300’den fazla avukattan Aksu ve Gökay Çakır’ın tutukluluğuna itiraz

Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun tutukluluğuna itiraz edildi. İtiraz dilekçesi 300’den fazla avukatın imzası ile sunuldu. Dilekçede Aksu ve Çakır’ın tutuklama nedenlerinin somutlaştırılmadığı belirtilerek “Bu haliyle tutuklama, ölçülü bir tedbir olmaktan çıkmış; peşinen uygulanan bir cezaya dönüşmüştür” dendi. Başaran ve Çakır’ın tahliyeleri talep edildi.

300’den fazla avukattan Aksu ve Gökay Çakır’ın tutukluluğuna itiraz
  • Yayınlanma: 1 Eylül 2026 17:12
  • Güncellenme: 1 Eylül 2026 17:18

Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin direnişleri kazanımla sonuçlanırken, Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu tutuklandı.

Bağımsız Maden-İş üyesi Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçileri, daha önceki görüşmelerde verilen sözlerin yerine getirilmesini talep etmek amacıyla 10 Ağustos’ta yeniden Ankara’ya gelmiş ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde direnişe başlamıştı.

Eylemlerin 16. gününde Aksu, Ankara’da eylem alanında, Çakır ise sendikanın Genel Merkez binasında gözaltına alındı. İki sendikacı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuklandı.

“Paylaşımlarda suç unsuru yok”

Gökay Çakır’ın “Madencinin sesine ses verin kardeşlerim…”, “Celaliler kazanacak! Haramiler kaybedecek!”, “Biz sabrı da biliriz. Ahı da… Korkmuyoruz ya bu haktan ve yoldandır. Sağ el kalpte konuşuruz… Mertçe dövüşürüz. Düşmana değer veririz, değerlerimizden ötürü… Bıçaksan kesersin… Haksızsan susarsın. Yine haklıyız, yine kavgadayız… Ölsek durmayız…” paylaşımları suçlama konusu yapıldı.

Aksu ise “Grev yasağını satın almışlar! Siz onların kim olduğunu bilmiyor musunuz? Holdingci güçler! Türkiye’yi satın aldılar!”, “Neden halk yoksul? Çünkü her şeyi holdinglere aktarıyorlar” şeklinde sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle tutuklandı.

300’den fazla avukatın imzası ile Aksu ve Çakır’ın tutukluluğuna itiraz edildi.

İtiraz dilekçesinde sosyal medya paylaşımlarının söz konusu suçlamayı içermediğine vurgu yapılarak şöyle denildi: “Paylaşımların gerçek amacı açıktır: İşçilerin yıllardır ödenmeyen ücret ve tazminat alacaklarına, daha önce bakanlıkların da dahil olduğu görüşmelerde ödeme yönünde taahhütler verilmesi ancak alacakların tamamı ödenmemesine ilişkin kamuoyu yaratmak ve bu süreci sendikal bir perspektiften eleştirmektir.” 

“Tutuklama nedenleri somutlaştırılmadı”

Dilekçede Anayasa Mahkemesi’nin yerleşmiş içtihatları hatırlatılarak tutuklamaya ilişkin somut bir neden sunulmadığı belirtildi.  Dilekçede “Tutuklama kararında yer alan tutuklama nedenleri müvekkillerin şahsi durumuyla ilişkilendirilmemiş, basmakalıp gerekçelerle tutuklama kararı verilmiştir” dendi.

 “Kaçma ve delilleri karartma şüphesinin” tutuklama nedeni olarak gösterilmesine de itiraz edilerek “Kaçma şüphesi, suçun yasada öngörülen ceza miktarına, Delilleri karartma şüphesi ise delillerin henüz toplanmamış olmasına dayandırılmıştır. Müvekkillerin sabit ikametgâhı vardır, kimlikleri ve meslekleri bellidir, yurt dışına çıkma imkânı ya da bu yönde bir iradeleri yoktur. İsnat edilen paylaşımlar herhangi bir fiziksel zarar doğurmamıştır. Bu haliyle tutuklama, ölçülü bir tedbir olmaktan çıkmış; peşinen uygulanan bir cezaya dönüşmüştür” ifadeleri kullanıldı. 

Savunmalarında ne dediler?

Gökay Çakır mahkemedeki ifadesinde “22 sene madende çalıştım. Bu arkadaşlarımızın haklarının nasıl yendiğini çok iyi biliyorum. 22 sene sonunda emekli maaşım 23.700 TL’dir. Kendi çalışma arkadaşlarımın bunları yaşaması için sendika kurduk. İşçi sınıfı adına patronlarla kavga ediyoruz ama haklarımızı savunmak içindir. Yerin altında çalışan madenci kardeşlerim mağdur olmaktadır. Bunu savunmayıp neyi savunacağım. Bu sendikanın genel başkanı olarak da arkadaşlarımı savunmak zorundayım. Paylaşımlarım işçilerin hakkını savunmak içindir.” Demişti.

Aksu ise şunları söylemişti: “12 Eylül’den bugüne holdinglerin sürekli zenginleştiği bellidir. Aynı zamanda halk giderek yoksullaşmaktadır. Ben holdinglerin zenginleşmesini, halkın yoksullaşmasını işlemek zorundayım. Eğer bu suçsa ben bunu seri bir şekilde işledim bugüne kadar. Şahidi olduğum hakikatlerin üzerine yatamazdım. Cumhurbaşkanlığı ile görüşecek 3 tane madenci yargılama konusu yapılamaz. Bakanlıklar çare üretemiyorlar. Bizim bu irademiz cezalandırılmak isteniyor. Böyle bir şey için seve seve yatarım. Yaptığım işlerden onur duyarım.”