• Ana Sayfa
  • Politika
  • Mahmut Arıkan: ‘NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor’

Mahmut Arıkan: ‘NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor’

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Ankara’da NATO Zirvesi kapsamında yapılan hazırlıklara ilişkin, “NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor. Gündelik işlerde çalışanlar işe ulaşmakta zorlanıyor. İşçiler ücretsiz izin uygulamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Esnaf müşteri kaybı yaşıyor. Başkent halkı kendi şehrinde ikinci plana itiliyor” dedi.

Mahmut Arıkan: ‘NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor’
Mahmut Arıkan: ‘NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 24 Haziran 2026 11:40

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sözlerine, cuma günü karne alacak öğrencileri tebrik ederek başlayan Arıkan, velilere de teşekkür etti. Arıkan, 2025-2026 Eğitim-Öğretim yılına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Evlatlarımızı sıralarında, öğretmenlerimizi sınıflarında kaybettiğimiz, tedirginlikle okul kapılarında beklediğimiz, okula her gün ‘aç’ giden çocukların sayısının arttığı, anlamsız bir inatla kurulan ‘Milli Eğitim Akademisi’ nedeniyle, yanlış atama ve yer değiştirme politikaları nedeniyle, öğretmenlerimizin aile bütünlüğünün dağıldığı bir yıl oldu… ⁠Yoksulluk sınırına bile ulaşamayan öğretmen maaşlarını olduğu bir yıl oldu, hakkını arayan özel sektör öğretmenlerimize sert müdahalenin, hakkını savunan mülakat mağduru öğretmenlerimize daha sert müdahalenin yapıldığı bir yıl oldu!”

Mülakat mağduru öğretmenler ve özel sektör öğretmenlerinin de grup toplantısı salonunda olduğunu ifade eden Arıkan, şunları söyledi:

“Onların okulları ‘özel’ ama maaşları sıradan… Onlar öğrencileriyle buluşmayı hak etmiş, ancak mülakatla ayrılmış öğretmenler… İktidar, keşke o öğretmenlerimizi önce dinleseydi! Basit bir talepleri var: Bakanlığın, devletin garantör olduğu, söz verilen toplantının gerçekleşmesi… İktidara geçen hafta sordum bu haftada soruyorum; Neden bu toplantıyı yapmıyorsunuz? Neden çekiniyorsunuz?

‘Öğretmenlerin sesi duyulursa eğitimin gerçek sorunları da duyulacak’ 

Biz biliyoruz… Çünkü; öğretmenin sesi duyulursa, eğitimin gerçek sorunları da duyulacak… Özel okul öğretmenleri konuşursa, emeğin nasıl değersizleştirildiği ortaya çıkacak… Mülakat mağduru öğretmenler konuşursa, adaletin nasıl ayaklar altına alındığı ortaya çıkacak… Tayin mağduru öğretmenler konuşursa, ailelerin nasıl dağıldığı ortaya çıkacak… Ben bu vesileyle; hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum; hâlihazırda hak arayışlarına devam eden özel sektör öğretmenlerimizin, mülakat mağduru öğretmenlerimizin mücadelelerini buradan selamlıyorum.”

‘Bu iktidar sınafta kaldı’ 

İktidara temsili bir karne hazırlayan Arıkan, “Yıl sonu öğrencilerimizin karnesi olur da, İktidarın karnesi olmaz mı? Güvenlik, sıfır. Hijyen, sıfır. Güven, sıfır. Adalet, sıfır. Liyakat, sıfır. Ama edebiyat, yüz. İş edebiyata, hamasete gelince iktidar yetkilileri 100 üzerinden 100 alıyor. Bu karne, yalnızca eğitim sisteminin karnesi değildir. Bu karne, bir iktidarın evlatlarımıza nasıl baktığının karnesidir. Ve bu karne bize açıkça şunu söylüyor: Bu iktidar sınıfta kalmıştır” dedi.

‘Bu NATO kimin güvenliğini sağlıyor?’ 

Arıkan, 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi için yapılan hazırlıklara ilişkin, “İki günlük NATO Zirvesi için Ankara adeta olağanüstü hal koşullarına hazırlanıyor. Ankara’nın önemli bölümleri ‘kırmızı alan’ ilan ediliyor. Trafik akışı durduruluyor, bazı yollar tamamen kapatılıyor, NATO zirvesi için Başkent’in yaşamı askıya alınırken, bunun bedelini Ankaralılar ödüyor. Gündelik işlerde çalışanlar işe ulaşmakta zorlanıyor. İşçiler ücretsiz izin uygulamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Esnaf müşteri kaybı yaşıyor. Başkent halkı kendi şehrinde ikinci plana itiliyor. Elbette kendi şehrinde zirve mağduriyeti yaşayan Ankaralılar soruyor: Bu NATO kimin güvenliğini sağlıyor? Ankara’nın mı? Türkiye’nin mi? Dünya barışının mı? Yoksa Epsteincı Siyonist sermayenin ve onların stratejik çıkarlarının mı” diye konuştu.

Arıkan, NATO’nun tarihine ilişkin ise şunları kaydetti:

“Bosna’da, Srebrenitsa’da yaşananlar hâlâ hafızalardadır. Irak’ın işgali sürecinde yaşanan katliamlar unutulmamıştır. Afganistan’da 20 yıl süren askeri operasyonlardan geriye büyük bir yıkım kalmıştır. Libya bugün hâlâ parçalanmış bir yapı içerisindedir. Suriye’de milyonlarca insan evinden yurdundan edilmiştir. Gazze’de yaşanan insanlık dramı devam etmektedir.

NATO; sözde insan haklarını, sözde güvenliği, ve sözde uluslararası hukuku savunmaktadır. Gerçekte ise NATO üyesi ülkelerin önemli bölümü Gazze’de katliam devam ederken İsrail’e siyasi ve askeri destek sağlamıştır. Bu yüzden NATO’yu yalnızca bir güvenlik örgütü olarak tanımlamak mümkün değildir. NATO aynı zamanda küresel sömürü sisteminin kolluk gücüdür.

Bu esnada, sırf Trump gelecek diye yeni havalimanı, yeni yollar yapılıyor, refüjler süsleniyor, kötü görüntüler brandalarla örtülüyor… İş o kadar büyüdü ki, zirve esnasında kamu hastanelerindeki, muayene süreleri 20 dakikaya çıkarılıyor… Ancak sadece zirve esnasında… Halbuki Ankara Tabip Odası, bunu yıllardır talep ediyordu… İktidar, insanımızı canından bezdiren değnekçileri toplamak için bile NATO zirvesini bekledi. Asıl ilginç olanı sırf Trump geçecek diye yol üzerindeki, eski binalar, ücretsiz boyanıyor… Adeta bir makyaj söz konusu. Allah aşkına soruyorum: Siz neyi saklamaya çalışıyorsunuz?

35 milyon icra dosyasını hangi boyayla kapatacaksınız? Sosyal yardım almak zorunda kalan 20 milyon insanın yoksulluğunu hangi branda ile örteceksiniz? Hayatlarının ilkbaharında sonbaharı yaşattığınız, 6 milyon ev gencini hangi makyajla gizleyeceksiniz? Hak arayan, adalet talep eden öğretmene madenciye sıktığınız biber gazlarını hangi parfümle bastıracaksınız? İşiniz gücünüz algı, işiniz gücünüz artistlik.”

‘Kırılgan bir mutabakat var’ 

Arıkan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası “ateşkes” ve “barış” gündemine ilişkin, “Çok açık ve net. Amerika’nın ve İsrail’in ateşkesine güvenmiyoruz. Biz bunların ne kadar yalancı olduklarını defalarca gördük; Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da, Gazze’de, Lübnan’da gördük. Şu an kırılgan bir mutabakat var. Ancak bu kırılganlığın sebebi, İran değildir. Bugün kalıcı bir barıştan söz etmek isteyen herkesin öncelikle şu gerçekle yüzleşmesi gerekir: Barışın önündeki en büyük engel İsrail’in mevcut politikalarıdır” dedi.

İktidara ve muhalefete seslenen Arıkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyaya adalet çağrısı yapan bir ülkenin, kendi içinde de adaletle yönetilmesi gerekir. Hepimiz biliyoruz ki, bu iktidarın, adaleti korunan bir seçimi kazanması mümkün değildir. Yine hepimiz biliyoruz ki bu ülkede sandığın ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Buradan iktidara sesleniyoruz: Milletin iradesine güvenin. Hukuka güvenin. Devlet ile hükümeti birbirine karıştırmayın. Eleştiriyi düşmanlık olarak görmeyin. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla gerilim değil, daha fazla adalettir; daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla kardeşliktir.

Buradan muhalefete de sesleniyoruz: Karamsarlığa kapılmayın. Umutsuzluğu siyasetin merkezine yerleştirmeyin. Milletin değişim iradesine güvenin. Daha çok çalışın, daha çok anlatın, daha çok milletin içine karışın. Ülkemiz ancak cesaretle, sabırla ve kararlılıkla saadete erişebilir. Bu ülkenin geleceğini, korku değil umut, baskı değil özgürlük, çatışma değil kardeşlik belirleyecektir. Biz buna gönülden inanıyoruz.” (ANKA)