• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza: Süreci toplumsallaştırmak amaçlanıyor

Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza: Süreci toplumsallaştırmak amaçlanıyor

İstanbul’da bugün “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası kamuoyuna duyuruluyor. Eyüpsultan Kültür Merkezi’nde başlayan etkinlikte hem kampanya metni hem de ilk imzacılar açıklandı.

Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza: Süreci toplumsallaştırmak amaçlanıyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 12 Eylül 2026 12:26
  • Güncellenme: 12 Eylül 2026 13:51

İstanbul’da bugün barış ve demokratik toplum vurgusuyla yeni bir sivil toplum girişimi kamuoyunun karşısına çıkıyor.

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyasının tanıtım etkinliği, Eyüpsultan Kültür Merkezi’nde yapıldı.

Programda kampanya metni okundu, ilk imzacılar kamuoyuna tanıtıldı.

“Gerçek masallar, toplumlar kendi geleceğini düşlemekten vazgeçmediğinde başlar” mottosuyla duyurulan kampanyanın, Türkiye’de devam eden barış ve demokratik toplum sürecine toplumsal katkı sunmayı amaçladığı belirtiliyor.
Kampanya metninde “1001” sayısının yalnızca bir rakam değil, Doğu ve Batı’nın ‘kadim’ anlatılarındaki gibi tükenmeyen umudun ve barış arayışının simgesi olduğu vurgulanıyor.
Metinde, kadınlardan akademisyenlere, sanatçılardan işçilere ve gençlere kadar toplumun farklı kesimlerinden yurttaşların çatışmanın, ayrışmanın ve sessizliğin karşısında toplumsal barıştan yana ortak bir irade ortaya koymak için bir araya geldiği ifade ediliyor.

‘Birlikte durmaya çağıran bir metin’

Açıklama öncesi İlke Tv’ye konuşan gazeteci- siyasetçi Çilem Küçükkeleş, Türkiye’de devam eden barış sürecinin toplumsallaşmasına katkı sağlamak amacıyla yola çıktıklarını ifade ederek, aralarında siyasetçi, gazeteci ve akademisyenlerin de bulunduğu 1001 aydın ve yazarın bu sürece destek verdiğini söyledi. “Bu fikrin en önemli özelliği de şu; hepimiz aynı fikirde olmayabiliriz ancak birbirimizin taleplerini destekleyebilir miyiz? Birbirimizin mücadelesini güçlendirebilir miyiz? fikriyle ortaya çıktı bu kampanya. Birlikte durmaya çağıran bir metin” ifadelerine yer verdi.

4 ana talep açıklandı: Eşit yurttaşlık, umut hakkı, AİHM kararlarının uygulanması öne çıktı

Aralarında Ahmet Türk, barış annelerinin de bulunduğu 1001 gazeteci, siyasetçi, akademisyen kampanyada 4 ana başlığı öne çıkardı. Açıklanan başlıklar arasında çözüm süreci bağlamında silahsızlanmanın desteklenmesi ve şiddetin ülke gündeminden tamamen çıkarılması yer alıyor.

Metinde ayrıca, Kürt sorununun çözümü için eşit yurttaşlık ilkesinin anayasal güvence altına alınması, anadilde eğitim hakkının tanınması ve tarihsel eşitsizliklerin giderilmesine yönelik adımların desteklendiği belirtiliyor.

İmzacılar, Türkiye’nin demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda güçlendirilmesini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanmasını ve çatışmanın çözümünde müzakere zemininin genişletilmesini talep ediyor.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararları doğrultusunda umut hakkı ilkesinin hayata geçirilmesi çağrısı da metinde yer alan başlıklar arasında bulunuyor.

Ahmet Türk’ten sürece ilişkin ‘komisyon’ eleştirisi: “Anlamakta zorlanıyoruz’

Etkinliğin açılış konuşmasını Ahmet Türk yaptı. “Burada sadece iktidara bir çağrı yapamıyoruz. Topluma da bir çağrı yapıyoruz” diyen Türk,

“Cumhuriyetin yüz yılında Kürtler de Türkler de büyük acılar yaşamıştır. Bu ülke de barıştan yana her insanın bu sürece destek vermesi gerekiyor. Halkların kardeşliğini ve halkların ortak demokratik değerlerde buluşması noktasında bu fırsatın iyi değerlendirilmesi konusunda herkese önemli görevler düştüğüne inanıyorum” dedi. Türk, sürece ilişkin eleştirilerini de şu sözlerle dile getirdi:

“Bugün PKK, Öcalan’ın ortaya koyduğu direktifle silahları tamamen bırakmış, kendini feshettiğini ilan etmiştir. Bu süreçte yine sadece sadece fikirlerinden dolayı cezaevinde bulunan binlerce Kürt var. Şimdi 467 oyla mecliste çıkan kanunlaşan bir durum karşısında halen Milli Savunma Bakanlığı’nın ve yine Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında kurulan bir komisyon tarafından sürecin izlenmesini anlamaya zorluk çekiyoruz. Silahları susturan kesim için böyle bir gözlem grubunun oluşmasını hadi normal karşılayalım. Sadece fikirlerinden dolayı cezaevinde bulunan, bütün yaşamı boyunca eline silah almamış insanların bir kurul tarafından incelenmesinin ne anlamı olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Bunlar hayatında eline silah almamış, Kandile gitmemiş. Düşüncelerini ortaya koyduğu için cezaevinde. Biz bu süreci önemsiyoruz.”

Mızraklı da mesaj gönderdi: “Demokratik kurumlar güçlendirilmeli”

Etkinliğe 7 yık kaldığı Edirne Cezaevi’nden geçtiğimiz günlerde tahliye olan Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı da videolu mesaj gönderdi.

“Kürdün inkarının ve her türlü şiddetin tüm sonuçlarıyla ortadan kalkması için Türkiye’de toplumsal, ekonomik ve kültürel eşitsizlikler giderilmeli, onarıcı adalet mekanizmaları sağlanmalıdır” ifadelerine yer veren Mızraklı, şöyle konuştu:

“Bunun için demokratikleşme ve demokratik kurumların yerelden merkeze bütünlüklü biçimde desteklenilmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir. Ülkemizdeki kimliklerde, inançlarda, düşüncelerde, hakları, özgürlükleri ve kültürel formlarıyla yaşayabilmelidir. Kanın akmadığı bir dönemi yaşıyoruz, demokratik kurumlar güçlendirilmeli”

‘Herkese bir barış borcumuz var’

İnsan hakları savunucusu, İnsan Hakları Derneği (İHD) eski Genel Başkanı Eren Keskin de etkinliğe videolu bir mesaj gönderdi. Keskin, barış sürecinin önemine dikkat çekti, bu süreci toplumsallaştırmanın gereğinin altını çizdi:

“Biz insana hakları savunucuları olarak, yoğun hak ihlallerinin, insanlık suçlarının tanıklığını yaptık. Filmlerde görseniz inanmayacağınız kadar büyük hak ihlallerine tanıklık yaptık. Bütün bu bu acılara, yok etme politikalarına rağmen barış sözcüğünün heyecan vermeyeceği bir gün görmedim. Bugün yeni bir sürecin içindeyiz. Bu sürecin barışla sonuçlanması, barışın toplumsallaşması için herkese görev düşüyor. Herkese bir barış borcumuz var.”

‘Yeni dünyayı birlikte kuralım’

Kampanyanın ilk imzacıları arasında yer alan TİHV Yönetim Kurulu üyesi Şebnem Korur Fincancı da eşit yurttaşlık ve dayanışma çağrısı yaptı:

“Öyle ya da böyle en azından iki yıldır insanlar ölmüyor. Bu topraklardaki bir tek yurttaş bile eşit yurttaş olarak kabul edilmediğinde ben eşitliği, özgürlüğü ve hak öznesi olan bir insan olmayı yitirmişim demektir. Böyle hissetmemiz gerekiyor. Herkesin hak öznesi olduğu, eşit yurttaşlar olduğu, ana dilinde eğitim, ana dilinde sağlık hakkından yararlanabildiği yeni bir dünyayı birlikte kuralım. Binbir değil, milyonlarca insanla birlikte.”

Mehmet Gürses: ‘Bu süreç hem ince hesapları hem de eyüp sabrını gerektirecek’

Florida Merkez Üniversitesi Siyasal Bilimler Akademisyeni ve Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Mehmet Gürses de etkinliğe videolu mesaj gönderen akademisyenler arasında yer aldı.

“İçinden geçtiğimiz bu hassas ancak çok değerli süreç, hem kılı kırk yaran ince hesapları hem de eyüp sabrını gerektirecektir” diyen Gürses,

“Eskinin içi boşalmış kalıplarını aşabilmek, yeni hayaller kurabilmek ve eşitler olarak yan yana durabilmek için başlattığınız bu kampanyaya destek verebildiğim için çok mutluyum. Yeni dönemin; eskiyi unutmadan yeniyi kurgulayabildiğimiz bir dönem olması umuduyla” ifadelerine yer verdi.

Güncelleniyor…