Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı gerekçesiyle 2017 yılında görevinden uzaklaştırılan Dokuz Eylül Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzge Hakan Günal, açtığı davayı kazanarak yaklaşık sekiz yıl sonra görevine iade edildi. Ancak Günal, mahkeme kararına rağmen sistem erişimlerinin açılmadığını, hasta kabul edemediğini ve öğrencilere ders veremediğini söyledi.
Barış İçin Akademisyenler Hareketi’nin imzacıları arasında yer alan Günal, görevden uzaklaştırılma sürecinin ardından yıllarca hukuki mücadele yürüttü. Mahkeme kararıyla üniversiteye geri dönmesine rağmen, görevini fiilen yerine getirmesinin engellendiğini belirten Günal, yaşadığı durumun yeni bir hak ihlali olduğunu ifade etti.
‘Savaşın son bulması için imza attık’
Barış İçin Akademisyenler bildirisini imzalama gerekçesine değinen Günal, dönemin çatışmalı ortamında yaşanan sivil ölümler ve ağır insan hakları ihlallerinin kendisini harekete geçirdiğini söyledi. Bildirinin temel amacının savaşın sona ermesi ve barış çağrısında bulunmak olduğunu belirten Günal, bu nedenle metne destek verdiğini ifade etti.
İmza kampanyasının kısa sürede binlerce akademisyenin katılımıyla büyüdüğünü hatırlatan Günal, sonrasında çok sayıda akademisyenin soruşturmalarla, ihraçlarla ve çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.
‘Her hakkımızı almak için dava açtık’
Görevden uzaklaştırılmasının ardından emekliliğe başvurmak zorunda kaldığını anlatan Günal, emeklilik maaşı, ikramiye, pasaport ve diğer özlük hakları için ayrı ayrı davalar açmak zorunda bırakıldığını söyledi. Hak kayıplarının sistematik bir yıldırma yöntemine dönüştüğünü belirten Günal, yıllar boyunca en temel haklarını bile yargı yoluyla elde etmek zorunda kaldığını ifade ederek şunları söyledi:
“Bu atılma sürecinde emekliliğe başvurduk. Başvurum kabul edildi ama ‘Emeklisin fakat emekli maaşı ödemeyiz’ dediler. Dava ettik, maaş aldık. Maaşı aldım, ikramiyemi vermediler. Yine dava… İnsanın normal hakkı olan her şeyi dava yoluyla almak zorunda kalması kötü bir yıldırma yöntemidir. 3 yıl ödenmemiş maaşın faizini sordum. ‘Yok, onun için de dava açman lazım’ dendi. Onun için de tekrar dava, pasaport için dava, geriye dönüş için dava. Hesap sorulmayınca herkes her uygulamayı yapıyor ve yanına kar kalıyor. Ben hayatımda hiç özel hasta bakmadım. Hiç muayenehane açmayı düşünmedim. Hiç özel hastanede çalışmayı düşünmedim. Çünkü dünya görüşüm sağlığın bir insanın hakkı olduğu, parayla satılamayacağıdır. Bir insana parayla sağlık satmanın bir tür dolandırıcılık olduğu kanısındayım”
İşe başladı ama hastalara bakamıyor
Göreve iade kararının ardından yaşanan süreci anlatan Günal, mahkemenin kararına rağmen üniversite yönetiminin uzun süre uygulamaya geçmediğini söyledi. Kararın yerine getirilmesi için yeniden dava açmak zorunda kaldığını belirten Günal, ikinci mahkeme kararının ardından göreve başlatıldığını ancak halen sistem erişimlerinin sağlanmadığını dile getirdi.
Yaklaşık iki aydır görevde olmasına rağmen hasta kaydı oluşturamadığını, tetkik isteyemediğini, reçete yazamadığını ve tıbbi işlemleri gerçekleştiremediğini belirten Günal, “Mahkeme kararıyla göreve döndüm ancak hekimlik yapamıyorum. Fiilen çalışmam engelleniyor” dedi.
Öğrencilerle de buluşamadığını ifade eden Günal, mevcut durumun yalnızca kendi haklarını değil, kamu hizmetinin işleyişini de olumsuz etkilediğini söyledi. (MA)




