• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Silivri açıklarında batan gemi: Şimdiye kadar neler biliniyor?

Silivri açıklarında batan gemi: Şimdiye kadar neler biliniyor?

Silivri açıklarında batan gemi: Şimdiye kadar neler biliniyor?
NTV
Silivri açıklarında batan gemi: Şimdiye kadar neler biliniyor?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 5 Eylül 2026 13:30
  • Güncellenme: 5 Eylül 2026 13:32

Marmara Denizi’nde Silivri açıklarında 2 Eylül’de iki ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi battı. Gemide bulunan 10 mürettebattan o tarihten bu yana haber alınamıyor.

Kocaeli yönünden İzmir Aliağa’ya seyreden boş Alsu isimli tanker ile İskenderun’dan Karadeniz Ereğli’ye giden, 4 bin 199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu çarpıştı. Tuğberk İmamoğlu kısa sürede batarken, Alsu gemisinde hafif hasar oluştu.

Kazanın ardından batan gemiye ait can kurtarma araçları boş halde denizde bulundu.

4 Eylül’de Deniz Kuvvetleri ekipleri Tuğberk İmamoğlunun yerini tespit etti. Arama-kurtarma çalışmaları sürerken, kazaya ilişkin soruşturma da devam ediyor.

Peki kazada ne oldu, gemiler hangi rotadaydı, geminin neden bu kadar hızlı battığı biliniyor mu ve mürettebat neden kurtulamadı?

Kaza nasıl meydana geldi?

Kaza, 2 Eylül sabaha karşı Marmara Denizi’nde, Silivri açıklarında meydana geldi.

İki ticari gemi, Trafik Ayrım Düzeni olarak adlandırılan deniz ulaşım koridorunda çarpıştı.

Trafik Ayrım Düzeni, yoğun deniz trafiğinin bulunduğu bölgelerde gemilerin belirli koridorlarda ilerlemesini sağlayan bir sistem. Karayollarındaki şeritlere benzetilebilecek bu sistem sayesinde gemilerin karşılaşma ve çarpışma riskinin azaltılması amaçlanıyor.

Açık kaynaklardaki gemi hareketleri ve yetkililerin paylaştığı bilgiler, Tuğberk İmamoğlunun bu düzen içerisindeki güney koridorunda ilerlediğini, Alsunun ise koridora dışarıdan katıldığını gösteriyor.

Kazanın meydana geldiği noktanın kesin koordinatları ve gemilerin çarpışma öncesindeki hareketleri soruşturmanın teknik incelemeleriyle netleşecek.

Gemiler çarpışmadan önce iletişim kurdu mu?

Evet.

Denizcilik Genel Müdürlüğü, iki geminin kazadan önce telsiz üzerinden iletişim kurduğunu açıkladı.

Basına yansıyan telsiz kaydında Tuğberk İmamoğlunun kaptanının Alsuya “iskeleye kır” şeklinde seslendiği, tanker kaptanının ise “İmamoğlu tamamdır” diye yanıt verdiği duyuluyor.

Ancak kayıtların tamamının kamuoyuna açık olup olmadığı ve dolaşıma giren ses kayıtlarının tamamının doğruluğu henüz bağımsız olarak teyit edilmiş değil.

Bu nedenle telsiz görüşmesinin kazaya ilişkin tüm ayrıntıları açıklayıp açıklamadığı henüz bilinmiyor.


(Alsu gemisi)

Kazaya ne sebep olmuş olabilir?

Kazanın kesin nedeni henüz belirlenmiş değil.

Ancak uzmanların değerlendirdiği birkaç ihtimal bulunuyor.

Bunlardan biri, gemilerin manevraları.

Konuyla ilgili BBC Türkçe’ye konuşan TMMOB Gemi Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Ayçın Özsakabaşı, kaptanların birbirlerinin farkında olduğu bir durumda çarpışmanın gerçekleşmesinin dikkat çekici olduğunu belirtiyor:

“Kaptanlar konuşuyor, hatta sert konuşuyorlar. Kaptanların birbirini gördüğü, durumun farkında olduğu ama bir şekilde ya psikolojik nedenlerden ya da gemide çıkan bir makine dümen sistemi arızasından dolayı birbiriyle çatıştığı bir durum söz konusu.” 

Buna göre gemilerden biri manevra yapmak istemiş ancak dümen ya da makine sisteminde bir sorun yaşamış olabilir.

Başka bir ihtimal ise kaptanlar arasında yapılan telsiz görüşmesine rağmen manevraların beklendiği şekilde gerçekleşmemiş olması.

Uzmanlara göre dümen kilitlenmesi, makine arızası veya gemilerden birinin manevra kabiliyetini kaybetmesi gibi teknik ihtimaller de soruşturma kapsamında incelenmeli.

Şu aşamada bunlardan herhangi birinin kazanın kesin nedeni olduğu söylenemiyor.

Trafik kuralları ihlal edildi mi?

Kazanın Trafik Ayrım Düzeni içerisinde gerçekleşmesi nedeniyle gemilerin bu sisteme nasıl katıldığı ve manevralarının kurallara uygun olup olmadığı da araştırılıyor.

Denizde Çatışmayı Önleme Yönetmeliği, uluslararası COLREG kurallarını temel alıyor.

Bu kurallara göre gemilerin Trafik Ayrım Düzeni’ne katılırken veya buradan ayrılırken trafiğin genel yönüne mümkün olduğunca küçük açıyla, ideal olarak 90 dereceye yakın bir açıyla hareket etmesi gerekiyor.

İki geminin karşılaşması durumunda ise gemilerin birbirlerinin iskelesinden geçecek şekilde manevra yapması gerekiyor.

Açık kaynaklardaki rota bilgileri, Alsunun Trafik Ayrım Düzeni’ne geniş bir açıyla katıldığını gösteriyor. Ancak bunun kurallara aykırı olup olmadığına ilişkin kesin değerlendirme soruşturma ve teknik incelemeler sonucunda yapılacak.

Tuğberk İmamoğlu neden 11 dakikada battı?

Kazanın en önemli sorularından biri de bu.

Tuğberk İmamoğlu, çarpışmadan yaklaşık 11 dakika sonra battı.

Uzmanlara göre bu, bir kuru yük gemisi açısından oldukça kısa bir süre.

Çarpışmanın şekli burada önem taşıyor.

İki geminin çarpışmasının, bir geminin baş kısmının diğerinin bordasına vurduğu “T tipi” bir kazaya benzemesi, gemilerden birinin çok ağır hasar alırken diğerinin daha sınırlı hasar görmesini açıklayabilir.

Alsunun baş kısmındaki “yumrubaşı” olarak adlandırılan yapı da çarpışmanın etkisi açısından inceleniyor.

Geminin baş tarafı, çarpışmalara karşı görece daha dayanıklı bölümlerden biri. Buna karşılık bordadan alınan darbe, kuru yük gemisinin gövdesinde çok daha ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Geminin taşıdığı yük batmayı hızlandırmış olabilir mi?

Bu da araştırılan ihtimaller arasında.

Tuğberk İmamoğlu yaklaşık 4 bin 199 ton rulo sac taşıyordu.

Rulo sac, oldukça ağır bir yük. Uzmanlara göre çarpışma sırasında geminin hasar almasıyla birlikte yükün hareket etmesi veya kayması, geminin dengesini bozmuş olabilir.

Bu nedenle soruşturmada yükün geminin neresine yerleştirildiği, nasıl sabitlendiği, yükleme planının ne olduğu ve geminin stabilite hesaplarının incelenmesi önem taşıyor.

Geminin sahibi Tahsin Doğruyol ise yaptığı açıklamalarda geminin mevzuata uygun yüklendiğini ve yüklerin sabitlendiğini söyledi.

Dolayısıyla yükün kaydığı ya da yanlış sabitlendiği şu aşamada kesinleşmiş değil.

Geminin tasarımı batma hızını etkiledi mi?

Uzmanların üzerinde durduğu bir başka konu da geminin yaşı ve tasarımı.

1990 yapımı olan Tuğberk İmamoğlunun tek ambarlı bir kuru yük gemisi olduğu belirtiliyor.

Uzmanlara göre bu büyüklükteki tek bir ambara çok miktarda su girmesi, geminin dengesini çok kısa sürede bozabilir.

Burada “yaralı stabilite” olarak adlandırılan, geminin hasar aldıktan sonra yüzebilirliğini korumasını sağlayan tasarım kriterleri de önem taşıyor.

Ancak geminin neden 11 dakika gibi kısa bir sürede battığına ilişkin kesin yanıt için enkazın incelenmesi, yükleme ve stabilite kayıtlarının değerlendirilmesi gerekiyor.

Hava koşulları kazaya neden olmuş olabilir mi?

İlk bilgilere göre hava koşulları kazayı açıklayacak düzeyde değildi.

Kaza sırasında bölgede görüş mesafesinin yaklaşık 6 deniz mili olduğu, rüzgar ve deniz durumunun da olağan sınırlar içerisinde bulunduğu bildirildi.

Sis, yoğun yağış veya görüşü ciddi biçimde azaltan başka bir hava olayı tespit edilmedi.

Bu nedenle ilk bulgular kazanın kötü hava koşullarından kaynaklandığını göstermiyor.

Mürettebat neden gemiyi terk edemedi?

Batan gemide kaptan dahil 10 mürettebat bulunuyordu.

Geminin çok kısa sürede batması, mürettebatın gemiyi terk etmek için yeterli zamanı olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Uzmanlara göre geminin önce yan yatması, ardından dakikalar içerisinde batması, özellikle gece saatlerinde mürettebatın tahliye imkanını ciddi biçimde kısıtlamış olabilir.

Gemide uyuyan personelin alarm verilmesi, can yeleklerini giymesi, üst güverteye çıkması ve can kurtarma araçlarına ulaşması için 11 dakika çok kısa bir süre olabilir.

Ancak mürettebatın gemiyi neden terk edemediği veya tahliye girişiminde bulunup bulunmadığı henüz kesin olarak bilinmiyor.

Can kurtarma araçları neden boş bulundu?

Kazadan sonra Tuğberk İmamoğluna ait can kurtarma araçlarından bazıları denizde boş halde bulundu.

Bu durum mürettebatın bu araçlara ulaşıp ulaşamadığı sorusunu gündeme getirdi.

Ancak uzmanlara göre can kurtarma araçlarının boş bulunması, mürettebatın bu araçları kullandığını tek başına kanıtlamıyor.

Bazı can kurtarma sistemleri geminin belirli bir derinliğe ulaşması halinde otomatik olarak serbest kalabiliyor.

Bu nedenle araçların nasıl ve ne zaman gemiden ayrıldığı da soruşturma kapsamında belirlenmesi gereken konular arasında.

Kaza neden geç bildirildi?

Kazayla ilgili yanıt bekleyen sorulardan biri de çarpışmanın ardından olayın ne zaman bildirildiği.

Denizcilik Genel Müdürlüğünün paylaştığı bilgilere göre çarpışma ile Alsunun kazayı bildirmesi arasında yaklaşık yarım saatlik bir süre bulunuyor.

Uzmanlara göre bu süre, özellikle denizde kayıp kişilerin bulunduğu bir kazada kritik öneme sahip.

Kazaya karışan ve ayakta kalan geminin öncelikle durumu bildirmesi, çevredeki gemileri uyarması ve arama-kurtarma çalışmalarının başlatılmasını sağlaması gerekiyor.

Ancak bildirimin neden geciktiği ve bu gecikmenin nasıl gerçekleştiği soruşturmanın konusu.

Bu nedenle gecikmenin doğrudan kusur anlamına gelip gelmediği konusunda şu aşamada kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değil.

Geminin yeri bulundu mu?

Evet.

Kazanın ardından günler boyunca denizden ve havadan sürdürülen arama çalışmalarında Tuğberk İmamoğlunun enkazının yeri 4 Eylül’de tespit edildi.

Deniz Kuvvetlerine ait ekiplerin gerçekleştirdiği çalışmayla geminin yeri belirlendi.

Geminin enkazının bulunması, hem mürettebata ulaşılması hem de kazanın nasıl gerçekleştiğinin teknik olarak ortaya çıkarılması açısından önemli bir aşama oluşturuyor.

Mürettebattan haber var mı?

Şu ana kadar Tuğberk İmamoğlunda bulunan 10 mürettebata ulaşılamadı.

Kayıp mürettebatın aileleri ise gelecek haberi bekliyor.

Kayıp denizcilerden 26 yaşındaki yağcı Eyüp Enes Cesur’un babası Süleyman Cesur, oğlunun kazadan önce ailesiyle görüntülü konuştuğunu ve kendisini son kez bu görüşmede gördüklerini anlattı.

Geminin yerinin bulunmasının ardından arama-kurtarma çalışmalarının enkaz çevresinde yoğunlaştırılması bekleniyor.

 

Kazaya ilişkin soruşturma ne durumda?

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazaya ilişkin soruşturma başlatıldı.

Kazaya karışan Alsu gemisindeki mürettebat hakkında adli işlem yapıldı.

Ön inceleme raporunda iki geminin seyir ve vardiya düzenine ilişkin çeşitli tespitler yer aldı.

Rapora göre Alsunun köprüüstünde kaza sırasında yalnızca bir vardiya zabiti bulunuyordu ve gözcü görevlendirilmemişti.

Tuğberk İmamoğlunun seyri ve AIS sistemine ilişkin de incelemeler yapıldı.

Raporda, geminin AIS sisteminin kapalı, arızalı veya dış müdahale nedeniyle yeterli şekilde çalışmıyor olabileceği değerlendirildi.

Bu durumun diğer gemiler açısından Tuğberk İmamoğlunun fark edilmesini zorlaştırmış olabileceği belirtiliyor.

Ön inceleme raporu ne söylüyor?

Ön inceleme raporu, kazanın tek bir nedene bağlanamayabileceğine işaret ediyor.

Bir yandan Tuğberk İmamoğlunun seyri ve yaptığı manevralar, diğer yandan Alsunun vardiya düzeni ve gözcü bulunmaması inceleniyor.

Raporda ayrıca gemilerin birbirlerini daha erken fark edip çarpışmayı önleme ihtimali de değerlendiriliyor.

Ancak bu rapor nihai kusur raporu değil.

Geminin batma nedeni, yükün durumu, gemilerin teknik özellikleri, AIS kayıtları, seyir verileri, telsiz görüşmeleri ve diğer teknik bulguların tamamının incelenmesi gerekiyor.

Soruşturmada son durum ne?

Ön inceleme raporunun ardından Alsu gemisindeki 6 kişi adliyeye sevk edildi.

Soruşturma kapsamında iki kaptan hakkında “taksirle öldürme” suçundan tutuklama talep edildi. Diğer şüpheliler hakkında ise adli kontrol tedbirleri uygulandı.

Ancak soruşturma henüz tamamlanmış değil.

Kazanın kesin nedeni, gemilerin hangi manevraları neden yaptığı, Alsunun neden geç bildirimde bulunduğu, Tuğberk İmamoğlunun neden 11 dakika içerisinde battığı ve 10 mürettebatın akıbeti yapılacak incelemeler sonucunda netleşecek.