• Ana Sayfa
  • Kültür Sanat
  • Burhan İşiyok yeni albümünü ve kitabını anlattı: ‘Anadolu ve Mezopotamya kültürlerini bir araya getiriyoruz’

Burhan İşiyok yeni albümünü ve kitabını anlattı: ‘Anadolu ve Mezopotamya kültürlerini bir araya getiriyoruz’

Şair, yazar ve müzisyen Burhan İşiyok, 21 sanatçının yer aldığı ‘Nar Dalıdır’ albümü ve 17 hikayeden oluşan yeni kitabı ‘Değirmen Taşı’nı İlke TV’ye anlattı. İşiyok, farklı dillerin ve kültürlerin müzikle yaşatılması gerektiğini vurguladı.

Burhan İşiyok yeni albümünü ve kitabını anlattı: ‘Anadolu ve Mezopotamya kültürlerini bir araya getiriyoruz’
  • Yayınlanma: 17 Eylül 2026 12:51
  • Güncellenme: 17 Eylül 2026 13:04

Şair, yazar ve müzisyen Burhan İşiyok, 21 sanatçının yer aldığı ‘Nar Dalıdır’ albümünü ve 17 öyküden oluşan yeni kitabı ‘Değirmen Taşı’nı İlke TV’ye anlattı. Yaklaşık 400 besteye ve 16 albüme imza atan İşiyok, son albümü ‘Nar Dalıdır’da Türkçe, Kürtçe ve Zazaca eserlerin yer aldığını belirtti.

İşiyok, 21 şair ve sanatçının katkı sunduğu albümünü şu sözlerle aktardı:

“Her sanatçı, sözü ve müziği bana ait olan birer bestemi seslendirdi. Albüm, 4 Eylül’de dijital olarak yayınlandı. Yazar Aydın Öztürk, Yazar İbrahim Karaca, Yorumcu-yazar Tunay Bozyiğit, Pınar Aydınlar, Eylem Aktaş, Sümer Ezgü, Erdal Bayrakoğlu ve Kürtçe eserler seslendiren Azat Bedran projede yer alıyor. Toplam 21 eserin 18’i Türkçe, 2’si Kürtçe; 1’i ise Kürtçe-Zazaca olup onu da Hivda Koç seslendiriyor. Kadın şairler ve yazarların da bulunduğu, farklı ezgileri barındıran renkli bir albüm ortaya çıktı. Müzik dinleyicilerini doyurabilecek nitelikte; ayrıca dinlemek isteyenler için albümde 8-9 şiir de yer alıyor.”

‘Rojin ve Gülistan nerede?’

Yıllardır politik eserler ürettiğini söyleyen İşiyok, bir bestesinde de Rojin ve Gülistan’ı konu aldığını ifade etti. İşiyok, “Bugüne kadar Cumartesi Annelerini, Tahir Elçi’yi ve Narin Güran’ı anlatan eserler yazdım. Yaşadığım coğrafyada gördüklerimi albümlerime yansıtmaya çalışıyorum. Bu albümde sözü ve müziği bana ait olan ‘Rojin ve Gülistan Nerede?’ adında bir bestemiz de var. Pınar Aydınlar’ın seslendirdiği eserin klibi bir hafta önce yayına girdi” dedi.

‘Albüm o kadar renkli ki’

Albümün kültürel zenginliğine dikkat çeken İşiyok, şöyle devam etti:

“Albümü dinlerken Iğdırlı bir şair arkadaşa denk geldiğiniz gibi; Hemşinli, Rizeli, Artvinli, Trabzonlu, Erzurumlu, Sivaslı ve Diyarbakırlı sanatçılarla da buluşuyorsunuz. Önceki albümlerimde de bunu yapmaya özen gösterdim. Anadolu ve Mezopotamya kültürlerini bir arada halka anlatmak istiyorum. Bölgelerde konuşulan bütün diller sanatçılar tarafından yaşatılmalıdır; neden bir dili yaşatıp diğerlerini yok etmeye çalışasınız? Bu dilleri konuşmak için kimseden izin almanıza gerek yok. Ancak herkesin bütün dillere, kültürlere ve anadillere saygı göstermesi gerekir. Keşke on dil bisebilseydim ve her dilden birer beste yapabilirdim.”

‘Kendi tarzımı yaratmaya çalışıyorum’

İşiyok’un bireysel hayat hikayelerini toplumsal hafızayla buluşturan yeni kitabı ‘Değirmen Taşı’, insanı merkeze alan güçlü anlatısıyla dikkat çekiyor. Yazar, kitabını Diyarbakır Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluşturacağını belirtti:

“Değirmen Taşı 17 öyküden oluşuyor. Yeni çıktı, henüz bir haftalık. 28 Eylül’de Diyarbakır Kitap Fuarı’ndaki Dicle Salonu’nda saat 17.00’de bir dinletimiz olacak ve okuyucularımızla buluşacağız. Hem albümden, şiir-insan ilişkisinden hem de kitaplardan bahsedeceğiz. İyi bir yorumcu olduğumu düşünüyorum. İnsanlar daha çok yorumculuğumu ve okuma tarzımı beğeniyorlar. Yaklaşık 30 yıldır kendi tarzımı yaratmaya çalışıyorum. Dinleyiciler ve okurlar bu tarzda kimisi Ahmet Arif’i, kimisi Nazım Hikmet’i, Ahmet Kaya’yı veya Yusuf Hayaloğlu’nu bulduğunu söylüyor.”

Lice’de ‘Bademler çiçek açtı’

İşiyok, kitabında yer alan ‘Bademler Çiçek Açtı’ şiirinin ortaya çıkış hikayesini de paylaştı. Diyarbakır’dan Kulp’a giderken Lice yolundaki badem ağaçlarından ilham aldığını belirten sanatçı şunları söyledi:

“Lice’nin etrafında bu kadar çok badem ağacı olduğunu bilmiyordum. Hepsinde pembe, mor çiçekler açmıştı. Güneşli bir havada o kadar güzel görünüyorlardı ki, beste orada doğdu. Lice için şunu düşündüm: Kurşun nereden gelirse gelsin, adeta dönüp Lice’yi buluyormuş gibi bir kaderi var; yangın nereden çıkmışsa orada hissedilmiş. Yıllar sonra Lice’de şunu söyledim: Bunca hüzne, yasa, drama, tahribata ve viraneliğe rağmen bademler bu kente müjde veriyor, bir şeyler söylüyor. Şiir ve bestenin adını da buradanla ‘Bademler Çiçek Açtı’ koyduk. Hem Lice’nin geçmişteki hem de şimdiki direnme azmini bu eserle dile getirmek istedim.”