Meksika’da kadın cinayetlerine karşı anayasal reform

Meksika Temsilciler Meclisi, kadın cinayetlerine ilişkin suç tanımının ülke genelinde standartlaştırılmasını ve cezasızlığın azaltılmasını hedefleyen anayasa değişikliğini oybirliğiyle kabul ederek Kongre’ye kapsamlı yasa çıkarma yetkisi verdi.

Meksika’da kadın cinayetlerine karşı anayasal reform
Meksika’da kadın cinayetlerine karşı anayasal reform
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Nisan 2026 20:53
  • Güncellenme: 29 Nisan 2026 20:55

Meksika Temsilciler Meclisi, Anayasa’nın 73. maddesinde değişiklik öngören ve kadın cinayetlerine (femisid) ilişkin genel bir yasal çerçeve oluşturulmasının önünü açan reformu 467 oyla oybirliğiyle kabul etti. Düzenleme, Kongre’ye suç tanımı ve yaptırımları kapsayan kapsamlı bir yasa çıkarma yetkisi veriyor.

Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum’un girişimiyle hazırlanan reformun yürürlüğe girebilmesi için ülkenin 31 eyaleti ve başkent Meksiko’nun yerel parlamentolarında da onaylanması gerekiyor.

Femisid tanımı ve cezalar standartlaşıyor

Reform, kadın cinayetlerinin ülke genelinde tek bir tanım altında ele alınmasını, soruşturma protokollerinin birleştirilmesini ve 40 ila 70 yıl arasında hapis cezalarının belirlenmesini öngörüyor. Ayrıca kadınların şüpheli ölümlerinin öncelikli olarak femisid ihtimaliyle incelenmesi hedefleniyor.

Meksika’da her gün ortalama 10 kadın öldürülürken, bu vakaların dörtte birinden azı kadın cinayeti olarak soruşturuluyor. Resmi verilere göre 2018-2025 arasında kaydedilen 26 bin 600’den fazla kadın cinayetinin yalnızca 6 bin 781’i bu kapsamda ele alındı.

Cezasızlıkla mücadele hedefi

Yetkililer reformun adalete erişimi güçlendireceğini ve cezasızlığı azaltacağını savunuyor. Kongre’nin, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden itibaren 180 gün içinde ilgili yasayı çıkarması gerekiyor.

Düzenleme ayrıca kadın cinayetleri nedeniyle yetim kalan çocuklar gibi dolaylı mağdurların korunmasına yönelik hükümler de içeriyor.

Hükümet 2026’nın ilk çeyreğinde kadın cinayetlerinde yüzde 14,9’luk düşüş olduğunu açıklarken, sivil toplum kuruluşları verilerin gerçeği tam yansıtmadığını ve birçok ölümün hâlâ femisid olarak sınıflandırılmadığını belirtiyor.