Kürt edebiyatçı-şair Cegerxwîn’in yaşamını konu alan “Kî me Ez!” adlı belgesel filmin gala gösterimi, 20 Haziran’da İsveç’in Stockholm kentinde gerçekleştirilecek. Yönetmenliğini Esin Akgül’ün üstlendiği belgesel; Cegerxwîn’in hayatını, edebi mirasını ve Kürt kültürüne bıraktığı derin etkileri izleyiciyle buluşturmayı amaçlıyor.
Kürt edebiyatında önemli çalışmalar gerçekleştiren sanatçıların da olduğu belgesel gösterimi, yalnızca bir şairin yaşam öyküsünü değil, aynı zamanda Kürt edebiyatının önemli bir dönemine de ışık tutuyor. Filmde, Cegerxwîn’in ailesinin yanı sıra Kürt müziğinin dünyaca tanınan isimlerinden Ciwan Haco ve Ferhat Merde de yer alıyor.
Yapımcılığını Bêje Production’ın üstlendiği “Kî me Ez!”, yönetmen Esin Akgül’ün belgesel çalışmalarındaki yeni halkayı oluşturuyor.
Esin Akgül, 2010-2012 yıllarında Türkiye’de çektiği “Min Kîyim” adlı Şêbizeynî Aşireti belgeseli ve 2021-2022 yıllarında Avrupa’da hazırladığı “Lêger” adlı İç Anadolu tarihi belgeseliyle dikkat çekmişti.
Cegerxwîn’in edebi ve kültürel mirasını uluslararası bir platformda yeniden gündeme taşıyacak olan belgesel gösterimi, Hallunda Folkets Hus’ta gerçekleştirilip çok sayıda kişinin katılımı bekleniyor.
‘Kî me Ez?’ Stockholm’de gala yapacak: Cegerxwîn belgeseli izleyiciyle buluşuyorhttps://t.co/k9Aaz5j7fp pic.twitter.com/uyLYm3WdG9
— İlke TV (@ilketvcomtr) June 14, 2026
Cegerxwin hakkında
Asıl adı Şehmus olan Cegerxwîn, 1903 yılında Mardin’in (şu an Batman’a bağlı) Gercüş ilçesine bağlı Hesarê beldesinde dünyaya geldi. 1914 yılında ailesiyle Rojava’nın Amûdê kentine göç etti ve burada hem çobanlık yaptı hem de tarlalarda çalıştı. 18 yaşına bastığında Diyarbakır’a gelen Cegerxwîn, buradaki medrese eğitiminde Kürt kültürü ve dünya edebiyatı klasikleriyle tanıştı. Şeyh Said’in öncülüğünde başlatılan ayaklanmanın bastırılmasının ardından ilk olarak IrakKürdistan Bölgesi’ndeki Revanduz, daha sonra Bağdat’a geçen Cegerxwîn, daha sonra tekrardan Amûdê’ye geçti.
Cegerxwîn, burada kimi Kürt dini önderlerin yanında ders aldı ve 1928 yılında Kürtçe şiirler yazmaya başladı. Cegerxwîn, Celadet Elî Bedirxan ve yol arkadaşlarının Suriye’nin başkenti Şam’da 1932’de çıkardığı Hawar dergisinde, tanındığı ismi ilk olarak kullanmaya başladı. Cegerxwîn, bunun nedenini ise, “Halkım gibi yaralıyım ben de. Yüreğim yaralı. Kanıyor ciğerim. O yüzden adım ciğeri yaralı Cegerxwîn” şeklinde açıkladı.
Ağrı İsyanı’nda büyük role sahip Xoybûn örgütünün içerisinde de yer alan Cegerxwîn, 1946 yılında Kamışlo’ya geçerek, politik faaliyetlerini sürdürdü. Cegerxwîn, aynı yıl Civata Azadî û Yekîtiya Kurd (Özgürlük Meclisi ve Kürt Birliği) adlı siyasi yapılanmanın başına geçti. 1948’de Suriye Komünist Partisi’ne üye olan Cegerxwîn, 6 yıl sonra Suriye’de parlamentoya girebilmek için mebus adaylığını ilan etti.
Cegerxwîn, 1957 yılına kadar Cizîrê İçin Barış Komitesi adlı kuruluşun başkanlığını yaptıktan sonra, Suriye Komünist Partisi’nden ayrılarak Suriye Kürdistan Demokrat Partisi’ne katıldı. 2 yıl sonra tekrardan Irak’a geçen Cegerxwîn, Bağdat Üniversitesi’nde Kürtçe ders veren ilk öğretmen oldu. Cegerxwîn, bu süreçte Kürt dili için birçok çalışmaya imza atarak, çok sayıda öğrenci yetiştirdi.
Cegerxwîn, 1963 yılında siyasi faaliyetlerinden kaynaklı Şam’da tutuklandı. Cegerxwîn, serbest bırakıldıktan sonra sırasıyla Federe Kürdistan Bölgesi, Lübnan ve İsveç’in Stockholm kentine geçti. 22 Ekim 1984 yılında Stockholm’de hayatını kaybeden Cegerxwîn’in naaşı doğduğu topraklara getirilerek, Kamşlo’da defnedildi.
Cegerxwîn, Mardin’den Stockholm’e, Bağdat’tan Lübnan’a, Kuzey ve Doğu Suriye’den Kürdistan Bölgesi’ne uzanan yaşamı boyunca birçok değerli eser kaleme aldı. Eserlerinde öne çıkan temaların başında, Kürt halkının burjuvaziye karşı mücadelesi geldi. Cegerxwîn, Kürtlerin maruz kaldığı baskılar, inkar ve asimilasyonun yanı sıra eşitsizlik, yoksulluk, sömürü çarkını şiirlerinde yoğurdu. Yine Cegerxwîn’in şiirlerindeki özgürlük, barış ve savaş karşıtlığı da dikkati çekti.
Eserleri
Cegerxwîn, “Prîsk û Pêtî (1945)”, “Sewra Azadî (1954)”, “Kî me Ez? (1973)”, “Ronak (1980)”, “Zend-Avista (1981)”, “Şefeq (1982)”, “Hêvî (1983)”, “Aşîtî”, “Salar û Mîdya” ve “Şerefnama Menzûm” adlı divanları ile çok sayıda öykü ve araştırmayla Kürt edebiyatına büyük bir katkıda bulundu. Söz konusu eserlerin bazıları sonradan yasaklansa da, birçok şiiri yıllar içinde çok sayıda sanatçı tarafından seslendirildi.




