Kavşaktaki Başûr
Rüştü Demirkaya 30 Temmuz 2026

Kavşaktaki Başûr

Kavşaktaki Başûr

 

2026 yazında Irak Federe Kürdistan Bölgesi (Başûr), kendi tarihinin en yoğun dış basınç dönemlerinden birini, iç siyasetinin en uzun felç dönemlerinden biriyle aynı anda yaşıyor. Dört dinamik aynı anda Hewlêr’in üzerinden geçiyor: Şubat sonunda başlayan ve ateşkes ile yeniden tırmanma sarmalında ilerleyen ABD/İsrail-İran savaşı; Türkiye’de PKK’nin feshi ve silah bırakmasına ilişkin çerçeve yasanın TBMM gündemine geldiği “süreç”; Rojava’da DSG ile Şam arasındaki entegrasyon anlaşmasının belirsiz uygulaması; ve Bağdat’ta Kasım 2025 seçimleri sonrası kurulan Ali Zeydi hükümetiyle yeniden tanımlanan federal denklem. Bu dört dinamiğin her biri tek başına Başûr’un konumunu değiştirebilecek ağırlıkta. Birlikte ise, bölgesel yönetimin kuruluşundan bu yana taşıdığı temel gerilimi çıplaklaştırıyorlar: Başûr, Kürt siyasal alanının kurumsallaşmış tek statüsü olarak bir merkez mi olacak, yoksa büyük güç rekabetinin geçiş sahası ve vekil coğrafyası olarak mı konumlanacak?

Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca Hewlêr’deki karar alıcıların iradesine bağlı değil. Ancak bu iradenin bugünkü hali, sorunun ağırlığıyla ters orantılı bir tablo sunuyor.

İçerideki felç: Statünün altını oyan hükümetsizlik

Başûr’un dış konumunu tartışmadan önce içerideki krizin boyutunu kaydetmek gerekiyor, çünkü dışarıdaki her denklem bu iç zafiyet üzerinden işliyor. 20 Ekim 2024 parlamento seçimlerinin üzerinden yaklaşık yirmi bir ay geçmesine rağmen onuncu kabine kurulamadı. Parlamento, Aralık 2024’teki yemin töreninden bu yana fiilen toplanamıyor; başkanlık divanı ve komisyonlar oluşturulamadı. Rûdaw’ın aktardığına göre, mesai yapmayan milletvekillerine bu sürede 10 milyar dinardan fazla maaş ödendi.[1] KDP kanadı tıkanıklığı KYB’nin kabineyi Irak cumhurbaşkanlığı ve federal hükümet pazarlığına rehin tutma stratejisine bağlarken, Kubad Talabani Haziran ayında Süleymaniye’de “bir buçuk yılı aşkın süredir hükümet kuramamaktan utanç duyuyorum” diyerek krizin uluslararası imaj maliyetini açıkça itiraf etti.[2] Başsavcılığın Temmuz sonunda parlamentonun aktifleştirilmesi ve hükümetin kurulması için yaptığı çağrı, kurumsal çürümenin yargı organlarını dahi harekete geçirdiğini gösteriyor.[3]

Bu felcin anlamı teknik değil, yapısaldır. Başûr’un bölgesel ve uluslararası aktörler nezdindeki temel sermayesi, dört parça içindeki tek anayasal statü olmasıdır. Statünün kurumları işlemediğinde bu sermaye erir; Hewlêr ve Süleymaniye iki ayrı güvenlik, ekonomi ve dış politika alanı olarak davranmaya devam ettiğinde ise muhataplar tek bir Başûr yerine iki parti-devletiyle pazarlık eder. İran savaşı boyunca Tahran’ın Süleymaniye ile Hewlêr’e farklı basınç kanalları kullanması, Ankara’nın Kalın turunda KDP ve KYB ile ayrı ayrı masaya oturması, Washington’ın Trump üzerinden Mesud Barzani ve Bafel Talabani’yi ayrı telefon diplomasisiyle muhatap alması, bu iki başlılığın artık dış politikanın veri kabul edilen zemini haline geldiğini gösteriyor. Bölgesel kararların eşzamanlı dayattığı bir konjonktürde ortak tutum üretilemeyişi, Başûr’u dış gelişmelerin öznesi olmaktan çıkarıp bu gelişmelerin uygulandığı bir alana dönüştürme riskini taşıyor.

Bağdat ekseni: Yeni hükümet, eski denklem

Kasım 2025 federal seçimlerinin ardından Mayıs 2026’da güvenoyu alan Zeydi kabinesi, Erbil-Bağdat ilişkilerinde hem fırsat hem risk üretiyor. ORSAM’ın değerlendirmesinin de işaret ettiği gibi, savaşın yarattığı güvenlik ve ekonomik basınç Bağdat’ın Hewlêr’i tümüyle karşısına almasını zorlaştırıyor; petrol ihracatının kesintisiz sürmesine duyulan ihtiyaç, federal merkezi Kürt tarafıyla pragmatik bir modus vivendi’ye itiyor.[4] Mesrur Barzani’nin Temmuz sonunda dile getirdiği “Bağdat yakıta milyarlar harcarken bize pay vermiyor” serzenişi ve Kürt temsilcilerin Bağdat’taki 140 bin varillik benzin talebi, ilişkinin gündelik zemininin hâlâ kaynak paylaşımı kavgası olduğunu hatırlatıyor.

Daha derindeki mesele ise Madde 140 coğrafyasında sessizce ilerleyen demografik mühendisliktir. Kürdistan Bölgesi Dışındaki Kürt Bölgeleri Kurulu’nun Mayıs ayında hükümete sunduğu rapor, Bakanlar Kurulu’nun 250 sayılı kararıyla savunma personeli için inşa edilen konutların tartışmalı bölgelerin demografik yapısını Kürtler ve Türkmenler aleyhine değiştirdiğini, bunun açık bir anayasa ihlali olduğunu kaydediyor. Aynı rapor, bu hak gasplarının bir nedeninin de Kürt siyasi güçlerinin Bağdat’taki parçalı duruşu olduğunu söyleyerek topu yeniden Kürt iç siyasetine atıyor.[5] Zeydi kabinesinin hükümet programında Madde 140’a dair taahhüt bulunmaması, Kerkük ve çevresinde 2003 sonrasının en kritik dosyasının yeni dönemde de askıda kalacağına işaret ediyor. Burada mesele hukuki bir madde tartışmasının ötesindedir: Tartışmalı bölgeler, Kürt mekânının devlet eliyle yeniden düzenlendiği, iskân ve altyapı politikalarının etnik coğrafyayı dönüştürmenin aracı olarak kullanıldığı bir laboratuvar işlevi görmeye devam ediyor.

Ekonomi ve enerji: Rantiye kırılganlığın jeopolitikleşmesi

Ekonomik cephede 2025-2026 dönemi, iki buçuk yıllık kesintinin ardından petrol ihracatının Eylül 2025’te ABD arabuluculuğuyla Ceyhan üzerinden yeniden başlamasıyla açıldı. Sekiz uluslararası şirketin (HKN, WesternZagros, Hunt, Gulf Keystone, Shamaran ve diğerleri) Bağdat ve Hewlêr ile imzaladığı geçici çerçeve, üretimin SOMO üzerinden pazarlanmasını ve şirketlere escrow hesabı üzerinden ödeme yapılmasını öngörüyor; en büyük üretici DNO’nunsisteme girmeyi reddetmesi ise borç meselesinin çözülmediğini gösteriyor.[6] Mart 2026’da, savaşın Basra üzerindeki ihracatı vurduğu koşullarda, Kerkük petrolünün de Ceyhan’a akıtılması kararı, kuzey hattını Irak’ın stratejik sigortasına dönüştürdü.[7] Temmuz itibarıyla Bağdat ile Ankara’nın Ceyhan üzerinden on iki aylık yeni bir akış anlaşmasına yaklaştığı, HKN’nin bu kez Kürdistan Bölgesi dışında, Hamrin sahasında federal Kuzey Petrol Şirketi’yle sözleşme imzaladığı bildiriliyor.[8]

Bu tablo üç şey söylüyor. Birincisi, Başûr ekonomisinin rantiye karakteri değişmedi; maaş krizi hâlâ toplumsal meşruiyetin temel yarası ve Bağdat’ın elindeki en etkili basınç aracı. İkincisi, ABD enerji şirketlerinin sahaya girişi, Washington’ın Başûr’a angajmanını ticari çıkarla kalıcılaştıran yeni bir katman ekledi; enerji diplomasisi, ABD-Hewlêr ilişkisini askeri iş birliğinin ötesine taşıdı. Üçüncüsü ve en kritiği, enerji altyapısı artık doğrudan savaş hedefi. Savaş boyunca İran destekli milislerin Khor Mor başta olmak üzere gaz ve petrol sahalarına yönelik saldırıları üretimi kesintiye uğrattı; KRG’nin “yasadışı milislerin saldırılarına karşı Bağdat’ın etkili önlem almadığı” yönündeki açıklaması, federal merkezle güvenlik ilişkisindeki asimetriyi kayda geçirdi. Dana Gas’ın Temmuz sonunda Kor Mor’da üretimi kademeli artırdığını duyurması toparlanmaya işaret etse de, yapısal gerçek şu: Başûr’unekonomik damarları, kendi kontrolünde olmayan bir savaşın hedef listesinde.

Savaşın gölgesinde: Riskler, basınçlar ve İran denklemi

Şubat 2026’da başlayan ABD/İsrail-İran savaşı, Haziran ortasında Versay’da imzalanan mutabakata rağmen kalıcı bir barışa dönüşmedi; Temmuz boyunca saldırı ve misilleme dalgaları sürdü. Bu savaşta Kürdistan Bölgesi, Rûdaw Araştırmalar Merkezi’nin verilerine ve Rûdaw’da yayımlanan değerlendirmelere göre, Körfez monarşileriyle birlikte İran ve bağlı grupların en çok hedef aldığı altı yerden biri oldu.[9] Harir üssündeki ABD varlığı vuruldu, Irak İslami Direnişi Hewlêr’deki patlamaları üstlendi, Başkan Barzani’nin karargâhına yönelik ve kamuoyuna duyurulmayan saldırılar dahi yaşandı. Erdoğan’ın Mesrur Barzani’yi kabulünde “Erbil dahil Irak topraklarının hedef alınmasından üzüntü” ifadesini kullanması, saldırıların diplomatik kayıt düzeyinde de teyit edildiğini gösteriyor.[10]

Riskler dizisi açık: Başûr, ABD askeri varlığına ev sahipliği yaptığı, İranlı Kürt muhalefetini barındırdığı ve İsrail’le ilişkilendirilen bir coğrafya olarak Tahran’ın misilleme haritasında sabit bir adres. Savaş uzadıkça bu adres, İran’ın konvansiyonel kapasitesi zayıfladığı ölçüde milis vekiller üzerinden vurulmaya devam edecek. İkinci risk ekonomik: Hürmüz krizleri, ihracat kesintileri ve yatırım ortamının bozulması, maaş krizini derinleştirerek iç meşruiyeti aşındırıyor. Üçüncü risk ise en sinsi olanı: Vekilleştirilme. Trump’ın Barzani ve Talabani ile doğrudan telefon diplomasisi, Wall Street Journal’a yansıyan “Tahran’la çatışan grupları, özellikle İran Kürtlerini destekleme” açıklamaları, Kürtleri savaşın kara ayağı olarak konumlandırma eğilimini görünür kıldı.[11] Kürt tarihinin en pahalı derslerinden biri, büyük güçlerin taktik ihtiyacıyla Kürt stratejik çıkarının aynı şey olmadığıdır; 1975 ve 1991 hafızası bu coğrafyada hâlâ canlıdır.

Avantajlar da yok değil, ancak koşulludur. İran’ın zayıflaması, Bağdat üzerindeki Tahran vesayetini gevşeterek Hewlêr’in federal pazarlık gücünü artırabilir. ABD ve Batı nezdinde Başûr’un stratejik değeri yükseldi; enerji koridoru rolü, Kalkınma Yolu projesi ve kuzey hattının yeniden işlerliği, bölgeyi Basra’ya alternatif bir arter olarak kalıcılaştırabilir. Rojhilat’ta rejimin baskı kapasitesinin gerilemesi, uzun vadede İran Kürt siyasetine alan açabilir. Ancak bu avantajların hiçbiri kendiliğinden gerçekleşmez; hepsi, Başûr’un tek sesli bir siyasi irade üretebilmesine bağlıdır ki mevcut tablo tam tersini gösteriyor.

Rojhilat boyutu bu açıdan öğreticidir. Şubat 2026’da İKDP, PJAK, PAK, Komala ve Xebat’ınilan ettiği İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu, kâğıt üzerinde tarihsel bir birlik görüntüsü verdi; ancak İRAM ve Medyascope’a yansıyan değerlendirmelerin de gösterdiği gibi, savaş karşısındaki tutumlar hızla ayrıştı. Komala ve PAK dış müdahaleyi fırsat olarak okurken, İKDP ve PJAK mesafeli durdu; PJAK “üçüncü yol” ilan ederek ne rejimin ne müdahalenin tarafı olacağını açıkladı.[12] Beklenen halk ayaklanması gerçekleşmedi, rejim beklenenden dirençli çıktı ve Suriye deneyiminden süzülen “satılma” algısı harekete geçme eşiğini yükseltti.[13] Başûr açısından sonuç ikili: Bu grupları barındırmak hem Tahran’ın saldırıları için gerekçe üretiyor hem de Hewlêr’e, olası bir İran çözülmesinde masada oturacağı bir kart veriyor. Kart ile hedef tahtası arasındaki çizgi ise incecik.

Kürtler arası denklem: Merkez olma iddiası ve hegemonya rekabeti

Başûr’un Kürtler arası ilişkilerdeki konumu, 2025-2026 döneminde paradoksal biçimde hem güçlendi hem aşındı. Güçlendi, çünkü Türkiye’deki sürecin en kritik sahnelerinden biri Başûrtoprağında kuruldu: Temmuz 2025’te Süleymaniye’deki Casene mağarasında gerçekleşen sembolik silah yakma töreni, Başûr’u sürecin fiziki ve diplomatik zemini yaptı. DEM Parti heyetlerinin Mesud ve Neçirvan Barzani ile görüşmeleri, Hewlêr’in Ankara-İmralı-Kandil üçgeninde kolaylaştırıcı rol üstlendiğini gösterdi. Ankara’nın Süleymaniye ile başlattığı normalleşme, İbrahim Kalın’ın Bağdat-Kerkük-Süleymaniye-Hewlêr turunda Bafel Talabani ile de masaya oturması, KYB’nin yıllar süren dışlanmışlığının sonuna işaret ediyor ve Başûr’un iki kanadını da sürecin mimarisine dahil ediyor.[14]

Aşındı, çünkü bu kolaylaştırıcılık rolü, Kürt siyasal alanındaki hegemonya rekabetinden bağımsız işlemiyor. PKK’nin fesih ve silah bırakma süreci tamamlanırsa, Kandil’in Başûr’dakiaskeri varlığının tasfiyesi KDP açısından hem güvenlik alanının genişlemesi hem de Kürt siyasetindeki ağırlık merkezinin Hewlêr’e kayması anlamına gelir. Bu yüzden süreç, Başûriçin salt bir komşuluk meselesi değil, Kürt iç dengesinin yeniden kurulması meselesidir. Rojava’ya bakış da aynı rekabetin izini taşıyor: DSG-Şam entegrasyonunda güvenlik alanında mesafe alınırken (yaklaşık beş bin DSG savaşçısının Savunma Bakanlığı’na, dört bin iç güvenlik görevlisinin İçişleri’ne katıldığı bildiriliyor), siyasi temsil, yerinden yönetim ve Kürtçe eğitim gibi statü başlıkları çözümsüz. Özerk Yönetim temsilcisinin entegrasyon tamamlandığında Özerk Yönetim ve DSG’nin feshedileceğini açıklaması, Rojavakazanımlarının kurumsal formunun tasfiye sürecine girdiğini gösteriyor.[15] Hewlêr bu süreçte ENKS üzerinden sınırlı bir aktör olarak kaldı; Ocak ayında Halep’ten yayılan çatışmalar ve Şam kuşatması karşısında Başûr’un etkili bir koruma şemsiyesi sunamaması, “Kürt merkezi” iddiasının sınırlarını çizdi.

Bütün parçalar birlikte okunduğunda ortaya çıkan örüntü şu: Dört parçada eşzamanlı olarak Kürt silahlı-siyasi yapılarının devletlere entegrasyonu veya tasfiyesi gündemde. Türkiye’de fesih yasası, Suriye’de DSG’nin merkezi orduya katılımı, İran’da koalisyonun ataleti ve Başûr’da statünün iç felçle aşınması, aynı tarihsel anın farklı yüzleri. Kürt siyasal alanı, silahlı özerklik biçimlerinden çıkıp statü ve entegrasyon pazarlığına giren bir geçiş evresinde; bu geçişin kazanıma mı tasfiyeye mi evrileceği ise henüz açık bir soru.

Uluslararası eksen: Washingtonın gölgesi, Ankaranın koridoru

Uluslararası düzlemde Başûr’un 2026 konumunu iki başkent belirliyor. Washington ilişkisi savaşla birlikte hem derinleşti hem riskleşti: Enerji anlaşmaları, Harir’deki askeri varlık, Trump’ın Kürt liderlerle doğrudan teması ve Kürdistan Bölgesi heyetinin Washington ziyaretleri, ilişkiyi stratejik ortaklık diline yaklaştırıyor. Ancak bu yakınlık, ABD iç siyasetinin dalgalanmalarına ve Trump yönetiminin işlemsel dış politika tarzına endeksli; Rojava’da ABD desteğinin fiilen çekilişi ve Suriye’de Şam lehine yapılan politika değişikliği, Washington garantilerinin ne kadar hızlı buharlaşabileceğinin taze kanıtı olarak Kürt siyasal hafızasına kaydedilmiş durumda.[16]

Ankara ilişkisi ise ekonomik entegrasyon ile güvenlik vesayeti arasında salınıyor. Kalkınma Yolu projesi, Ceyhan hattının yeniden işlerliği ve süreçle birlikte gündeme gelen normalleşme, Türkiye’yi Başûr’un en önemli ekonomik kapısı olarak pekiştiriyor. Ancak bu kapının açıklığı, sürecin seyrine bağlı: Çerçeve yasanın silah bırakmanın “teyit ve tespiti” şartına bağlanması, PKK kanadının yasal güvence olmadan tasfiyeyi tamamlamama tutumu ve İran savaşının Kandil’de yarattığı yeni fırsat algısı, süreci kırılgan tutuyor.[17] Süreç çökerse, Başûr yeniden Türkiye’nin sınır ötesi operasyon sahasına döner; başarırsa, Ankara’nın bölgedeki askeri varlığının geleceği ve bu varlığın Başûr egemenliğiyle ilişkisi yeni bir müzakere başlığı olarak masaya gelir.

Statü ile vekillik arasında

Güney Kürdistan bugün, kendi statüsünün sağladığı imkânlar ile bu statünün üzerine kurulduğu kırılganlıkların açık hesaplaşması içinde. Dış konjonktür, 1991’den bu yana belki de en elverişli görünümü sunuyor: İran zayıflıyor, ABD angajmanı derinleşiyor, Türkiye ile çatışma yerine süreç konuşuluyor, enerji koridoru rolü kalıcılaşıyor. Ancak aynı konjonktür en ağır riskleri de içeriyor: Cephe coğrafyası olmak, vekilleştirilmek, ekonomik damarların hedef alınması ve dört parçadaki eşzamanlı entegrasyon dalgasında Kürt kazanımlarının statüsüz tasfiyesi.

Bu iki senaryo arasındaki ayrım çizgisini dış güçler değil, Kürt siyasetinin kendi iç kapasitesi çizecek. Yirmi bir aydır kurulamayan bir hükümet, toplanamayan bir parlamento ve iki ayrı güvenlik-ekonomi alanı olarak işleyen bir bölge, en elverişli konjonktürü dahi harcayabilir. Kerkük raporunun tespiti bu açıdan bir iç uyarı olarak okunmalı: Kürt mekânı üzerindeki hak gasplarının bir nedeni de Kürt güçlerinin parçalı duruşudur. Başûr’un önündeki asıl sınav, İran savaşının veya Türkiye sürecinin sonucunu tahmin etmek değil; hangi sonuç gerçekleşirse gerçekleşsin, o masada tek bir irade olarak oturabilecek kurumsal bütünlüğü şimdiden inşa etmektir. Tarih, Kürtlere elverişli konjonktürleri nadiren iki kez sunar.

Kaynakça

[1] Rûdaw, “Kürdistan Bölgesi’nde hükümet kurma krizi: Vekillere çalışmadan 10 milyar dinar ödendi”, 29 Nisan 2026. https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/290420262

[2] Nupel, “Kubad Talabani: KDP olmadan KYB, KYB olmadan da KDP hükümet kuramaz”, 6 Haziran 2026. https://nupel.tv/kubad-talabani-kdp-olmadan-kyb-kyb-olmadan-da-kdp-hukumet-kuramaz/

[3] Kurdistan24 Türkçe, Başsavcılıktan Parlamentonun aktifleştirilmesi ve hükümetin kurulması çağrısı 27 Temmuz 2026.

https://www.kurdistan24.net/tr/story/928574/ba%C5%9Fsavc%C4%B1l%C4%B1ktan-parlamentonun-aktifle%C5%9Ftirilmesi-ve-h%C3%BCk%C3%BCmetin-kurulmas%C4%B1-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1

[4] ORSAM, “Irak’ta Yeni Hükümet ve IKBY Açısından Yeni Dönem”, 2026. https://orsam.org.tr/yayinlar/irakta-yeni-hukumet-ve-ikby-acisindan-yeni-donem/

[5] Rupela , “Erbil’den Bağdat’a ‘tartışmalı bölgeler’ uyarısı” (Kürdistan Bölgesi Dışındaki Kürt Bölgeleri Kurulu raporu), 22 Mayıs 2026. https://www.rupelanu.org/erbilden-bagdata-tartismali-bolgeler-uyarisi-35169h.htm

[6] OilPrice, “Iraq and Kurdistan Extend Oil Export Deal to March 2026″, 26 Aralık 2025. https://oilprice.com/Latest-Energy-News/World-News/Iraq-and-Kurdistan-Extend-Oil-Export-Deal-to-March-2026.html ; ayrıca Gulf Keystone Petroleum, “Restart of Kurdistancrude exports via the Iraq-Türkiye Pipeline“, 26 Eylül 2025 (escrow mekanizması ve SOMO düzenlemesi).

[7] The National, “Iraq resumes crude oil exports to Turkey’s Ceyhan port through pipeline“, 18 Mart 2026. https://www.thenationalnews.com/business/energy/2026/03/18/iraq-to-resume-oil-exports-via-turkeys-ceyhan-port-amid-regional-tensions/

[8] The National, “Iraq and Turkey near 12-month deal to keep pumping crude oil throughCeyhan”, 9 Temmuz 2026. https://www.thenationalnews.com/news/mena/2026/07/09/iraq-and-turkey-near-12-month-deal-to-keep-pumping-crude-oil-through-ceyhan/

[9] Rûdaw (görüş), “Coğrafya bilmecesi ile İran ve bağlı grupların Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırıları” (Rûdaw Araştırmalar Merkezi verileri, 28 Şubat – 7 Nisan 2026), 7 Nisan 2026. https://www.rudaw.net/turkish/opinion/070420262

[10] T.C. İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Barzani’yi kabulüne ilişkin açıklama”, 9 Mayıs 2026. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-irak-kurt-bolgesel-yonetimi-basbakani-barzaniyi-kabulune-iliskin-aciklama

[11] AXIOS, Scoop: Trump calls Kurdish leaders in Iran war effort”, 3 Mart 2026.https://www.axios.com/2026/03/02/trump-iran-war-kurds-iraq

[12] Medyascope, “İranlı Kürt gruplar: Ne kadar güçlüler, savaşa girebilirler mi?”, 10 Mart 2026. https://medyascope.tv/2026/03/10/iranli-kurt-gruplar-hangileri-ne-kadar-gucluler-savasa-girebilirler-mi/

[13] İRAM, “İran’da Kürt Silahlı Grupların İş Birliği Girişimi Ne Anlama Geliyor?” ve “ABD ve İsrail’in Saldırıları İran’da Kürt Silahlı Grupları Harekete Geçirebilir mi?”, Şubat 2026. https://iramcenter.org/iranda-kurt-silahli-gruplarin-is-birligi-girisimi-ne-anlama-geliyor-2736 ; https://iramcenter.org/abd-ve-israilin-saldirilari-iranda-kurt-silahli-gruplari-harekete-gecirebilir-mi-2744

[14] t24, “TBMM’ye gelecek yasal düzenlemeler öncesi kritik diplomasi: Kalın; Bağdat, Kerkük, Süleymaniye ve Erbil’de nabız tuttu”, Temmuz 2026. https://t24.com.tr/dunya/tbmm-oncesi-kritik-diplomasi-kalin-bagdat-kerkuk-suleymaniye-ve-erbilde-nabiz-tuttu,1333438

[15] Rudaw Türkçe, Özerk Yönetim Şam Temsilcisi: Entegrasyon tamamlandığında Özerk Yönetim ve DSG feshedilecek, 24 Temmuz 2026.https://www.rudaw.net/turkish/categories/rportaj/1280584

[16] Yeni Demokrasi, “Rojava’da Son Süreç: SDG İle Entegrasyon Anlaşmasına Dair”, 12 Şubat 2026. https://www.yenidemokrasi36.net/rojavada-son-surec-sdg-ile-entegrasyon-anlasmasina-dair/

[17] Evrensel, “Temmuz sonunda TBMM’den geçmesi beklenen sürece ilişkin çerçeve yasanın detayları” (BBC Türkçe aktarımı), 24 Haziran 2026. https://www.evrensel.net/haber/5989613/temmuz-sonunda-tbmm-den-gecmesi-beklenen-surece-iliskin-cerceve-yasanin-detaylari

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.