Lefkoşa’daki ara bölgedeki BM Merkezi’ndeki görüşmelere, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis katıldı.
Görüşmede taraflar arası güven artırıcı önlemler ve Kıbrıs konusunda garantör ülkelerin de katılımı ile yapılması planlanan 5+1 toplantılarının genel çerçevesinin ele alınması öngörülüyordu.
Sabah saat 10.00 sıralarında başlayan üçlü görüşme bir saatten biraz fazla sürdü.
Görüşmeden sonra Erhürman ve Hristodulidis ara bölgeden ayrıldı.
BM’den Kıbrıs için yeni diplomasi trafiği: Guterres öncülüğünde üçlü görüşme başladıhttps://t.co/Kz92IhiPdl pic.twitter.com/4UiyRnoW89
— İlke TV (@ilketvcomtr) July 29, 2026
‘Çözümün sağlanması için yeni bir toplantı istiyoruz’
BM Genel Sekreteri, Erhürman ile Hristodulidis arasında gerçekleştirilen üçlü görüşmenin ardından basın açıklaması yaptı.
Yaklaşık 3 saat süren toplantıda güven artırıcı önlemler, müzakere yöntemi ve görüşmelerin içeriğinde yeterli ilerleme sağlanmasının ardından yeni bir “genişletilmiş toplantı” düzenlenmesi kararı çıktı. Ancak toplantının takvimi konusunda bir açıklama yapılmadı.
CyprusMail gazetesinin haberine göre Guterres, son iki günde yürütülen temasların “yapıcı” geçtiğini belirterek, tarafların güven inşa edecek somut adımlar üzerinde çalışmayı kabul ettiğini ifade etti. Buna göre taraflar;
Yeni geçiş kapılarının açılması, mayın temizleme faaliyetlerinin ilerletilmesi, çevre ve iklim değişikliği alanlarında ortak çalışmalar, gençlik ve sivil toplum düzeyinde iş birliğinin artırılması gibi başlıklarda ilerleme sağlamayı hedefliyor.
Guterres, bu alanlarda “yeterli ilerleme” kaydedilmesi halinde, Kıbrıs sorununa ilişkin yeni bir “5+1” formatındaki genişletilmiş toplantıyı toplamayı planladığını açıkladı.
Söz konusu toplantıya Kıbrıs’taki iki tarafın yanı sıra adanın garantör ülkeleri Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık ile Birleşmiş Milletler’in katılması öngörülüyor.
BM Genel Sekreteri, görüşmelerin henüz resmi müzakerelerin yeniden başlaması anlamına gelmediğini ancak ortak zemin oluşturulması için önemli bir adım olduğunu vurguladı.
“Kıbrıslılar ilerleme görmek istiyor” diyen Guterres, “Liderlerinden uzlaşmalarını ve Kıbrıs sorununu çözüme ulaştıracak son adımları birlikte atmalarını bekliyorlar. Bölünmeyle değil, iş birliği, fırsatlar ve barışla anılan bir gelecek istiyorlar” ifadelerini kullandı.
Guterres, sahadaki durumun istikrarı açısından BM Barış Gücü’nün (UNFICYP) görev ve yetkilerine saygı gösterilmesinin önemine de değindi.
Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarından etkilendiğini ifade eden Guterres, kayıp yakınlarının acılarını hafifletmeye yönelik iki toplumlu girişimlerin umut verici olduğunu kaydetti. İki toplumlu teknik komitelerin de siyasi müzakereler ile vatandaşların günlük yaşamı arasında köprü kurarak somut sonuçlar ürettiğini belirten Guterres, sivil toplum temsilcileriyle yaptığı görüşmelerin de yapıcı geçtiğini söyledi.
Kıbrıs’ta olası bir anlaşmanın yalnızca ada için değil, Doğu Akdeniz’in tamamı açısından da önem taşıdığını vurgulayan Guterres, bölgede süregelen çatışmaların istikrarsızlığı derinleştirdiğine dikkat çekti.
“Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılması, sadece Kıbrıs halkının barış ve refahı açısından değil, giderek daha kırılgan hale gelen bölgede istikrarın güçlenmesi bakımından da kritik öneme sahip” diyen Guterres, başarılı bir çözüm sürecinin bölgeye olumlu yansımaları olacağına inandığını ifade etti.
Guterres, çözüm sürecinde uluslararası toplumun desteğinin önemini vurgulayarak, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın yapıcı katkılarını sürdürmesini beklediklerini söyledi.
BM’nin iyi niyet misyonu ile UNFICYP personelinin adada barış ve istikrarın korunması için kritik görev üstlendiğini belirten Guterres, ““Birleşmiş Milletler barışı dayatamaz. Ancak Kıbrıs halkına, ada ve bölgenin geleceği açısından kritik önem taşıyan bu süreçte destek verme konusundaki kararlılığımız tamdır.” dedi.
BM Genel Sekreteri’nin ziyareti, 2017’den bu yana sonuç alınamayan Kıbrıs müzakerelerini yeniden canlandırmaya yönelik en kapsamlı diplomatik girişimlerden biri olarak görülüyor.
Kıbrıs sorunu ve çözüm arayışları
Birleşmiş Milletler (BM), 1964 yılından bu yana Kıbrıs’ta barışı koruma gücü bulunduruyor. 1974’teki gelişmelerin ardından fiilen ikiye bölünen Ada’da, BM gözetimindeki siyasi süreç uzun süredir durağan seyrediyordu. Ancak son aylarda artan temaslar, taraflar arasında güven artırıcı adımların yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
Şu anki temaslar ağırlıklı olarak “güven artırıcı önlemler” ve teknik hazırlıklar üzerine yoğunlaşsa da birçok kesim bu adımları, yıllar süren ataletin ardından özlü bir diyaloğa dönüş yolunda ciddi bir çaba olarak nitelendiriyor. Güney kesimi, tüm toplumların haklarına saygı duyan, şeffaf ve kalıcı bir müzakere sürecinin yeniden başlaması için BM’nin resmî katılımı ve denetiminin önemini vurguluyor. Bu diplomatik girişimler, Avrupa Birliği ve BM dahil olmak üzere uluslararası ortakların yakından takip ettiği geniş bir çerçevede yürütülüyor. Temel amaç ise bölgedeki gerilimi önlemek ve sürdürülebilir bir çözümü desteklemek.
Tarihi arka plan ve Annan planı süreci
Kıbrıs, 1974’teki Yunanistan destekli darbe girişiminin ardından Türkiye’nin askerî müdahalesiyle ikiye bölünmüştü. Güneyde yer alan Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası alanda tanınan ve AB üyesi olan tarafken, kuzeydeki yönetim yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor.
BM’nin 2004 yılında Kıbrıs’ta referanduma sunduğu ve Türkiye’nin destek verdiği barış planı, Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmişti. Kıbrıslı Rumlar, dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın adıyla anılan bu planın güvenlik endişelerini ve Ada’da yerinden edilmiş on binlerce kişinin mülkiyet haklarını gözetmediğini savunuyordu. Referanduma katılan Kıbrıslı Rumların yüzde 75’i plan aleyhinde oy kullanırken, Kıbrıslı Türkler “Annan Planı” olarak bilinen plana yüzde 65 oranında onay vermişti.
Güncel görüşmeler ve çıkmazlar
BM, Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki meselenin çözümü için yıllardır devrede olup her iki bölge arasında BM’ye bağlı güçlerin konuşlandığı bir ara bölge bulunuyor. Bu kapsamda, BM gözetiminde 18 Temmuz’da yeni görüşmeler gerçekleştirildi. BM ev sahipliğinde New York’ta düzenlenen ve Kıbrıs meselesine çözüm zemini aramak amacıyla kurulan 5+1 formatındaki gayriresmi konferans, beklentilerin gerisinde kaldı. Görüşmelerin ardından yapılan açıklamalarda, tarafların pozisyonlarını koruduğu ve çözüm umutlarının bir kez daha ertelendiği görüldü.
Taraflar arasındaki temel anlaşmazlık noktaları ise değişmedi. Kuzey Kıbrıs tarafı “egemen eşitlik” ve “eşit uluslararası statü” talebini sürdürürken, Güney Kıbrıs bölünmeyi kalıcı hâle getirecek bir anlaşmayı ve Türkiye’nin Ada’daki askerî varlığını meşrulaştıracak önerileri reddediyor.




