Maden pazarlığı: Kongo’da isyancılardan Trump’a müzakere çağrısı

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunu kontrol eden M23 isyancı grubu, nadir toprak elementleri ve kritik mineraller karşılığında Trump yönetimiyle doğrudan anlaşma yapmak istediğini açıkladı.

Maden pazarlığı: Kongo’da isyancılardan Trump’a müzakere çağrısı
Maden pazarlığı: Kongo’da isyancılardan Trump’a müzakere çağrısı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 11 Mayıs 2026 20:53

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunu kontrol eden 23 Mart Hareketi (M23) adlı isyancı grup, nadir toprak elementleri ve kritik mineraller karşılığında Donald Trump yönetimiyle anlaşma yapmak istediğini açıkladı.

“Bu mineraller bizim bölgemizde”

The Economist’e konuşan M23 liderleri, kontrol ettiği bölgelerde bulunan nadir toprak elementleri ile kalay, tungsten ve tantal gibi “3T metalleri” için Washington’a doğrudan teklif sundu. Röportaj sırasında dergiye, “ABD neden M23 ile anlaşma yapmalı?” başlıklı özel bir sunum dosyası da verildi.

M23’ün siyasi kanadının lideri Corneille Nangaa, “Bu mineraller bizim bölgemizde. Gelin, konuşalım” dedi.

M23’ün çıkışı, Trump yönetiminin son dönemde Kongo hükümetiyle ilişkilerini güçlendirmesiyle aynı döneme denk geldi. ABD, aralık ayında Kongo ile “stratejik ortaklık” anlaşması imzaladı. Mart ayında ise M23’e destek verdiği belirtilen Ruanda ordusuna yaptırım uyguladı. Nisan sonunda da eski Kongo Cumhurbaşkanı Joseph Kabila yaptırım listesine alındı.

Reuters’a göre ABD’li paralı asker şirketi Blackwater’ın kurucusu Erik Prince’in de Kongo ordusuna danışmanlık verdiği ve yılın başında Güney Kivu’daki bir şehrin geri alınmasına yardımcı olduğu belirtildi.

M23 yöneticileri ise Washington’ın artık meseleye “işlemsel” baktığını düşündüklerini söylüyor. Grup yöneticilerinden Freddy Kaniki, ABD’ye sundukları teklifin, Washington’ın kritik maden tedarik zinciri hedefleri için Kongo hükümetinin tekliflerinden “daha uygulanabilir” olduğunu savundu.

Kongo’nun doğusu dünyanın en zengin maden bölgelerinden biri. Özellikle elektronik sanayiinde kullanılan tantal, tungsten ve kalay gibi mineraller bölgedeki çatışmaların merkezinde yer alıyor.

M23’ün yaklaşık 45 maden sahasını ele geçirdiği belirtiliyor. Bunların en önemlisi ise dünya tantal arzının yaklaşık yüzde 15’ini barındırdığı ifade edilen Rubaya bölgesi.

Kongo hükümeti, Rubaya’yı potansiyel Amerikan yatırımları listesine ekledi. Ancak bölge hâlen M23 kontrolünde bulunuyor.

M23, Kuzey ve Güney Kivu’da yaklaşık 15 milyon kişinin yaşadığı geniş bir alanda fiili yönetim oluşturuyor. Grup, Goma merkezli paralel bir idari yapı kurarken yüzlerce kamu görevlisini değiştirdi ve yeni polis teşkilatı oluşturdu.

Haberde, Goma’daki yeni düzen “Kigalification” yani Ruanda’nın başkenti Kigali’ye benzetilen bir dönüşüm olarak tanımlandı. Sokak temizliği kampanyaları başlatıldığı, motosiklet taksicilerinin yeni birliklere bağlandığı ve yeni polis gücünün Ruanda polisiyle neredeyse aynı üniformaları kullandığı aktarıldı.

Bazı bölge sakinleri küçük suçların azaldığını söylese de zorla silah altına alma ve cinsel şiddet iddiaları sürüyor. Uluslararası Af Örgütü’nün çatışmanın tüm taraflarının toplu tecavüz vakalarına karıştığını belgelediği belirtildi.

Çatışmalar nedeniyle bankaların kapalı kalması ve havaalanının çalışmaması bölge ekonomisini etkiledi. Yerel esnaf gelirlerin dramatik biçimde düştüğünü anlatırken, M23 ise alternatif finans sistemi kurmaya çalışıyor.

Haberde, grubun kontrol ettiği bölgede fiili bir “merkez bankası” işlevi gören yapıdan da söz edildi. M23 bağlantılı yöneticilerin döviz kuru yönetimi ve para arzı üzerine planlar hazırladığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler ve Kongo, Ruanda’yı, M23’e destek vermekle suçlarken Ruanda ise iddiaları reddediyor.

M23, büyük ölçüde, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame’nin de kabilesi olan Tutsilerden oluşuyor.

Son 30 yıldır Kongo’da neler yaşanıyor?

Sömürge döneminde Belçika’nın derinleştirdiği Hutu-Tutsi ayrımı, 1994’te Ruanda’da bir soykırıma yol açtı. Sadece 100 gün içinde, çoğunluğu Tutsi olmak üzere yaklaşık bir milyon insan katledildi.

Soykırım sonrası 2 milyona yakın Ruandalı, Kongo2nun doğusunda yer alan Kivu’ya sığındı.

Bunlar arasında soykırımın failleri olan aşırılıkçı Hutular militan gruplar kurarken, Tutsiler de karşı örgütlenmelere girişti.

Ruanda, Kongo’daki Hutu grupların kendi topraklarına tehdit oluşturduğunu öne sürerek 1996’da Mobutu Sese Seko yönetimindeki Kongo’ya operasyon düzenledi.

1. Kongo Savaşı olarak anılan bu askeri girişim neticesinde diktatör Mobutu devrildikten sonra Laurent Kabila iktidara geldi. Kabila Ruanda ile uzlaşma yoluna girdi.

Ancak Kabila ile Ruanda arasındaki anlaşmanın ömrü kısa sürdü. Kabila, ülkedeki Tutsilerin etkisini azaltmaya çalışınca 1998’de 2. Kongo Savaşı patlak verdi.

Bu savaşta Kongo, Namibya, Angola ve Zimbabve’nin desteğini alırken; Ruanda, Uganda ve Burundi karşı cephede yer aldı.

2001 yılında Kabila suikasta uğradı, yerine oğlu Joseph Kabila geçti ve iki ülke arasındaki barış görüşmelerinin olumlu sonuçlanmasıyla savaş sona erdi.

2009 yılına kadar büyük çatışmalar olmasa da Kongo’da sorunlar bitmedi.

Zira dış güçler ülkenin zengin kaynaklarından yararlanmak maksadıyla istikrarı bozmak için zemin hazırladı.

M23 ortaya çıkıyor

M23 (Mart 23 Hareketi), adını 23 Mart 2009’da Kongo hükümeti ile Kongolu Tutsi (bazı iddialara göre Ruandalı Tutsiler) isyancılardan oluşan CNDP (Halkın Savunması Ulusal Kongresi) arasında imzalanan barış anlaşmasından aldı.

Anlaşma uyarınca CNDP militanları silahlarını bıraktı ve Kongo ordusuna entegre edildi.

3 yıl sonra CNDP militanları kötü muamele gördüklerini iddia ederek ordudan ayrıldılar.

Eski CNDP komutanları, ordudaki yeni pozisyonlarını güç kazanmak ve yasa dışı ticaret yapmak için kullandı.

İsyancılar özellikle ülkenin doğusundaki zengin maden bölgelerinde yasa dışı maden işletmeciliği, haraç kesme ve kaçakçılık faaliyetlerine karıştılar.

Çok sayıda CNDP üyesinin sivil halka yönelik şiddet, zorla alıkoyma ve tecavüz gibi suçlara karıştığına dair insan hakları örgütleri tarafından belgelenmiş raporlar bulunuyor.

Yargılanma korkusuyla ordudan ayrılan militanlar yeni bir yapılanma içine girdiler ve M23 hareketini başlattılar.

M23, kurulduğu tarihten bu yana Tutsi lider Paul Kagame yönetimindeki Ruanda tarafından desteklendiği iddialarıyla gündeme geldi.

Ruanda ise BM raporlarına rağmen halen bu iddiaları reddediyor.

İsyancılar 2012’de Kuzey Kivu’nun başkenti Goma’yı kısa süreliğine ele geçirdi.

Ancak uluslararası baskılar ve Kongo ordusunun BM destekli operasyonları sonucu 2013 yılında yenilgiye uğratıldı ve birçok üyesi Ruanda ve Uganda’ya kaçtı.

2021 itibariyle M23 yeniden güç kazandı ve Kongo’nun doğusunda büyük çaplı saldırılar düzenleyerek bölgedeki istikrarsızlığı artırdı.

Daha önce Kongo ordusuna destek veren Batılı ülkeler bu defa desteğini çekti.

Kongo yurt dışından paralı askerler getirerek orduyu güçlendirmeyi hedefledi ancak paralı askerlere ödenen paranın, Kongo askerlerinin maaşının onlarca katı olması orduyu zayıflattı, nitekim M23 de ilk önce paralı askerleri teslim aldı.