DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, 1990’lı yıllarda zorla boşaltılan Şırnak’ın Kuşkonar köyü halkının yıllar sonra başlattığı geri dönüş sürecini ve bölgede yaşanan sorunları gündeme taşıdı.
Yaklaşık 60 gündür köylerinde çadırlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışan Kuşkonarlı aileleri ziyaret eden Newroz Aslan, köylülerin temel kamu hizmetlerine erişim sorunu yaşadığına dikkat çekti.

‘Yol yapımı keyfi engellere takılmamalı’
Köylülerle bir araya gelerek taleplerini yerinde dinleyen Newroz Uysal Aslan, köy ulaşımını sağlayacak 3,5–4 kilometrelik yol çalışmasının başlanmasına rağmen durdurulmasını eleştirdi:
“Çalışmalarına başlanan ancak daha sonra durdurulan yol yapımı; bireysel ve keyfi itirazlar nedeniyle bir köy halkının yıllar sonra kendi topraklarına dönüşünün ve temel kamu hizmetlerine erişiminin önünde engel haline gelmemelidir.”

‘Sürecin takipçisiyiz’
DEM Parti Şırnak İl Genel Meclisi’nin de köy yolunun yapılması ve gerekli hizmetlerin sağlanması yönünde ortak karar aldığını belirten Newroz Uysal Aslan, sürecin takipçisi olduklarını vurguladı.
Ziyaret sırasında yaşlı ve hastaların yaşadığı zorluklara da değinen Newroz Uysal Aslan, çatışmalı süreç nedeniyle yerinden edilen insanların gönüllü ve güvenli dönüşlerinin, bugün yürütülen toplumsal barış ikliminin ruhuna uygun olması gerektiğini belirtti.

Newroz Uysal Aslan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bölgedeki yetkililere ve ilgili kurumlara sorumluluk çağrısında bulundu. Köylülerin resmi başvurularının yanı sıra yerel yönetimler nezdinde de çalışmaların devam edeceği öğrenildi.
✔️✔️1990’lı yıllarda zorla boşaltılan Şırnak’ın köylerinden Giver (Kuşkonar) halkı, yıllar sonra yeniden köylerine dönmek ve yaşamlarını kendi topraklarında kurmak istiyor.
⏱️Yaklaşık 60 gündür köylerinde çadırlarda yaşayan halk, köye dönüşün sağlanması ve temel hizmetlerin… pic.twitter.com/rDK3ZPOr74
— Newroz Uysal Aslan (@newroz_uysal) August 20, 2026
Ne olmuştu?
1990’lı yıllarda askeri operasyonların yoğun olduğu dönemde 26 Mart 1994’tе Şırnak’ta Cudi Dağı eteklerindeki Kuşkonar ve Koçağılı köyleri tanık ifadelerine göre iki uçak ve bir helikopter tarafından bombalandı. Saat 11.00’de başlayan bombardıman bittiğinde yüzlerce kişinin yaşadığı iki köyde 38 kişi hayatını kaybetti, 13 köylü yaralandı.
Köylerde yaşayanların uçakları ayrıntılarıyla tanımladıkları ifadelerine rağmen Genelkurmay iddiaları reddetti ve “O gün uçuşumuz yoktu” açıklaması yaptı. Köylüler yakınlarını topluca defnettikten sonra batıya göç etti ve bir daha da köylerine dönemedi.
Türkiye’deki dava yıllar boyu mahkeme mahkeme gezerken, ölenlerin yakınları AİHM’e başvurmuştu. Strasbourg mahkemesiyse, Türkiye’yi 20 yıl sonra, 12 Kasım 2013’te, hava saldırısı emri vermek, yeterli soruşturma yapmamak, insan yaşamını dikkate almadan bombalama yapmak ve uçuş kayıtlarını gizlemek suçlarından tazminata mahkum etti. Dava, 2014’te zaman aşımına uğradı.
Kuşkonar ve Koçağılı köylerinde yakınlarını kaybeden ailelerin avukatı 2015 yılında silahlı saldırı sonucu öldürülen Tahir Elçi’ydi. Elçi’nin hukuki girişimleriyle Kuşkonar köyü de soruşturma dosyasına eklenmişti.
Yıllar süren yargı süreçlerinin ardından 26 yıl sonra Anayasa Mahkemesi (AYM), Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin bombalanmasıyla ilgili başvuruda yaşamını yitiren 38 kişi ile yaralananların ve yakınlarının yaşam haklarının ihlal edildiğine hükmetti.
Dönemin tanıklarının ifadeleri
Ahmet Mengi: “Köyümüz Koçağılı üzerinden önce helikopter geçerken işaret verici bir şey attı.. Sonra iki jet ayrı ayrı dörter tane toplam sekiz tane ve bir insandan daha büyük bombaları bıraktılar. Aynı zamanda jetler tarafından köyümüz tarandı. Atılan bombadan evimiz çöktü. Annemle kızım öldü. Eşim Behiye başından yaralanmıştı. Bugüne kadar doktorlara gitmemize rağmen iyileşemedi. Üvey annem iyileşemedi iki ay sonra öldü. Olaydan sonra köyümüze gelen korucular ve vatandaşlar ölü ve yaralıları alıp götürdüler. Öz annem ile kızımı nereye gömdüklerini bilmiyorum.”
Ahmet Yıldırım: “Kuşkonarlıyım. Öğlene doğru evimin önündeydim. Çok yakın mesafeden iki uçak geçti. Aşırı gürültü yaptığından bodruma kaçtım. Büyük bir patlama sesi duydum. Sesler kesildiğinde çıktım. Eşim Elmas’ı parçalanmış halde evin önünde yerde yatarken gördüm. Birçok akrabamın öldüğünü sonra öğrendim. Cenazeleri köy meydanında topladık. Tek tek mezar açıldı. Evimin 30 metre önünde 2.5 metre derinliğinde bir çukur gördüm. Çukur çevresinde kol büyüklüğünde bir bomba parçası gördüm. 2-3 gün sonra hayvanlar ve alabildiğimiz eşyaları alıp köyü terk ettik. Diğer köylüler de Mersin’e, Siirt’e gitti. Bir daha köye dönmedim…”
Hayatını kaybedenler
Bombardımanı gerçekleştiren dört uçağın bombardımanı sonucu ölenlerin isimleri:
Zahide Kıraç, Ayşe Bengi, Şirin Kaçar, Huhi Kaçar, Şemsihan Kaçar, Fatım Bengi, Ahmet Kaçar, Şehriban Kaçar, Huri Bengi, Luliz Bengi, Fatma Bedir, Hazal Kıraç, Asiye Erdin, Ömer Kalkan, Manmut Benzer, Ali Benzer, Nurettin Benzer, Ömer Benzer, Abdullah Benzer, Çiçek Benzer, Ayşe Benzer, İbrahim Borak, Şerife Yıldırım, Melike Yıldırım, Şaban Yıldırım, İrfan Yıldırım, Elmas Yıldırım, Ferciye Altan, Hacı Altan, Kerem Altan, Mahmut Oygur, Ayşe Oygur, Adil Oygur, Asiye Yıldırım, Kerem Yıldırım, Mirza Yıldırım, Şevket Yıldırım, Hunav Yıldırım.




