Hareket Yönetimi, mevcut sürecin geldiği aşamaya ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile Kürt sorununun çözümüne ilişkin çerçeveyi ortaya koyduğu belirtildi.
‘Silahlı mücadeleyi sonlandırma iradesi ortaya konuldu’
Açıklamada, çağrının ardından PKK’nin ateşkes ilan ettiği, 5-7 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen 12’nci Kongre’de ise fesih ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararı alındığı ifade edildi.
Silah bırakma iradesinin çeşitli adımlarla ortaya konulduğu belirtilen açıklamada, “Demokratik siyaset yapma imkânı sağlandığında silahların bırakılacağı iradesi açık biçimde ortaya konuldu” denildi.
‘Pozitif barış sürecine geçilmeli’
Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın “negatif barış sürecinin tamamlandığı, artık pozitif barış sürecine geçilmesi gerektiği” yönündeki değerlendirmesine yer verildi.
Bu kapsamda demokratik siyasetin önünü açacak özgürlük yasalarının çıkarılması gerektiği belirtilirken, yerel demokrasinin güvence altına alınması çağrısı yapıldı.
Ayrıca Öcalan’ın ikinci aşamada rol oynayabilmesi için “özgür ve serbest çalışır koşullara kavuşmasının” gerektiği ifade edildi.
Bahçeli’nin açıklamalarına tepki
Açıklamada, Devlet Bahçeli’nin daha önce yaptığı “Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü” önerisinin olumlu karşılandığı ancak sonrasında açıklanan yol haritasının olumsuz algı yarattığı belirtildi.
Bahçeli’nin 18 Mayıs’taki açıklamalarında Abdullah Öcalan’a herhangi bir statü tanınmayacağının ifade edildiği belirtilerek, kullanılan dilin “saygı sınırını aştığı” savunuldu.
‘CHP’ye yönelik müdahale tüm siyasal alanı hedef alıyor’
CHP’nin, Türkiye’de yüz yılı aşkın süredir devam eden Kürt sorununun çözümünde rol oynayabilecek bir siyasal aktör olduğu belirtilen açıklamada, buna rağmen CHP’ye yönelik müdahalelerin “Kürt sorununda gerçek bir çözüm iradesinin bulunmadığı” yönündeki düşünceleri güçlendirdiği ifade edildi.
Açıklamada, Kürt sorununun demokratikleşme temelinde çözülmesinin hedeflendiği bir süreçte demokratik siyasal alana yönelik baskı ve müdahalelerin çelişkili olduğu vurgulandı. “Demokrasinin en temel koşulu olan özgür siyaset yapmaya saldırılacak, ardından demokrasiden söz edilecek. Buna demagojiden başka ne denilebilir” ifadeleri kullanıldı.
‘Barış sürecine sabotaj olarak değerlendirilebilir’
Zamanlaması açısından bu gelişmelerin “barış ve demokratik toplum sürecine yönelik sabotaj ve provokasyon” olarak değerlendirilebileceği ifade edildi.
İktidarın mevcut süreci kendi siyasi çıkarları doğrultusunda araçsallaştırdığı yönündeki eleştirilerin de bu gelişmeler nedeniyle güç kazandığı savunuldu. Açıklamada, DEM Parti’nin “CHP’ye yönelik saldırı sadece CHP’yi ilgilendirmiyor” yönündeki değerlendirmesinin yerinde olduğu belirtildi.
‘Saldırının tüm siyasal alana yayılacağı açık’
Açıklamada, geçmişte CHP’nin milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına destek verdiği süreç hatırlatılarak, demokrasi güçlerinin o dönemde “bu uygulamaların bir gün CHP’ye de yönelebileceği” yönünde uyarılarda bulunduğu ifade edildi. Bugün yaşananların bu uyarıları doğruladığı belirtilen açıklamada, CHP’ye yönelik müdahalelerin yalnızca parti içi tartışmalar çerçevesinde ele alınamayacağı vurgulandı.
‘Özgürlük yasaları çıkarılmalı’
Hareket Yönetimi açıklamasının sonunda, barış ve demokratik toplum sürecinin başarıya ulaşması için Abdullah Öcalan ve hareket üyelerinin demokratik siyaset yapabilecek koşullara kavuşturulması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, “İki yıla yakındır bu sürecin başarısı için özgür siyaset yapmanın engelsiz hale geleceği özgürlük yasalarının çıkarılması gerekirdi” denildi.
İktidara çağrı yapılan açıklama, “Türkiye’nin hayrına olacak bir çözüm için gerekli adımlar gecikmeden atılmalı” sözleriyle sona erdi.




