Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, entegrasyon süreci hakkında konuştu.
ANHA haber ajansına verdiği özel röportajda Mazlum Abdi, Suriye geçici hükümetiyle varılan 29 Ocak Anlaşması kapsamında önemli başlıklardan birinin askeri güçlerin entegrasyonu olduğunu belirterek, belli bir ilerlemenin kaydedildiğini dile getirdi.
Bununla birlikte SDG’nin savaşçı sayısının 100 bin civarında olduğu, ancak entegrasyon anlaşması kapsamında şimdiye kadar sadece 4 tugayın kurulduğunun duyurulduğu, bu durumda geriye kalan savaşçıların durumunun ne olacağı sorusuna Abdi, şöyle yanıt verdi:
“Süreç ilerliyor. Fakat hala çözmemiz gereken bazı konular var. Bunlardan biri, var olan gücümüzle ilgili. Biz anlaşmayı yaptığımızda bir sayı üzerinde konuşmadık, sadece askeri teşkilatlanma konusunda anlaşmaya vardık. Fakat sayılarda bir sorun var. Şimdi bunu çözmek istiyoruz. Gerek askeri gerek idari dosyalarda olsun, biz şunun için anlaşmıştık; Özerk Yönetimin çalışanlardan kimse dışarıda bırakılmamalı. Anlaştığımız bu çerçevede şimdi savaşçılarımızın, ki şimdi yürürlüğe girmiş olan askeri teşkilatlanmanın dışında kalmış olanların durumu hakkında bir çalışma var.”
Haseke’deki tabela sorunu
Adli mekanizmalarda yaşanan sorunlar, Haseke adliyesinde son günlerde yaşanan tabela sorunu ve Kürtçeye yönelik Şam hükümetinin tutumu hakkında da konuşan Abdi, şunları dile getirdi:
“Bu konuda bir sorun var. Bunlar uzun süre entegrasyon sürecinin durmasına da yol açtı. Ancak bu son dönemde anlaştık ki sorun çözülsün. Sorun şuydu; Bizim hakim ve savcıların nasıl entegre olacakları belli değildi. Bu yüzden haklı olarak adli makamlardaki çalışanlarımız tepkilerini gösterdiler. Anlaşmaya göre davranılmasını, kimsenin dışarıda bırakılmamasını istediler. Bu konularda bir tartışma yaşandı, çünkü başlangıçta bir anlaşma oluşmamıştı. Bu yüzden süreç durdu, fakat sonra birçok toplantı yapıldı, Şam’da yapıldı, burada yapıldı, birçok düzeyde toplantılar yapıldı. Ben kendim de ilgili kişilerle bir toplantı yaptım. Sonuçta bu sorunun çözülmesi için, Adliyelerde yaşananların sorun olmaması için, yine başka alanlarda da sorunların çözümü için, Afrinlilerin dönüşü, esirlerin serbest bırakılması vesaire için, bütün bu konularda bir yol haritası belirlendi.
Buna göre, bizim yasal durumları uygun olan hakimlerimizin kabul edilmesi gerekiyor. Suriye’nin Baas rejimi zamanından kalan hakimlerin ve bizim Özerk Yönetimin hakimlerinin birlikte çalışabilmeleri için çalışmalar yapılıyor. Yine bir liste verdik, kalan hakim ve savcılarımızın Şam’a gidip hukuki durumlarını netleştirmeleri gerekiyor. Bazı hukuki prosedürlerden geçecekler ve sonra onların da durumu resmileşecek. Bu konuda bir anlayış birliğine varıldı ve bunların başlaması gerekiyor. Zira mahkemelerde bekleyen çok iş var.
Sadece Haseke’de bir sorun çıktı, tabela konusunda, Arapça olsun denildi, resmi olarak böyle olsun denildi. Açıkçası biz de bunun sorun olmasını istemedik, ki diğer bütün işlerimiz de durmasın. Fakat biz bunun da hal olacağını söyledik, yani böyle kalacak diye kabul etmedik. Dil konusunda sorun yok, bizim bölgelerimiz için anlaşmaya vardık. Kobani’de, Qamişlo’da, Derik’te, tüm bölgelerimizde tabelalar iki dilde yazılacak. Adliye tabelalarında Kürtçe de olacak.
(Haseke’deki mesele) geçici süreliğine kabul edilmişti, sorun olmaması için, daha sonra düzeltilecekti. Tabi halkımızın haklı tepkileri oldu, hatta bazı sorunlar da çıktı. Hala gündemde. Fakat bizim için Kürtçe konusu hassastır. Şimdi yine konuşuldu, önümüzdeki günlerde bu meselenin çözülmesi lazım. Biz şimdi diğer tüm çalışmaları engellememesi ve sorun olmaması için kabul ettik, fakat söz verildi, önümüzdeki günlerde bu sorun çözülecek. Haseke’de de diğer yerlerdeki gibi olacak. Bu konu konuşuldu ve çözülecek. Diğer tüm yerlerde de Kürt dili olacak. Halkımızdan bu sürecin ilerlemesi için fırsat tanımasını istiyoruz. Elbette Kürtçe ile ilgili hassasiyetleri için kendilerine teşekkür ederiz. Halkımız elbette Kürtçenin resmi olarak kabul edilmesi için hassasiyetini sürdürmeli de.”
13 numaralı kararname tek başına Kürt dilinin ihtiyaçlarını karşılamıyor
Eğitim alanında Şam hükümeti ile hala sorunlar bulunduğunu kaydeden Abdi, buna dair görüşmelerin devam ettiğini söyledi ve ekledi:
“Biz eğitimin tümden Kürt dilinde olmasını istiyoruz. Biz 29 Ocak anlaşmasında sadece Cumhurbaşkanlığı’nın 13 numaralı kararnamesinde yer alan şekli kabul etmedik, sadece bu çerçevede kabul edilmesini istemedik, anlaşmaya yerleştirmedik. Bu kararname tek başına Kürt dilinin ihtiyaçlarını yerine getirmiyor. Bu yüzden anlaşmada yazdık ki, Kürtçenin eğitim dili olması konusunda bir çözüm bulunması amacıyla Eğitim Bakanlığı ile görüşmeler yapılmalı. Bu konuda bakanlıkla görüşmeler yapıldı ve bir sonuca ulaştık, bu Kürt halkının isteğine uygundur, Kürt dili kabul edildi. Fakat hala Cumhurbaşkanlığı tarafından imzalanmadı, bunu bekliyoruz, bu yüzden bu mesele hala resmileşmemiş durumda. Bunu birkaç kez Şam görüşmelerinde de gündeme getirdik, üst düzeyde dile getirdik. Sistematik olarak reddetmiyorlar, fakat hala duruyor. Bu hala sorundur, hala çözülmemiş durumda. Kürtçenin eğitim dili olması bizim için en temel konudur. Bu çözülmeli. Bunun için mücadele de olacak, görüşmelerimiz de sürecek. Diğer konularda ise sorunlar çözüldü. Çocuklarımızın diplomaları kabul edilmeli. Bu konu gecikti, fakat bir ilerleme var.”
Afrin halkı için çağrı
Afrin’e dönüşlerin devam ettiğini kaydeden Mazlum Abdi, son haftalarda bazı gecikmelerin olduğunu, sorunların aşılmaya çalışıldığını belirtti. Afrinlilerin döndükten sonra Kobani ve Kamışlo’daki Kürtler gibi haklara sahip olması gerektiğini dile getiren Abdi, “Savaşçılarımız orada askerlik yapabilmeli, iç güvenlik mensupları orada da görev almalı, çalışanlarımız orada çalışabilmeli, öğretmenlerimiz orada da ders verebilmeli, Kürtçe eğitim orada da okullarda olmalı. Şunu da söylemeliyim, Afrin halkımız için büyük destek lazım, ekonomik olarak kendine yetebilmesi için destek lazım, işverenlere de çağrıda bulunuyorum, Afrin halkımız için sorumluluk almalılar” dedi.
Esir takası
Esirlerin takası konusunda gecikme olduğunu kaydeden Mazlum Abdi, bu kadar çok esirin olmasının sebebini Şam hükümetinin anlaşmalara riayet etmemesine bağladı. Abdi, Dêr Hafir cephesinden çekilmek için Şam ile anlaşmaya varıldığını, ABD’nin de aracı olduğunu, ancak çekilme sürecinde Şam güçlerinin anlaşmalara riayet etmeyip saldırdığını ve bu yüzden esirlerinin çok olduğunu dile getirdi. Şam hükümetiyle Ocak ayından beri yapılan görüşmelerde esirlerin o zaman bırakılması gerektiği konusunda mutabakata vardıklarını, ancak bunun geciktirildiğini söyleyen Abdi, Şam hükümetinin esir meselesini bir şantaj aracı olarak kullandığını, hala da aynı tutumunu sürdürdüğünü vurguladı. Tüm esirlerin serbest bırakılması için çalıştıklarını belirten Abdi, büyük çoğunluğunun şimdiye kadar serbest bırakıldığı, bir grup sivil ve savaşçının hala esir tutulduğu ve bunların da bu hafta serbest bırakılması için çalıştıklarının bilgisini paylaştı.
‘Toplam can kaybı 260 civarı’
Şam hükümetine bağlı güçlerle Ocak ayında yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren savaşçılara dair de bilgi veren Mazlum Abdi, tüm cephelerde yaşamını yitirenlerin toplam sayısının 260 civarında olduğunu, hepsinin cenazelerini getirdiklerini, ama yine de geride tek bir cenazenin kalmaması için incelemelerinin sürdüğünü aktardı. Abdi, esir takasının tamamlanmasının ardından net rakamları kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladı.
Entegrasyon süreci
Şam ile yapılan anlaşmanın geleceğine dair soruya da yanıt veren Abdi, herhangi bir kriz çıkma ihtimaline ilişkin şunları dile getirdi:
“Biz entegrasyon anlaşması konusunda ciddiyiz, uygulanmasını istiyoruz. Elbette istediğimiz düzeyde değil fakat mevcut şartlarda en mümkün olan şey de buydu. Kazanımlarımızı korumak için bunun üzerinde durmalıyız ve Kürt halkının daha fazla hakları için de mücadele edilmeli.
Ayrıca benzer bir tutumu Şam yetkilileriyle görüşmede de gördüm, sorunların çözümü için, Kürtlerin devlete dahil olması için. Zaten Cumhurbaşkanı ile son görüşmemizde çoğunlukla bu konuda konuştuk, yani Kürtler devlette nasıl yer alacak konusunu ele aldık.
Diyebilirim ki, biz bu anlaşmanın tam uygulanması için çabalayacağız. Halkımızın desteğini de istiyoruz.
Ocak ayında çıkan çatışmanın sonlandırılması için herkes devredeydi, Fransa da, Cumhurbaşkanı Macron günlük olarak, Federe Kürdistan Bölgesi yetkilileri de, İmralı da devredeydi. Bu anlaşma başarıyla tamamlanmalı, aksi kimseye faydası olmayacak.”
Haseke’de parlamento seçimleri süreci
Suriye Parlamentosu için Haseke vilayetinde yapılacak seçime dair de konuşan Mazlum Abdi, Kürtlerin birlik halinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Abdi, aralarında görüş farklılıkları bulunsa da Kürtlerin ortak talepler etrafında Şam’da hareket etmesi gerektiğini ve tek listeyle parlamentoya üye göndermesi gerektiğini vurguladı. (Numedya24)




