• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Ceza verilen Bülent Şık: Halkı bilgilendirme sorumluluğumu yerine getirdim

Ceza verilen Bülent Şık: Halkı bilgilendirme sorumluluğumu yerine getirdim

Halk sağlığını tehdit eden ürünlerin pazarlanmasının ve satılmasının toplumsal riskler doğurduğunu belirttiği yazısı nedeniyle ceza verilen Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık, halkı bilgilendirme sorumluluğu olduğunu ve bunu yerine getirdiğini söyledi.

Ceza verilen Bülent Şık: Halkı bilgilendirme sorumluluğumu yerine getirdim
Ceza verilen Bülent Şık: Halkı bilgilendirme sorumluluğumu yerine getirdim
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 21 Mayıs 2026 10:12
  • Güncellenme: 21 Mayıs 2026 10:13

Pandemi döneminde polen, bal, propolis ve bitkisel çaylar gibi ürünlerin kontrolsüz tüketimine ilişkin halk sağlığı uyarıları yapması nedeniyle BEE’O markasının sahibi SBS Bilimsel Bio Çözümler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından dava edilen Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık’a ve davadaki yayıncı tarafa maddi tazminat cezası verildi. Mahkeme ayrıca dava konusu paylaşımların internetten ve sosyal medya ortamından kaldırılmasına hükmetti.

Konuya dair MA’ya değerlendirmelerde bulunan Şık, ciddi sağlık riski doğurabilecek ürünlerin düzensiz tüketiminin yol açacağı sorunları dile getirmenin bilim insanlarının, gazetecilerin, meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının sorumluluğu olduğunu söyledi.

Pandemi sonrası dönemde dünya genelinde gıda krizinin derinleştiğini aktaran Şık, “Pandemi sonrası iki yılda dünyada açlık çeken nüfus yaklaşık 150 milyon arttı. Türkiye’de ise gıda fiyatlarında son 3-4 yılda bazı ürünlerde 7-8 kat, bazılarında 13-14 kata varan artışlar yaşandı. Ülkemizde hane bazında nüfusun yaklaşık yüzde 30-35’i gıda güvencesizliği sorunu yaşıyor. Bu durum, sağlıklı yaşam için gerekli besin ögelerine yeterince erişememek anlamına geliyor ve en çok kadınları ile çocuklu aileleri etkiliyor” dedi.

‘Yoksullukla doğrudan bağlantılı’

Gıda güvencesizliğinin ekonomik kriz, işsizlik ve gelir kaybıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Şık, “Son 3-4 yıl içerisinde gerçekleşen fiyat artışları, gıda güvencesizliği yaşayan kesimin karşı karşıya olduğu sağlık risklerini büyütmüştür. Saha çalışmaları da en çok kadınların ve çocuklu ailelerin bu durumdan olumsuz etkilendiğini gösteriyor. Dolayısıyla güvencesizlik sorunu yaşayan ailelere, özellikle de çok çocuklu ailelere gıda desteği sağlamaya yönelik büyük ölçekli kamusal programlara ihtiyaç var. Bunun da en anahtar yollarından biri, okullarda çocuklara ücretsiz bir öğün yemek sunmaktır” diye belirtti.

‘Doğal diye pazarlanan ürünlerde sağlık tehdidi var’

Yazıları nedeniyle yargılanmasının bilimsel ve kamusal sorumluluğun hedef alınması anlamına geldiğini belirten Şık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Pandemi sürecinde birtakım gıda ürünlerinin, bileşenlerinin ya da takviye gıdaların yanlış reklamları, bu ürünlerin çok büyük ölçekte satılmasına yol açtı. Satış hacminde adeta bir patlama yaşandı. Özellikle internet medyası, sosyal medya ve bu alanda kamusal görünürlüğü yüksek olan ‘influencer’ (sosyal medya ünlüsü) olarak adlandırılan kişiler eliyle pazarlama faaliyetleri yürütülüyor. Bu reklamlar, riskli toplumsal kesimleri sağlık tehdidine daha açık hale getiriyor.”

‘Karar şaşırtıcı olmadı’

Şık, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Polen davasına konu olan, polen ve polenden mamul arı ürünlerinin kontrolsüzce satılabildiğini tespit ettik; bunları mahkemeye de sunup belgeledik. Bitkisel ya da doğal diye pazarlanan çok sayıda ve çeşitli ürün için benzer bir sağlık tehdidi söz konusu. Dolayısıyla bu alanda sosyal medyada yapılan reklamların ayrıca takip edilmesi gerektiğini söyledik, söylüyoruz. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Pandemi Kurulu’nda yer alan bilim insanlarından biriydim. Bitkisel ürünlerin böyle fütursuzca kullanılmasının; bebeklere, çocuklara ve hamilelere önerilmesinin ciddi bir sağlık riski doğurabileceğine dikkat çekmiştim. Ancak herhangi bir yasal düzenleme yapılmadı. Bu ürünlerin pazarlamasında ve satışında hâlâ bir kontrol yok. Bu tip ürünlerin düzensiz tüketiminin çeşitli sağlık sorunlarına yol açacağını dile getirmek bilim insanlarının, gazetecilerin, meslek örgütlerinin ve sivil toplum örgütlerinin sorumluluğudur. Ben de bu sorumluluğumu yerine getirdim. Dava konusu olması ise bir yönüyle şaşırtıcı, bir yönüyle de maalesef şaşırtıcı olmadı.”