İsrail’de siyasi partiler, 27 Ekim 2026’da yapılacak 26. Knesset seçimleri için aday listelerini 7-8 Eylül 2026 tarihlerinde sundu. Seçimlerde 38 liste, 7 milyon 337 bin seçmenin oyu için yarışacak. Bu sayı, 2022’de yapılan bir önceki Knesset seçimlerine kıyasla yaklaşık 548 bin daha fazla seçmen anlamına geliyor.
Netanyahu, Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi ile Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü Partisi’ni ortak listeyle seçime sokma girişiminde başarılı olamadı.
Netanyahu ayrıca İsrail ordusundan emekli tuğgeneral ve metinde faşist eğilimlere sahip olarak tanımlanan Ofer Winter’i, liderliğini yaptığı Amha Yisrael (Halkın İsrail) Partisi ile daha önce mensubu olduğu Dini Siyonizm Partisi arasında ortak liste kurulmasına ikna edemedi.
Buna karşılık Netanyahu, Smotrich ile Zehut (Kimlik) Partisi lideri Moshe Feiglin’i Knesset seçimlerine ortak listeyle girmeye ikna etmeyi başardı.
Sağ blok içindeki parçalanma, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun gücünü aşındırırken, seçimleri kazanması halinde dahi koalisyon ortaklarını yönetmesini zorlaştırabilir.
İsrail’de “Knesset” seçimlerine haftalar kala yapılan anketler, Netanyahu’nun öncülüğündeki blokun gerilediğini gösteriyor. Sağ içindeki bölünme ise hükümeti kurma hesaplarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Lübnan gazetesi El-Ahbar yazarı Yahya Debbuk’a göre seçim mücadelesi yalnızca Netanyahu ile rakipleri arasında yaşanmıyor. İktidarın sürmesi halinde İsrail’i hangi sağcı gücün yönlendireceği sorusu, Netanyahu’nun kendi kampı içinde de mücadele konusu.
Seçim yalnızca bir referandum değil
Bu nedenle seçimler yalnızca Netanyahu hakkında bir referandum niteliği taşımıyor. Sağ partiler arasındaki oy rekabeti, Likud liderinin gücünü azaltıyor. Netanyahu seçimleri kazansa bile koalisyon ortaklarını yönetmesi güçleşiyor.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, önceki seçimlerde ortak liste kurduğu Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’ten ayrılarak bu kez ayrı yarışıyor. Sağ bloka yeni katılan Ofer Winter ise seçim barajının hemen çevresinde bulunuyor. Winter’ın baraj altında kalması halinde sağ blok dört sandalye kaybedebilir. Bu durum Netanyahu’yu hükümeti kurma görevinden daha da uzaklaştırabilir.
Asıl rekabet sağın kendi içinde
İsrail’de asıl mücadele, Netanyahu ile Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot arasında kararsız kalan seçmenler üzerinde değil, sağcı güçlerin kendi aralarında yaşanıyor. Ben-Gvir, Smotrich veya başka bir sağcı listenin kazanacağı her ilave sandalye Netanyahu’nun payından eksilirken, Winter’ın başarısı ya da başarısızlığı sağ blokun tamamını etkileyebilir.
Bu tablo, önceki seçimlerde 33 sandalye kazanan Likud’un güncel anketlerde 20’nin altına gerilemesini de açıklıyor.
Netanyahu’nun açmazı: Ofer Winter
Netanyahu’nun karşı karşıya olduğu açmazın en belirgin örneği Winter. Karşı bloktan gelmeyen ve kendisini sağa alternatif olarak sunmayan Winter, koalisyon partilerinden hayal kırıklığına uğrayan sağcı seçmene sesleniyor.
Winter, seçimlerin ardından Netanyahu’yu desteklese bile elde edeceği başarı, Likud’un ya da koalisyon ortaklarından birinin sandalye kaybetmesi anlamına gelebilir. Netanyahu bu nedenle, sağ oyların çok sayıda liste arasında bölünerek boşa gidebileceğini belirtip Winter’a oy verilmemesi çağrısı yapıyor. Winter ise seçmenlerinin, sandığa gitmeyecek veya başka bir alternatif arayacak kişilerden oluştuğunu söylüyor.
Sağ blokta farklı hedefler
Sorun yalnızca Winter’la sınırlı değil. Ben-Gvir kendi gücünü ve bağımsızlığını korumak isterken Smotrich, dini milliyetçi akımın ve Batı Şeria’daki yerleşim projesinin başlıca temsilcisi olmayı hedefliyor.
Bu isimler seçimlerden sonra aynı hükümette yer alabilir. Ancak koalisyona aynı güç ve aynı gündemle girmeyecekler. Netanyahu ise sağ içindeki dengeleri yönetebilmek için mümkün olan en fazla sandalyenin Likud’da toplanmasına ihtiyaç duyuyor.
Özellikle küçük sağcı listelerin seçim barajını aşıp aşamaması, sağ blokun toplam sandalye sayısını önemli ölçüde değiştirebilir. Bu nedenle mücadele her bir oy üzerinde yoğunlaşıyor.
Daha geniş bir güç mücadelesi
Bu hesapların arkasında, İsrail sağının kimliği ve hedefleri üzerine daha geniş bir güç mücadelesi bulunuyor. Netanyahu uzun yıllar İsrail’i yöneten sağ anlayışı temsil ederken, ortakları ve rakipleri daha sert ve aşırı eğilimleri savunuyor. Winter ise kendisini 7 Ekim başarısızlığının yükünü taşımayan yeni bir isim olarak öne çıkarıyor.
Sağ partilerin listeleri
Sağ partiler olarak nitelendirilen dört parti, Knesset seçimlerine üç ayrı listeyle katılıyor.
Bu partilerin tamamı seçim programlarında, Gazze Şeridi ve işgal altındaki Kudüs dahil Batı Şeria’daki Filistinlilerin Filistin dışına çıkarılmasını ve söz konusu bölgelerin İsrail’e ilhak edilmesini savunuyor.
Bu listeler; Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü Partisi, Smotrich ile Feiglin’in liderliğindeki Dini Siyonizm-Zehut ortak listesi ve Amha Yisrael listesinden oluşuyor.
Yahudi Gücü Partisi’nin seçim listesinin ilk sırasında Ben-Gvir bulunuyor. Onu, partinin en sert isimlerinden bazıları takip ediyor. Bunların başında, Netanyahu ile yaşadığı anlaşmazlığın ardından Likud’dan Yahudi Gücü’ne geçen Knesset üyesi Tally Gotliv geliyor.
Gotliv, Netanyahu’yu Likud’un Knesset aday listesi için yapılan seçimlerde kendisine karşı müdahalede bulunmakla suçlamıştı.
Kamuoyu araştırmaları Yahudi Gücü Partisi’nin seçimlerde 7 ila 8 sandalye kazanacağını gösteriyor.
Kamuoyu araştırmalarında Dini Siyonizm-Zehut listesinin Knesset’te 4 ila 5 sandalye kazanacağı tahmin ediliyor.
Geleneksel dini partiler ise Şas ve Yahadut HaTorah tarafından temsil edilen iki listeyle seçimlere katılıyor.
Şas’ın seçim listesinin başında Aryeh Deri bulunuyor. Parti, son dönemde Haredi Yahudilerin İsrail ordusuna alınması tartışmaları ve Deri ile Şas’ın kurucusu ve ruhani lideri Haham Ovadia Yosef’in oğlu Haham Yitzhak Yosef arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle seçmen desteğinde gerileme yaşadı.
Şas, 2022 Knesset seçimlerinde 11 sandalye kazanmıştı. Kamuoyu araştırmaları partinin ekim ayındaki seçimlerde yedi sandalye elde edeceğini gösteriyor.
Şas’ın seçmen tabanı, Mizrahi Yahudiler içindeki birbirinden farklı iki kesime dayanıyor. Bunlardan ilki, mensuplarının önemli bölümü orduda askerlik yapan geleneksel kesim; ikincisi ise askerlik hizmetini reddeden Haredi kesim.
Askerlikten kaçınan Haredilere yaptırım uygulanması, Mizrahi kökenli Haredi seçmenlerin Şas yönetimine tepki göstermesine yol açtı. Bunun nedeni, parti yönetiminin bu yaptırımları engelleyememesi oldu.
Öte yandan Şas yönetiminin Haredilerin askere alınmasına karşı sert tutumu da çocukları orduda hizmet eden diğer kesimde rahatsızlık yarattı.
Deri, krizin etkisini azaltma girişimi kapsamında Haham Yosef’i Şas hareketinin ruhani lideri olarak tanırken kendisi hareketin siyasi liderliğini sürdürdü.
Degel HaTorah ve Agudat Yisrael partilerinden oluşan ve Batılı Haredi Yahudileri temsil eden Yahadut HaTorah’ın ise mevcut seçim gücünü koruması bekleniyor. Kamuoyu araştırmaları partiye Knesset’te yaklaşık sekiz sandalye veriyor.
Netanyahu karşıtı listeler
Netanyahu karşıtı kampta dört seçim listesi Knesset seçimlerine katılıyor.
Bunlar; eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar (Dürüst) Partisi, Naftali Bennett ve Yair Lapid liderliğindeki Beyahad (Birlikte), eski Genelkurmay Başkan Yardımcısı Yair Golan liderliğindeki Demokratlar ve Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu (İsrail Evimiz) Partisi.
Eisenkot liderliğindeki Yashar’ın kamuoyu araştırmalarında rakiplerinin önünde yer almaya devam etmesi, söz konusu kampın seçimleri kazanması durumunda Eisenkot’u başbakanlık için en güçlü aday konumuna getiriyor.
Netanyahu karşıtı partilerin çıkış noktaları ve siyasi-toplumsal konulardaki tutumları birbirinden farklı olsa da Netanyahu’ya karşı çıkma ve onu iktidardan uzaklaştırma konusunda ortak bir tutum sergiliyorlar.
Bu partiler, farklı düzeylerde de olsa Netanyahu’nun karşısında yer alıyor. Bunun nedenleri arasında metinde yargı darbesi olarak tanımlanan süreç bulunuyor.
Partiler ayrıca İsrail Yahudi ve demokratik bir devlettir yaklaşımını savunuyor, 7 Ekim 2023’te yaşanan ve metinde başarısızlık olarak tanımlanan olayların araştırılması için resmi bir yargı soruşturma komisyonu kurulmasını istiyor ve Haredi Yahudilerin İsrail ordusunda askerlik yapması gerektiğini savunuyor.
Filistin meselesine ilişkin olarak ise bu kamptaki partiler genel anlamda, Filistinlilerle varılacak herhangi bir nihai çözümde Batı Şeria’daki yerleşim blokları ile işgal altındaki Kudüs’te bulunan Yahudi yerleşimlerinin İsrail yönetimi altında kalması konusunda uzlaşıyor.
Söz konusu partiler aynı zamanda Filistin meselesini geri plana itiyor ve Filistin halkının kendi kaderini tayin etme ve 4 Haziran 1967 sınırlarında bağımsız bir devlet kurma hakkını kabul etmiyor.
Partilerin hedefi yalnızca Yahudi Siyonist partilerden oluşan bir hükümet kurmak.
Demokratlar Partisi dışındaki partiler yalnızca bir Arap partisinin hükümet koalisyonuna katılmasına karşı çıkmakla kalmıyor, en azından şu ana kadar Arap partilerinin hükümete koalisyon dışından destek vermesini de reddediyor.
Başka bir ifadeyle söz konusu partiler, hükümetin Knesset’te Yahudi çoğunluğuna dayanması gerektiğini savunuyor. Ancak mevcut tabloya göre bu çoğunluğu sağlayabilmiş değiller.
Yashar Partisi’nin kurucusu Eisenkot, Knesset seçim listesinde İsrail toplumunun farklı kesimlerine yer vermeye özen gösterdi.
Listenin kadın ve erkek adayları eşit sayıda bulunuyor. Listede özellikle askeri ve güvenlik kurumları başta olmak üzere devlet kurumlarında deneyim kazanmış isimlerin yanı sıra iş insanları, ileri teknoloji sektöründen isimler, ekonomi uzmanları, yerel yönetim liderleri, protesto hareketlerinin temsilcileri ve İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşı sırasında hayatını kaybedenler ile esirlerin ailelerinden adaylar bulunuyor.
Ayrıca listede daha önce Yesh Atid ve Mavi-Beyaz partilerinde görev yapan Knesset üyeleri de yer alıyor.
Bunlar arasında, kısa süre önce Mavi-Beyaz’dan ayrılarak Siyonist Ev Partisi’ni kuran Hili Tropper da bulunuyor. Ancak Tropper, kendi partisinin seçim barajını aşamamasından endişe ederek Yashar’ın listesine üst sıralardan katılmayı tercih etti.
Eisenkot, partisini İsrail siyasetinin merkezinde konumlandırdı ve özellikle acil iç sorunların çözümünde kendisini Netanyahu hükümetine alternatif olarak sunuyor.
Kamuoyu araştırmalarına göre Yashar’ın seçimlerde 23 ila 25 sandalye kazanması bekleniyor.
Bennett ve Lapid ise 26 Nisan 2026’da kurdukları Beyahad listesinin başında yer alıyor.
Liste, Bennett 2026 ile Yesh Atid partilerinin ittifakı sonucu kuruldu. İttifakın oluşturulduğu dönemde kamuoyu araştırmaları iki partinin birlikte yaklaşık 26 Knesset sandalyesi kazanabileceğini gösteriyordu.
Ancak anketlerde listeye verilen destek kısa sürede geriledi ve son dönemde 12 ila 14 sandalye seviyesinde istikrar kazandı.
Yair Golan ise İşçi Partisi ile Meretz’in Haziran 2024’te birleşmesiyle kurulan Demokratlar Partisi’nin listesini yönetiyor.
Birleşmenin amacı, geleneksel Siyonist solun gerilemesini ve Knesset’te temsil edilme ihtimalinin tamamen ortadan kalkmasını önlemekti.
Parti, seçim listesini 20 Temmuz 2026’da belirledi. Kamuoyu araştırmaları Demokratlar’ın 10 ila 11 sandalye kazanacağını gösteriyor.
Ortak Arap Listesi üç partiden oluşuyor. Bunlar Barış ve Eşitlik için Demokratik Cep, Ulusal Demokratik Birlik ve Arap Değişim Hareketi.
Birleşik Liste ise İsrail polisinden emekli Tuğgeneral Yoav Segalovich ile ittifak kurdu. Segalovich, listenin ikinci sırasında yer alıyor.
Tüm Arap partilerini tek bir seçim listesinde birleştirmek amacıyla kamuoyundan yoğun baskı gelmesine ve çok sayıda girişimde bulunulmasına rağmen Birleşik Liste bu formülü reddetti ve Segalovich ile kurduğu ittifakla seçime girmekte ısrar etti.
Bu tutum, Birleşik Liste’nin seçim sonuçlarının ardından kurulacak hükümet koalisyonuna katılma yönündeki sürekli arayışının bir parçası.
Kamuoyu araştırmaları üç partiden oluşan Ortak Arap Listesi’nin Knesset’te 8 ila 9 sandalye, Birleşik Liste’nin ise 4 ila 5 sandalye kazanacağını gösteriyor.
Seçim sonrası belirsizlik
Netanyahu başbakanlığa dönse bile seçimlerden sonra nasıl bir sağ blokla iktidar olacağı belirsizliğini koruyor. Netanyahu’nun çok sayıda güç merkezinin bulunduğu bir kampı yönetip yönetemeyeceği ya da kendisinden daha bağımsız hareket edecek ortaklarına daha fazla boyun eğmek zorunda kalıp kalmayacağı, seçim sonrasının temel sorularından biri olacak.
Gazze, Batı Şeria ve yerleşim politikaları başta olmak üzere ortaklarının baskısı ile yönetimin sınırları ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ilişkiler arasında denge kurmak, Netanyahu açısından seçimleri kazanmaktan daha zor bir sınava dönüşebilir.




