• Ana Sayfa
  • Ekoloji
  • Lice’de GES’e tepki: ‘Projelerin hepsi doğamızı yok ederek hayata geçiriliyor’

Lice’de GES’e tepki: ‘Projelerin hepsi doğamızı yok ederek hayata geçiriliyor’

Lice’de planlanan GES Projesine karşı yapılan açıklamada konuşan Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya “Bu projelerin hepsi dağlarımızı, köylerimizi, meralarımızı ve doğamızı yok ederek hayata geçiriliyor. Her yerde yurttaşlar direnişlerle mücadelesini sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Lice’de GES’e tepki: ‘Projelerin hepsi doğamızı yok ederek hayata geçiriliyor’
Lice’de GES’e tepki: ‘Projelerin hepsi doğamızı yok ederek hayata geçiriliyor’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 20 Eylül 2026 19:29
  • Güncellenme: 20 Eylül 2026 20:19

Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Duru köyünde 800 dönüm arazi üzerinde planlanan Güneş Enerji Santrali (GES) projesine karşı açıklama gerçekleştirdi. Mahallede yapılan açıklamada, “Duru’da GES değil Yaşam” pankartı açıldı.

Siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı açıklamada, basın metinini platform adına Şeyhmus Dağhan okudu.

‘Bir doğal habitat parçalandığında bir ekosistem kaybedilir’

Sadece “GES istemiyoruz” demek için toplanmadıklarını belirten Dağhan, doğayı ve orada yaşayan insanların yaşam hakkını savunmak için bir araya geldiklerini dile getirdi.

Dağhan, “Bugün bu kadim coğrafyanın karşısına bir GES projesi çıkarılıyor. Bize enerji üretiminden ve kalkınmadan söz ediliyor. Biz ise çok daha temel bir soru soruyoruz; bu projenin toprağa, tarıma, meralara, ormanlara, yaban hayatına, hayvancılığa ve bölge halkının yaşamına vereceği etkiler gerçekten ve bütün yönleriyle ortaya konulmuş mudur? Eğer konulmuşsa, hangi bilimsel verilerle ortaya konulmuştur? Eğer ortaya konulmamışsa, bu proje hangi gerekçeyle ilerletilmektedir? Biz yenilenebilir enerjiye karşı değiliz. Güneş enerjisinin geliştirilmesine de karşı değiliz. Ancak yenilenebilir enerji adı altında verimli tarım topraklarının, meraların, ormanların ve doğal yaşam alanlarının geri dönüşü olmayacak biçimde tahrip edilmesine karşıyız. Çünkü bir enerji kaynağının yenilenebilir olması, onun kurulacağı her alanda sınırsız biçimde kullanılabileceği anlamına gelmez. Güneş enerjisi yenilenebilir olabilir fakat toprak sınırsız değildir. Bir mera yok edildiğinde yalnızca arazi kaybedilmez. Hayvancılık kaybedilir. Bir tarım alanı enerji tesisine dönüştürüldüğünde yalnızca toprak kaybedilmez üretim kaybedilir. Bir doğal habitat parçalandığında yalnızca birkaç ağaç veya bitki kaybedilmez bir ekosistem kaybedilir” ifadelerini kullandı.

‘Kaybedilen tarım toprağı ve mera geri getirilemez’

Projenin çevresel, ekonomik ve sosyal etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Dağhan, “GES alanı için mera veya hayvancılık açısından kullanılan alanların devre dışı bırakılması halinde hayvanlar nerede otlatılacaktır? Hayvancılıkla geçinen insanların uğrayacağı ekonomik kayıp nasıl karşılanacaktır? Köylünün geleneksel üretim biçimi nasıl sürdürülecektir? Bunların yalnızca genel ifadelerle geçiştirilmesini kabul etmiyoruz. Toprak yalnızca üzerinde panel kurulacak bir yüzey değildir. O toprak üretimdir. Tarım arazilerinin enerji yatırımları için kullanılması halinde ortaya çıkabilecek gıda üretimi kaybı ve bölgesel ekonomik etkiler bilimsel biçimde değerlendirilmelidir. Bu nedenle projenin toprak sınıfı, tarımsal üretim kapasitesi, sulama durumu ve bölgedeki tarımsal faaliyetlerle ilişkisi açık biçimde ortaya konulmalıdır” diye belirtti.

Dağhan, konuşmasına şöyle devam etti: “Çevresel etkileri yeterince ortaya konulmayan ve Dêrqam’ın yaşam alanını geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde etkileyebilecek bir GES projesinin hayata geçirilmesini istemiyoruz. Buradan ilgili bütün kurumlara çağrıda bulunuyoruz. Dêrqam halkının sorularına cevap verin. Projenin bütün belgelerini kamuoyuna açıklayın. Arazi kullanımını, mera ve tarım alanlarını, ormanları, doğal yaşamı ve hayvancılığı birlikte değerlendirin. Bilimsel ve bağımsız incelemelerin önünü açın. Doğaya ve halka rağmen karar vermeyin. Biz yenilenebilir enerjiye karşı değiliz. Biz yenilenebilir enerji yatırımlarının yanlış yerde yapılmasına ve doğanın, tarımın ve hayvancılığın bedel ödemesine karşıyız. Çünkü güneş enerjisi yenilenebilir; ama toprak yenilenebilir değildir. Panel sökülür; ama yok edilen doğal yaşam kendiliğinden geri gelmez. Bir proje değiştirilebilir; ama kaybedilen tarım toprağı ve mera kolayca geri getirilemez.”

‘İnsansızlaştırmaya zorlamaktadır’

Sonrasında konuşan Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı avukat Ahmet İnan, “Dêrqam Mahallesi’nin ortasında, en yakın haneye 25 metre mesafede, 800 dönümlük tarım ve orman alanını; İskenderun Demir ve Çelik şirketi 93 bin adet güneş paneliyle işgal etmeyi planlamakta ve köyü geçimsiz bırakarak, insansızlaştırmaya zorlamaktadır. Ve maalesef bu işgal edilecek alanda birçok akar dere ve su varlığı bulunmaktadır. Halkın katılım toplantısında köy halkı projeyi istemediğini ve geçimlerinin yok olacağını belirtmesine rağmen bu talan projesine bakanlıkça, ‘ÇED olumlu’ kararı verilmesi; yurttaşın ve yaşam hakkının gözetilmediğini ve sermaye odaklarıyla birlikte 90’lardaki insansızlaştırma politikalarının farklı şekilde devam ettiğini göstermektedir. Halkımızın hafızasını, kimliğini ve öz üretimini yaşattığı köylerini, bilinçli bir şekilde hedef alan bu politikaların son bulması, toplumsal barışın en önemli dinamiğidir. Bu talan projesine karşı Diyarbakır Barosu ve Ekoloji Derneği olarak, köy halkıyla beraber hukuki süreci başlattığımızı belirtiyor ve yaşam alanlarımızı sonuna kadar savunacağımızı belirtiyoruz” diye belirtti.

‘Projelerin hepsi doğamızı yok ederek hayata geçiriliyor’

Son olarak konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya da, yurttaşların mücadelesini sonuna kadar destekleyeceklerini ifade etti. Adalet Kaya, “Gün geçmiyor ki Kürdistan’da GES, HES ya da maden ocağı projeleri ile talan politikası uygulanmasın. Bu projelerin hepsi dağlarımızı, köylerimizi, meralarımızı ve doğamızı yok ederek hayata geçiriliyor. Her yerde yurttaşlar direnişlerle mücadelesini sürdürüyor. Onurlu Lice halkı nasıl 1990’lı yıllarda savaşa, kırıma, koruculuğa ve göçertmelere karşı direndiyse, bugün Dêrqam halkı da aynı şekilde boyum eğmeden doğasını koruyor ve korumaya devam edecek” ifadelerini kullandı. (MA)