Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Ağustos ayına ilişkin Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı.
Araştırmaya göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı 37 bin 388 lira 30 kuruşa yükseldi.
Gıda harcamasının yanı sıra giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri zorunlu ihtiyaçlar için yapılması gereken aylık toplam harcama tutarı olarak hesaplanan yoksulluk sınırı ise 121 bin 786 liraya çıktı.
Bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyeti de 48 bin 305 lira 38 kuruş olarak hesaplandı.
Yoksulluk sınırı ücret göstergesi değil
TÜRK-İŞ, araştırmada hesaplanan yoksulluk sınırının doğrudan bir çalışanın alması gereken ücret olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Konfederasyon, yoksulluk sınırının bir ailenin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmesi için yapması gereken harcama düzeyini gösterdiğini ve haneye girmesi gereken toplam gelirin alt sınırı açısından önemli bir gösterge olduğunu belirtti.
TÜRK-İŞ, ücretli çalışanların çoğu zaman ailenin tek gelir kaynağı olması nedeniyle yoksulluk sınırının olması gereken ücret düzeyi olarak değerlendirildiğini ancak bu yaklaşımın eksik olduğunu ifade etti.
Dar gelirli aileler beslenme ile diğer ihtiyaçlar arasında seçim yapıyor
Açıklamada, düşük gelirli ailelerin sahip oldukları gelirle hem beslenme hem de kira, ulaşım, yakıt ve elektrik gibi zorunlu harcamaları karşılamakta zorlandığı belirtildi.
TÜRK-İŞ’e göre aileler, fiyatları dikkate alarak tüketim tercihlerini değiştirmek ve daha pahalı gıda ürünleri yerine daha ucuz seçeneklere yönelmek zorunda kalıyor.
Beslenme dışındaki harcamaların karşılanabilmesi için zaman zaman gıda harcamalarından da kısıntıya gidildiği belirtilen açıklamada, bunun dar gelirli ailelerin yeterli ve dengeli beslenememesine yol açtığı vurgulandı.
‘Geçim sıkıntısının boyutlarını ortaya koyuyor’
TÜRK-İŞ, araştırmada hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırı ile çalışanların elde ettiği gelir arasındaki farkın, ücretlilerin yaşadığı geçim sıkıntısının boyutunu gösterdiğini belirtti.
Konfederasyon ayrıca araştırmada hesaplanan gıda harcamasındaki aylık ve yıllık değişimlerin doğrudan enflasyon verisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, çalışmanın tüketici fiyat endeksi olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtilirken, dar gelirli ailelerin gelirlerinin sağlıklı ve dengeli beslenme için gerekli harcamaları dahi karşılayabilecek düzeyde olmadığına dikkat çekildi.
Temmuzda işsizlik arttı, istihdam azaldı: Atıl işgücü yüzde 30,6’ya yükseldi




