Türkiye’de milyonlarca genç, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı bu yıl da işsizlik, geleceksizlik ve hak ihlalleri gölgesinde geçiriyor. Eğitimde eşitsizlik, barınma krizi, artan genç işsizliği, ifade özgürlüğüne yönelik baskılar ve derinleşen ekonomik kriz, gençlerin yaşam koşullarını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Yapılan araştırmalar, gençler arasında umutsuzluk, kaygı ve psikolojik kırılganlığın yaygınlaştığını ortaya koyuyor.
Genç intiharları
Gençlerin karşı karşıya kaldığı geleceksizlik, ekonomik sıkıntılar ve dijital şiddet gibi çok sayıda faktör, ruh sağlığı üzerinde giderek artan bir baskı oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre genç işsizlik oranının yüzde 15,3 seviyelerinde seyretmesi, bu tabloyu derinleştiren önemli göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, Türkiye’ye ilişkin 2024 yılı verileri de dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Buna göre intihar edenlerin yüzde 13,7’si 25-29 yaş, yüzde 13,1’i 20-24 yaş, yüzde 12,4’ü 30-34 yaş ve yüzde 8,9’u 15-19 yaş aralığında yer ediyor. Bu veriler, genç ve genç yetişkin yaş gruplarının riskin merkezinde bulunduğuna işaret ediyor.
Son yıllarda kamuoyuna yansıyan bazı genç ölümleri de tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Sibel Ünli, Anadolu Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Resul Alan ve Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, yaşamını yitiren gençler arasında yer aldı. Bu kayıplar; gençlerin yaşadığı sosyal, ekonomik ve psikolojik baskıların çok boyutlu bir biçimde ele alınması gerektiğine dair tartışmaları daha da görünür kılıyor.
İşsiz gençlik
Türkiye’de gençlerin yaşadığı en büyük problemlerden biri işsizlik. DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesinin (EMAR) hazırladığı “Türkiye’de Genç İstihdamı Raporu”na göre, 10 gençten 6’sı istihdama dahil olamıyor. Türkiye’de gençlerin çalışma hayatındaki durumu; işsizlik sorunu, güvencesiz çalışma koşulları, yoksulluk ve sendikalaşma başlıkları üzerinden ele alınıyor. Rapora göre, kayıt dışı istihdam da dahil edildiğinde genç işçilerin yalnızca yüzde 3,8’i sendika üyesi olarak öne çıkıyor.
Eğitimde ve istihdamda yoklar
Öte yandan “Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençler” (NEET) oranı da dikkat çekici düzeyde seyrediyor. Türkiye’de gençlerin yaklaşık dörtte birinin ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığı belirtiliyor. Bu durum, gençlerin üretimden ve toplumsal yaşamdan dışlandığını ortaya koyuyor. Üniversite mezunu işsizliğinin artması ise sorunun boyutlarını daha da derinleştiriyor. Her yıl yüz binlerce genç üniversitelerden mezun olurken, niteliklerine uygun iş bulamayan gençler ya düşük ücretli işlere yöneliyor ya da uzun süre işsizlikle mücadele etmek zorunda kalıyor.
4 binden fazla genç iş cinayetinde yaşamını yitirdi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin (İSİG) verilerine göre, son 10 yılda 4 binden fazla genç işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Eğitimde derinleşen eşitsizlik
Eğitim alanında da tablo giderek ağırlaşıyor. Türkiye’de yükseköğretime erişim artmış olsa da nitelikli eğitim olanaklarına ulaşmadaki eşitsizlik sürüyor. Özellikle büyük şehirlerde üniversite öğrencilerinin en temel sorunu barınma olarak öne çıkıyor. Yurt kapasitesinin yetersizliği ve kira fiyatlarının fahiş şekilde yükselmesi nedeniyle çok sayıda öğrenci eğitim hayatını sürdürmekte zorlanıyor. Öğrencilerin önemli bir kısmı eğitimine devam edebilmek için çalışmak zorunda kalırken, bu durum akademik başarıyı da doğrudan ve olumsuz etkiliyor.
Yargı baskısı
Gençlerin karşı karşıya olduğuyu bir diğer sorun ise ifade özgürlüğü alanındaki kısıtlamalar. Üniversitelerde düşüncelerini ifade eden, protesto hakkını kullanan gençler hakkında açılan soruşturmalar ve gözaltılar son yıllarda artış gösterdi.
Psikolojik yük ve gelecek kaygısı
Ekonomik kriz, işsizlik ve belirsizlik ortamı gençler üzerinde ciddi bir psikolojik baskı yaratıyor. Yapılan araştırmalar, gençler arasında kaygı ve depresyon belirtilerinin yaygınlaştığını gösteriyor. Buna karşın kamusal psikolojik destek mekanizmalarının sınırlı olması sorunu daha da büyütüyor.
Habitat Derneğinin 2025 yılı araştırmalarına göre, gençlerin yalnızca yüzde 45’i gelecekten umutlu olduğunu belirtiyor. İstihdam dışı kalma durumu, doğrudan “psikolojik kırılganlığı” tetikliyor. Gençlerin genel yaşam memnuniyeti oranı yüzde 54 seviyesinde seyrediyor. Bu oran geçmiş yıllara kıyasla (örneğin 2017’deki yüzde 71 seviyesine göre) çok ciddi bir düşüşü ve kronikleşen bir mutsuzluğu gözler önüne seriyor.
Sosyal yaşama erişim
Gençlerin sosyal yaşama ve kültürel faaliyetlere erişimi de oldukça sınırlı. Ekonomik koşullar nedeniyle gençlerin önemli bir bölümünün düzenli spor yapamadığı ve kültürel etkinliklere bütçe ayıramadığı bu tabloda, Toplum Gönüllüleri Vakfının (TOG) hazırladığı “Türkiye 100 Genç Olsaydı” raporu çarpıcı veriler sunuyor. Rapora göre gençlerin yüzde 25’i son 3 ayda herhangi bir kültürel etkinliğe katılmamış; yüzde 51’i konserlere, yüzde 62’si sinemaya, yüzde 90’ı tiyatroya, yüzde 75’i ise müzeye gitmemiş.
Mevcut veriler; Türkiye’deki gençlerin ekonomik kriz ve işsizlikle başlayan, eğitimde eşitsizlik ve barınma sorunlarıyla derinleşen, sosyal dışlanma ile genişleyen, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ve psikolojik baskı altında daha da ağırlaşan çok katmanlı bir kriz içinde yaşadığını gösteriyor. Uzmanlar, bu tablonun gençliğin yalnızca ekonomik alanda değil, sosyal ve siyasal alanlarda da giderek daralan bir çerçeveye sıkıştığını ortaya koyduğunu belirtiyor. Bu durum, geleceğe dair umutları ve toplumsal bağları zayıflatan yapısal bir kırılganlığa işaret ediyor. (MA)




