İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor.
Davanın 72. günün tutukluların tahliye talepleri alınıdı. Mahkemede görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediyesi Başkanı Resul Emrah Şahan da savunma yaptı. Savunmasında çözüm sürecine de değinen Şahan “Türkiye’nin bugün bu salonun dışında konuştuğu süreci 2024’te yerelde zaten başlatmıştık. Barış Ankara’da imzalanır ama Şişli’de, Diyarbakır’da, Mersin’de, Van’da, İstanbul’da yaşatılır. Yerel demokrasi güçlenmeden barış kalıcı olmaz. Kayyum atanan bir beldede kardeşlik konuşulmaz. Kayyum atanan, tutuklu bir belediye başkanı divanda bunları konuşuyorsa kardeşlikten bahsedemezsiniz” dedi.
Mahkeme başkanı, bu hafta tutukluların tahliye taleplerinin alınacağını bildirmişti. Başkanın verdiği bilgiye göre, her sanık veya avukatına beyanları için yarım saat süre verilecek. Talepler ilk duruşmadaki liste sıralamasına göre alınacak. Söz konusu listeye göre, Ekrem İmamoğlu’na tahliye talebi için sıranın 3 Eylül Perşembe gelmesi bekleniyor.
Geçen hafta perşembe günü tahliye talepleri alınmaya başlandı. İlk olarak Mustafa Akın ve Yener Torunler söz aldı.
Tutuklu sanıklar saat 11.10’de jandarma eşliğinde mahkeme salonuna getirildi. Duruşma, saat 11.15’te tutuklu CHP eski Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun avukatı Tuba Torun Erdoğdu’nun tahliye talebi ile başladı.
Sağlık durumunu aktardı
Avukat Tuba Torun Erdoğdu, müvekkilinin cezaevine girmeden önce mide ve bağırsaklarında riskli polipler, karaciğer yağlanması, boyun fıtığı başlangıcı ve belinde yaralar bulunduğunu anlattı. Yaklaşık iki-üç hafta önce yapılan tetkiklerde trigliserit ve fosfor değerlerinin yüksek çıktığını belirten Torun Erdoğdu, doktorlardan aldıkları bilgiye göre protein eksikliği nedeniyle kas yıkımının başladığını ve hipoglisemi tespit edildiğini söyledi.
Tedavinin cezaevi koşullarında sınırlı kaldığını savunan Torun Erdoğdu, kalp-damar rahatsızlıkları ve kalıcı sağlık sorunları ortaya çıkmadan Erdoğdu’nun tahliye edilmesini istedi.
‘Verilebilecek cezayı peşinen çekmiş oldu’
Tutukluluk süresine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Torun Erdoğdu, isnat edilen suç tarihinin 2020 olduğunu belirterek, Erdoğdu’nun “Kovid yasası” olarak anılan infaz düzenlemesinden yararlanabileceğini savundu. Torun Erdoğdu, mahkûmiyet kararı verilmesi ihtimalinde dahi mevcut tutukluluk süresi dikkate alındığında cezanın “infaz kabiliyetinin kalmadığını” ifade ederek, “Müvekkil ne yazık ki verilebilecek cezayı peşinen çekmiş oldu. Keşke bu cezanın infazı için yargılamanın sonucu beklenseydi. Normal olan, olması gereken buydu” dedi.
‘Adalete olan inancımı kaybedersem neye tutunacağımı da bilmiyorum’
Meslekte 16 yılını doldurduğunu belirten Torun Erdoğdu, yıllardır siyasi ve toplumsal davaları takip ettiğini anlatarak Türkiye’de hukukun geldiği noktaya ilişkin eleştirilerde bulundu.
“Hayatım boyunca bu mesleğe tutunmuş biri olarak adalete olan inancımı kaybedersem neye tutunacağımı da bilmiyorum” diyen Torun Erdoğdu, dışarıda insanların kendisine “Aykut Bey’i neden bırakmıyorlar, cezası bile bitmedi mi” diye sorduğunu söyledi.
“Sizden adalet dilenmiyorum. Hakkımızı talep ediyorum. Zaten adalet dilenilecek şey de değildir, adalet tesis edilir, adalet sizlerce verilendir” diyen Avukat Tuba Torun Erdoğdu, Erdoğdu’nun kaçma şüphesinin bulunmadığını, delillerin toplandığını ve delil karartma ihtimalinin kalmadığını belirterek, müvekkilinin öncelikle herhangi bir adli kontrol uygulanmadan; mahkeme aksi kanaatte ise uygun adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyesine karar verilmesini talep etti.
’15 metrekarelik odada 9 kişi yatıyoruz’
Ardından başka bir davadan tutuklu olan eski CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner’in iş insanı kardeşi tutuklu sanık Bulut Aydöner’in talebine geçildi. Ağabeyiyle yaklaşık 15 aydır tutuklu oldukları için bir arada bulunduğunu söyleyen Aydöner, dışarıdaki hayatlarında son 15 yılda bu kadar uzun süre yan yana kalmadıklarını belirtti. Aydöner, mahkeme heyetine, “Bunun için heyetinize teşekkür ediyorum ama bu iyiliğe devam etmeyip beni tahliye edip ağabeyimden ayırırsanız çok mutlu olurum” dedi.
Cezaevi koşullarını da anlatan Aydöner, “15 metrekarelik odada 9 kişi yatıyoruz. Tuvalet için günde en az bir saat, duş almak için çok uzun süreler sıra beklediğimi biliyorum” ifadelerini kullandı.
Sağlık sorunları nedeniyle ameliyatını daha uygun koşullarda olabilmek için aylardır ertelediğini belirten Aydöner, “İnsanoğlunun onuruna yakışır bir şekilde tedavi olmak benim hakkımdır” dedi.
‘Ben sadece iş insanıyım’
Aydöner, 4 Aralık 2025’te tahliye edildiğini, ancak cezaevinden çıkmadan hakkında yeniden gözaltı kararı verildiğini anlattı.
Basında ve sosyal medyada “CHP Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner’in kardeşi Bulut Aydöner tahliye edildi” şeklinde haberlerin yayıldığını belirten Aydöner, ertesi gün aynı suçlamayla yeniden tutuklandığını söyledi. Aydöner, “‘İş insanı Bulut Aydöner tahliye edildi’ denilseydi, ben en başından beri ‘CHP’li Baki Aydöner’in kardeşi’ değil de ‘iş insanı’ kimliğiyle anılsaydım tekrar tutuklanır mıydım” diye sordu. Kendisinin siyasi görüşünü mahkemede açıklamadığını belirten Aydöner, “Ben başında herhangi bir sıfat, unvan olmaksızın sadece iş insanıyım. Yargılamam da tutukluluk durumum da başka sıfatlar yüklenmeden bu gerçek üzerinden ele alınmalıdır” dedi.
‘Tutuklu olma sebebim Baki Aydöner’in kardeşiysem bunu değiştiremem’
Kaçma şüphesinin bulunmadığını belirten Aydöner, ağabeyi tutuklandığında vizesi olmasına rağmen Türkiye’den ayrılmadığını söyledi. “Ülkemi terk etmem. Ailem, işim, hayatım, geçmişim, kısacası tohumum bu topraklarda var olmuş” diyen Aydöner, yargılama sonucunda hakkında kesinleşmiş bir karar verilmesi halinde teslim olacağını belirtti. Aydöner, “Tutukluluk ceza olmamalıdır. Benim de tek istediğim yargılamaya tutuksuz olarak devam edebilmektir. Kendime her gün şu soruyu soruyorum Sayın Başkanım: Benim burada gerçekten ne işim var? Tutuklu olma sebebim Baki Aydöner’in kardeşiysem bunu maalesef değiştiremem. 14 aydır sabrediyorum. Sağlığım ciddi derecede zarar gördü, ailem yıprandı” diye konuştu.
Duruşma, sanıkların tahliye taleplerinin alınmasıyla devam etti.
Tahliye talebinde bulunan tutuklu sanıklardan biri de görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan oldu.
Savunmasını üç soru üzerinden yapacağını belirten Şahan, şöyle devam etti:
“Ben ne yaptım? Yetkim neydi? Ve bütün bunların karşılığında şahsen ne elde etmişim? 17 aydır hücremde kendime aynı soruları soruyorum. Ne kendim için bir para istemişim, ne kendim için bir menfaat talep etmişim, ne bir mülk, ne bir ayrıcalık. Ben bana emanet edilmiş olanı korumaya çalıştım. Şişli’nin hakkını, kamunun malını, yurttaşın güvenliğini. Ben işimi yaptım.”
‘Şişlililerin hakkını istedik’
Şahan, iddianamede “Eylem 38” olarak yer alan Taşyapı dosyasına ilişkin, şirketin iskanının geciktirilerek park yapmaya zorlandığı iddiasını reddetti. Dosyada firmanın 2020 yılında verdiği park taahhüdünün bulunduğunu söyleyen Şahan, söz konusu taahhüdün 2024 yılında yenilendiğini belirtti. Şahan, “Ortada gizlenmiş bir ilişki, sonradan uydurulmuş bir gerekçe yok. Projeyle doğrudan ilişkili bir alanda firmanın açık ve kayıt altında verdiği bir taahhüt var” dedi.
Kendisinin bu işlemden herhangi bir kişisel çıkar elde etmediğini vurgulayan Şahan, “Resul Emrah Şahan bu işin neresinde, ne elde etmiş? Daire mi? Para mı? Bir dairenin indirimini mi istemişiz? Hiçbiri. Kamuya park var, taahhüt var” ifadelerini kullandı.
Taşyapı’nın Emlak Konut ile Çekmeköy’de geliştirdiği başka bir projede de kamu alanına okul ve yeşil alan yaptığını anlatan Şahan, “Aynı şirketin Nişantaşı Koru projesinde kamuya ait alana park yapmayı taahhüt etmesi benim için suç delili sayılıyor, ben tutuklanıyorum. Biz hiçbir şeyi kendimiz için istemedik. Şişlililerin hakkını istedik” dedi.
‘AK Parti’nin oylarıyla geçmiş plandan ben tutukluyum’
Şahan, iddianamedeki plan değişikliklerine ilişkin eylemlere de değindi. Bir plan dosyasında, İBB’den planın geçirilmesi karşılığında kreş bağışı alındığının iddia edildiğini belirten Şahan, kendisinin ilgili komisyonda yer almadığını söyledi. Şahan, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin komisyonunda Emrah Şahan yok. Komisyonda CHP red oyu vermiş, mecliste CHP red oyu vermiş. İBB’nin kurum görüşleri olumsuz. Üsküdar’da AK Parti’nin oylarıyla geçmiş plandan ben tutukluyum. Ya bu işin neresindeyim ben” diye sordu.
Diğer iki plan dosyasında ise herhangi bir bürokratik süreç dahi başlamadığını savunan Şahan, “İki insan dışarıda bir plan konuşuyor, o bana isnat olarak buraya geliyor” dedi.
Şahan, 2014-2019 yılları arasında İstanbul’da imar artışı içeren 6 bin 134 parsel bazlı plan değişikliği yapıldığını belirterek, “6 bin 134 orada, bir plan burada. Ben komisyonunda bile olmadığım, partimin red ettiği plan yüzünden buradayım” ifadelerini kullandı.
‘Barışı demokrasiye dönüştürmek daha büyük ve hakiki cesaret ister’
Çözüm sürecine de değinen Şahan, Meclis’te farklı partilerin sorumluluk aldığı bir dönemin yaşandığını söyledi. Sürecin ilk adımının MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geldiğini, Cumhurbaşkanı tarafından sahiplenildiğini, DEM Parti’nin sorumluluk aldığını ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de partisindeki tutuklamalara rağmen sürece destek verdiğini söyleyen Şahan, “Bu cesareti ilk adımda bırakmayın. Evet, barışı başlatmak cesaret ister. Ama barışı demokrasiye dönüştürmek daha büyük ve hakiki cesaret ister. Türk’ün Kürt’le, iktidarın muhalefetle, devletin kendi yurttaşlarıyla yeniden güven ilişkisi kurmaya ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
‘Kayyım atanan bir belediyede kardeşlik konuşulmaz’
İBB’nin 153 hattında Kürtçe hizmet verilmeye başlanmasını da örnek gösteren Şahan, bunun toplumsal güvenin yerelde nasıl kurulabileceğini gösterdiğini savundu. “Barış kürsülerde ilan edilir ama yerelde kurulur” diyen Şahan, “Türkiye İttifakı” ve “Kent Uzlaşısını” da bu anlayışın bir örneği olarak nitelendirdi. Şahan, “Türkiye’nin bugün bu salonun dışında konuştuğu süreci 2024’te yerelde zaten başlatmıştık. Barış Ankara’da imzalanır ama Şişli’de, Diyarbakır’da, Mersin’de, Van’da, İstanbul’da yaşatılır. Yerel demokrasi güçlenmeden barış kalıcı olmaz. Kayyım atanan bir beldiyeede kardeşlik konuşulmaz. Kayyum atanan, tutuklu bir belediye başkanı divanda bunları konuşuyorsa kardeşlikten bahsedemezsiniz” dedi.
Hakkındaki suçlamaların kendisinde yarattığı duyguyu da anlatan Şahan, “Bu davanın isnatları bana ‘İstersem seni uçan kuştan bile tutuklarım’ diyor. Hukuk insana ‘istersem seni uçan kuştan bile tutuklarım’ duygusu vermemelidir. Çünkü böyle kullanılan güç, kullananı bağlar. Bugün benim ayağıma bağlanan taş yarın başkasının ayağındadır. Bu ülke bunu çok gördü. Ben bu çarkın yarın tersine dönmesini de istemiyorum. Ben bu çarkın durmasını, bu çarkın kırılmasını istiyorum” diye konuştu.
‘Kızım 5,5 yaşındaydı, 7 yaşına geldi’
Tahliye talebini yineleyen Şahan, 17 aylık tutukluluk süresinde kızının büyüdüğünü söyledi. “Ben düşman değilim. Arkadaşlarımdan hiçbirisi düşman değil. Ben Ankara’da büyümüş bir memur çocuğuyum. Bu ülkenin insanlarıyız” diyen Şahan, “Evet, özgürlüğümü istiyorum. Kızım 5,5 yaşındaydı, 7 yaşına geldi. Kızıma kavuşmak istiyorum, aileme kavuşmak istiyorum, Şişli’ye kavuşmak istiyorum. Görevime geri dönmek istiyorum. Ama kendim için ayrıcalık istemiyorum” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyetinden siyasi tartışmaların dışında yalnızca hukukun ölçüsünü uygulamasını talep ettiğini belirten Şahan, kaçma şüphesinin ve delil karartma imkanının bulunmadığını söyledi.
‘Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım’
Savunmasının sonunda 17 aylık tutukluluk sürecine rağmen vicdanının rahat olduğunu belirten Şahan, “17 aydır bunu vicdanımda tartıyorum ve gururla, gönül rahatlığıyla söylüyorum: Ben işimi yaptım. Ailem, dostlarım, çalışma arkadaşlarım, mesai arkadaşlarım gönül rahatlığıyla söylesinler: Resul Emrah Şahan sadece işini yaptı” dedi.
Şişli’de gençlerin duvarlara ve afişlere “bırakın Resul Emrah işini yapsın” yazdığını anlatan Şahan, sözlerini, “Bunu ben yazmadım. Yüzde 70’e yakın oyla kazandığım, oyunu aldığım Şişli yazdı. Aynı cümleyi bugün bu kürsüden tekrar etmek istiyorum: Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım” diye tamamladı.
(ANKA)




