• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Bakırhan’dan süreç açıklaması: ‘İkinci aşamada emek verdiğimiz, bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız’

Bakırhan’dan süreç açıklaması: ‘İkinci aşamada emek verdiğimiz, bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız’

Partisinin Diyarbakır İl Örgütü kongresinde konuşan Bakırhan, “Bugüne kadar yürüyen süreç daha çok çatışma ve şiddet zeminininden siyasi zemine geçmek içindi. Henüz Kürtlerin demokratik haklarını konuşmadık. Bu birinci aşamayı başarıyla sonuçlandırabilirsek, ikinci aşamada uğrunda mücadele ettiğimiz talepleri konuşacağız” dedi.

Bakırhan’dan süreç açıklaması: ‘İkinci aşamada emek verdiğimiz, bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız’
Bakırhan’dan süreç açıklaması: ‘İkinci aşamada emek verdiğimiz, bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Eylül 2026 15:43

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır İl Örgütü, 3’üncü Olağan Kongresini gerçekleştirdi. ÇandAmed Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen kongreye, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

Kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürece değindi. Bakırhan şunları söyledi:

“En büyük selamı bu sürecin mimarı olan, yüz yıldır isyanların idamla bastırıldığı, bu geleneğin sürdüğü bu ülkede masayı mümkün kılan, masada Kürtlerin, ezilenlerin ve emekçilerin demokratik haklarına kavuşması için çaba gösteren Sayın Öcalan’a da Amed’den gönderiyoruz. Bu sürecin kıymetini belki hemen anlamayanlar olabilir. Ama Türkiye Ortadoğu tarihinde bu süreç ilerde çok önemli görülecektir. Çatışma ve şiddet yerine, başta Kürt meselesi olmak üzere, Kürtlerin anadili, düşünce, ifade özgürlüğü, kimliği, kültürü olmak üzere masada görüşülüyor, görüşülecek. Bugüne kadar yürüyen süreç daha çok çatışma ve şiddet zeminini siyasi zemine taşımak için. Henüz Kürtlerin demokratik haklarını, kayyımları, kimliğimizi, ana sütümüz gibi helal olan dilimizi konuşmadık. Bu birinci aşamayı başarıyla sonuçlandırabilirsek, ikinci aşamada mücadele ettiğimiz, emek verdiğimiz, bedel verdiğimiz talepleri konuşacağız. Eğer bugünden sonra da bir arada, birlikte omuz omuza güçlü bir mücadele yürütebilirsek, taleplerimizin tamamının karşılanmaması için hiçbir sebep yoktur.” 

‘Kantar sizin elinizde’ 

Sürece dönük güvensizliğe işaret eden Bakırhan, “Vallahi biz size güveniyoruz. Siz olduğunuz sürece kim bu süreci yürüten evlatlarınızı kandırabilir. Farz edin Kürt siyaseti terazide şaşırdı ama kantar sizin elinizdedir. Kantar Amed halkının, 50 milyon Kürt halkının, dostlarımızın, emekçilerin elindedir. Biz şaşırsak bile siz şaşırmazsınız. O yüzden rahat olun, dışarıdaki tartışmalara çok takılmayın. Eğer bu sürecin başarıyla sonuçlanmasını istiyorsanız, dayanışma, mücadele içinde olun, arkadaşlarınıza, yoldaşlarınıza partinize sahip çıkın. Amed halkı bunu yıllardır yapıyor” dedi.

‘Kısır döngüyü kırmak gerekiyor’ 

Bakırhan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Dünyada maalesef terazi kaydı. Adalet, hukuk yok. Gücü yeten savaş açıyor, gücünün yettiğinden hakkını, hukukunu, emeğini gasp ediyor. Savaşlara zemin hazırlıyorlar. Ortadoğu bu tablonun en güzel fotoğrafıdır. Ortadoğu’da bir türlü demokrasi gelmediği için, Kürtlerin, Beluçların, Alevilerin, farklı inanç ve kimliklerden halkların kimlikleri tanınmadığı için hegenomik güçler istediği gibi bütün kaynakları sömürüyor, kendisine kukla bir yönetim belirliyor. Kaybedenler yüz yıldır birbiriyle kavga eden halklar oluyor. Bu kısır döngüyü kırmak gerekiyor. Sayın Öcalan sadece Türkiye’de bir süreç başlatmadı. Sayın Öcalan ‘Demokratikleşin’ diyor. Kürdün kimliğini, dilini, kimlik haklarını anayasal güvenceye alın. Ortadoğu diktatörleri bu doğru yolu seçmek yerine inadına Kürdü, Belucu, kadını, gayri müslimi katlediyor. Ve savaş lobilerin politikalarına alet oluyor. Bu bitsin, Ortadoğu’ya barış gelsin istiyoruz. Silah satanlar zenginleşiyor, fakirin fukaranın sofrasındaki ekmek her gün giderek küçülüyor. Bu süreç aynı zamanda bu kaderi, krizi ortadan kaldırmak için var. Büyük bir düzensizlik ve belirsizlik var. Diyorlar ki, ‘Masada olmayan, menüdedir.’ Kürtler yüz yıl sonra ilk defa menüde değil, masadadır. Eğer kıymetini bilirsek, doğru yürütebilirsek, bir birimizle uğraşmak yerine bizi reddeden, inkar eden Ortadoğu’daki bu rejimlere karşı demokratik haklarımızı inançlı ve güçlü şekilde savunabilirsek, menüde olan biz olmayız. Sayın Öcalan’ın Kürtleri menüden kaldırarak masaya koyan süreci başlatması kıymetlidir, önemlidir.”

Kürdistan Bölgesi için öneri: ‘Demokratik birlik hüküme kurulsun’ 

 “İnancımızla, kimliğimizle eşit bir şekilde yaşamak istiyoruz. Ama maalesef hala bunu görmemeye çalışıyorlar. Ama sevindirici gelişmelerde oluyor. Federe Kürdistan’da KDP ile YNK’nin peşmerge güçleri birleştiler. Bu çok kıymetlidir. Bu işi ilk piyasaya süren ve bunun önerisini yapan Sayın Öcalan’a da teşekkür ederiz. Sadece peşmerge güçleri değil başka bir şey daha olmalıdır. Federe Kürdistan Bölgesi’nde bir birlik hükümetinin kurulması da artık acil ve kaçınılmazdır. Millet bizle uğraşıyor, oradaki Kürtler hala bir hükümet kuramıyor. Bu halkın emeğine, değerlerine, şehitlerine layık olun. Neyi paylaşamıyorsunuz? Demokratik birlik hükümeti kurulması önerisinde bulunuyoruz.” 

‘İran’da çözüm Kürdün iradesini tanımaktır’ 

“İran’da da yine farklı şeyler oluyor. İran bir türlü bu Kürt düşmanlığını bir kenara bırakmadı. Yakın zamanda Kürdistan bölgesine, kurumlara yönelik yoğun saldırı içine girdi. Buradan sert bir şekilde kınıyoruz. İran, Kürt kentlerini bombalamak yerine Kürtlerin iradesini tanımalıdır. Saldırı politikasından vazgeçmelidir. İran’da çözüm idam sehpası yerine Kürdü tanımaktır. Dışarıda müdahalelerin önüne geçmenin yolu, içeride birliği, dirliği sağlamak değil mi? İran’ı demokrasiye, Kürtlerin haklarını tanımaya çağırıyoruz.” 

‘Suriye Kürtleri ile dayanışma içinde olacağız’

Suriye’de Kürtlerin anayasal haklarına kavuşmasının önünü açan bir süreç başladığını dile getiren Bakırhan, “Sadece önü açıldı, gerisi yine bize, mücadeleye, birliğimize bağlı. Daha dün Suriye Başkanı BM Genel Kurulu’nda ‘Kürtçe eğitim dili olacak, anayasal haklar tanınacak’ diyor. Bunların yapılmasını bizde istiyoruz. Kürtlerin anadilde eğitim hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır. Kürtler anadilinde eğitim görmelidir. Suriye Devlet Başkanı’nın söylemlerini yakinen takip edeceğiz, takipçisi olacağız. Oradaki Kürtlerle her daim dayanışma içinde olacağız” dedi.

TÜRKİYE TOPLUMUNUN 3 GÜNDEMİ

Türkiye toplumunun ekmek, haysiyet ve gelecek olmak üzere 3 gündemi olduğunu dile getiren Bakırhan, şöyle konuştu:

“Ekmek konusunda Türkiye çok kötü bir noktada. Daha geçen gün AYM önünde emekli bir polis memuru, ‘Geçinemiyorum’ diyerek canına kıydı. İnsanlar her gün ekonomik sorunlardan yaşamını yitiriyor, psikolojisi bozulmuş. Bu kötü tablo ortadan kaldırılmalı. Haysiyet sorunu… İnsanların onuruyla, kimliğiyle oynamayın, yok saymayın. Kürtler, Aleviler ve diğer inançlar kendi kimliğiyle, eşitçe, insanca yaşamak istiyor. Bunun kime ne zararı var? Türkiye’nin onur haysiyet meselesinde yanlış politikalar yerine bu süreci de vesile yaparak bir an önce demokratikleşme adımları atılmalıdır. Kürtler, Aleviler, gençler, üniversite okuyanlar geleceğinden kaygılı. İnsanlar yarın başına ne geleceği konusunda ciddi kuşku yaşıyor. Türkiye haysiyet, ekmek ve gelecek meselesini çözebilirse, emin olun bu bölgenin hem ekonomik hem demokratik olarak örnek ülkesi olur. Bizler bunların çözümü için hep birlikte mücadele etmeye çalışacağız. Biz hem Kürtlerin hem emekçinin hem ezilenlerin hem gençlerin hem de kadınların partiyiz. Biz kendimize istediğimizi Arap’a da Türk’e de Alevilere de tüm ezilenlere de işitiyoruz.”

‘Öcalan’nı yaşam ve iletişim koşulları sağlanmalı’

Çerçeve yasaya da değinen Bakırhan, şöyle devam etti:

“13 Eylül’de Sayın Öcalan’la yapılan görüşmede, Sayın Öcalan heyetimize, ‘Artık fazla gecikmeden karşılıklı adımlar atılmalı ve kurullar karşılıklı çalışmaya başlamalı’ dedi. Bizde diyoruz; artık gecikmeyin, neyi bekliyorsunuz? En başta da bu sürecin mimarı olan Sayın Öcalan’ın yaşam, iletişim koşullarını düzenleyin. Her gün birileri, ‘İmralı’da şöyle bir görüşme yapılmış’ deniliyor. Bu işin mimarı orada; kapıyı açın basın, sivil toplum örgütü gitsin. Gidip yerinde doğru bilgi almak daha iyi değil midir? Bu süreç sadece bir barış süreci değildir. Aynı zamanda demokratikleşme sürecidir. Bu sürecin karakteri olarak demokratikleşmeyi okuyoruz. Sürecin barıştan demokrasiye evrilmesi için, başta iktidar olmak üzere hepimizin çaba içinde olması gerekiyor.” 

‘İstediğimiz sistem demokratik cumhuriyettir’ 

“Barış ne demektir, kısaca anlatayım; barış hiçbir eve cenaze gitmemesi demektir, bir gencin yarınını planlamasıdır, insanların dilini, inancını özgürce yaşamasıdır, silahların sustuğu yerde demokrasi ve hukukun devreye girmesi demektir. O yüzden bu sürecin başarıya ulaşması gerekiyor. Bizim talip olduğumuz, istediğimiz rejimin adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet Kürdün, alevinin, ezilenin eşit şekilde onuruyla yaşadığı bir zemindir, sistemdir. Kayyımların, dil yasaklarının, özgürlüğü kısıtlayan uygulamaların olmadığı bir demokratik cumhuriyet hareketi yaratacağız.”

DEM Parti Diyarbakır İl Eşbaşkanlığına Fatime İzol Levent ile Yunus Muratakan seçildi. (MA)