Dinozorları yok eden asteroide dair yeni bulgu

66 milyon yıl önce dinozorların yok olmasına neden olan Chicxulub asteroidine ilişkin yeni bir araştırma, gök cisminin Dünya’da oldukça nadir görülen bir meteorit türüne ait olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, bu tür meteoritlerin Dünya’da bulunan örneklerin yalnızca yüzde 5’ini oluşturduğunu belirtti.

Dinozorları yok eden asteroide dair yeni bulgu
Dinozorları yok eden asteroide dair yeni bulgu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 18 Temmuz 2026 23:53
  • Güncellenme: 18 Temmuz 2026 22:33

66 milyon yıl önce Dünya’ya çarparak dinozorlar da dahil olmak üzere canlı türlerinin büyük bölümünün yok olmasına neden olan Chicxulub asteroidine ilişkin yeni bir araştırma yayımlandı.

Araştırmada, dinozorlar çağını sona erdiren gök cisminin ait olduğu meteorit türü belirlendi. Bilim insanları, bu meteorit türünün Dünya’da oldukça nadir görüldüğünü ortaya koydu.

Asteroitler uzayda dolaşan gök cisimleri olarak tanımlanırken, Dünya yüzeyine ulaştıktan sonra geriye kalan parçalar ise meteorit olarak adlandırılıyor.

Yaklaşık 10 kilometre genişliğindeki Chicxulub asteroidi, 66 milyon yıl önce Dünya’ya çarptığında parçalanarak dev bir krater oluşturmuş ve binlerce kilometre uzaklığa kadar yayılan enkaz bırakmıştı.

Nadir görülen meteorit türü tespit edildi

Bilim insanları Chicxulub’un geride bıraktığı izleri inceleyerek, Dünya’ya çarpan kondritin, bilinen en eski kayaçlar arasında yer alan karbonlu kondrit sınıfına ait olduğunu belirledi.

Kanada’daki British Columbia Üniversitesi araştırmacılarının bulgularını yayımladığı çalışmaya göre bu meteorit türü, Dünya’da incelenen meteorit örneklerinin yalnızca yüzde 5’ini oluşturuyor ve Güneş Sistemi’ndeki en ilkel maddeler arasında yer alıyor.

British Columbia Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak görev yapan Dr. Philippe Claeys, bulgulara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Böylesine nadir ve uzak bir cismin çarpması, dinozorların ne kadar talihsiz olduğunu gerçekten vurguluyor.”

Kükürtün etkisine ilişkin değerlendirme

Araştırmaya göre elde edilen bulgular, Chicxulub asteroidinin günümüzde Meksika’daki Yucatán Yarımadası’na çarpmasının ardından yaşananlara ilişkin genel bilimsel tabloyu değiştirmiyor.

Bununla birlikte çalışma, meteoritte bulunan yanıcı elementlerden kükürdün, Dünya’daki türlerin yaklaşık yüzde 75’inin yok olmasındaki temel etken olabileceği yönündeki değerlendirmeleri zayıflatıyor.

Claeys, kitlesel yok oluşta asıl etkinin atmosferde yayılan ince enkaz parçalarından kaynaklanmış olabileceğini belirterek şunları söyledi:

“Atmosfere saçılan ince enkaz parçaları başlıca faktör olmalı.”

Araştırmada uluslararası işbirliği

Dr. Philippe Claeys, çalışmayı Paris Yer Fiziği Enstitüsü ve Paris Üniversitesi’nden araştırmacılarla birlikte yürüttü.

Araştırma kapsamında bilim insanları, Chicxulub çarpmasının ardından oluşan ince kil tabakasından alınan örneklerde bulunan eser miktardaki elementleri analiz etti.

Elde edilen veriler, Chicxulub asteroidinin Jüpiter yakınındaki Asteroit Kuşağı’nın dış kesimlerinden ya da Güneş Sistemi’nin daha uzak bölgelerinden gelmiş olabileceğine işaret ediyor.

Kitlesel yok oluşun nedeni araştırılıyor

Bilim insanları, Chicxulub asteroidinin Dünya’ya çarpmasına ilişkin çok sayıda sorunun halen yanıt beklediğini belirtiyor.

Dünya’daki kitlesel yok oluşun tek nedeninin asteroid çarpması olup olmadığı da araştırılmaya devam ediyor.

Bazı araştırmacılar, çarpışmadan önce yaşanan iklim değişikliğinin kitlesel yok oluşta etkili olduğunu değerlendirirken, bazı bilim insanları ise büyük volkanik faaliyetlerin belirleyici rol oynadığı görüşünü dile getiriyor.

The Conversation’da yayımlanan değerlendirmede İngiliz akademisyenler Monica Grady ile Michael Benton, çarpışmanın etkilerini şu sözlerle anlattı:

“İster dinozor ister bokböceği olsun, geçici çukurun yakınındaki herkes patlamanın etkisiyle anında yanıp kül olurdu.”

İki akademisyen, çarpışmanın etkisinin yalnızca krater çevresiyle sınırlı kalmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ancak merkez üssünden 2 bin kilometre uzakta olanlar bile, çarpışma bölgesinden yayılan termal radyasyon ve süpersonik rüzgarlar yüzünden muhtemelen kısa sürede ölürdü.”

Kaynak