Uzun süre devam eden uyku sorunlarının bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığı riskiyle ilişkili olabileceği belirtildi. Uzmanlar, sık uyanma, derin uyku süresinin azalması ve uyku apnesi belirtilerinin yaşam kalitesinin yanı sıra beyin sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, uykunun yalnızca bedenin dinlendiği bir süreç olmadığını, uyku sırasında beynin hafıza, öğrenme ve metabolik atıkların uzaklaştırılmasıyla ilgili faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti.

Uyku ve Alzheimer arasında çift yönlü ilişki
Üstel, uyku ile Alzheimer hastalığı arasındaki ilişkinin çift yönlü olabileceğine işaret ederek şunları söyledi:
“Uyku bozuklukları bilişsel gerileme açısından bir risk faktörü olabilirken Alzheimer hastalığıyla ilişkili beyindeki değişiklikler de uyku-uyanıklık düzeninin bozulmasına neden olabiliyor. Bu nedenle özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan ve uzun süre devam eden uyku sorunlarını yalnızca yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirmemek gerekiyor.”
Gece boyunca sık uyanmanın ve derin uyku dönemlerinin azalmasının uyku kalitesini düşürebileceğini belirten Üstel, yatakta geçirilen sürenin tek başına kaliteli uyku anlamına gelmediğini vurguladı.
Üstel, özellikle yüksek sesle horlama, uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi, sabah dinlenmeden uyanma ve gün içerisinde aşırı uyku halinin uyku apnesine işaret edebileceğini belirterek, bu belirtilerin görülmesi halinde değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu söyledi.
‘Her uyku sorunu Alzheimer hastalığına işaret etmez’
Uykusuzluk ve obstrüktif uyku apnesi gibi uyku bozuklukları ile bilişsel gerileme ve demans arasında ilişki bulunduğunu gösteren araştırmalara dikkat çeken Üstel, uyku sorunu yaşayan herkesin Alzheimer hastalığına yakalanacağı yönünde bir çıkarım yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Uyku sırasında beynin bazı metabolik atıkları temizleyen mekanizmalarının daha aktif çalıştığını belirten Üstel, Alzheimer hastalığında önemli rol oynayan beta-amiloid ve tau proteinleri ile uyku arasındaki ilişkinin uzun süredir araştırıldığını ifade etti.
Üstel, bu konuda kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını belirterek şunları söyledi:
“Uyku sırasında beynin gün içinde oluşan bazı metabolik atıkların temizlenmesine yönelik mekanizmaları daha aktif çalışıyor. Alzheimer hastalığında önemli rol oynayan beta-amiloid ve tau proteinleri ile uyku arasındaki ilişki de bu nedenle uzun süredir araştırılıyor. Ancak burada önemli olan, kötü uyku Alzheimer’ın kesin nedeni demek değildir. Bilimsel veriler bir ilişkiye işaret ediyor.”

Unutkanlığın nedeni yalnızca uyku olmayabilir
Yetersiz uyku, stres, depresyon, bazı ilaçlar ve farklı sağlık sorunlarının da unutkanlığa neden olabileceğini belirten Üstel, özellikle günlük yaşamı etkileyen unutkanlıkların ve uyku sorunlarının birlikte görülmesi halinde değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi.
Üstel, yakın zamanda yaşanan olayların sık sık unutulması, aynı soruların tekrar tekrar sorulması ve günlük işlerin yapılmasında zorlanılması gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Kişinin yakın zamanda yaşanan olayları sık sık unutması, aynı soruları tekrar tekrar sorması, günlük işlerini yapmakta zorlanması veya bu yakınmalara belirgin uyku bozukluklarının eşlik etmesi durumunda değerlendirme geciktirilmemelidir. Beyin sağlığının korunmasında kaliteli uyku, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve damar sağlığının korunmasıyla birlikte ele alınmalıdır.”





