Adem Özgür* | ozguradem25@gmail.com
Bir+Bir Express için “Welatê Xerîbîye’ye Yolculuk”u yazdığımda Hollanda’da yeniydim.[1] Bir sığınmacı teknesindeki insanların hikâyelerine odaklanıyordum. Aradan geçen aylarda iltica sürecinin kendisi beni daha geniş bir tabloyla karşı karşıya bıraktı. Eylemleri izledim, sığınmacılarla konuştum, ayrımcılık hikâyeleri dinledim.[2] Karşılaştığım hikâyeler birbirinden bağımsız değildi.
Bu yönelim yalnızca “yeni gelenleri” hedef almıyor. “Remigrasyon” adı altında dolaşıma sokulan politika özünde tek bir şey söylüyor: Hollanda pasaportu taşıyor olsan da, Hollandacayı anadilinde konuşuyor olsan da, tüm eğitimini, gençliğini, emeğini bu ülkeye vermiş olsan da “yeterince asimile olmamış” sayılıyorsan kapsama giriyorsun. Kimlerin bu ölçütü karşılayıp karşılamadığına kimin karar vereceği ise belirsiz.
Hollanda’da bu tablo bir anda ortaya çıkmadı. 2023 seçimlerinde Geert Wilders’in PVV’si önemli bir zafer kazandı; göç karşıtı söylem Hollanda siyasetinin merkezine oturdu. Wilders koalisyona “tarihin en sert göç politikası” vaadiyle girdi: sığınma başvurularının dondurulması, yeni mülteci merkezlerinin inşasının durdurulması, aile birleşiminin kısıtlanması, çifte vatandaşlığa sahip hükümlülerin sınır dışı edilmesi. Haziran 2025’te bu taleplerin koalisyon anlaşmasına yansıtılmaması üzerine hükümeti bizzat düşürdü.[3] X’e yazdığı birkaç satır yetti: “Sığınma planlarımız imzalanmadı. PVV koalisyondan çekiliyor.”
Wilders’in yarattığı atmosfer kalıcı. Asıl önemli olan ise bunun artık yalnızca PVV seçmenine değil, ana akım siyasi dilin kendisine de sızmış olması.
Bu siyasi iklimin en ağır bedelini ödeyen yer Ter Apel. Hollanda’nın kuzeydoğusunda küçük bir kasaba; ülkenin tek resmi iltica kayıt merkezi. Yıllardır kapasite üstü çalışıyor. 2024’te yer yokluğu insanları zaman zaman açık havada uyumak zorunda bırakıyordu; yetkililer oteller ve boş arazileri geçici barınak olarak devreye alıyordu.[4] Birkaç yıl önce koşullar o denli ağırlaştı ki Sınır Tanımayan Doktorlar Hollanda’ya ilk kez saha ekibi gönderdi. Üç aylık bir bebek o koşullarda hayatını kaybetti.[5]
Peki bu iklim sokakta nasıl karşılık buluyor?
Eylül 2025’te Malieveld’deki gösterinin ardından yeni bir yapılanma hız kazandı: Defend. Pointer ve Justice for Prosperity’nin araştırmasına göre o tarihten itibaren düzenlenen göç karşıtı protestoların büyük bölümünde Defend üyeleri yer aldı; birkaç ayda 2 gruptan 35 yerel şubeye ulaşıldı.[6] Örgüt kendini “endişeli vatandaşlar” olarak sunuyor. Kapalı Telegram kanallarında ise sığınmacılar maymunlara benzetildi, Yahudiler “istenmeyen” ilan edildi, Müslümanlar “dünyanın kanseri” olarak nitelendirildi. Bir yöneticinin sesli mesajı stratejiyi şöyle özetliyor: “Malieveld’de kaybolmak yerine kararların alındığı küçük belediye binasının önünde durmak çok daha etkili.” Bu yıl protesto düzenlenen onlarca belediyede sığınmacı kabulü planları ertelendi ya da rafa kaldırıldı.[7]
Doğrulanmamış taciz iddiaları giderek daha çok dolaşıma sokuluyor; her vaka sığınmacı merkezlerini toplumsal bir tehdit olarak sunan anlatıyı beslemek için kullanılıyor. Bu söyleme itiraz etmek giderek güçleşiyor. İtiraz etmek, “gerçekleri görmezden gelmek” olarak yaftalanıyor.
Ama asıl mesele sokakla sınırlı değil. Bir zamanlar yalnızca aşırı sağ çevrelerde savunulan birçok öneri bugün Avrupa’nın göç politikalarında karşılık buluyor. 12 Haziran’da yürürlüğe girecek AB Göç Paktı bunun en kapsamlı örneği. Pakt, iltica başvurularının büyük bölümünün sınırlardaki kapalı geçiş merkezlerinde hızlandırılmış prosedürlerle sonuçlandırılmasını öngörüyor. Başvurusu reddedilenler Avrupa’ya adım atmadan sınır dışı edilecek. Üye devletler sığınmacı kabul etmek yerine para ödeme seçeneğine sahip olacak: ya insan al, ya para öde. Geri gönderme merkezlerinin üçüncü ülkelerde kurulması da gündemde. AB bu düzenlemelerle mülteci meselesini hem hukuki hem coğrafi olarak kendi dışına taşıyor.
Bu ayın sonunda Portekiz’de düzenlenecek ikinci Avrupa Remigrasyon Zirvesi bu tablonun ideolojik çerçevesini görünür kılıyor.[8] Organizatörler remigrasyonu “ülkelerimizi parçalayan onlarca yıllık çok kültürlülüğe karşı yirmi ila otuz yıllık bir süreç” olarak tanımlıyor. Kimleri kapsıyor? Kaçak göçmenleri, yasal yollarla gelenleri ve vatandaşlık almış ama “yeterince asimile olmamış” sayılanları. Tartışma artık insanların nereden geldiğinden çok, kime ait sayıldıklarıyla ilgili.
Antifaşist gösteriler birçok şehirde faşist gösterilerden daha kalabalık geçiyor. Sendikacılar, iklim aktivistleri, sosyalistler, farklı geleneklerden insanlar aynı meydanlarda buluşuyor. Direniş var. Ama direniş, baskının yarattığı hasarı durdurmaya yetmiyor. Kaldığım kampta insanlar belirsizliğin yarattığı baskıyı artık açıkça konuşuyor; yakın dönemde yaşanan intihar vakaları bu kaygıları derinleştiriyor.[9] Tartışmalar kopuşlara dönüşüyor. Kalmak da geri dönmek kadar tehlikeli hissettiriyor.
Ve bu yalnızca Hollanda’nın meselesi değil. Avrupa sağının giderek daha koordineli hareket ettiği, göç karşıtı söylemlerin parlamentolarda normalleştiği bir dönemdeyiz. Buna rağmen Türkiye medyasında bu tablo neredeyse görünmez. Oysa Avrupa’nın sığınmacı politikası yalnızca mültecilerin değil, kıtanın siyasi geleceğinin de nasıl şekilleneceğini belirliyor.
Kaynaklar
[1] Welatê xerîbîye’ye yolculuk – Bir+Bir Express, 2024 https://dergi.birartibir.org/2024-2/welate-xeribiyeye-yolculuk/
[2] Gemide programı – Spot Basın Kooperatifi / YouTube https://youtube.com/playlist?list=PL8QZGToWAro9rl2wz4RBKmjhOs9hO9AmY
[3] Wilders koalisyondan çekildi – Medyascope, 2025 https://medyascope.tv/2025/06/03/geert-wilders-cekildi-hollandada-koalisyon-hukumeti-coktu/
[4] Ter Apel kabul krizi – De Groene Amsterdammer, 2024 https://www.groene.nl/artikel/toen-de-zon-nog-op-onze-gezichten-viel
[5] Ter Apel’de bebek ölümü, MSF müdahalesi – Al Jazeera, 2022 https://www.aljazeera.com/news/2022/8/25/probe-under-way-in-netherlands-after-baby-dies-at-asylum-centre
[6] Defend gruplarının büyümesi – Pointer / KRO-NCRV, 2026 https://pointer.kro-ncrv.nl/extreemrechts-defend-groeien-steeds-zichtbaarder
[7] Intimidatie werkt – De Groene Amsterdammer, 2026 https://www.groene.nl/artikel/intimidatie-werkt
[8] Avrupa Remigrasyon Zirvesi – Remigration Summit, 2026
https://remigrationsummit.com
[9] Kürt mülteci intihar etti – Yeni Özgür Politika, 2026 https://www.ozgurpolitika.com/haberi-kurt-multeci-intihar-etti-211186
*Adem Özgür, Hollanda’da göç, mültecilik ve diaspora politikaları alanlarında çalışan bir gazeteci. Spot Basın Kooperatifi’nin YouTube kanalındaki “Gemide” programını hazırlayıp sunuyor; yazıları ve haberleri Türkiye ile Hollanda medyasında yayımlanıyor. Amsterdam Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü’nde (AISSR) misafir araştırmacı olarak çalışıyor. 2025’te “Welatê Xerîbîye’ye Yolculuk” başlıklı yazısıyla 32. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri’nde Türkçe Haber dalında birincilik ödülü aldı.




