Bu dillerin bir kısmının göçle gelen ve zamanla yerlileşen diller olduğunu, bir kısmının ise bu coğrafyanın kadim dilleri arasında yer aldığını belirten Aslan, “Rumca, Ermenice ve Kürtçe gibi diller. Kendi araştırmalarımda bu sayının 21’in de üzerinde olduğunu gördüm” dedi.
Dillerin coğrafi dağılımının dikkat çekici olduğunu vurgulayan Aslan, şehirlerin etnik ve dilsel çeşitliliğin özgün merkezleri olduğunu ifade etti.
Arapça konuşan nüfusun yüzde 38’inin Mardin’de, Ermenice konuşanların yüzde 70’inin İstanbul’da, Tatarca konuşanların ise yüzde 37’sinin Eskişehir ve Ankara’da yaşadığını aktardı.
Aslan, Arnavutça, Pomakça ve Gürcüce dillerinin sokakta, pazarda konuşulmasının da yasaklandığına dikkat çekerek, “Yasak kararı hoparlörlerle anons yapılıyor. Oysa şehir tam da bu göçmenlerin şehri. Onların ana dilini sokakta ve pazarda yasaklayan tuhaf bir politika gelişti. O politika Kürtlere çok daha enteresan bir şekilde yansıdı; çok daha ağır sonuçlar doğurdu” ifadelerine yer verdi.
Kürtçeye ilişkin verilerin daha çarpıcı bir tablo ortaya koyduğunu dile getiren Aslan, 1927 nüfus sayımı verilerine göre Diyarbakır’da ana dili Kürtçe olduğunu söyleyenlerin sayısı 132 bin, Türkçe olanların ise 56 bin olduğunu belirtti. Siirt’te Kürtçe konuşanların 75 bin, Türkçe konuşanların 5 bin; Van’da ise Kürtçe konuşanların 57 bin, Türkçe konuşanların 17 bin olduğunu söyledi. Mardin ve Hakkari’de de benzer bir tablo olduğunu kaydeden Aslan, “Hakkari daha tipik bir örnek. Toplam nüfusu 17 bin olarak kayıtlara geçmişti. Bu nüfus içinde ana dilim Türkçe diyenlerin sayısı bin 44’dü” dedi.
‘Birçok şehirde ana dili Kürtçe diyenlerin oranı Türkçe diyenlerin birkaç katıydı’
Dönemin politik baskılarına rağmen bu verilerin ortaya çıktığını belirten Aslan, “Buna rağmen birçok şehirde ana dili Kürtçe diyenlerin oranı Türkçe diyenlerin birkaç katıydı. Ancak bu sosyolojik gerçekliğe karşı ‘hepsini Türkleştirelim’ politikası geliştirildi” dedi.
Bu politikanın özellikle iskân ve dil yasaları üzerinden hayata geçirildiğini vurgulayan Aslan, yer isimlerinin değiştirilmesi için komisyonlar kurulduğunu ve çoğul sosyolojik yapının yerine tekçi bir anlayışın inşa edildiğini söyledi. Türkiye’nin bu tarihsel deneyimle yüzleşmediğini ifade eden Aslan, “Türkiye’yi makul olmaya, mağdur ettiği tüm sosyolojik kesimlerle yüzleşmeye ve bu kesimlere alan açmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
‘Demokratik Cumhuriyet’in başarısında kadın özgürlükçülüğüne dair yaklaşım belirleyici olacak’
Avukat Ruşen Seydaoğlu da ‘demokrasinin, barışın ve özgürlüklerin inşasında kadınların kurucu rolü’ne dikkat çekti.
Kürt kadın hareketinin uzun yıllar boyunca daha çok direniş kültürü üzerinden tanındığını belirten Seydaoğlu, 50 yıllık süreçte bu hareketin kendi teorisini üreten bir yapıya dönüştüğünü ifade etti. Seydaoğlu, kadın hareketine ilişkin şunları söyledi:
“Kürt kadın hareketini özgür kadın hareketine dönüştüren temel politikalardan biri; ulus-devletlerin ve ulusötesi sermayenin bürokratik ilişkilerine karşı dayanışma, ortak mücadele ve ağlar kurmaya dayanıyordu. Bu yaklaşım, kadın diplomasisi ve demokratik kadın konfederalizmi modeliyle hareketin yalnızca Kürt kadınlarıyla sınırlı kalmayıp dünya çapında bir özgür kadın hareketine dönüşmesini sağladı.
Bu 50 yıllık süreçte Kürt kadın hareketi gelişip filizlenirken, erkek egemen toplum yapısında Başkan Öcalan’ın kadınlarla kurduğu yoldaşlık ilişkisi önemliydi. Bizim açımızdan kadın özgürlükçü sistem, demokratik cumhuriyetin bir prototipini sunmaktadır. Demokratik Cumhuriyet’in turnusolu ve başarılı olup olmayacağında kadın özgürlükçülüğüne dair yaklaşım belirleyici olacaktır. Biz aslında Cumhuriyeti demokratikleştirecek bütün kesimlerinde mücadeleyi, talepleri ortaklaştıran ve kadın özgürlükçülüğü esas alan bir yerden bakıldığı taktirde demokratik cumhuriyetin çok yakın olduğuna inanıyorum.”
🔴Hukukçu Ruşen Seydaoğlu: “Cumhuriyeti demokratikleştirecek bütün kesimlerin mücadeleyi ortaklaştıran, talepleri ortaklaştıran ve kadın özgürlükçülüğünü esas alan bir yerden yürüdüğü takdirde demokratik cumhuriyetin çok yakın olduğuna inanıyoruz”
➡️İzlemek için:… pic.twitter.com/Bp7siSixZP
— İlke TV (@ilketvcomtr) June 14, 2026




