‘Kürt yoktur’dan ‘Beyaz Kürt’e
Raşe Pütün 19 Eylül 2026

‘Kürt yoktur’dan ‘Beyaz Kürt’e

‘Kürt yoktur’dan ‘Beyaz Kürt’e

 

Özgür Özel’in son söylemine bir yurttaş olarak itirazım, Demirtaş’ın özgürlüğünü Öcalan’a mesafe koymanın cümlesi hâline getirmesidir.

Elbette Demirtaş’a özgürlük söylemi değerlidir. Sorun orada değil. Sorun, başlı başına bir hukuk ve demokrasi meselesi olan Demirtaş’ın özgürlüğünü, Kürt meselesinin siyasal bütününe karşı mesafe tarif etmenin aracına dönüştürmektir.

Bu tutum, Özgür Özel’in siyasetini yaptığı partinin Kürt meselesine ilişkin tarihsel çizgisinin bugün ne ölçüde değiştiği sorusunu da beraberinde getiriyor.

Çünkü Özgür Özel’in önündeki asıl soru Erdoğan’ın kiminle görüştüğü değil, kendisinin Türkiye’nin yüz yıllık Kürt meselesini nasıl okuduğudur.

Muhalefet etmek başka, siyaset üretmek başka.

Erdoğan’ın yaptığının karşısında durmak bir pozisyondur; Kürt meselesinin nasıl çözüleceğine ilişkin kendi sözünü kurmak ise siyasettir. Türkiye’nin en eski meselelerinden biri hakkında yalnızca iktidarın pozisyonuna bakarak yer belirlemek, muhalefete bir yön verir; fakat henüz bir gelecek tasavvuru vermez.

Beyaz Kürt, Siyah Kürt

Özgür Özel’in temsil ettiği muhalefetin Demirtaş’a gösterdiği özel ilgiye gelince, burada daha eski bir toplumsal dizayn alışkanlığının izlerini de görüyorum: Kürtleri bu kez “Beyaz Kürt–Siyah Kürt” diye ayırmak.

Bu ayrım ilk bakışta sosyolojik bir tarif gibi görünebilir. Oysa Cumhuriyet tarihi düşünüldüğünde kendi içinde ciddi bir çelişki taşır.

Yüz yıllık Cumhuriyet boyunca Kürt kimliğinin kamusal varlığını uzun süre reddeden, asimile olmuş hâlini bile kurumlarına tam olarak entegre etmeyen bir zihnin bugün “Beyaz Kürt” üretmesi mümkün mü?

‘Kürt yoktur’ diyen bir zihnin ‘Beyaz Kürt’ü de olamaz.

Demirtaş’ı Öcalan’ın karşısına yerleştiren dil de burada önem kazanıyor.

Demirtaş, Öcalan’ın kuruluşunda belirleyici olduğu Kürt siyasal hareketinin açtığı alanda siyaset yaptı ve kendi özgün siyasal kimliğini de bu alanın içinde oluşturdu. Bu tarihsel ilişkiyi yok sayarak Demirtaş’ı Öcalan’ın karşısında yeniden tarif etmek, yalnızca iki siyasal aktörü karşılaştırmak değildir; Kürt siyasetinin kendi tarihsel sürekliliğini de dışarıdan yeniden yazmaya kalkışmaktır.

Tam da burada Sayın Demirtaş’tan bir kez daha en gür hâliyle bir söz duymak isterdim:

Benim üzerimden anti-Kürt ve barış karşıtı söylemlerinizi kurup Kürtlere göz kırptığınız ya da demokratik görüneceğiniz yanılgısından kurtulun.

Çünkü Demirtaş’ın özgürlüğünü savunmak ile Demirtaş üzerinden Kürt siyasetini yeniden tasnif etmek aynı şey değildir.

Üstelik bu coğrafyada artık Kürtler üzerine kurulmuş kapanları ve siyasal tuzakları deşifre edebilecek büyük bir tarihsel ve siyasal birikim var.

Beyaz olan rafinedir. Ne Türkler ne Kürtler kendiliğinden beyaz olur. Beyazlık, sınıfsal, kültürel ve tarihsel süreçlerle üretilmiş bir kavramdır. ‘Beyaz Türk’ de böyle üretilmiştir. İşte Özgür Özel’in temsil ettiği muhalefet siyasetinde aynı şekilde üretilmek istenen diğer kavram da ‘Beyaz Kürt’tür.

Dolayısıyla mesele Demirtaş’ın hangi kategoriye yerleştirileceği değildir. Asıl mesele, Kürtleri yeniden kategorilere ayırma ihtiyacının nereden doğduğudur.

Muhalefetin kendi cümlesi

Özgür Özel, yüz yılı aşan geçmişi olan bir siyasal geleneğin bugün genel başkanıdır. Bu nedenle Kürt meselesinde yalnızca bugünkü iktidarın politikalarına vereceği tepkiyle kendisini tanımlayamaz. Kendi tarihine, devletle ilişkisine ve Kürtlerle kurduğu siyasal dile de bakmak zorundadır.

Türkiye’nin önündeki soru bundan daha büyüktür:

Kürtlerle Türklerin eşit yurttaşlar olarak birlikte yaşayacağı demokratik bir cumhuriyet nasıl kurulacak?

Özgür Özel’e sorulması gereken soru da bence tam olarak budur:

Bu sorunu çözmekle birlikte nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?

Çünkü siyaset, yalnızca karşısında durduğunuz şeyi değil, onun yerine ne kurmak istediğinizi de söyleyebilmektir.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.