Türkiye’nin 20 Ocak 2018’de Afrin’e yönelik harekâtının ardından yaklaşık 300 bin kişi yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldı. Aradan geçen sekiz yıl içerisinde Afrin’e, Suriye’nin farklı kentlerinden binlerce silahlı Arap grubu ve ailesi yerleştirildi. Kentin demografisinde ciddi değişiklikler yapılırken, 29 Ocak’ta Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye Geçici Hükümeti arasında yapılan anlaşma kapsamında, yerlerinden edilenlerin geri dönüşü konusunda mutabakat sağlandı.
Anlaşma çerçevesinde 400 aileden oluşan ilk grup, 9 Mart’ta Hasekê ve çevresinden Afrin’e doğru yola çıktı. Son grubun da 10 Haziran’da Afrin’e ulaşmasıyla birlikte toplam 8 bin 720 aile dönüş yapmış oldu.
Afrin İnsan Hakları Örgütü Eş Sözcüsü Îbrahîm Şêxo, Afrin’e dönen yurttaşların durumunu MA’ya (Mezopotamya Ajansı) anlattı.
Geri dönüş oranı yüzde 75-80’e ulaştı
29 Ocak anlaşması kapsamında planlanan dönüşlerin tamamlandığını belirten Şêxo, son katılanlarla birlikte 2018’de Afrin’den göç edenlerin yüzde 75-80’inin geri döndüğünü söyledi. Kamışlo, Hasekê ve Kobani’de bulunan tüm Afrinlilerin döndüğünü kaydeden Şêxo; farklı bölgelerde tekil olarak kalan bazı Afrinli ailelerin ise kendi tercihleriyle dönmediklerini ve mülteci statüsünde sayılmadıklarını ifade etti.
Zaman içerisinde Afrin’e yerleştirilen silahlı Arap güçleri ve ailelerinden dolayı geri dönüşlerde sorunlar yaşandığını dile getiren Şêxo, durumu şu sözlerle aktardı:
“Afrîn’e dönüşler sırasında bazı yurttaşlar kendi köylerine, topraklarına ve evlerine yerleşebildi. Fakat bazı yurttaşların evlerine ve topraklarına, daha önce bölgeye getirilen Arapların yerleştirilmiş olduğu görüldü. Bu kesimler, Afrin’e dönen yurttaşlara çeşitli zorluklar çıkarıyor. Örneğin bazıları, daha önce işgal ettikleri evleri geri vermek için 5 bin dolara varan paralar talep ediyor. Bazıları ise evleri hiçbir şekilde boşaltmayacağını ve mülkleri sahiplerine teslim etmeyeceğini söylüyor. Bunu ağırlıklı olarak Dera bölgesinden gelen Araplar yapıyor. Yine Halep’in kuzeyinden gelen Araplar da hâlâ Afrîn’in merkezinde yaşıyor; bunların oranı yüzde 20’ye yaklaşıyor.”
Feshedilen komite adına yağma ve güvenlik zaafiyeti
Silahlı grupların Afrîn’de hâkimiyet kurmasının ardından oluşturdukları “Ekonomi Komitesi” aracılığıyla halkın malına el koyduğunu belirten Şêxo, Esad rejiminin devrilmesinin ardından bu komitenin fiilen feshedildiğini anlattı. Buna rağmen bazı çevrelerin hâlâ bu komitenin adını kullanarak halkın malına el koymaya çalıştığını ifade eden Şêxo, bu sorunun özellikle Afrîn’in kuzeybatısında yer alan ve Türkiye ile demir yolu bağlantısı bulunan Raco ilçesinde baş gösterdiğini aktardı.

Esad rejiminin düşmesinin ardından Afrin’deki genel durumun değiştiğine değinen Şêxo, güvenlik sorunlarına dair şunları söyledi:
“Fakat hâlâ Afrîn’de kalan bazı silahlı gruplar nedeniyle ciddi güvenlik sorunları yaşanıyor. Yakın zamanda Şiyê ilçesine bağlı bir köyde muhtar katledildi. Ayrıca askeri elbiselerle, üç dört kişilik gruplar hâlinde hırsızlık olayları gerçekleştiriliyor. Hükümet, bu kişilerin kendi üyeleri olmadığını ve onlarla herhangi bir ilişkilerinin bulunmadığını iddia ediyor. Konuya dair soruşturmalar yapılsa da hepsi sonuçsuz kalıyor. Özellikle Afrin yönetimine dâhil edilen bu silahlı gruplar, gündüzleri yönetime ait üniformaları giyerken, geceleri hırsızlık ve çete faaliyetlerinde bulunuyor.”
‘Afrin’deki silahlı gruplar çıkarılsın’
29 Ocak anlaşmasında yer alan “Afrin’i Afrinlilerin yöneteceği” yönündeki maddeyi hatırlatan Şêxo, “Fakat şu an Afrîn’in tüm stratejik alanlarının yönetiminde Araplar yer alıyor. Çok az sayıda Kürt var; lakin o Kürtler de Afrînli değil, Bab’ın köylerinden gelen Kürtlerdir. Afrînli Kürtlere ise sadece bazı muhtarlıklar gibi küçük pozisyonlarda yer veriliyor” ifadelerini kullandı.
Son olarak Afrinli yurttaşların taleplerini dile getiren Şêxo, sözlerini şöyle tamamladı:
“Afrînliler olarak taleplerimiz nettir. Şam hükümetinin Kürt halkının haklarını tanımasını istiyoruz. Afrîn’deki Kürtlerin kendi kendilerini yönetmesini talep ediyoruz. Afrîn’deki silahlı grupların ve sonradan yerleştirilen ailelerin bölgeden çıkarılması gerekiyor. Afrîn halkının yaşamını güvenli bir şekilde sürdürmesi en büyük önceliğimizdir.”
Ne olmuştu?
Yerinden edilmiş 400 aileden oluşan ilk kafile 9 Mart’ta, 200 aileden oluşan ikinci kafile 4 Nisan’da, yaklaşık 800 aileden oluşan üçüncü kafile 14 Nisan’da, yaklaşık bin aileden oluşan iki ayrı gruptan oluşan dördüncü kafile 11 Meiıs’ta, 623 aileden oluşan altıncı kafile 19 Mayıs’ta, yaklaşık bin aileden oluşan yedinci kafile 21 Mayıs’ta ve son olarak bin 700 aileden oluşan sekizinci kafile 10 Haziran’da Afrin kent merkezi ile bağlı ilçelerdeki evlerine ulaşmıştı.
Yerinden edilenlerin kendi topraklarına dönüşü, geçici Şam hükümeti ile SDG arasında varılan 29 Ocak Anlaşması’nda güvence altına alınmıştı.
Mutabakatın 14. maddesinde, “Yerinden edilmiş kişilerin (Afrin, Şêxmeqsûd, Serêkaniyê) şehir ve köylerine dönüşünün sağlanması ve bu bölgelerdeki sivil yönetimler içinde yerel yöneticilerin atanması” ifadeleri yer alıyor.
Anlaşma kapsamında Afrin’e geri dönüş süreci resmi olarak 10 Mart’ta başlamıştı.




