• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İHD’den 12 Eylül’ün 46’ncı yılında demokratikleşme çağrısı

İHD’den 12 Eylül’ün 46’ncı yılında demokratikleşme çağrısı

İnsan Hakları Derneği, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ncı yılında TRT İstanbul Radyosu’nun Harbiye’deki binası önünde açıklama yaptı. İHD, darbe döneminin ağır insan hakları ihlalleriyle hesaplaşılması, demokratikleşme adımlarının atılması ve sivil bir anayasa hazırlanması çağrısında bulundu.

İHD’den 12 Eylül’ün 46’ncı yılında demokratikleşme çağrısı
İHD’den 12 Eylül’ün 46’ncı yılında demokratikleşme çağrısı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 12 Eylül 2026 12:19

İnsan Hakları Derneği (İHD), 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ncı yılında, darbe bildirisinin okunduğu TRT İstanbul Radyosu’nun Harbiye’de bulunan binası önünde açıklama yaptı. Açıklamayı İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy okudu.

“12 Eylül’ün 46. yılında darbelere ve otoriterleşmeye karşı insan haklarını ve barışı savunuyoruz” başlığıyla yapılan açıklamada, darbe döneminin yarattığı siyasi ve toplumsal sonuçlara dikkat çekildi.

İHD, 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçtiğini belirterek, darbe dönemini tekçiliğe ve inkârcılığa dayanan, muhalif kesimlerin “devlet düşmanı” ve “terörist” olarak tanımlandığı, idam, işkence ve kötü muamelenin devlet politikası haline getirildiği bir dönem olarak değerlendirdi.

Açıklamada, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı, çok sayıda kişinin sürgüne gitmek zorunda kaldığı ve ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı belirtilirken, bu uygulamaların kalıcılaştırılması ve kurumsallaştırılması amacıyla 1982 Anayasası’nın oluşturulduğu ifade edildi.

İHD, Türkiye’nin halen darbe anayasası ve darbe döneminde oluşturulan kurumlarla yönetildiğini belirtti.

İHD: Hak ve özgürlüklerin kullanılamaz hale getirildiği bir dönemden geçiyoruz

Açıklamada, Türkiye’de farklı dönemlerde demokratikleşme yönünde umutların arttığı ancak insan hakları normlarının, demokrasi ilkelerinin ve gerektiğinde anayasa ile yasa hükümlerinin dahi yok sayıldığı bir sürecin yaşandığı belirtildi.

İHD, ifade, basın, örgütlenme, toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını zorlaştıran yasak ve baskıların yanı sıra ırkçı ve nefret içerikli söylemlerin yaygınlaştığına dikkat çekti.

Açıklamada işkence ve kötü muamele uygulamalarının arttığı, hukuki dayanaktan yoksun keyfi gözaltı ve tutuklama kararlarının yaygınlaştığı, yeni açılan hapishanelerle muhaliflere gözdağı verildiği ve cezaevlerinde tecrit uygulamalarının yaygınlaştırıldığı belirtildi.

İHD ayrıca, Olağanüstü Hal (OHAL) dönemine ait birçok uygulamanın halen varlığını sürdürdüğünü ve çok sayıda insan hakları ihlalinin yaşandığını kaydetti.

İHD’den  hükümete yönelik eleştiri

Türkiye’yi 2002 yılından bu yana kesintisiz olarak yöneten AK Parti’nin, darbelere karşı olduğunu ve sivil bir anayasa yapılması gerektiğini sürekli olarak dile getirdiği belirtilen açıklamada, buna karşın anayasa hükümlerine uyulmadığı ifade edildi.

Açıklamada, çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle demokratik alanın daha da daraltıldığı belirtildi.

Özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile binlerce kamu görevlisinin ihraç edildiği, belediyelere kayyım atandığı ve OHAL KHK’lerinin daha sonra yasal düzenlemelere dahil edildiği kaydedildi.

İHD, geçici olarak uygulanan olağanüstü hal düzenlemelerinin kalıcı ve sürekli bir niteliğe dönüştüğünü belirterek, darbe girişimi sırasında ve sonrasında yapılan yasal değişikliklerle demokrasiyi güçlendirmek yerine otoriter bir yönetim yapısının oluşturulduğunu ifade etti.

Kürt meselesinde demokratik çözüm vurgusu

Açıklamada, otoriterleşme eğiliminin artmasıyla birlikte Türkiye’nin temel meselelerinden biri olan Kürt meselesine yaklaşımın da genel olarak inkârcı ve güvenlikçi bir perspektifle ele alındığı belirtildi.

Dönemsel olarak sorunun demokratik yollarla çözümüne yönelik gelişmeler yaşansa da kalıcı çözüme yönelik girişimlerin geçmişte sonuçsuz kaldığı ifade edildi.

İHD, son yıllarda Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yaşanan gelişmelerin ise birçok açıdan önem taşıdığını belirtti. Açıklamada, çözüm süreci kapsamında  Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrının ardından PKK’nin kendisini feshettiğini açıkladığı hatırlatıldı.

Açıklamada ayrıca, 11 Temmuz 2025’te  Süleymaniye’de, İHD’nin de gözlemci olarak katıldığı bir törenle bir grup PKK mensubunun silahlarını yaktığı belirtildi.

Bunun ardından TBMM’de siyasi partilerin üyelerinden oluşan bir komisyon kurulduğu, komisyon tarafından hazırlanan raporun kamuoyuyla paylaşılması ve toplumda Çerçeve Yasa olarak bilinen düzenlemenin TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin, mevcut eksikliklere rağmen Kürt meselesinin çözümü açısından önemli gelişmelere işaret ettiği ifade edildi.

“Demokratikleşme adımları atılmalı”

İHD, Kürt meselesinin demokratik yöntemlerle çözümüne ilişkin gelişmeler yaşanırken diğer yandan muhalif siyasi partilere yönelik kayyım tehdidinin sürdüğünü, belediyelere kayyım uygulamasından vazgeçilmediğini ve politikacıların siyasi saiklerle tutuklandığını belirtti.

Açıklamada, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik müdahaleler, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına getirilen engellemeler ve sendikal faaliyetlerin önündeki kısıtlamalar da eleştirildi.

İHD ayrıca Kürtlere, kadınlara, sığınmacı ve mültecilere ve özellikle LGBTİ+’lara yönelik ırkçı ve nefret içerikli söylemlerin giderek yaygınlaştığına dikkat çekti.

“Darbeleri toplum tarihinden çıkarmanın yolu demokrasidir”

İHD, yasal ve meşru yollarla seçilmiş bir siyasi partinin yasadışı yollarla ve şiddet kullanılarak iktidardan uzaklaştırılmasına, yani darbeye karşı olduğunu belirtti.

Türkiye’deki antidemokratik uygulamalar, evrensel standartlardan uzak yasal mevzuat, halklara ve inançlara yönelik yok sayıcı ve asimilasyoncu politikalar ile yürütmenin rövanşist uygulamalarının toplumsal fay hatlarını sürekli olarak gerilimli tuttuğu ifade edilen açıklamada, bu koşulların darbe ve darbe girişimlerine zemin hazırladığı belirtildi.

İHD, “Darbeleri toplum tarihinden çıkarmanın yolu otoriterleşme değil; demokrasidir” ifadelerini kullandı.

Cuntacılar tarafından hazırlanan bir anayasa ile yönetilen Türkiye’nin gerçek anlamda demokratik ve çoğulcu bir anayasaya ihtiyaç duyduğu belirtilen açıklamada, devletin ülkede yaşayan halklar ve inançlarla “barışmadan” demokratik bir anayasa yapılmasının da mümkün görünmediği ifade edildi.

Sivil anayasa ve onarıcı adalet çağrısı

İHD, ifade özgürlüğü, protesto hakkı, medya özgürlüğü, seçmen iradesine saygı, ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarına uyulması ve yargı bağımsızlığı konularında gerekli yasal ve idari düzenlemelerin yapılmasının ardından sivil bir anayasa hazırlanması çağrısında bulundu.

Açıklamada ayrıca darbeciler ve darbe sürecinde işlenen suçlar hakkında etkin bir yargısal faaliyetin sürdürülmesi gerektiği belirtildi.

Darbe nedeniyle ortaya çıkan zararların giderilmesini kapsayacak şekilde onarıcı adalet mekanizmalarının oluşturulması çağrısı yapan İHD, darbe döneminin hafızasında önemli bir yere sahip olan Diyarbakır Hapishanesi gibi mekanların tarihsel gerçekliğe uygun hafıza mekanlarına dönüştürülmesini istedi.

İHD, hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamalara son verilmesi, çatışma çözümü girişimlerinin yanı sıra demokratikleşme adımlarının atılması ve pozitif barışın sağlanması gerektiğini belirterek, bu yöndeki mücadelesini sürdüreceğini ifade etti.