Muş’un Varto ilçesinde Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan nöbet eylemi devam ediyor. Nöbete katılan kadınlar, bölge doğasına yönelik saldırıların arttığına dikkat çekerek ekolojik talana geçit vermeyeceklerini vurguladı.
Muş’un Varto ve Bingöl’ün Karlıova ilçelerine bağlı sınır köylerde kurulmak istenen JES projesine karşı yurttaşların tepkisi sürerken, Bingöl İdare Mahkemesinde de hukuki süreç başlatıldı. Bölge halkının projeye karşı 3 Mayıs’ta başlattığı nöbet eylemi kararlılıkla sürdürülüyor.
Nöbet eylemine katılan kadınlar, projeye karşı yürütülen mücadeledeki kararlılıklarını dile getirdi.

‘Toprağı zehirliyorlar’
Projeye karşı yürütülen mücadelenin kadınlar tarafından güçlü bir şekilde sahiplenildiğini belirten Varto-Avrupa Ekoloji Platformu üyesi Fatma Güneşer, yurt dışından gelir gelmez 3 Mayıs’taki çadır nöbetine katıldığını söyledi. Yurt dışında en az 300 ekoloji derneğinden oluşan bir federasyon bünyesinde projenin durdurulması için girişimlerde bulunduğunu belirten Güneşer, şöyle konuştu:
“UNESCO’ya başvurmak amacıyla gerekli belgeleri toplama aşamasındayız. Ekim ayında Almanya, Fransa ve Hollanda bileşeni derneklerin katılımıyla bir sempozyum düzenleyeceğiz. Ben de Varto’yu temsilen bu sempozyuma katılacağım. Gimgim, toplumsal olarak kozmopolit bir yapıya sahip ve geniş bir doğaya ev sahipliği yapıyor. Bölgeye en büyük zararı doğa üzerinden vermek istiyorlar. IGNIS gibi firmalar projenin etki alanını genişletmeyi hedefliyor. Bu projeler küresel bir sorun teşkil ediyor. Toprakları zehirliyorlar. Toplumu zorunlu göçe sürüklüyorlar; bu da kültür erozyonuna ve inancın kaybolmasına yol açıyor.”

‘Sondaj çalışmaları büyük yıkıma yol açacak’
Türkiye’deki ekolojik talan projelerini onaylamadığını vurgulayan Çiğdem Aktepe ise şu ifadeleri kullandı:
“Kültürümüzün, ağacımızın ve suyumuzun yok olmasını istemiyorum. Bu tesis toprağımıza zarar verecek, kimyasal maddeler havaya karışacak. İstanbul’dan çadır eylemine destek vermek için geldim. Kadınların toplumdaki yeri çok önemli ve burada da nöbeti aktif şekilde üstleniyorlar. Bu alanda bulunmamız büyük önem taşıyor. Öte yandan bölgemiz büyük bir deprem tehdidi altında. Yapılacak sondaj çalışmaları ilk andan itibaren burayı büyük bir yıkıma uğratacak; bunu kendileri de çok iyi biliyor. Sadece burası değil, çevre iller de olumsuz etkilenecek. Bu projeye izin vermeyeceğiz, talebimizi ve tepkimizi burada bulunarak gösteriyoruz.”

‘Sıra yer altına geldi, her yerde karşı çıkmamız gerekiyor’
Tekirdağ’da yaşayan ve iki aydır nöbet eylemine destek vermek amacıyla alanda bulunan Hatice Doğan da JES projesine karşı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bu projenin insana, doğaya, hayvanlara ve yaşayan tüm canlılara büyük zararı var; herkes bunun bilincinde. Daha önce bazı köylerimizde HES’ler yapıldı, sularımızı elimizden aldılar ve devamı da geliyor. Şirketlerin kârı uğruna yeryüzündeki her şeyi sattılar, sıra yer altına geldi. Buradaki halkın yaşamını düşünmüyorlar. Ege’de, Karadeniz’de, ülkenin her yerinde benzer bir doğa tahribatı var. Neresi olursa olsun mücadeleye destek vermemiz ve bu projelere karşı çıkmamız gerekiyor.” (MA)




