• Ana Sayfa
  • Manşet
  • SAMER YENİ Parti tartışmalarını analiz etti: X’te hangi söylemler öne çıktı?

SAMER YENİ Parti tartışmalarını analiz etti: X’te hangi söylemler öne çıktı?

SAMER, CHP’deki kriz ve Özgür Özel liderliğinde deklare edilen “YENİ Parti” tartışmalarına dair X platformunda gerçekleştirdiği tematik analiz raporunu yayımladı. 23-27 Temmuz tarihleri arasında yapılan araştırmaya göre kamuoyu tek bir YENİ Parti algısında buluşmuyor; tartışmalar umut, kaygı, meşruiyet ve siyasal miras ekseninde şekilleniyor. 

SAMER YENİ Parti tartışmalarını analiz etti: X’te hangi söylemler öne çıktı?
SAMER YENİ Parti tartışmalarını analiz etti: X’te hangi söylemler öne çıktı?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 30 Temmuz 2026 11:16
  • Güncellenme: 30 Temmuz 2026 11:18

Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER), 23-27 Temmuz tarihleri arasında X platformunda “Özgür Özel” ve “YENİ Parti” anahtar sözcükleriyle paylaşılan yaklaşık 4 bin 487 paylaşımı nitel tematik analiz yöntemiyle inceledi. Araştırma, kamuoyundaki tartışmanın yalnızca yeni kurulacak partiye ilişkin olmadığını; CHP’deki meşruiyet krizi, muhalefetin yeniden nasıl şekilleneceği ve Özgür Özel’in liderliği etrafında yoğunlaştığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre tek bir “YENİ Parti algısı” bulunmuyor; umut, kaygı, öfke, güvensizlik ve siyasal beklentiler iç içe geçiyor.

Yeni parti destekçilerine göre ‘zorunlu çıkış’

Rapora göre yeni partiye destek veren paylaşımlarda oluşum, isteğe bağlı bir tercih değil, CHP’de yaşanan kriz karşısında zorunlu bir çıkış yolu olarak görülüyor. Bu yaklaşımda yeni parti, CHP’den kopuş değil, seçilmiş yönetimin iradesini farklı bir örgütsel yapı altında sürdürme girişimi olarak değerlendiriliyor.

Paylaşımlarda “yeniden başlama”, “yola devam etme”, “halkın iradesini koruma” ve “iktidara yürüme” söylemleri öne çıkıyor. Bununla birlikte desteğin yalnızca umutla değil, mevcut siyasal kazanımların kaybedileceği kaygısıyla da beslendiği belirtiliyor.

En büyük gerilim: CHP’den kopuş mu, devam mı?

SAMER’e göre araştırmanın önemli bulgularından biri, yeni partinin CHP ile kuracağı ilişkinin tartışmanın merkezine yerleşmesi. Bir kesim yeni oluşumu CHP’nin tarihsel mirasının devamı olarak değerlendirirken, diğer kesim CHP’den ayrılmayı doğrudan partiyi bölmek olarak görüyor.

Böylece tartışma yalnızca yeni bir parti kurulması değil, “gerçek CHP kimdir?” sorusuna dönüşüyor. Rapor, parti adı ile siyasal meşruiyetin sosyal medyada birbirinden ayrıştığını vurguluyor.

Oylar bölünür mü?

Araştırmaya göre eleştirel paylaşımlarda en sık dile getirilen kaygı muhalefetin oylarının bölüneceği yönünde. Destek veren kullanıcılar ise asıl bölünmenin CHP’deki meşruiyet krizinden kaynaklandığını, yeni partinin ise seçilmiş iradeyi yeniden bir araya getirmeyi amaçladığını savunuyor.

Böylece “birlik” kavramı da iki farklı biçimde tanımlanıyor: Bir kesim için birlik CHP çatısı altında kalmak anlamına gelirken, diğer kesim için birlik seçilmiş yönetimin etrafında toplanmak anlamını taşıyor.

Özgür Özel’e güven belirleyici unsur

Rapor, sosyal medyada yeni partiye ilişkin yaklaşımın büyük ölçüde Özgür Özel’e duyulan güven ya da güvensizlik üzerinden şekillendiğini belirtiyor. Destekleyici paylaşımlarda Özel, baskılara rağmen geri adım atmayan ve yeni bir siyasal yol açan lider olarak tanımlanırken; eleştirel paylaşımlarda aynı karar, mevcut yönetim başarısızlığının yeni bir isim altında sürdürülmesi olarak yorumlanıyor.

Araştırmada, partinin programı henüz netleşmediği için tartışmaların büyük ölçüde lider odaklı yürüdüğüne vurgu yapıldı.

Kılıçdaroğlu da tartışmanın merkezinde

SAMER analizine göre Kemal Kılıçdaroğlu da sosyal medya tartışmalarında sembolik bir aktör olarak öne çıkıyor. Destekleyenler yeni partiyi eski yönetim anlayışından kopuş olarak görürken, eleştirenler oluşumu kişisel iktidar mücadelesinin sonucu olarak değerlendiriyor. Rapor, bu nedenle yeni partinin kendi programından çok CHP içindeki geçmiş çatışmalar üzerinden konuşulduğunu belirtiyor.

Umut kadar güvensizlik de öne çıkıyor

Raporda destekleyici paylaşımlarda “yeniden başlangıç” duygusunun baskın olduğu, kullanıcıların yeni partiyi muhalefetin yeniden toparlanması ve iktidar değişiminin mümkün hale gelmesi açısından umut verici gördüğü ifade ediliyor.

Buna karşılık eleştirel paylaşımlarda ise “aynı kadrolarla değişim olmaz”, “yeni tabela eski siyaset” ve “neden güvenelim?” sorularının öne çıktığı aktarılıyor. Araştırma, itirazların büyük bölümünün ideolojik değil güven sorunu etrafında şekillendiğini vurguluyor.

İmamoğlu ve Yavaş beklentisi

Analize göre Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın yeni oluşumdaki konumu da en çok tartışılan başlıklardan biri oldu. Kullanıcılar, iki ismin partiye katılıp katılmayacağını ve cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinin nasıl şekilleneceğini merak ediyor. Bu durum, yeni partinin yalnızca Özgür Özel üzerinden değerlendirilmediğini; güçlü yerel yönetim figürlerinin de partinin geleceğinde belirleyici görüldüğünü ortaya koyuyor.

Program ve kadro beklentisi

Rapordaki bir diğer bulgu ise kullanıcıların yalnızca parti ismine değil, kurulacak yapının programına ve kadrolarına odaklanması. Paylaşımlarda liyakatli kadrolar, yerel örgütlenme, açık bir program, hukuk devleti ve demokratik güvencelere ilişkin somut politikaların beklendiği belirtiliyor. Araştırmaya göre yeni parti henüz güçlü bir gündem yaratmış olsa da programatik kimliği kamuoyu nezdinde netleşmiş değil.

Lozan tarihi farklı hafızaları harekete geçirdi

SAMER, raporunda yeni partinin 24 Temmuz’da, Lozan Antlaşması’nın yıl dönümünde kuruluşunu ilan etmesinin sosyal medyada ayrı bir tartışma başlığı oluşturduğunu belirtiyor. Destekleyenler bunu Cumhuriyet’in kurucu değerlerine yapılan bilinçli bir gönderme olarak değerlendirirken, karşıt paylaşımlarda aynı tarih CHP’nin tarihsel mirasıyla çelişen sembolik bir tercih olarak yorumlandı. Bazı paylaşımlarda ise Lozan’ın yalnızca siyasal iletişim amacıyla kullanıldığı ileri sürüldü.

Kürt siyasal hafızasında Lozan eleştirisi

SAMER’in analizinde, Kürt kimliği vurgusuyla yapılan paylaşımların Lozan Antlaşması’nı ortak bir ulusal zaferden ziyade Kürtlerin siyasal statüsünün tanınmadığı ve tarihsel varlığının görünmezleştirildiği bir dönüm noktası olarak ele aldığı belirtildi. Rapora göre bu nedenle Yeni Parti’nin kuruluşunu Lozan’ın yıl dönümü olan 24 Temmuz’da ilan etmesi, Cumhuriyetçi seçmene olumlu bir mesaj veren ancak Kürtlerin tarihsel hafızasını dikkate almayan tek taraflı bir sembolik tercih olarak değerlendirildi. Analizde, bazı paylaşımların Kürt siyasal hafızasında Lozan’ı tarihsel dışlanma ve kimlik inkarı üzerinden anlamlandırdığı ifade edildi.

Rapora göre söz konusu paylaşımlardaki itiraz yalnızca kuruluş tarihine değil, Yeni Parti’nin nasıl bir “Türkiye” tahayyülü kurduğuna da yöneliyor. Analizde, Lozan’ın yıl dönümünün yanı sıra Hacı Bayram Camii ziyareti, cuma namazı, Anadolu Kulübü’nde yapılan toplantı ve “yola çıkma” söyleminin birlikte değerlendirilerek güçlü bir kuruluş ritüeli oluşturduğu belirtilirken, bu sembolik kurgu içinde Kürtlerin ve Alevilerin nerede durduğunun sorgulandığı aktarıldı.

SAMER, parti programına ilişkin paylaşımlarda da benzer bir temkinli yaklaşımın öne çıktığını belirtti. Rapora göre, Kürt meselesinin programda yeterince görünür olmadığı, sorunun güvenlik ya da “terör” çerçevesine sıkıştırılabileceği ve tekil bir üst kimlik anlayışının korunacağı yönünde kaygılar dile getirildi. Analizde, Yeni Parti’nin ekonomik eşitsizlikler üzerinden sol-popülist ve kapsayıcı bir ittifak dili kurmaya çalıştığının kabul edildiği, ancak kültürel kimlik ve siyasal tanınma meselelerinde muğlak kaldığının düşünüldüğü ifade edildi.

Rapora göre bu gruptaki paylaşımlar yalnızca kesin bir reddiyeden ibaret değil. Partinin programı, kurucu kadroları ve özellikle Kürt meselesine ilişkin somut politikalarının belirleyici olacağını savunan, bu nedenle “bekleyip görme” yaklaşımını benimseyen paylaşımlar da dikkat çekiyor. Analizde bunun, kuruluş tarihinin incelenen paylaşımlarda güçlü bir olumsuz ilk izlenim yarattığına; ancak gelecekteki siyasal tutumun partinin uygulamaları ve temsil kapasitesine bağlı olarak şekillenebileceğine işaret ettiği değerlendirmesi yapıldı.

SAMER, bu bölümde ulaştığı değerlendirmeler için yöntemsel bir uyarı da yaptı: “’Kürt tabanı’ adıyla ayrılan sınırlı sayıdaki paylaşım, bütün Kürt seçmenlerin tutumu olarak genellenemez. Bu içerikler, daha çok Lozan’ın Kürt siyasal hafızası içinden nasıl eleştirilebildiğini gösteren belirli söylem örnekleri olarak değerlendirilmelidir.”

Sonuç: Kesin bir başarı ya da başarısızlık hikayesi değil

SAMER, araştırmasının sonunda Yeni Parti’nin kamuoyu nezdinde henüz sınırları belirlenmiş bir siyasal aktör olarak görülmediği değerlendirmesini yapıyor. Rapora göre sosyal medya tartışmaları yeni partiyi “kesin başarı” ya da “kesin başarısızlık” olarak değil; umut ile güvensizlik, yenilenme ile süreklilik ve direnç ile bölünme arasında anlamı hala müzakere edilen yeni bir siyasal ihtimal olarak değerlendiriyor.

RAPORUN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN.