Bu yıl “Tahayyül” temasıyla düzenlenen 12. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü, yasak kararlarına rağmen Kadıköy’de gerçekleştirildi.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki’nin de yer aldığı yürüyüşte açılan pankartta, “Deniz’den Arya’ya Poyraz olup eseceğiz” ifadeleri yer aldı.
Ablukalara rağmen bir araya geldiklerini belirten translar, “Çünkü biz tahayyül ederiz ve gerçek olur” dedi.

(Fotoğraflar: Yusuf Çelik)
‘Birbirimizi kentin dört bir yanında bulduk’
Kalamış’ta bir arayan gelen translar, okudukları basın açıklamasına şu sözlerle başladı:
“Ne demiştik bu yıl; Özgürce hayal kurabilmek politik bir eylemdir. Her şeyi dönüştürmek mümkündür ve her şey sorgulanabilir’ Dediğimizi de eyledik! Özgürce hayal kurduk! Şehri ve alışılagelmiş yolları dönüştürdük!
Son yıllarda bıkmadan denedikleri gibi yine tüm şehri ablukaya alıp bizi engellemeye çalıştılar, ancak yine buradayız. Birbirimizi sokaklarda, kentin dört bir yanında bulduk. Birbirimize çare, nefes olduk.”
12. Trans Onur Yürüyüşü Kadıköy’de gerçekleştirildi: ‘Tahayyül ederiz ve gerçek olur’
Ablukalara ve engellemelere rağmen bir araya geldiklerini vurgulayan translar, “Birbirimizi sokaklarda, kentin dört bir yanında bulduk. Birbirimize çare, nefes olduk” dedi… pic.twitter.com/uGKsSp2DPn
— İlke TV (@ilketvcomtr) June 21, 2026
Hormon kısıtlamalarına tepki: ‘Hormonsuz da dönüyoruz’
Trans bedenler üzerinde sürdürülen politikalara karşı örgütlendiklerini vurgulayan translar, şunları kaydetti:
“Yok 11. yok 12. Yargı paketi, yok pandemiden beri devam eden fiili hormon kısıtlamaları, beden uyum süreci yaşının anayasaya aykırı biçimde yükseltilmesi…
Hukuksuzca, kafalarına göre, hormon kullanımını kısıtlamaya kalktılar. Ama tüm bu politikalarına rağmen biz ne yapıyoruz? Dönüyoruz; hormonlu dönüyoruz, hormonsuz dönüyoruz. Kendi kaynaklarımızla, dayanışmamızla ve onlara rağmen dönüyoruz; devletten bizim olanı istemekten bıkmadan usanmadan dönüyoruz.”
Bu yıl baskı ve şiddeti en fazla hissettikleri yıllardan biri olduğunu belirten translar, tüm bunlara rağmen bir araya gelmekten ve örgütlenmekten vazgeçmeyeceklerini söyledi: “Gerek hormon kısıtlamalarına karşı hastane önlerindeydik, gerekse nefret politikalarını ifşa etmek için metrodalarda, sokaklardaydık.”
‘Varoluşumuz için özür dilemiyoruz’
1 Mayıs’tan sonra tutuklanan arkadaşları Eylem Sıla’nın hatırlatıldığı açıklamada, “Bulunduğumuz tüm alanlarda transların tüm şehirde olduğunu her fırsatta hatırlattık. Biz translar her gün, her an; başka türlü yaşamanın mümkün olduğunu herkese gösteren bedenlerimize, zihinlerimize, hayallerimize yönelen nefrete, şiddete rağmen yaşıyoruz. Tümüyle kurgu olan, kimsenin sığamadığı, o yere batası ‘normal’i koruyan aile, toplum, devlet baskısı ve sindirme politikalarına rağmen yaşıyoruz. Sinmiyoruz! Varoluşumuz için özür dilemiyoruz!” dedi.
‘Biz translar ecelimizle ölmek istiyoruz’
Yaşamını yitiren arkadaşlarını anmayla devam edilen açıklamada, “Yaşatmadığınız arkadaşlarımızın öfkesi ve yasıyla da kenetleniyoruz” denildi. Açıklama şöyle devam etti:
“Eylül Cansın’ı 2015’te kaybettik. Ölüme giderken bile birlikte yaşadığı köpeğini düşünen insanların ahıyla yaşamak ağır, bu yüzden tüm baskılara rağmen bugün Eylül’ün ahı ile buradayız. Evinde dahi barındırmadığınız Deniz’in isyanıyla buradayız! Peki ya Okyanus Efe? Babası ve amcasının ‘as kendini de kurtulalım’ demesi sonucu ‘Ne boka yaradı normal olmak’ notuyla Okyanus Efe intihar etti. Oysa sizin bu düzeninize kaybedecek tek bir arkadaşımız bile yok. Biz translar ecelimizle ölmek istiyoruz. Trans hayatlarının değerli olduğu bir toplum yaratmak ve kaybettiğimiz arkadaşlarımızın yasını özgürce tutmak istiyoruz. Buradan tüm katledilen arkadaşlarımıza sözümüz olsun, transların yaşlanarak öldüğü bir dünyayı kuracağız!
Hande Kader’in, Poyraz’ın, Arya’nın, Cindy Çağla’nın, Dora Özer’in, Okyanus Efe’nin, Roşin Çiçek’in, Ecem Seçkin, İrem Okan, Nida Nazlıer, Selen Özkula, Dilek İnce, Gökçe Saygı, Mira Güneş, Günay Özyıldız’ın hesabını sormak için buradayız.”

‘Evlerimize vurulan mühürler bu düzenin suç kaydıdır’
İsyanlarının çok büyük olduğunun altını çizen translar, bedenleri ve hayatları üzerindeki tahakkümü kabul etmeyeceklerini şu ifadelerle dile getirdi:
“İsyanımız çok büyük, 87’de Gezi’de açlık grevi yapan seks işçisi trans kadınların direnciyle alanlardayız. Bizler ilk vazgeçilenler, gözden çıkarılanlar olmak istemiyoruz! Bir mahallede gökdelenler dikilecekse yaşam alanlarından sürgün edilenler hep trans seks işçileri oldu. Kentin dört bir yanında polis şiddetine, işkencesine direnen de seks işçileri oldu. Seks işçilerini bu kentin dışına sürenler, evlerini mühürleyenler, sokaklarını dar edenler, sonra da bu şiddeti görünmez sananlar bilsin: Biz unutmadık. Hangi sokakta kimin şiddete maruz kaldığını, hangi karakolda kimin susturulmaya çalışıldığını, hangi mahkemede hangi failin korunduğunu biliyoruz. Hangi evin mühürlendiğini, hangi kapının polis zoruyla kapatıldığını da biliyoruz. O mühürler trans kadın seks işçilerini evlerinden, sokaklarından, hayatlarından söküp atmaya çalışan bu düzenin suç kaydıdır.”
Translara yönelik saldırıların cezasız bırakıldığı vurgulanarak, “Hangi failin hangi üniformanın, hangi mahkemenin, hangi erkekliğin arkasına saklandığını biliyoruz. Hande Buse Şeker’i katleden polis Volkan Hicret için ne denildi biliyor musunuz? ‘Öldürmenin basit hali.’ Bizler Hande Buse için, Çağla Joker için, Esra Ateş için ve tüm katledilen seks işçilerinin yasıyla ve direnişleriyle bugün buradayız” denildi.
‘Evet, şiddet yuvası olan ailenizi reddediyoruz’
İktidarın ‘Aile yılı’ söylemiyle sürdürdüğü politikalara da değinen translar, “Heteronormatif patriyarkal aile düzeniniz batsın” diyerek şunları ekledi:
“Aile diye diye bize dayattıkları ne peki? Onların ‘kutsal’ ailesi bizim hayatlarımız için ne anlama geliyor? Aile demek trans çocukların yok sayılması, interseks çocukların sakat bırakılması, kadınların emeğinin sömürülmesi, öldürülmesi, erkek şiddetine maruz bırakılması demek. Bizim için ‘aileyi yok ediyor’ diyenlere sesleniyoruz: Suçlamalarınız doğru, kadınlar ve translar için şiddet yuvası olan ailenizi reddediyoruz! ‘Kutsal’ ailenize karşı yaşasın trans feminist dayanışmamız!”
1987’de Gezi Parkı’nda açlık greviyle yükselen sesin ardından 2000’li yıllarda dernekler ve örgütler kurulduğunu belirten translar, hem şiddete hem de hareket içinde yok sayılmaya karşı öz örgütlenmelerini yeniden ürettiklerini söyledi.
Stonewall’a atıf yapan translar, ilk taşın burada atıldığını ardından Voltrans, Kadın Kapısı ve T Kulüp gibi oluşumları unutmayacaklarını vurgulayan translar, Gezi Direnişi sırasında en ön saflarda yer aldıklarını ve bunun ardından Onur Yürüyüşü’nün 100 bin kişiye ulaştığını hatırlattı.
Bugün ise suskun değil sokakta, saklı değil örgütlü olduklarını ifade eden translar, yaşamını yitiren arkadaşları Poyraz gibi esmeye devam edeceğini söyledi.
Sosyal medya hesaplarının kapatılması
Onur yürüyüşlerine iki gün kala, içerisinde “LGBTİ+” ifadesi geçen sosyal medya hesaplarının kapatılmaya çalışıldığını belirten translar, “Ana akım medyanın devlet aklıyla bizleri hedef göstermesine rağmen başaramadılar. Zannediyorlar ki sosyal medyalarımız olmasa birbirimizi bulamayız; zannediyorlar ki hedef gösterirlerse karşılık bulur” ifadelerini kullandı.
‘Barış süreci translar olmadan olmaz’
“‘Barış’ diyorlar! Barıştan ne anlıyorlar? Translar olmadan barış olmayacağını anlamıyorlar” diyen translar, yaklaşan NATO zirvesini hatırlatarak, “Halk yoksulluktan kırılıyor, devlet başkanlarına havalimanı açıyorlar” dedi.
Barışın mevcut siyasi iktidar tarafından “Güçlü Türkiye” söylemi altında sermaye gruplarının çıkarlarıyla ilişkilendirildiğini belirten translar, “Dünyanın dört bir yanında süren savaşa taraf oluyorlar; kapitalizm yarattığı derin yoksulluğu savaşla, ölümle, sömürüyle çözmeye çalışıyor” diyerek AK Parti’nin barış sürecine dair hiçbir adım atmadığı ifade edildi.
Filistin’de soykırımın devam ettiği, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın sürdüğü belirtilerek, buna rağmen “barışta ısrar” edildiği ifade edildi.
‘Bize ne yaşatırlarsa yaşatsınlar hayallerimizi çalamazlar!
Açıklamanın son kısmında ise şöyle denildi:
“Biz translar, patriyarkanın, kapitalizmin, devletlerin, sömürgecilerin dayattığı sınırları söküp atmak için buradayız. Uzun süredir translar, lubunyalar faşizmin saldırılarında hedef oluyor. Tekrarlayalım: Bize ne yaşatırlarsa yaşatsınlar hayallerimizi çalamazlar. Faşizmi yıkmayı, ekmeği, adaleti, barışı, transların özgürce yaşadığı, hormona eriştiği, okuduğu, çalıştığı, yaşlandığı bir toplumu hayal ediyoruz ve kuracağız! Yaşasın trans var oluşlarımız, yaşasın Trans Onur Yürüyüşümüz!”
Gazetecilere gözaltı
Alınan bilgilere göre, yürüyüş sonrası bazı kişiler farklı noktalarda polis ekipleri tarafından çevrildi. Aralarında gazeteciler Yusuf Çelik ve Doğa Tekneci’nin de bulunduğu en az 10 kişi gözaltında alındı




