Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’ndaki “Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni” programına katıldı.
Erdoğan’ın konuşmasında Kürt meselesinin çözümü için devam eden sürece değinerek, “Bugün kendi önceliklerimiz ve yöntemlerimizle yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin de Körfez Bölgesi’nden Kuzey Afrika’ya ve Doğu Akdeniz’e uzanan kararlı adımlarımızın da gerisinde işte bu artan özgüven, cesaret, planlama ve bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır. Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye’nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacak.” dedi.
Güvenliği de değinen Erdoğan, “Şunu gayet iyi biliyoruz ki, gardımızı indirdiğimiz rehavete kapıldığımız anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar. Sadece kendi bekamız için değil, dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz bölgemizin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmeyen, kendi huzuru kadar dost ve kardeşlerinin de huzurunu isteyen bir ülkeyiz” şeklinde konuştu.
‘Türkiye olarak kendimizi en hızlı biçimde adapte etmeye çalışıyoruz’
Günümüzde tehditlerin doğasının, savaşların tekniğinin, ittifakların işleyişinin ve toplumsal risk alanlarının hızlı bir değişim geçirdiğini kaydeden Erdoğan, “Savaş meydanında artık tanklar, uçaklar ve füzeler kadar, onlara istikamet veren yazılım ve donanımlar da belirleyici bir rol oynuyor. Yani hemen her alanda ön kabullerin yıkıldığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye olarak bu süreci takip etmekle kalmıyor, kendimizi en hızlı biçimde buna adapte etmeye çalışıyoruz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiş teknolojik özerkliği milli güvenliğimizi ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Erdoğan veri güvenliğine de büyük önem verdiklerini belirterek, “Veri altyapısını güvence altına alamayan bir ülke, ekonomik istikrarını, savunma kapasitesini ve vatandaşlarının mahremiyetini temin edemez. Bir diğer mesele, kullanımı giderek yaygınlaşan yapay zeka teknolojisidir. Doğru kullanıldığında, yapay zeka karar alma süreçlerini hızlandırmakta, riskleri erken tespit etmeyi sağlamaktadır. Ancak yapay zeka ciddi riskler de barındırmaktadır. Yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları, toplumsal psikolojiyi, sahte içerikler ise demokratik süreçleri zehirlemektedir. Gerçek ile yalan arasındaki çizginin giderek kaybolduğuna şahit oluyoruz. Yapay zekayı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur” dedi.
Bugün savaşların cepheyle birlikte siber alanda uydu sistemleri üzerinden, sosyal medya platformlarında eş zamanlı yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, cephe ile cephe gerisi arasındaki sınırın bulanık hale gelirken, sivil ve askeri alan ayrımının da günden güne zayıfladığını dile getirdi. Erdoğan şunları kaydetti:
“Demokratik reformlarımızda özgürlük ve güvenlik arasında çok hassas bir denge yakaladık. Bunların yanı sıra dış temsilciliklerimizin sayısını artırarak, yeni anlaşmalar ve nakil hatlarıyla enerji arz güvenliğimizi sağlayarak, sağlık altyapımızı modernize ederek, afetle mücadele kapasitemizi güçlendirerek Türkiye’yi iddiaları ve hedefleriyle uyumlu bir bünyeye kavuşturmuş olduk. Sahip olduğumuz bu kapasitenin değerini etrafımızı kuşatan kriz fırtınasına baktığımızda çok net görebiliyoruz. Tarihin ve kaderin bize yüklediği sorumlulukların idrakinde olarak inşallah bu kapasiteyi içeride ve dışarıda tahkim etmeye devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı ifadesinde anlamını bulan büyük ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz.”




