekler ayrıca, güçler birleştiğinde tüm dengelerin kendi çıkarlarına göre değiştiğini de göstermiştir. Bu temelde bir anlaşmaya varmak, ortak bir strateji oluşturmak ve demokratik bir ulusal program geliştirmek, halkımızın çıkarlarını koruyacaktır.”
26 Nisan 2025’te Rojava’nın Kamışlo kentinde düzenlenen Suriye Kürt partilerinin ‘Birlik ve Ortak Tutum Konferansı’nın yıldönümü vesilesiyle yayımlanan bildirgede, “O konferansta alınan kararlar ve Kürt güçlerinin geçen yılki ortak eylemleri, Kürdistan genelindeki tüm siyasi partiler için örnek teşkil etmelidir” ifadeleri kullanıldı.
‘Devlet adım atmalı’
Bildirgenin devamında şunlar yer aldı:
“Bu bağlamda, ‘Kuzey Kürtleri Ulusal Birliği Tartışıyor’ başlıklı konferansımızın katılımcıları, Türkiye’de bir yılı aşkın süredir devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yasal bir aşamaya dönüştürülmesi gerektiğini ifade ettiler. Sürecin tek taraflı ve yavaş ilerlemesi ve somut adımlar atılmaması, toplumun umutlarının da yıkılmasına yol açmaktadır. Sürecin toplumun umutlarıyla uyumlu olması ve amacına başarıyla ulaşması için devletin, Kürt milletinin kimliğini ve tüm haklarını temel kanunda teyit etmesi gerekmektedir. Ayrıca, mevcut kanunlara uygun hareket etmeli, siyasi tutukluları serbest bırakmalı ve ‘umut hakkı’ ile siyasi yargılamalar için gerekli kanunları derhal yürürlüğe koymalıdır.”
İran’daki savaş, Kürtler ve oradaki diğer halklar için kendi geleceklerini belirleme konusunda önemli fırsatlar da sunmaktadır. Konferansımız, Rojhilat‘taki altı Kürt partisinin ortak bir cephe oluşturma tutumunu memnuniyetle karşılamakta ve bunun, oradaki halkımızın doğal ve insani bir hakkı ve arzusu olarak tüm dünya tarafından tanınması gerektiğini belirtmektedir.”
‘Ortak bir duruş sağlanmalı’
“Konferansımıza katılanlar, tüm grupların, örgütlerin ve farklı siyasi partilerin ulusal birlik konusundaki son çalışmalarına, taleplerine ve açıklamalarına önem vermektedir. Halkımız bugün Kürt ulusal birliğini gerçekleştirme konusunda güçlü bir irade göstermişse, siyasi partilerin ve grupların verebileceği tek yanıt, bu birliğe doğru adımlar atmak, ortak bir duruşla birlikte çalışmak ve bireysel ve siyasi çıkarları bir kenara bırakmaktır.” (MA)




