• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Cumartesi Anneleri 1120’nci haftada: Kenan Bilgin’i ve 12 Eylül’de kaybedilenleri unutmadık

Cumartesi Anneleri 1120’nci haftada: Kenan Bilgin’i ve 12 Eylül’de kaybedilenleri unutmadık

Cumartesi Anneleri, 1120’nci hafta açıklamasında 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrasında gözaltında kaybedilenleri anarak, 1994 yılında Ankara’da gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin’in akıbetinin açıklanmasını ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istedi.

Cumartesi Anneleri 1120’nci haftada: Kenan Bilgin’i ve 12 Eylül’de kaybedilenleri unutmadık
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 12 Eylül 2026 13:17

Cumartesi Anneleri, 1120’nci hafta eylemi için her hafta olduğu gibi yine Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki buluşmada, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrasında gözaltında kaybedilenler anılırken, 12 Eylül 1994’te Ankara Dikmen’de bir otobüs durağından gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Kenan Bilgin’in dosyasına dikkat çekildi.

Cumartesi Anneleri, 12 Eylül’ün 46’ncı yılında darbe döneminde yaşanan işkence, gözaltında kaybetme, ölüm ve cezasızlık politikalarının sonraki yıllarda da farklı biçimlerde sürdüğünü belirtti.

‘12 Eylül’ün inkâr ve cezasızlık mirasıyla yüzleşilmeli’

Her hafta olduğu gibi Cumartesi Anneleri / İnsanları ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon imzasıyla yapılan açıklamada, 46 yıl önce başlayan dönemde insanların yalnızca özgürlüklerinin değil, yaşamlarının da ellerinden alındığı belirtildi. Evlerinden gözaltına alınan, cezaevlerine konulan, işkenceden geçirilen, idam edilen ve öldürülen insanların yanı sıra kendilerinden bir daha haber alınamayanların olduğu ifade edildi.

Askeri darbelerin devletin hukuku askıya aldığı, insan hayatını ve haklarını değersizleştirdiği dönemler olduğu belirtilen açıklamada, 12 Eylül’ün de devlet gücünün sınırsızlaştırıldığı, işkencenin sistematik bir uygulamaya dönüştüğü, yaşam hakkı ve özgürlüklerin yok sayıldığı bir dönem olduğu kaydedildi.

Gözaltında kaybetmelerin bu anlayışın en ağır sonuçlarından biri olduğu belirtilerek, insanların devlet görevlileri tarafından gözaltına alındığı, işkence gördüğü ve ardından varlıklarının inkâr edildiği ifade edildi. Kayıpların akıbetlerinin gizlendiği, yakınlarının ise yıllarca süren belirsizlik ve acıyla baş başa bırakıldığı vurgulandı.

Açıklamada, 12 Eylül sonrasında fiili darbe döneminin sona ermesine rağmen darbenin kurduğu düzenin sona ermediği belirtilerek, inkâr ve cezasızlık anlayışının farklı biçimlerde sivil yönetimler döneminde de sürdüğü ifade edildi. Anayasa, yasalar, kurumlar ve zihniyet üzerinden 12 Eylül rejiminin mirasının bugüne taşındığı kaydedildi.

Cumartesi Anneleri, 12 Eylül döneminde işlenen ağır suçlarla yüzleşilmediğini, işkence, ölüm ve gözaltında kaybetmelerden sorumlu olanların hesap vermediğini belirtti. Bu durumun, darbe döneminde daha da kökleşen cezasızlığın sonraki yıllarda yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin önünü açmasına neden olduğunu ifade etti.

Açıklamada, 12 Eylül’ün yalnızca geçmişte kalmış bir askeri darbe olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, “12 Eylül’ün inkâr ve cezasızlık mirasıyla yüzleşmeden, gözaltında kaybetmelerle ve devlet eliyle işlenen ağır suçlarla hesaplaşmadan gerçek bir demokratikleşmenin mümkün olmadığını biliyoruz” denildi.

Kenan Bilgin 1994’te Ankara’da gözaltında kaybedildi

Cumartesi Anneleri, 1120’nci haftada 12 Eylül’ün sonraki yıllara taşınan “mirasını” Kenan Bilgin’in hikâyesi üzerinden gündeme getirdi.

35 yaşındaki Kenan Bilgin, 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara’nın Dikmen ilçesindeki bir otobüs durağından gözaltına alındı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü.

Bilgin’in ailesi, avukatları ve İnsan Hakları Derneği, kendisine ulaşmak için girişimlerde bulundu. Ancak Ankara Emniyeti, Bilgin’in gözaltına alındığını inkâr etti.

Bunun üzerine 11 tanık ortaya çıktı. Tanıklar, Kenan Bilgin’i Ankara Emniyeti’nde gözaltında ve işkence gördüğü sırada gördüklerini kamuoyuna açıkladı.

Bilgin Ailesi, Kenan’ın bulunması ve akıbetinin ortaya çıkarılması amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Kenan Bilgin’i bulmak, sorumlulara ulaşmak ve etkili bir soruşturma yürütmek için girişimde bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapması engellendi ve Ankara’dan sürüldü.

Soruşturmayı devralan Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Özden Tönük ise ailenin ve tanıkların başvuruları üzerine gerekli soruşturma işlemlerini gerçekleştirmedi. Tanık Ö.A. ve M.Y., “Kenan Bilgin’i hücreden alıp götüren polisleri teşhis edebileceklerini” söylemelerine rağmen bu yönde herhangi bir işlem yapılmadı.

Bunun yerine tanıkların polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialarda bulunduğunun belirtildiği üç sayfalık bir rapor hazırlandı ve dosya kapatıldı.

AİHM, Bilgin’in güvenlik güçlerinin elinde tutulduğunu tespit etti

İç hukuk yollarından sonuç alamayan Bilgin Ailesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu.

AİHM yargıçları Ankara’ya gelerek araştırma ve incelemelerde bulundu; tanıkları, savcıları ve polis yetkililerini dinledi. Mahkeme ayrıca Kenan Bilgin’in tutulduğu gözaltı merkezine giderek tanık anlatımlarının mekânsal olarak mümkün olup olmadığını yerinde inceledi.

AİHM, Kenan Bilgin’in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığını ve 3 Ekim 1994 tarihine kadar güvenlik güçlerinin elinde bulunduğunu tespit etti. Mahkeme, bu süreçte Bilgin’in gözaltında tutulduğuna ilişkin hiçbir resmi kayıt tutulmadığını belirledi ve Türkiye’yi oybirliğiyle mahkûm etti.

AİHM’nin 17 Temmuz 2001 tarihli kararının başvuru numarası 25659/94 olarak kayıtlara geçti.

AİHM kararına rağmen dosyada etkili soruşturma yürütülmedi

Cumartesi Anneleri, AİHM kararına rağmen Kenan Bilgin’in akıbetini ortaya çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirtti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, AİHM’nin tespitlerine rağmen “Kenan Bilgin’in Ankara Emniyeti’ne bağlı nezarethanelerden birine alındığına dair hiçbir veriye ulaşılamadığını” belirterek dosyada zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Karara yapılan itirazlar da reddedildi.

Böylece Kenan Bilgin’in akıbetinin 32 yıldır karanlıkta bırakıldığı belirtilen açıklamada, devletin elinde olduğu AİHM kararıyla tespit edilen Bilgin’in nerede olduğunun açıklanmadığı, onu gözaltında gören tanıkların anlatımlarının etkili biçimde soruşturulmadığı ve sorumluların yargı önüne çıkarılmadığı ifade edildi.

‘Kenan Bilgin’i ve 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilenleri unutmayacağız’

Cumartesi Anneleri, 12 Eylül’ün yalnızca bir darbe gecesinden ibaret olmadığını belirterek, darbe döneminde kurulan inkâr ve cezasızlık düzeninin yıllar sonra da insanların kaybedilmesine, ailelerin ise hakikat ve adaletten mahrum bırakılmasına yol açtığını vurguladı.

Açıklamada, “Kenan Bilgin’i de, 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilenleri de unutmadık” denilerek, kayıpların akıbetini sormaya, hakikati aramaya ve adalet talep etmeye devam edileceği belirtildi.

Cumartesi Anneleri, Kenan Bilgin’in yanı sıra 12 Eylül döneminde gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır, Mahmut Kaya, Hüseyin Morsümbül, Nurettin Öztürk, Zeki Altunbaş, Hayrettin Eren, Nurettin Yedigöl, Süleyman Cihan, Mustafa Hayrullahoğlu, Maksut Tepeli, Veysel Güney ve İlyas Has için de adalet talebinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

Açıklamada, “Kaç yıl geçerse geçsin; Kenan Bilgin için, 12 Eylül’de gözaltında kaybedilenler için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.