Taksim’in 1 Mayıs hafızası: Hatırda kalan kutlama mı, yasak mı?

Taksim’in 1 Mayıs hafızası: Hatırda kalan kutlama mı, yasak mı?
  • Yayınlanma: 30 Nisan 2026 16:00
  • Güncellenme: 30 Nisan 2026 16:13

İstanbul’un merkezi… Taksim Meydanı… Yıllar içinde şekilden şekle giren o koca meydan sadece bir buluşma noktası değil, aynı zamanda Türkiye işçi sınıfı için bir hafıza mekanı… Taksim, “Kanlı 1 Mayıs” olarak tarihe kazınan 1977 1 Mayıs’ının şahidi…

Bir kutlama alanı olmanın ötesinde, iktidarın “yasak” iradesi ile işçilerin “hafıza” ısrarı arasındaki en sert kırılma noktası…

19 yıl öncesine, 2007 yılına gidelim. O yıl 1977 katliamının 30’uncu yılıydı. Sendikalar “Mutlaka Taksim” dediğinde, İstanbul son yılların en sert müdahalelerinden birine sahne oldu. Beşiktaş ve Şişli adeta birer savaş alanına döndü. Müdahale o kadar sertti ki 100’den fazla kişi yaralandı. Biber gazından etkilenen bir kişi hayatını kaybetti. Valilik gözaltı sayısını 580 olarak açıklasa da Barolar 700’den fazla kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

‘Ayaklar baş olursa’: Yasağın perçinlendiği yıllar 

2008’de o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın hafızalara kazınan “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar” sözleriyle, yasak perçinlendi… Beşiktaş ve Şişli’de bir önceki yıllarda yaşanan görüntülerin bir benzeri yine yaşandı. Şişli Etfal Hastanesi’nin bahçesine kadar gaz bombaları atıldı. 530’dan fazla kişi gözaltına alındı.

Ancak 2009 bambaşka bir kapıyı araladı. 1 Mayıs resmi tatil ilan edildi ve sembolik bir katılımın önü açıldı. Yine de meydan tam katılımlı bir kutlamaya açılmadığı için yüzlerce işçi gözaltına alındı. O gün Taksim’e girebilenler, bir sonraki üç yılın habercisi oldu.

Taksim’in en renkli 1 Mayıs’ı 

Takvimler 2010 yılının 1 Mayıs’ını gösterdiğinde Taksim Meydanı kapılarını işçilere sonuna kadar açtı. Taksim, tarihinin en kalabalık, en renkli ve en huzurlu günlerinden birini yaşadı.

2011 ve 2012 yıllarında da yüzbinler, Kazancı Yokuşu’na karanfillerini bıraktı, halaylar çekti. Meydan, asıl sahibi olan halkla buluştu. Bu yıllarda hiç kimse polisle karşı karşıya gelmedi, gözaltına alınmadı. Üç yıl, “Taksim’de kutlama yapılamaz, kaos çıkar” tezinin fiilen çöktüğü yıllardı.

Meydanın kapanışı ve Gezi süreci

2013 yılına gelindiğinde, iktidarın adını “Taksim Yayalaştırma Projesi” verdiği proje ete kemiğe bürünmüştü. Meydan devasa bir şantiye alanına çevrilmişti. Proje, Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası ve Peyzaj Mimarları Odası’nın itirazları ve açtığı davalara rağmen devam etti. Temel eleştiri Taksim Meydanı’nın kimliksizleştirilmesine ve sınıfsal olarak ayrıştırılmasınaydı.

Ve meydan o yıl bir daha açılmamak üzere 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı.

1 Mayıs 2013 sabahı Beşiktaş’tan Taksim’e yürümek isteyenlere yönelik müdahale, aslında birkaç hafta sonra patlak verecek olan Gezi Parkı Direnişi’nin de fitilini ateşledi. Gezi süreci, Taksim’in sadece işçilerin değil, her kesimden itirazı olanın “kamusal alanı” olduğunu tescilledi.

Ayrıca 2013’te Türk-İş, Kamu-Sen ve TKP 1 Mayıs’ı Kadıköy’de kutladı. İktidara yakınlığıyla bilinen medya Kadıköy-Taksim karşılaştırması yaparak Taksim’e çıkmak isteyenlere “marjinal” etiketini yapıştırdı.

Abluka yılları: Meydan turiste açık, işçiye kapalı 

Gezi eylemleri sonrası, 2014 ve 2015’te Taksim bir kaleye dönüştürüldü. Vapurlar iptal edildi, metro durakları kapatıldı. Taksim’e çıkan her sokağın başına etten duvar örüldü. Valilik tarafından Yenikapı veya Maltepe gibi dolgu alanlar adres gösterildi. Sendikalar arasında bir bölünme yaşandı; bir kısmı kitlesel kutlama için Bakırköy veya Maltepe’yi tercih ederken, diğer kısmı da Taksim ısrarından vazgeçmedi.

Ancak Taksim, o yıllarda sadece polisin ve turistin girebildiği bir “insansız bölge” haline getirildi. İki yıl toplamda 550’ye yakın kişi gözaltına alındı.

Pandemi dönemi

2020-2022 arasında dünyayı saran pandemi, Taksim’in sessizliğini derinleştirdi. Sokağa çıkma yasaklarının olduğu bu yıllarda, sendika liderlerinin Kazancı Yokuşu’na çelenk bırakma çabaları bile gözaltılarla sonuçlandı. Meydanda adeta kuş uçurtulmadı.

2023 yılının sonunda Anayasa Mahkemesi, tarihi bir karara imza atarak “Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına kapatılmasının hak ihlali olduğuna” hükmetti. Bu karar, 2024 1 Mayıs’ı için büyük bir umut doğurdu. Ancak AYM kararı bir kez daha tanınmadı ve meydan yine kapatıldı.

Saraçhane barikatı

2024 1 Mayıs’ında binlerce kişi Saraçhane’de toplandı. Bozdoğan Kemeri önünde kurulan polis barikatı, sadece fiziksel bir engel değil, hukukun üstünlüğü ile siyasi irade arasındaki çatışmanın sembolü oldu. 217 kişi gözaltına alındı ve 74’ü tutuklandı.

Kadıköy’de o yıl yapılan alternatif kutlamalar coşkulu olsa da, Saraçhane’deki bekleyiş hafızalara “yarım kalmış bir yürüyüş” olarak geçti.

2025 yılına geldiğimizde ekonomideki olumsuz gidişatın yurttaşın üzerine yüklediklerinin yanında, Kürt meselesinin çözümüne yönelik sürecin sesi daha gür çıkmaya başladı. Meydanlarda ekmek ve barış öncelikli talepler oldu. Kadıköy’de bir araya gelenler her dilden şarkılar ve türkülerle 1 Mayıs’ı kutladı. 1 Mayıs Meydanı olan Taksim’e çıkmak isteyenler ise yine gözaltındaydı.

Son 19 yıl gösterdi ki, Taksim sadece bir meydan değil, Gezi’nin ağaçlarından, 1977’nin karanfillerinden ve AYM’nin tozlu dosyalarından süzülüp gelen bir hafıza… Taksim, hala işçilerin ellerini tutacağı o günü, betonunun altındaki diri ruhuyla beklemeye devam ediyor.