Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından İlke TV’nin medya sponsorluğunda düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu kapsamında, Katalonya merkezli CIEMEN (Centre Internacional Escarré per a les Minories Ètniques i les Nacions) ile Diyarbakır Kürt Enstitüsü tarafından düzenlenen “Dil hakları ve barış” panelinde, Kürtçenin statüsü, dil hakları ve karşılaştırmalı deneyimler ele alındı.
İki bölümden oluşan panelin ilk kısmında CIEMEN’den Arnaud Piqué Magdalena ve Jordi Garrell Casanovas, Bağlayıcı Evrensel Dil Hakları Bildirgesi’nin önemine ve Katalonya deneyimine ilişkin sunum yaptı.
Barselona Bildirgesi’nin 30 yıllık mirası
Panelde, 1996 yılında kabul edilen Barselona Bildirgesi’nin 30 yıl sonra hâlâ güncelliğini koruduğu vurgulandı. Bildirgede, dünya dillerinin yarısından fazlasının bağlayıcı bir uluslararası koruma mekanizması olmaksızın yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısı hatırlatıldı.
Konuşmalarda, dilsel çeşitliliğin korunmasının demokratik çoğulculuk için biyolojik çeşitliliğin doğa için taşıdığı önem kadar temel olduğu ifade edildi. Kürdistan’da Kürtçenin karşı karşıya olduğu yapısal sorunların da çatışma çözümü ve toplumsal barışın merkezinde yer aldığı belirtildi.
‘Dil hakları, bir halkın tanınmasıdır’
Forumun medya sponsoru İlke TV’ye konuşan CIEMEN Başkanı David Minoves, Katalanca’nın resmi statü kazanmasının devletin iyi niyetiyle değil, halkın uzun yıllara yayılan mücadelesiyle mümkün olduğunu söyledi.
Minoves, “Katalonya’da iki resmi dil var; İspanyolca ve Katalanca. Ancak bu, İspanyol devletinin iyi niyetinin sonucu değil. Bu, Katalan halkının dili için yürüttüğü büyük seferberliğin sonucudur” dedi.
Dil haklarının yalnızca dilsel bir mesele olmadığını vurgulayan Minoves, şöyle konuştu:
“Bir dilin tanınması, dil haklarının tanınması demektir. Bu da sonuçta bir topluluğun, bir halkın ve bir gerçekliğin tanınmasıdır. Adil bir barış için önce ötekinin var olma hakkını ve farklı olma hakkını kabul etmek gerekir.”
‘Ana dil ilk sosyalleşme alanımızdır’
Ana dilin bireyin kimliğinin temel unsuru olduğunu belirten Minoves, “Ana dil, hayatı ve topluluğumuzu keşfettiğimiz ilk sosyalleşme alanıdır. Eğer bu kimlik tanınmıyorsa, diğer eşit hakların tanınması da mümkün olmaz” ifadelerini kullandı.
UNESCO verilerine dikkat çeken Minoves, “Her iki haftada bir bir dil yok oluyor. Bu yüzyılın sonuna kadar dünya dillerinin yarısından fazlası kaybolabilir. Bu, insanlık için büyük bir trajedidir” dedi.
‘Amed’de kendimi evimde hissediyorum’
Daha önce birçok kez Diyarbakır’a geldiğini söyleyen Minoves, “Amed’de kendimi evimde gibi hissediyorum. Belediye Meclisi tarafından desteklenen bu forumun barış süreci açısından çok önemli bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Kürtçenin hukuki ve politik statüsü tartışıldı
Panelin ikinci bölümünde ise Diyarbakır Kürt Enstitüsü’nden Arda Efe, Ronayi Onen, Dilawer Zaraq ve Nesrin Soydan sunum yaptı.
“Hukuk: Kürtçe kimin dilidir?”, “Dil politikası: Uygulama, aktörler, fırsatlar ve sınırlamalar” ve “Diller aracılığıyla bilginin sömürgecilikten arındırılması” başlıklı oturumlarda, Kürtçenin hukuki statüsü ve kamusal alandaki kullanımının önündeki engeller değerlendirildi.
Bölgesel ve uluslararası yol haritası hedefi
Panel sonunda yapılacak değerlendirmelerle, tehlike altındaki dillerin korunması, geliştirilmesi ve kurumsallaştırılması için bölgesel ve uluslararası düzeyde kullanılabilecek somut öneriler hazırlanması hedefleniyor.
Etkinlikte, farklı ülkelerdeki deneyimlerin paylaşılmasıyla, dil haklarının güvence altına alınmasının toplumsal barış ve şiddetsiz bir arada yaşamın temel koşullarından biri olduğu vurgulandı.



