KCK, medyada “çerçeve yasa” adı altında yer alan iddialar ve kulis haberlerine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Abdullah Öcalan ve örgütten görüş alınmadan tek taraflı atılacak adımların kabul edilmeyeceği belirtildi.
’24 Mayıs’tan bu yana görüşme yapılmadı’
Basında çıkan haberlerin aksine Abdullah Öcalan ile uzun süredir bir temas kurulmadığı ifade edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Son olarak Rêber Apo’nun İmralı’da 24 Mayıs’ta sunduğu öneriler ve DEM Parti heyetinin AKP yetkilileriyle yaptığı görüşmeler sanki yeniymiş gibi yansımıştır. Halbuki Rêber Apo ile 24 Mayıs’tan bu yana hiçbir görüşme yapılmamıştır. O günden bugüne herhangi bir ilişki ve değerlendirilecek gelişme olmamıştır.”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un konuya ilişkin değerlendirmelerine de değinilen açıklamada, örgütün bölünerek ya da kısmi yasalarla tasfiye edilemeyeceği, adımların bütünlüklü olması gerektiği savunuldu.
İlgili tarafların görüşü alınmadan “Şöyle bir yasa çıkacak, içeriğinde şu olacak” denmesinin bir dayatma ve komplo olduğu iddia edilerek, “Bu örgütle ilgili bir karar bütünlüklü alınır ve bütünlüklü uygulanır. ‘Bir kısım gelir, bir kısım gelmez’ gibi bir durum olamaz. Farklı bir yaklaşım içine girmek bu süreci sabote etmek olur” denildi.
Kalın’ın Irak ve Erbil temasları
MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Irak, Süleymaniye ve Erbil hatlarındaki diplomatik temaslarına da dikkat çekilen açıklamada, bu hareketliliğin bir “tasfiye ve saldırı planı” olabileceği ileri sürülerek şu soru yöneltildi:
“Türkiye kendi iç sorununu çözmek yerine, Irak hükümetinin kararlarından sonra Irak ve İran’la ortak bir saldırı planlaması mı yapmaktadır?”
Açıklamanın sonunda, demokratik bir entegrasyona hazır olunduğu yinelenerek şu çağrıda bulunuldu:
“Yüz yıllık çatışma ve kopuş iklimini ortadan kaldıracak demokratik siyasal çözüm temelinde Türkiye’yle demokratik entegrasyonu sağlayacak bir siyasi yaklaşımı pratikleştirecek iradeye sahibiz. Türk devletinin de üzerine düşeni yapması tarihsel bir sorumluluktur. Demokratik kamuoyu ve halklarımız İmralı’daki tecride karşı daha etkili mücadele etmelidir.” (MA)




