Hakkındaki davalar nedeniyle Diyarbakır’dan İsviçre’ye giderek iltica başvurusunda bulunan Ahmet Tabu, 29 Mayıs’ta göçmen kimliğinin süresini uzatmak amacıyla gittiği İsviçre’nin Frauenfeld kentindeki göçmenlik ofisinde gözaltına alındı. İşlemlerin ardından Tabu’nun Zürih Havalimanı’ndaki cezaevine götürüldüğü ve burada tutulduğu öğrenildi.
Aynı süreçte birlikte havalimanı cezaevinde tutulan Mehmet Agid Bağdu ile birlikte Tabu’nun, maruz kaldıkları hak ihlallerine karşı açlık grevine başladıkları bildirildi.
Ailesi, Tabu’dan ilk haberi 2 Haziran’da alabildi.
Aileden serbest bırakılma çağrısı
Tabu’nun ailesi, yaşananlara ilişkin endişelerini dile getirerek bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Abla Mizgin Tabu, 2022 yılından bu yana kardeşinin iltica talebinin iki kez reddedildiğini ancak hukuki sürecin henüz tamamlanmadığını belirtti.
Kardeşinin geçici kimlik belgesinin süresinin dolması nedeniyle yenileme işlemleri için bir arkadaşıyla birlikte göçmenlik makamlarına gittiğini aktaran Mizgin Tabu, burada gözaltına alındığını ve ters kelepçeyle Zürih Havalimanı cezaevine götürüldüğünü söyledi. Tabu’nun yanında bulunan arkadaşının aileye ulaşarak durumu bildirdiği de aktarıldı.
‘Kötü muamele, çıplak arama’
Gözaltı ve sevk sürecine ilişkin ciddi iddialar da gündeme geldi. Mizgin Tabu, kardeşinin kendilerine ulaştırılan bilgilerde kötü muameleye maruz kaldığını, mahkemeye çıkarılmadan önce ise çıplak aramaya tabi tutulduğunu ifade etti.
Açıklamasında süreci şu sözlerle aktardı:
“Kardeşim, hakkındaki hukuki süreç tamamlanmadan sınır dışı edilmek istenmesinin hukuka aykırı olduğunu ve bu uygulamayı kabul etmediğini söyledi. Kardeşim ayrıca 2 Haziran’da açlık grevine başladığını söyledi. Daha önce cezaevinde bulunduğu dönemde gerçekleştirdiği açlık grevlerinden farklı olarak bu kez yalnızca şekerli su ve su tükettiğini, herhangi bir gıda almadığını ifade etti. Daha sonra aynı cezaevinde bulunan Mehmet Agit Bağdu’nun da açlık grevine katıldığını öğrendik. Her ikisinin de eylemi sürüyor.”
Açlık grevi sürüyor
Mizgin Tabu, açlık grevinin daha ciddi sağlık sorunlarına yol açmadan sonlandırılmasını istediklerini belirterek kardeşi ve birlikte tutulan kişilerin durumunun adil ve hukuka uygun şekilde değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Tabu, “Özgürlüklerine kavuşmalarını ve haklarının korunmasını istiyoruz” dedi. Ayrıca İsviçre’de yaşayan insan hakları ve mülteci hukuku alanında çalışan hukukçulara ve sivil toplum kuruluşlarına da çağrı yaparak, “Sesimizi duyanların bu durumla ilgilenmesini, hukuki sürece destek vermesini ve gerekli itiraz mekanizmalarının işletilmesine katkı sunmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Anne Fayime Tabu: Oğlum 80 gün açlık grevi yapmıştı
Ahmet Tabu’nun annesi Fayime Tabu ise oğlunun geçmişte Türkiye’de tutuklu bulunduğu 2014-2018 yılları arasında 80 gün açlık grevine girdiğini hatırlatarak endişesini dile getirdi.
Oğlunun kendilerine ilettiği mesajları da aktaran anne Tabu, İsviçre’de talepleri karşılanana kadar açlık grevini bırakmayacaklarını söylediğini belirtti. Ayrıca Türkiye’ye iade edilmesi durumunda yeniden tutuklanacağını ifade etti.
Fayime Tabu şunları söyledi:
“Buraya gelirse bırakıp bırakmayacaklarını bilmiyoruz ama burada cezaevinde olanları bırakmıyorlar. Türkiye’ye geldiği zaman yine tutuklayacaklar. Tutuklanmasını istemiyoruz. Orada oturum vermelerini istiyoruz. Oğlum açlık grevinde ve bizde doğru düzgün bir şey yiyemiyoruz”
Süreç çağrısı
Fayime Tabu, açıklamasında Kürt meselesinin demokratik çözüme dair devam eden sürece de işaret ederek Avrupa’daki mültecilerin durumuna vurgu yaptı. Tabu, şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa’da olanlar buraya gelsin, ölüm, tutuklama olmasın istiyoruz. Uzak olmayı, birbirimize hasret kalmayı istemiyoruz. Ama burada yine tutuklanacak. Hala hasta olan tutsaklar bırakılmıyor. Cezası bitenleri bırakmıyorlar.”
Ayrıca yetkililere ve hukukçulara seslenen anne Tabu, “Vekillerimiz, halkımız, avukatlar oğlumla ilgilensin. Bizim yapacak bir şeyimiz yok. O yüzden ilgilenmelerini, bize bir şey söylemelerini istiyoruz” dedi. (MA)
Kürt trans aktivist Bella Demhat: Beni normal bir uçakla Türkiye’ye göndermeyeceklermiş




