Bir şehir dünyayı ağırladı haberiniz var mı?
Sevda Çetinkaya 9 Mayıs 2026

Bir şehir dünyayı ağırladı haberiniz var mı?

“Dünyanın bir çığlığı var, sınırlar yükselir ve diller ayrışırken birbirinden.
Ama burada
Amed’in kadim taşlarının bağrında
kurulan bir sahne var.
Şimdi dünyanın dört bir yanından hikayeler bu sahnede buluşuyor.
Farklı diller, farklı sesler, farklı yaşamlar.
Çünkü tiyatro sadece bir gösteri değil.
Tiyatro karşılaşmadır,
anımsamadır,
umuda sesleniştir.
Kadim Amed’in kalbinde
yeniden buluşuyoruz.
Barış için,
diyalog için,
ve insanlığın ortak hikayesi için.”

22 Nisan ve 2 Mayıs tarihleri arasında Diyarbakır’da gerçekleşen 11. Amed Uluslararası Tiyatro Festivali’nin çağrısıydı bu.

Bir şehir dünyanın neredeyse tüm sahnelerine ev sahipliği yaptı. Bu yıl “Barış İçin Diyalog” temasıyla organize edilen bir festivalin sahnesi oldu Diyarbakır.
19 ülkeden topluluklar geldi, 22 oyun sahnelendi.
Kürtçe, Arapça, Almanca, Fransızca, Ermenice, Ukraynaca, Türkçe, İngilizce birbirine karıştı.
Savaşın içinden gelenler vardı. Kaybettiklerinin yasını hala içinde taşıyanlar.
Bütün bunlar, bu ülkenin en eski şehirlerinden birinin kalbinde oldu.

Eğer İlke TV izlemediyseniz haberiniz olmadı muhtemelen. Ülkenin ‘büyük’ televizyonlarına, holding medyasına ve onların haber portallarına bakarsanız, böyle bir festival yapılmadı. Bağımsız haber siteleri ve Kürt medyası ile bölgenin yerel basını dışında haberiniz olması çok zordu, haklısınız. Bu sahnelerin gerçekten kurulduğundan şüphe bile edebilirsiniz.

Oysa normal bir ülkede bu ölçekte bir festival, televizyonlarda günlerce konuşulurdu.
19 ülke.
20’nin üzerinde oyun.
Çok dilli programlar.
Savaş coğrafyalarından gelen sanatçılar.
Barış ve diyalog teması.
Bunlar herhangi bir kültür sanat etkinliğinin değil, çağın meselelerinin, ruhunun temaları.

Ama bazı şehirler ne yaparsa yapsın hala merkezin görüş alanına giremiyor.

Diyarbakır namı diğer Amed çok uzun zamandır böyle bir yerde duruyor.
Ne tam içeride ne tam dışarıda.
Bakılan ama görülmeyen bir yerde.

Hazır barış ve kardeşlik meselesi bu kadar konuşulurken ve ülkenin ana gündemi olmuşken, bu sefer farklı olur mu diye düşündüğümü itiraf etmeliyim.

Olmadı.

Kaçıranlar için İlke TV’nin medya sponsoru olduğu bu harika festivali birazcık anlatmak isterim. İlke TV’nin YouTube hesabından farklı toplulukların katılımcıları ile yapılan özel sohbetleri izlemenizi de öneririm.

Bu festivalde en az 19 farklı ülkeden topluluk ve sanatçı yer aldı. İsviçre, İran (Rojhilat), Filistin, Irak Kürdistan’ı, Suriye, Ukrayna, Almanya, Danimarka, İtalya, Libya, Nijerya, Ermenistan, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Zimbabve ve Sudan’dan katılımcıları vardı. Bu çeşitlilik, tiyatronun yalnızca estetik değil, politik ve kültürel bir karşılaşma alanı olduğunu bir kez daha güçlü biçimde gösterdi aslında.

Program boyunca 20’nin üzerinde oyun ve performans, bunun yanında çok sayıda panel, söyleşi, seminer ve atölye yapıldı. Sokak performanslarından, sahnedeki tiyatro oyunlarına, klasik metin uyarlamalarından çağdaş kolektif üretimlere kadar geniş bir yelpaze ile oldukça dikkat çekiciydi.

Festivalin öne çıkan başlıklarından biri savaş ve çatışmaydı. Ukrayna’dan Filistin’e, Suriye’den Irak’a uzanan hat, tiyatronun savaş koşullarında nasıl var olduğunu, nasıl tanıklık ettiğini ve nasıl direnç ürettiğini sahneye taşıdı.

Başka bir güçlü damar ise kadın özgürlüğü ve feminist bakış oldu. Kadının sahnedeki temsili, iktidar ve şiddet ilişkilerini yeniden üretmeden özgürleşmiş bir bakış ihtiyacı, hem söyleşilerde hem de bazı oyunların ruhunda gösterdi kendini.

Festival aynı zamanda hafıza, kimlik ve travma konularının etrafında da dolaştı. “Hatırlamak”, “unutmamak”, “yaraların kalıcılığı” gibi temalarla, bireysel ve kolektif geçmişle kurulan ilişkiyi sorguladı.

Göç, sürgün ve yerinden edilme temaları özellikle Ortadoğu ve Afrika’dan gelen toplulukların ana temasıydı. Filistin’den Halepçe’ye, savaşın dağıttığı hayatların izleri sahneye taşındı.

Bu festival tiyatroyu, dünyayı anlama, itiraz etme ve yeniden kurma biçimi olarak sahneledi ve tartıştı.

Festivaldeki her oyun, her panel, her atölye, başka başka coğrafyalardan gelen ama ortak bir yaraya dokunan dünyanın çığlığı oldu:

Bu dünyada birlikte nasıl yaşayacağız?

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.