Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına 1 Mayıs’a ilişkin mesajlar vererek başlayan Özel, “1 Mayıs’ta da DİSK’in, KESK’in, TMMOB’un ve TTB’nin çağrısıyla Kadıköy Rıhtım Meydanı’ndaki on binlerle, yüz binlerle bir araya geldik, dayanışmamızı gösterdik. Hep beraber önümüzdeki yıl 1 Mayıs için Taksim’e sözleştik, gelecek sene 1 Mayıs’ta hep beraber Taksim’de olacağız” dedi.
Mayıs ayı enflasyon rakamlarına değinen Özel, Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefinin yüzde 16 olduğunu anımsattı. Özel, iktidarın hiçbir ekonomik hedefini tutturamadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Özel, “Vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla, yaşadıklarıyla dalga geçiyor. Buradan Erdoğan’a söyleyeceğim şudur: O karıncanın kardeşi var, o karıncayı sana ezdirmeyiz. O karıncanın kardeşi CHP’dir. Bu millet senden kurtulmak için Allah’a dua ediyor” ifadelerini kullandı.
Sürece dair açıklamalarda bulunan Özel, “Terörsüz Türkiye, PKK’nın silah bırakması, demokratikleşme adımları atılması, altına birlikte imza attığımız raporun 6. ve 7. kısımları; bu mesele rekabet alanı değildir, bir husumet alanı olamaz, bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır” dedi. CHP olarak hem barışı hem demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini söyleyen Özel, “PKK’yı silahsızlaştıran, Türkiye’de içerideki sorunu bitiren, bütün Kürtler için, ülkelerinde, ülkelerinin birlik ve beraberliği içinde en eşit şekilde yaşayacakları bir yarın için inisiyatif koyan yaklaşımımızı bir kez daha teyit ediyoruz, altına bir kez daha imzamızı koyuyoruz” diye konuştu.
Partisinin yarın Ankara’da görülecek kurultay iptal davasına da değinen Özel, “Yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umuduna butlana şutlana koyanlara söylüyorum. Hey, hepinize söylüyorum. Milletin vermediğini, delegenin vermediğini saraydan dilenenlere söylüyorum. Onun için bu salona ve bütün örgüte söylüyorum. Ayağa kalktınız, yok artık oturmak, hedef iktidar, hiçbir gün yok durmak. Hep beraber gidiyoruz, alınacak iktidar. Millet korkmasın, milleti saracağız, haysiyetsizlerin defterini düreceğiz” ifadelerini kullandı.
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada isim hakkını aldıkları “akpden.com” sitesini de duyuran Özel, “Bundan sonra akpden.com’u yakından takip edin. Köprüleri, otoyolları, babadan dededen miras o canım karlı işletmeleri satmaya kalktıklarında akpden.com’dan hepsini duyuracağız. Bundan sonra gençlerin bilgisayarında, gençlerin cep telefonunda, oyun konsolunda niçin alınamıyor hepsini birden birlikte göreceğiz: akpden.com. Bizi izlemeye devam edin” dedi.
Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Bir haftalık yoğun çalışma takviminin ardından bir aradayız. 1 Mayıs’ta İşçi Bayramı yaklaşırken önce Türk-İş’i ziyaret ettik. Ardından Hak-İş ziyareti, Sayın Genel Başkan’ın taziyesi, cenazesi nedeniyle bir kez daha kendisine başsağlığı diliyorum, ablasını kaybetti, bu haftaya ertelendi.
Ertesi gün 1 Mayıs’ta da DİSK’in, KESK’in, TMMOB’un ve Türk Tabipleri Birliği’nin çağrısıyla Kadıköy Rıhtım Meydanı’ndaki on binlerle, yüz binlerle bir araya geldik, dayanışmamızı gösterdik. Hep beraber önümüzdeki yıl 1 Mayıs için Taksim’e sözleştik, gelecek sene 1 Mayıs’ta hep beraber Taksim’de olacağız.
Geçen hafta grup toplantımıza denk geldiği için Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıl dönümü törenine katılamamıştık. Çarşamba günü Anayasa Mahkemesi Başkanımız Sayın Kadir Özkaya’yı ve mahkeme üyelerimizi ziyaret ettik, tebriklerimizi ilettik.
Dün açıklanan aylık enflasyon, dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Dünyada, enflasyon Türkiye’deki gibi bir sorun olmaktan çıktı. Türkiye, bir aylık enflasyonda yüzde 5’i yakalamış durumda.
TÜİK, 4.18 olarak Nisan ayı enflasyonunu açıklandı. Yıllık enflasyon ise yüzde 32’ye çıktı. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 16’ydı. 4 ayda yıllık enflasyona ulaştık.
Milletimiz hayat pahalılığı altında eziliyor. Ama her şeyi ben bilirim diyen birisi dün bir açıklama yapmış:
‘Açıklanan kritik veriler, Türkiye ekonomisinin küresel krizlerini yönetme kapasitesini ortaya koymuştur’ diyor. Allah’tan kork. Dünyada 100 ülkenin yıllık enflasyonu yüzde 5’in altında, Türkiye’nin bir aylık enflasyonu ise yüzde 4.18’e çıkmış. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla dalga geçiyor.”
Ya gerçekten haberi yok ya saraylara hapsolmuş bir iktidar görüntüsünde vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor, vatandaşın aklıyla, vicdanıyla, yaşadıklarıyla dalga geçiyor.
Buradan Erdoğan’a söyleyeceğim şudur: O karıncanın kardeşi var, o karıncayı sana ezdirmeyiz, o karıncanın kardeşi Cumhuriyet Halk Partisi’dir.
Asgari ücret 4 bin 100 TL eridi, en düşün emekli aylığı 3 bin lira eridi. Ne diyordu Erdoğan? Ne diyordu? ‘3 yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin’ diyordu. Diyor mu? Diyor. Bakın burada, tarih 30 Kasım 2005: ‘3 yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin’ diyor.
3 yılı geçtim Sayın Erdoğan, 3 ayda millet daha az ekmek alır duruma gelmiş. Bu millet sana beddua etmiyor ama senden kurtulmak için Allah’a dua ediyor.
Türkiye yüzde 32.5 enflasyona sahip Avrupa’da yüzde 9 ile Romanya ikinci sırada ve tek haneli. Bizden daha kötü 4 ülke var: Venezuela, Güney Sudan, İran ve Arjantin. Bu 4 ülkeden başka ülke yok enflasyonu bizden yüksek olan. Bütün dünyada gıda enflasyonu yüzde 2.4, ama Türkiye’de yüzde 35 gıda enflasyonu.
Bir yandan da milyarlara milyar katanlar var. Bir mahallede birileri bakkalın önünden geçemiyorsa veresiyeyi kapatamadı diye, aylardır kasaba uğrayamıyorsa öbür birisinin nasıl 500 dairelik parası olur ya? Nasıl 500 dairelik parası olur ve bunun içine de oturup ‘adalet içinde bu ülkede duruyoruz, hepimiz aynı gemideyiz.’ Siz kaptan köşkündesiniz, millet farelerin olduğu o bodrumdaki yerde duruyor. Böyle bir düzen olmaz, bu gemi bundan sonra böyle yüzmez kardeşim. Kaptan değişecek, kaptan!”
Sevgili arkadaşlar, yeni bir hizmet başlattılar. Bundan sonra takip etmenizi öneririm. İsim hakkını da aldık: akpden.com.
Bundan sonra akpden.com’u yakından takip edin. Köprüleri, otoyolları, babadan dededen miras o canım karlı işletmeleri satmaya kalktıklarında akpden.com’dan hepsini duyuracağız.
Ama şimdi akpden.com sıfır bir otomobil; 1.2 milyon lira fiyatı olan bir sıfır otomobil. Var ya bunda .com’da sepete ekle diyorsun. Bak, 1.2 milyon lira, sepete ekle, bastın tık.

Şimdi televizyonlarda 24 saat dış politika yayını yaptırıp onunla millete açlığını unutturmaya çalışıyorlar. Önce herkes şunu bilsin: Bu iktidarın dış politikada ilkesi yoktur, prensibi yoktur. Tek amaçları bir şahsi çıkar meselesi ve iktidarın devamı için birilerinden destek alma meselesidir.
Bugün ülkeyi yönetenler önce şahsını, ailesini, sonra partisini, en son Türkiye’yi düşünmektedirler. Biz bugün kralın üstünde kıyafet yokken akşam o kanallardan yayınlar boyunca, ‘Kralım ne de güzel ipekten kıyafetin var’ diyenlere karşı bir kaç söz söyleyeceğiz. İşin doğrusunu söyleyeceğiz. Hem tarihe not düşmek için hem bu işleri aklı başında izleyen herkese ‘Ne oluyorsa bundan farklı oluyorsa söyleyin, yanıldığımızı bilelim’ demek için.
Bizim şimdi iki çift sözümüz var. Bölgemizde dünya değişiyor. Küresel sistemin dengeleri yeni krizlerin temellerini atıyor ve bu krizler dünyadaki sistemi kökünden sarsıyor. Ülkeler yeni koşullarda kendilerine yeni yön tayin etmeye, yeni ittifak ilişkileri kurmaya girişiyor.
Biz içinden geçtiğimiz bu süreçte Türkiye’nin birinci partisi olmanın verdiği sorumlulukla hareket ediyoruz. Önce ülkemizi, sonra partimizi, en son kendimizi düşünüyoruz. Çünkü ülkenin kurucu partisi olarak 100 yıl önce özgür ve bağımsız Cumhuriyetimizi nasıl kurduğumuzu, hangi bedellerle kurduğumuzu ve onu bugünlere kadar getirecek olan dış politika deneyimini, köklü hariciye geleneğini çok iyi biliyoruz.
Güçlü ülkeler çok kutuplu dış politikaya yönelirken ülkemiz Erdoğan’ın hataları, umutları ve tercihleri yüzünden tek kutuplu, tek bir kutba bağımlı hale gelmiştir. O tek kutup Trump yönetiminden ibarettir. O Trump ki Türkiye’ye yolladığı büyükelçisinin ‘Çok akıllı adam, Erdoğan’da olmayanı veriyor, ondan her istediğini alıyor’ dediği Trump’tır. Bu sözü söyleyen Amerika’da bir meczup ya da şımarık bir köşe yazarı değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’deki resmi temsilcisi büyükelçisidir.
‘Onda olmayanı veriyor’ derken Türkiye’de bir seçimden çıkmış olmasına rağmen demokratik yönetmemesi, yapılan ilk yerel seçimlerde yüzde 65’ini nüfusun CHP’nin (belediyelerin olduğu bölgelerin) kazanması, erken seçimden kaçmasının yanında Türkiye’deki meşruiyet tartışmalarının yanında dünyanın Erdoğan’ı meşru görmediğinin altını kalın kalın çizmektedir.
Ve gözünün içine baka baka ‘Avrupa’da yoksun, Çin’le yoksun, Rusya’da yoksun, Amerika’da biz olmasak yoksun, sen bize muhtaçsın, biz seni tercih ediyoruz’ deyip bir Amerikan Başkanı’nın oğluyla önce İstanbul’da pazarlıklar edip görüşmenin içeriği, görüşme olduğunda ne tavizler verileceğini bu kürsüden söyledik. Alınacak 250 uçağı da, pahalı sıvılaştırılmış doğal gazı da ya da nadir toprak elementleriyle ilgili o Trump’ın ağzını sulandıran, ‘İlk iş dünyada nadir toprak elementi neredeyse oraya saran’ Trump’a bu tavizlerin verileceğini de hepsini buradan söyledik. Sustular, susarak inkar ettiler, Trump’ın tweetinden sonra gizleyemediler.
Şimdi işte o Trump, bir müttefik olarak Amerika’dan bahsetmiyorum, bu iktidarın bağlandığı tek kutup; kendi ülkesinde de itibarı kalmayan, oyları yüzde 30’lara düşen, bu yıl bitmeden Amerika’da topal ördek olacağına hiç şüphe olmayan, hatta diğer kanatta da çoğunluğunu kaybederek dönemin sonunu bile getiremeyecek olan Trump’a bütün ümitlerini bağlamış olan Erdoğan’dan bahsediyorum.
Dünyayı krize sokan Trump yönetimi, dünyada otoriter liderlerle çalışmayı tercih ediyor, net. Macaristan’da Orban’ı tutuyor, Suriye’de Şara’ya yıllarca hazırladık diyor kravat giydiriyor. İran’a bile ilk günlerde ‘Başarılı olacak, dini lideri belirlerken bana soracaksınız, ben söyleyeceğim’ diyor. Dünyanın neresinde bir otoriter varsa onu destekliyor. Sadece kendi mi? Değil. Dünyaya dayatmaya çalıştığı kendince dünya düzeninde teknooligarklar, yani dünyadaki teknoloji şirketlerinin zengin milyarderleri de dünyada nerede bir otoriter var onu seçiyorlar.
Ama sen kimlerle yan yana düştüğüne bakarsan Macaristan’da Orban’la birlikte desteklenen, Hindistan’da Modi’yle birlikte adı anılan, Almanya seçimlerinde Alternatif Für Deutschland, soydaşlarımızı diri diri yakanların siyasi uzantılarını destekleyenlerin Suriye’de Şara derken Türkiye’de de Erdoğan dediklerini Avrupa görüyor, dünya görüyor.
Öyle bir noktadayız ki Trump yönetimi Avrupa’yla ayrışıyor, NATO’dan çıkmaya çalışıyor, kendi rekabet alanlarına yöneliyor. Böyle bir durumda herkes NATO’da Amerika’dan sonra en büyük ordu Türkiye’ye ait olduğu için Türkiye’nin ağırlığının artacağını, Avrupa’nın yükselen güvenlik kaygıları sebebiyle Türkiye’ye yeni alanlar açabileceğini, Türkiye için yeni bir fırsatın ortaya çıktığını hep bütün dünya bekliyordu, bütün dünya söylüyordu.
Ama öyle olmuyor. Çünkü bu iktidar Avrupa’nın ona sunabileceği bu fırsatı göremiyor, Trump’ın ona çizdiği hattan çıkamadığı için değerlendiremiyor. Avrupa’da, Almanya’da ya da Avrupa’nın diğer demokrasilerinde aşırı sağı destekleyenlerin desteklediği Erdoğan’a mesafeli duruyor ve ona sürekli daha önce biz söylediğimizde hiç umursamayanlara birazdan hatırlatacağım ama ona demokrasiyi, Avrupa değerlerini, insan haklarına saygıyı ve tutarlılığı hatırlatıyor.
Dış politikada keyfîleştirilen, şahsileştirilen, Trump’a sadece endekslenen bu iktidar yüzünden ülkemiz Avrupa sisteminden dışlanıyor. Avrupa kendi savunma gücünü kendi içinde arttırmaya yöneliyor. Fransa’nın ardından Almanya da Yunanistan’a açık destek veriyor. Yunanistan savunma alanında stratejik ortak ilan ediliyor. Rusya bugün bize güya nötr bir politika izliyor ama Putin’in kininin ve hırsının nasıl biriktiğini herkes biliyor.
Bu kadar kritik günde S400’ü kutusundan çıkaramadılar. Tepemizde Rusya’nın hatırlatma İHA’ları Sakarya’ya düştü, Ankara’ya düştü, oraya düştü, buraya düştü. Öyle ki çobanlar buldu vıyk vıyk öten İHA’ları. Rusya hatırlatıyor kendini. Öbür taraftan İran hatırlatıyor kendini, atıyor füzeleri. Allah’tan Amerika halen NATO’da bir NATO ülkesi olarak ve korunması gereken üsleri olarak Amerikan gemilerinden atılan savunma füzeleriyle Türkiye’ye atılan füzeler düşürülüyor.
Gelenler bakın sevdikleri, birbirlerini ağırlıyorlar, birbirlerini övüyorlar ve Türkiye’yi o kategoriyle birlikte anıyorlar. Dün Sayın Erdoğan çıkmış, dün ilk kez Avrupa Birliği’ne selektör yapıyor, ilk kez. Biz Avrupa’nın önemini vurguladığımızda ne diyorlardı? Bunlar işi bilmiyor. Avrupa mı kalmış? Avrupa ölü, Avrupa perişan, Avrupa’nın kendine faydası yok diyenler dün Erdoğan’ın Avrupa’nın parçasıyız, bizi Avrupa Birliği’ne alın şeklindeki sözlerini yeni bir açılım olarak söylüyorlar.
Terörsüz Türkiye, PKK’nın silah bırakması, demokratikleşme adımları atılması, altına birlikte imza attığımız raporun 6. ve 7. kısımları; bu mesele rekabet alanı değildir, bir husumet alanı olamaz, bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır. CHP olarak hem katıldığımız komisyon hem altına imzamızı koyduğumuz, hem barışı hem demokrasiyi savunan, hem AİHM hem AYM kararlarını, demorkatikleşmeyi, yargı sorunlarını çözen, hem PKK’yı silahsızlaştıran, Türkiye’de içerideki sorunu bitiren, bütün Kürtler için, ülkelerinde, ülkelerinin birlik ve beraberliği içinde en eşit şekilde yaşayacakları bir yarın için inisiyatif koıyan yaklaşımımızı bir kez daha teyit ediyoruz, altına bir kez daha imzamızı koyuyoruz. Biz hem Türkiye’nin komşularıyla hem dünyayla ilişkilerinin iyi olması hem de iç cephesinin en kuvvetli olması gerektiği zamanda durması gerektiği yeri bilen bir partiyiz.
Maaş alarak yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umudunu butlana, şutlana koyanlara söylüyorum, hey. Hepinize söylüyorum. ‘İstiyorsan hakka varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin. Toprak ol bağrında güller yetişsin.’ Sarayın mermerlerinde oturanlara söylüyorum. Saraydan medet umanlara söylüyorum. Milletin vermediğini, delegenin vermediğini, saraydan dilenenlere söylüyorum. Onun için bu salona ve bütün örgüte söylüyorum. Ayağa kalktınız, yok artık oturmak. Hedef iktidar, hiçbir gün yok durmak. Hep beraber gidiyoruz. Alınacak iktidar. Millet korkmasın. Milleti saracağız, haysiyetsizlerin defterini düreceğiz. Yürüyelim arkadaşlar. Haydi bakalım. Yolunuz açık olsun.”




