Tüm eksiklere ve hatalara rağmen neyse ki ‘Anadolu’nun bereketi’ var!
Süleyman Karan 6 Temmuz 2026

Tüm eksiklere ve hatalara rağmen neyse ki ‘Anadolu’nun bereketi’ var!

Tüm eksiklere ve hatalara rağmen neyse ki ‘Anadolu’nun bereketi’ var!

Bazen olumlu haberler de geliyor. Hem de yapısal sorunlarla boğuşan bir sektörden, tarımdan!.. Sanmayın ki bu rejimin şahane icraatlarından ötürü, iklim değişkenleri ve bu toprakların bereketi sayesinde… Dünya Bankası’nın yayımladığı ‘2025 Tarımsal Hasıla Raporu’ verilerine göre, Türkiye’nin tarımsal hasılası, tarihte ilk kez 80 milyar dolar barajının üzerine çıkarak 83.2 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaştı. Bu rakamlarda küresel fiyat hareketlerinin ve pazar eğilimlerinin de etkisi büyük… Bu tarihî rekorla birlikte Türkiye, tarımsal üretim gücüyle, Avrupa’da birinci sıradaki yerini korurken, dünya genelinde ise yedinci sıraya yükselmiş oldu.

ÇİN UZAK ARA LİDER

Dünya Bankası raporunda ülkeler, ziraat ve hayvancılığı içeren tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinin verileriyle değerlendiriliyor. Listenin ilk sırasında, üretim dendi mi pek çok alanda uzak ara zirveye egemen olan Çin Halk Cumhuriyeti yer alıyor; 1 trilyon 298 milyar dolarlık devasa tarımsal hasılasıyla… Çin’i, 639.8 milyar dolarlık hasılayla Hindistan ve 248.9 milyar dolarlık hasılayla ABD izliyor. Endonezya, Brezilya ve Türkiye gibi gelişen ekonomilerin de güçlü bir artış yakaladığı görülüyor.

2002 yılında 24.5 milyar dolar hasılayla dünya sıralamasında 12’nci olan Türkiye, 2023’te 72.9 milyar dolarla sekizinci sıraya, son verilerle birlikte ise 83.2 milyar dolarla yedinci sıraya yerleşti. Türkiye, elde ettiği bu hasıla miktarıyla, Avrupa pazarındaki tarımsal üretim liderliğini güçlü bir şekilde sürdürüyor.


DÜNYA TARIMSAL HASILA SIRALAMASINDA İLK 10 ÜLKE

Sıra Ülke Tarımsal Hasıla

(Milyar Dolar)

Öne Çıkan Özellik / Ana Ürünler
1 Çin 1,298 Dünyanın en büyük pirinç, buğday ve tütün üreticisi
2 Hindistan 639.8 Baklagiller, süt ve baharat üretiminde küresel lider
3 ABD 24.4 Endüstriyel mısır, soya fasulyesi ve yüksek teknolojik tarım
4 Endonezya 176.1 Küresel palmiye yağı, kauçuk ve kahve üretim merkezi
5 Brezilya 121.6 Soya fasulyesi, kahve, şeker kamışı ve sığır eti ihracat devi
6 Pakistan 87.8 Pamuk, buğday ve süt ürünlerine dayalı tarım ekonomisi
7 Türkiye 83.2 Fındık, kayısı, incir lideri; Avrupa’nın 1 numaralı üreticisi
8 Meksika 69.8 Avokado, domates ve tropikal meyve ihracatçısı
9 Rusya 59.6 Dünyanın en büyük buğday ihracatçılarından biri
10 İran 56.8 Antep fıstığı, safran ve meyve üretimi ağırlıklı

 


ÜRÜN DİNAMİKLERİNDE YAPISAL FARKLILIKLAR

Küresel tarım sektöründe üretilen gıdanın ortalama yüzde 80 ila yüzde 85’i iç piyasada tüketiliyor, yalnızca yüzde 15 ila yüzde 20’lik bir kısmı uluslararası ticarete konu oluyor. Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organisation-FAO) ve Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organisation-WTO) verilerine göre, 2025 ve 2026 döneminde, bu genel dengenin emtia bazlı kırılımları ve ticaret-tüketim dinamiklerinin eğilimleri farklı…

Tarım ürünlerinde, ‘iç tüketim ağırlıklı’ ve ‘ticaret odaklı’ ürünler arasında keskin yapısal farklar var. Küresel pirinç üretimi 2025-2026 döneminde 551.5 milyon tonla rekor kırarken, uluslararası ticaret hacmi sadece 60.5 milyon ton… Yani pirincin yüzde 89’u üretildiği ülkede iç piyasada tüketiliyor, yalnızca yüzde 11’i ihraç ediliyor. Buğday ve mısır gibi tahıllarda ticaret hacmi nispeten daha yüksek. Bu ürünlerde küresel üretimin yaklaşık yüzde 20 ila yüzde 25’i ülkeler arası ticarete aktarılıyor, geri kalan büyük kısım, özellikle Çin ve ABD gibi büyük pazarlarda yerel gıda ve hayvan yemi tüketimine gidiyor. Endüstriyel bitkilerde durum tam tersine; soya fasulyesi ve palmiye yağı gibi endüstriyel tarım ürünleri dış ticarete en bağımlı ürün grubu… Örneğin, Brezilya ve ABD’de üretilen soyanın yüzde 60’tan fazlası, başta Çin olmak üzere, küresel pazarlara ihraç ediliyor.


2025-2026 DÖNEMİ TİCARET VE İÇ TÜKETİM DİNAMİKLERİ

(Karşılaştırmalı Makroekonomik Eğilimler ve Piyasa Dengeleri)

Küresel Tarım Ticareti (Uluslararası Hacim) İç Tüketim Hacmi
Küresel Payı Toplam üretimin yaklaşık yüzde 15-20’si... Toplam üretimin yaklaşık yüzde 80-85’i iç pazarda tüketiliyor.
2025/2026 Eğilimi WTO verilerine göre 2025’te mal ticareti yüzde 4.6 büyüdü, ancak korumacı politikalar nedeniyle 2026’da yavaşlama eğiliminde Gelişen ekonomilerde, nüfus artışı ve ekonomik direnç sayesinde istikrarlı büyümesini koruyor.
Fiyat Duyarlılığı Döviz kuru dalgalanmalarına, navlun fiyatlarına ve jeopolitik gerilimlere karşı aşırı duyarlı Yerel devlet destekleri, taban fiyat politikaları ve yerli stok seviyeleriyle daha korunaklı
Bölgesel Liderler Avrupa Birliği (2025’te 238.4 milyar Euro tarımsal ürün ve gıda ihracatıyla lider), Brezilya ve ABD… Çin ve Hindistan, ürettikleri devasa tarımsal hacmin çok büyük kısmını kendi iç pazarlarında tüketiyorlar.

REKORLARI GÖLGELEYEN PEK ÇOK RİSK DE VAR

Küresel tahıl arzı tek başına yaklaşık 3.6 milyar tona ulaşmış durumda. Ancak, arz koşullarındaki iyileşme ve talepteki yumuşama nedeniyle, toplam ekonomik değer ve fiyat endeksleri geriliyor. Dünya Bankası tarımsal ürün ve gıda emtia fiyatlarında yüzde 7’lik bir düşüş öngörüyor.

Buğday, mısır ve pirinç gibi başlıca gıda ürünlerinin arzı, Arjantin ve Asya’nın bazı bölgelerindeki rekor verimlerden faydalanarak üst üste üçüncü yıl büyüme gösterdi. Genel arzın bol olmasına rağmen, ‘Dünya Bankası Gıda Güvenliği Güncellemeri’, jeopolitik ticaret engelleri, girdi maliyetleri ve aşırı hava koşullarından kaynaklanan sürekli risklerin altını çiziyor.
Küresel gerilimler ve savaşlar, tarımsal girdi tedariki ve fiyatları üzerinde sert dalgalanmalara sebep olabiliyor. Birkaç ay öncesinde, ABD-İsrail ittifâkının İran’a saldırıları, ardından Hürmüz Boğazı’nın trafiğe kapanması ve Körfez’deki üre üretim tesislerinin hasar görmesi sonucunda, gübre fiyatlarında yüzde 50’yi bulan artışlar yaşanmış olması bunun en bariz örneği…

Bir diğer risk de, iklim döngüleri… Tekrarlayan La Niña ile El Niño olayları, gıda fiyatlarında beklenmedik şoklar yaratabilir ve gelişen ekonomilerdeki çiftçileri ve tarım işletmelerini baskı altında tutabilir. Bu konuda pek çok uluslararası kurum uyarıda bulunuyor. Ne denli etkili olacağı netleşmemiş olsa da, ‘süper El Niño’ dönemine girdik bile!

BİTKİSEL ÜRETİMİN PAYI YÜZDE 60 İLA YÜZDE 65 ARASINDA DEĞİŞİYOR

Gelelim Türkiye tarım sektörünün panoramasına… Dünya Bankası’nın makro raporları doğrudan alt ürün bazlı finansal kırılım yerine toplam katma değeri ölçüyor. Bu sebeple Türkiye’de tarım sektörünün ayrıntılarını vermiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri incelendiğinde, Türkiye’nin 83.2 milyar dolarlık tarihî hasılasının arkasındaki sektörel denge belirginleşiyor.
Toplam üretimin yüzde 60 ila yüzde 65’ini oluşturan bitkisel üretim, tarımsal ekonominin temel gücü. Akdeniz iklim kuşağının sağladığı avantajla yaş sebze, meyve, fındık, zeytin ve tahıl en çok üretimi yapılan ürünler…

Hayvancılığın payı ise yüzde 30 ila yüzde 35 arasında değişiyor. Büyükbaş ve küçükbaş, kanatlı ve süt ve süt ürünleri üretimi, hayvancılık sektörünün çıktıları… Özellikle süt ve beyaz et sektörlerinin üretimi, hayvansal hasılanın büyümesinde stratejik paya sahip.

Hasıladaki artışı ise nüfus artışı, yüzölçümü, teknolojik gelişmelerle kıyaslayıp bir kez daha değerlendirmekte fayda var. Bunun yanı sıra, plansızlık sebebiyle, bazı tarım ürünlerindeki yüksek rekolteden kaynaklanacak aşağı yönlü fiyat hareketlerinin üreticiye olumsuz etkilerini de ayrıca konuşmak gerek. Şu bir gerçek; iklim anomalileri ve Anadolu’nun farklı iklim kuşaklarını bir arada barındırması sayesinde, bu yaz meyve ve sebzeyi geçen yıla göre daha ucuz yiyebilecek bu millet! Millet derken, 20 bin lira maaşı 23 bin küsur olacak emeklileri ne yazık ki kast edemiyorum! Orta alt ve orta gelir grubu bu yaz birkaç kilo kiraz alabilecek pazardan… Yaz boyunca meyve, sebze fiyatlarının görece düşük kalması, gıda enflasyonunu da bir ölçüde sakinleştirebilir.

PLANLI, BİLİMSEL BİR YAKLAŞIM OLSAYDI, HASILA KATLANABİLİRDİ

Aslında Türkiye tarımının olması gereken yer yedinci sıranın da üzerinde olmalı… Tarım sektörü; bitkisel üretim, hayvancılık, meyve-sebze üretimi, tahıl, bakliyat, seracılık ve gıda sanayiindeki güçlü altyapısıyla Avrupa’nın en büyük tarım ekonomisi konumuna ulaştı. Türkiye, sahip olduğu iklim çeşitliliği, geniş tarım arazileri, dört mevsim üretim yapılabilmesi ve güçlü lojistik ağı sayesinde, hem iç pazarın gıda ihtiyacını karşılıyor hem de yüzlerce ülkeye tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor.

Son yıllarda tarım ve gıda ihracatında yaşanan artış da tarımsal hasılanın yükselmesinde önemli rol oynadı. Yaş meyve ve sebze, hububat, un, makarna, fındık, kuru meyve, zeytinyağı, süt ürünleri, kanatlı ürünleri ve su ürünleri gibi birçok kalemde Türkiye uluslararası pazarlarda payını artırdı.

Eğer ki bilimsel yaklaşımla planlama yapılabilse, girdilerde dışa bağımlılık azaltılabilse, genç nüfusun köyden kaçışı önlenebilse, vahşi sulama benzeri kaynak israflarına son verilebilse, tarım-sanayi entegrasyonu güçlendirilebilse, verimlilik artırılabilse Türkiye çok daha iyi yerlerde olabilirdi. Şimdi ne yazık ki rekoltelerde belirleyici olan genelde hava olayları oluyor. Ziraî donla, sellerle, kuraklıkla bir yıl rekolteler sert düşüyor, öbür yıl kış ve bahar yağmurlarıyla rekor kırıyor.


TÜRKİYE’NİN TARIM VE GIDA PİYASASINDAKİ İÇ PİYASA-DIŞ TİCARET DENGESİ

Dinamikler İç Tüketim (Yerel Piyasa) Dış Ticaret (İhracat Pazarı)
Yıllık Ekonomik Hacim Yaklaşık 60-65 milyar dolar yerel tüketim 36.4 milyar dolar yıllık ihracat geliri
Temel

Ürünler

Taze süt ve et ürünleri, ekmeklik buğday, yerli sebze pazarı Un, makarna, fındık, kuru kayısı ve incir, narenciye ve zeytinyağı
Piyasa Belirleyicileri Tarım-ÜFE oranları (girdi maliyetleri), TMO alım fiyatları ve devlet destekleri… Küresel navlun fiyatları, AB Yeşil Mutabakat uyum süreçleri ve gümrük vergileri…

BEKLENTİ; BUĞDAY ÜRETİMİNDE 5 MİLYON TONLUK ARTIŞ

Tüm bu olumsuzluklara rağmen tarım sektörü, 36.4 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek yıllık ihracat rekorunu kırdı. Tarım, gıda ve içecek sektörü genelinde aylık bazda ortalama 7 milyar dolar civarında ihracat gerçekleştirilirken, ithalat seviyesi 6.4 milyar dolar bandında seyrediyor. Sektör ortalama bazda her ay 500-600 milyon dolar dış ticaret fazlası veriyor.

Türkiye’nin tarımsal arz-talep dengesini en iyi özetleyen başat ürün buğday… İç tüketim ve üretim verileri dönemsel dinamiklerle şekilleniyor. Türkiye’nin yıllık buğday iç tüketimi demografik yapıdaki değişimler nedeniyle 19.4 milyon ton seviyesinde sabitlenmiş görünüyor. Bu tüketimin yüzde 90’a yakını ekmek, un, makarna gibi temel gıda ürünlerinin üretiminde kullanılıyor. 2025 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle, yerli buğday üretimi 17.9 milyon tona gerilemiş ve iç tüketim ihtiyacının bir kısmı ‘dahilde işleme rejimi’ kapsamındaki ithalatla ikâme edilmişti. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 2026 hasat sezonunda büyük bir üretim rekoru bekleniyor; buğday rekoltesinin 22.7 ila 23 milyon ton bandına ulaşacağı öngörülüyor. Bu durum, iç tüketim fazlası gıda ürünlerinin dış ticarete güçlü bir şekilde aktarılacağını işaret ediyor.
Bir olumlu haber de hayvancılık için… Arpa üretimi rekor artışla 9 milyon tona ulaştı. Bu üretim artışı, hayvancılığın önemli girdilerinden olan karma yem ihtiyacını büyük oranda yerli kaynaklardan karşılamaya imkân veriyor.

STRATEJİK TARIM ÜRÜNLERİNDE DIŞA BAĞIMLILIK CİDDİ BİR SORUN

Gelelim ithalata… Türkiye’nin tarım ve gıda ürünleri ithalatı, 2002’deki yaklaşık 1.9 milyar dolarlık seviyeden yıllar içinde hacimsel ve ciro bazında artış gösterdi, son yıllarda yıllık 12-15 milyar dolar bandında seyrediyor. İthalatta miktar ve değer olarak hububat ve yağlı tohumlar başı çekiyor. Ve her ikisi de stratejik ürünler kategorisinde… Yani bu ürünlerde dışa bağımlılık ne kadar az olursa o kadar iyi olur.
Buğday, ithalat listesinin her yıl miktar ve değer bazında en tepesinde yer alıyor. İç tüketimin yanı sıra işlenip un, makarna ve bisküvi olarak ihraç edilmek üzere yoğun şekilde kullanılıyor. Yıllık ortalama üretim 17 milyon ton ila 22 milyon ton civarında…

Soya fasulyesi önemli ithalat kalemlerinden bir diğeri; Türkiye’nin yağ ve yem sanayii için kritik öneme sahip. Yıllık yaklaşık 2.5 milyon ila 3.5 milyon ton arasında ithal edilyor. Yağlı tohumlar dışa bağımlı olduğumuz bir başka tarımsal ürün… Ayçiçek yağı üretimini karşılamak amacıyla, ayçiçeği tohumu ve ham yağ olarak önemli ölçüde ithal ediliyor. Yıllık ithalat hacmi 2 milyon ila 2.6 milyon ton arasında değişiyor.

Arpa ve mısır, temel olarak karma hayvan yemi sektöründe kullanılıyor. Tükiye yıllık 6 milyon ila 9 milyon ton arasında mısır; 5 milyon ila 9 milyon ton arasında arpa ithal ediyor.

Canlı hayvan ve karkas et ithalatı, iç piyasada fiyatları baskılayan bir unsur olarak kullanılıyor. Zaten yapısal sorunlarla boğuşan hayvancılık sektöründe krizin derinleşmesini getiriyor. Yıllık yüz binlerce baş canlı büyükbaş ve küçükbaş, bunun yanı sıra karkas et ithal ediliyor. İthalatın birkaç firmanın elinde olması sebebiyle, kırmızı et fiyatlarının baskılanması da mümkün olmuyor üstelik!

BU SONUÇLAR ÖNCE HAVANIN, SONRA TOPRAĞIN SAYESİNDE

Tarım ve Orman Bakanı Osman Yumaklı, ‘tarımsal hasılada rekor’ haberini kamuoyuyla paylaşırken, “Dünya Bankası’nın 2025 Tarımsal Hasıla Raporu’na göre ülkemiz, tarımsal hasılada ilk kez 80 milyar dolar barajını aşarak 83.2 milyar dolara ulaştı. Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sıradayız. Toprağa hayat veren, bu gururu bizlere yaşatan tüm üreticilerimize, çiftçilerimize, ihracatçılarımıza ve sanayicilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Anadolu’nun bereketi, Türkiye’nin gücü olmaya devam edecek” demiş. Neyse ki, en azından bu açıklamasında siyasî iktidara bir paye biçmemiş.
Bakanın son cümlesi önemli ama eksik; hâlâ tarımda planlamayı bir yana koyun, tarımsal ürün envanterini tamamlayamayan, teşvik ve sübvansiyonlarda eksik ve yanlışları gideremeyen bir rejimin temsilcisi olarak, hava olaylarına öncelikle şükretmesi gerekirdi!.. Değil mi ki, geçen yıl gıda enflasyonunun alevlenmesini ziraî dona, sellere ve kuraklığa bağlayan Hazine ve Maliye Bakanı’ydı!

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.