• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Sıralamada 101’inci olacaksın ama hayal satmaktan utanmayacaksın!

Sıralamada 101’inci olacaksın ama hayal satmaktan utanmayacaksın!

Sıralamada 101’inci olacaksın ama hayal satmaktan utanmayacaksın!
  • Yayınlanma: 22 Haziran 2026 08:34
  • Güncellenme: 22 Haziran 2026 08:45

Şöyle bir hatırlayalım mı?.. Ne kadar çok vaatler verdi bu AK Parti hükûmetleri; Türkiye, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaktı, gelişen ekonomilerin yükselen yıldızıydı, küresel yazılım sektörünün merkezi olmaya adaydı, hiç dış borcu yoktu, hatta IMF’e borç veriyordu! Hani Borsa İstanbul, Batı Asya’nın ve Doğu Avrupa’nın cazibe merkeziydi? Son olarak ABD’nin tarife savaşlarını başlatıp küresel ekonomiyi hallaç pamuğu gibi attığı dönemde, iyiden iyiye şirazeyi kaybedip ‘Türkiye’nin Çin’in yerine geçip dünyanın üretim üssü olacağı’nı iddia edenler, şu enflasyonla mücadeleyi kaybeden ekonomi yönetiminin yetkilileriydi.
Bırakın herhangi bir alanda küresel listelerde yükselmeyi, basamakları koşarak inen bir ekonomi uzun süredir Türkiye… Hiçbir karşılığı olmayan, hamaset yüklü iddiaların tek biri bile doğru çıkmadı. Çıkması da mümkün değildi! Tek bir liderlliğimiz var; o da Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (Organisation for Co-operation and Development-OECD) ülkeleri arasında en yüksek oranlı enflasyona sahip ülke olmak. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi (CHS) sebep, ülkenin potansiyellerini heba etmek sonuçtur!

Minyatür manhattan taklidiyle küresel finans merkezi mi olunur!

Bu kez konu, İstanbul Finans Merkezi (İFM), hani küresel sermayenin can atarak milyar dolarlar getireceği iddiasıyla tanıtımı yapılan bir binalar kompleksi! Manhattan, City ve Frankfurt gibi küresel finans merkezlerini, daracık bir alanda beceriksiz bir mimarî anlayışla taklit edince, finans merkezi olunacağı hayalinin bir ürünü…
Şimdi ham hayallerle gerçekleri kıyaslamak için bir küresel sıralama vereceğim. Bu veri, basamaklardan aşağıya hızla kaydığımızın bir kanıtı olsun!.. Z/Yen Partners ve China Development Institute ortaklığıyla hazırlanan ‘Küresel Finans Merkezleri Endeksi’ (Global Financial Centres Index-GFCI) dünya genelindeki 120 finans merkezini, rekabetçilik kriterlerine göre sıralıyor. İlk kez Mart 2007’de yayımlanan endeks, 2015’ten bu yana yılda iki kez kamuoyuyla paylaşılıyor. Sıralama; ‘iş ortamı’, ‘insan sermayesi’, ‘altyapı’, ‘finansal sektör gelişimi’ ve ‘itibar’ gibi kategorilerde 140 makroekonomik göstergeyle binlerce uzmanın anket değerlendirmelerine dayanarak hesaplanıyor.

Soluk soluğa bir yarış

2026 Mart ayında yayımlanan Global Financial Centres Index 39 (GFCI 39) raporuna göre, New York küresel finans merkezleri liderliğini korurken, Londra ikinci, Hong Kong ise üçüncü sırada yer almış. Raporda zirvedeki ilk dört merkez; New York, Londra, Hong Kong ve Singapur arasındaki puan farkı sadece 1 puana kadar düşmüş. Bu da küresel finans alanında nasıl zorlu bir rekabetin olduğunun açık bir göstergesi… İlk 10 sıralaması şu şekilde: New York (lider), Londra, Hong Kong, Singapur, San Francisco, Şanghay (iki sıra yükseldi), Dubai (ilk 10’a girdi), Seul (iki sıra yükseldi), Şenzen, Tokyo… Chicago ve Los Angeles ise bu yıl ilk 10’un dışında kalmış.


Son raporda, ilk dört sırada yer alan finans merkezlerii arasındaki puan farkının tarihte eşine az rastlanır şekilde, sadece 1’er puana düşmüş olması özellikle dikkat çekici. New York (767 puan), 2018’den beri liderliğini koruyor, ancak arkasındaki takipçilerle fark hiç bu kadar kapanmamıştı. İkinci sıradaki Londra (766 puan), Avrupa’nın açık ara lideri ve New York’un sadece 1 puan gerisinde. Hong Kong (765 puan), bankacılık, finans ve fintech alanındaki ataklarıyla puanını artırarak Singapur’un önüne geçmiş. Bir sıra gerileyen Singapur (764 puan), Hong Kong ile Asya-Pasifik liderliği için burun buruna bir yarış içinde… Beşinci sıradaki San Francisco (744 puan) ile bu dörtlü arasında tam 20 puanlık bir uçurum bulunuyor. Bu durum, ilk dört şehrin küresel finansı yöneten ayrı bir ‘Süper Lig’de yer aldığını ortaya koyuyor.

Şeffaflık, uygun mevzuat ve piyasaların derinliği

Bu soluksuz rekabette avantajı yakalamak için belli alanlarda öncü olmak şart… Vergi rejimi yatımcıları cezbedebilmeli, şeffaflık şart ve regülasyon kalitesinin üst seviyede olması gerek. İş ortamı ve mevzuatta bu nitelikler öne çıkıyor. Bir diğer önemli kriter insan kaynaklarının kalitesi; yani yetkin ve küresel gelişmeleri takip edebilen çalışanların olduğu bir finans sektörüne sahip olmadan olmuyor. Teknik altyapı da bir o kadar önemli… Dijital altyapı, ofis maliyetleri ve sürdürülebilirlik kriterlerinin rakiplerin birkaç adım önünde olması olmazsa olmaz bir nitelik. Ve tabii ki sermaye piyasaların derinliği ve likidiite yapısı küresel yatırımcının en öncelikli tercihi… Tüm bunlar yatırım dünyasında itibarın anahtarı! Eğer ki, finansal teknolojilerde de fark yaratabiliyorsunuz, bu da önemli bir avantaj ve bu sayede basamakları ikişer üçer tırmanabiliyorsunuz. Fintech odaklı değerlendirmede ilk beş sırada herhangi bir değişim gözlenmiyor. Bu sıralamadan Fintech’in nasıl bir avantaj sağladığı anlaşılıyor. Hong Kong bu alanda liderliğini sürdürüyor.. İşte Fintech’te ilk beş: Hong Kong, Şenzen, New York, Singapur ve Londra…

Bu belirsizlik ortamında ağırlık Asya-Pasifik’e kayıyor

Endeksin genelinde makroekonomik faktörler ve jeopolitik riskler sebebiyle ortalama puanlarda yüzde 1.82’lik bir düşüş yaşanması oldukça ilginç. Bu olumsuz ve öngörülemez küresel ekonomik koşullarda çok daha ciddi düşüşler yaşanması işten bile değildi.
Gelelim bölgesel açıdan bir değerlendirmeye… Batı Avrupa’da, Londra liderliğini korurken, bölgeden toplam yedi merkez ilk 20’de yer almış. Bu bölgede notunu artırabilen sadece Londra ve Madrid…
İlk 10 merkezden altı tanesi Asya-Pasifik Havzası’ndan çıkmış. Finansal teknoloji yatırımları bölge rekabetinde net bir biçimde öne çıkıyor. Batı Asya ve Afrika’da Dubai küresel yedinci sıraya yerleşerek bölge lideri olurken, onu Abu Dabi takip etmiş. Doha ise 14 basamak birden yükselerek bölgede üçüncü sıraya yerleşmiş. Küçük bir not; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar’ın bu performansında, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı ve İran’ın savaşı Körfez’e taşımasının etkileri hesaplanmış değil, zira rapor Mart 2026’da paylaşıldı. Rapor hazırlandığı dönemde, daha savaş başlamamıştı. Kuzey Afrika’da ise lider Fas’tan Casablanca, daha önceki yıllarda olduğu gibi…
Doğu Avrupa ve Orta Asya’da ise, Kazakistan’dan Astana bölgedeki lider konumunu korurken, Kıbrıs Cumhuriyeti (Kıbrıs Rum Kesimi) şaşırtıcı bir şekilde 23 sıra birden yükselerek bölgede ikinci sıraya yerleşmiş. Doğu Akdeniz’in olası gerilim noktasının böylesi bir atak yapmış olması gerçekten incelenmesi gereken bir gelişme? Başarıysa, alın size başarı!..

Orta Doğu’da bile dokuzuncu!

Peki ya İstanbul? GFCI 39 raporunun bölgesel sınıflandırmasında, İstanbul, ‘Ortadoğu’ kategorisinde değil, ‘Doğu Avrupa ve Orta Asya’ kategorisinde değerlendiriliyor. Ancak coğrafî ve ekonomik olarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi merkezleriyle kıyaslandığında, İstanbul genel tabloda dokuzuncu sırada… Dubai (7), Abu Dabi (21), Doha (48), Casablanca (49), Riyad (61), Manama (66), Kuveyt (67) ve Tel Aviv’in (88) açık ara gerisinde! Bir tek genel sıralamada 104’üncü olan Azerbaycan’ın başkenti Bakü, İstanbul’un gerisinde kalıyor.
İstanbul, endekste resmi olarak dahil edildiği 14 merkezden oluşan Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde ise yedinci sırada… Bu bölgede liderliği Kazakistan’ın finans merkezi Astana üstlenirken, onu müthiş bir yükseliş gösteren Kıbrıs Rum Kesimi ve Polonya’nın başkenti Varşova izliyor. İstanbul ise Almatı’nın hemen arkasında, Moskova’nın ise önünde konumlanıyor. Moskova’nın önünde yer almasının tek sebebi ise Rusya’ya yönelik yaptırımlar… Ayrıca ülke yıllardır bir savaşın içinde!

Dezavantajlar saymakla bitmiyor

E hani Türkiye gelişen piyasaların yıldızıydı? Hani yabancı yatırımcılar Borsa İstanbul’a yatırım yapmak içih birbiriyle yarışacaktı?.. Yok öyle bir dünya! İstanbul’un dezavantajları o kadar fazla ki!
Makroekonomik dengesizlikler ve kontrol altına alınamayan enflasyon ilk sırada… Sonuçta finans merkezleri öngörülebilirlik ister. Son yıllarda yüzde 30-yüzde 50 bandında seyreden kronik yüksek enflasyon ekonomik istikrar puanlarını doğrudan baltalıyor. Döviz kuruna arka kapıdan müdahaleler ve oynaklık, bir diğer önemil dezavantaj. Türk Lirasındaki değer kayıpları ve kur dalgalanmaları, yabancı sermayenin risk algısını artırarak ‘Ekonomik Koşullar’ kriterini olumsuz etkiliyor.
İş ortamı ve regülasyon standartları, İstanbul’un en zayıf yönlerinden biri… Uluslararası yatırımcılar için bir finans merkezindeki en kritik unsur hukuk sistemi ve regülasyonların şeffaflığı… Mevzuat değişikliklerinin sıklığı güven endeksini düşürüyor. Kesin bir kuraldır; yasal öngörülebilirlik eksikliği olan bir piyasaya para gelmez!
Vergi rejimi bir diğer handikap… Finansal piyasalarda uygulanan vergi rejiminin karmaşıklığı ve küresel rakipler kadar cazip muafiyetler sunamaması dezavantaj yaratıyor.

Rakipler atak yapar İstanbul öyle bakar!

Finans merkezi olma iddiasında devasa binalar dikmek olsa olsa bir ayrıntıdır. Ancak gösterişe meraklı ancak yapısal reformlarda beceriksiz AK Parti hükûmetlerinin icraatları sebebiyle İFM, finans merkezi olmak yerine bir gayrimenkul projesi olarak öne çıktı. Oysaki GFCI metodolojisi fizikî binalara değil, ‘sermayenin serbestçe akabileceği güven ortamı’na puan veriyor. Türkiye’de finans sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payının düşüklüğü, Londra veya Dubai gibi küresel devlerle hacimsel olarak rekabet etmeyi zorlaştırıyor. Yani hangi devasa binayı dikerseniz dikin, bu verinin yanında hiçbir kıymet-i harbiyesi yok!
Bitmedi… İstanbul yerinde sayarken veya puan kaybederken; Astana, Riyad, Kigali ve Doha gibi yakın coğrafyadaki merkezler yabancı yatırımcıya yönelik cazip mevzuatlar ve uygun vergi kolaylıkları sağlayarak İstanbul’un hızla önüne geçti bile…
Buna bir de finans sektöründeki insan kaynaklarının beceri ve iş yapış biçimlerini ekleyin. Bu konuda da pek iç açıcı değil İstanbul’un durumu… 2021’de 61’nci sıradayken, bugün 101’inci sıraya gerilemiş olması bir ‘dış güçler komplosu’ değil yani, tümüyle bu rejimden kaynaklı sorunlar.