Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin milletvekili kampının son gününde gazetecilerle bir araya geldi. Kahvaltının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, kampın ana gündemini değerlendirdi:
“Bu toplantının iki ana teması vardı: Biri siyasi etik konusuydu, diğeri ise ekonomiyle ilgili gelişmelerdi. Son ortaya çıkan olaylar, özellikle eski bir bakanın borsadaki vurgundan büyük pay kapması gibi gelişmeler, aslında siyasetin kirlilikten arınmasının zorunluluğunu ortaya koyuyor. Son 25 yıldır artık bu ülkede bir ‘Siyasi Ahlak Kanunu’ veya ‘Siyasi Etik Kanunu’, hangisini istiyorlarsa isim olarak, çıkması gerekiyor. Siyaset kirlilikten arınmadığı sürece toplumun aydınlığa çıkma şansı yok, bunu kabul etmemiz lazım.”
Ahlak kavramının partiler üstü bir değer olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, Uğur Mumcu’nun “Katilin sağcısı solcusu olmaz” sözünü hatırlatarak şöyle devam etti:
“Kim yolsuzluk yaptıysa bunun bedelini ödemelidir. ‘Siyaset kirlilikten arınmalı’ derken bunu tek bir parti için söylemiyorum, bütün partiler için söylüyorum. Güvenli limandan kastım; elbette ki parti tarihsel kimliğine yakışır bir pozisyona gelmek, ahlaki değerlerini korumak ve bu değerleri sürdürmek zorundadır. Bunu yapacak olan da kadrolardır, insanlardır. Benim ömür boyu ‘CHP Genel Başkanlığı yapacağım’ diye bir iddiam zaten hiç olmadı. Güvenli limana getirmekten kastettiğim; her açıdan kuruluşundaki kodlara dönen bir Cumhuriyet Halk Partisidir. Gelinir, oturulur, tartışılır.”
‘Yaptırımı olmadığı takdirde kuralların hiçbir anlamı yok’
Parlamentodaki tartışmaların sonuçsuz kaldığını belirten Kılıçdaroğlu, iktidara ve Meclis’e çağrıda bulundu:
“Tek başına iktidarda olan bir parti var; adı AK Parti. İsim çok güzel, ‘Ak’ sözcüğü bize güzel şeyler hatırlatıyor ama tabloya, gerçeklere baktığınızda bunun aklılıkla falan ilgisi yok. O açıdan, eğer gerçekten AK Parti olmak istiyorsa, gerçekten temiz bir parti olmak istiyorsa gelsin el birliğiyle, hatta oy birliğiyle Parlamentodan bir yasa çıkaralım. Adı Siyasi Etik Yasası mı olur, Siyasi Ahlak Yasası mı olur; ne istiyorlarsa adını koysunlar. Belli kuralları getirelim ama bu kuralların mutlaka yaptırımları da olmalı. Yaptırımı olmadığı takdirde kuralların hiçbir anlamı yok.”
‘Güvenli liman, kuruluşundaki kodlara dönen bir CHP’dir’
Kılıçdaroğlu, “güvenli liman” kavramına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Siyaset kirlilikten arınmalı derken bunu tek bir parti için söylemiyorum, bütün partiler için söylüyorum. Güvenli limandan kastım; elbette ki parti tarihsel kimliğine yakışır bir pozisyona gelmek, ahlaki değerlerini korumak ve bu değerleri sürdürmek zorundadır. Güvenli limana getirmekten kastettiğim; her açıdan kuruluşundaki kodlara dönen bir Cumhuriyet Halk Partisidir.”
Adaylık tartışmalarına ve partideki istifa süreçlerine de değinen Kılıçdaroğlu, “Partide büyük ölçüde bir arınma oldu mu? Özellikle istifalarla bu arınmanın büyük ölçüde gerçekleştiğini görüyoruz. Genel başkanlık konusunda da ben hiçbir zaman çıkıp ‘Ben adayım’ diye bir cümle kurmadım. Genel başkanı seçecek olan ben değilim; özgürce eleştirme kapasitesine sahip Kurultay delegeleridir” dedi.
Numan Kurtulmuş’a eleştiri
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Numan Bey’in iyi bir Meclis Başkanlığı yaptığına inanan birisi değilim. Meclisin ayıbını bir Meclis Başkanı örtemez. Eğer çok sayıdaki AK Parti milletvekili Meclis’te olmadığı hâlde ‘Biz buradayız’ diye sahte oy pusulası gönderiyorsa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı buna sesini dahi çıkarmıyorsa, o koltukta bir gün bile oturmaması lazım. Meclisteki bir ayıbı örten, sahte oy pusulası gönderen milletvekillerine tek kelime etmeyen bir Meclis Başkanından ülkeye hayır gelmez.”
‘Ekonomi ve toplum çıkmazda’
Ülkenin derin bir ekonomik kriz içinde olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti:
“Düşünebiliyor musunuz, neredeyse 3-4 yılda bir soygun mekanizması çıkıyor ve binlerce insan soyuluyor. Ülkenin geldiği noktada gelir dağılımı tamamen bozuldu; zengin daha zengin, yoksul daha yoksul oldu. Aç insana, yoksula ahlakı öğretemezsiniz. Aileler, emekliler geçinemiyor; işsizlik almış başını gidiyor. Gençler ülkesini sevmediği için değil, burada kendisine yaşam hakkı tanınmadığı ve ahlaki değerler çürüdüğü için yurt dışına gidiyor.”
Dış politikada bölgesel barış ve İran vurgusu
Dış politika değerlendirmelerinde bölgesel iş birliğinin önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, İran ile ilişkiler konusunda şu uyarılarda bulundu:
“Bölgenin iki köklü devleti Türkiye ve İran’dır. Kasr-ı Şirin Anlaşması’ndan bu yana Türkiye ile İran arasında sınır çatışması yaşanmamıştır. Eğer İran’ı devre dışı bırakır ve bir ülkeye yapılan müdahaleyi ‘Türkiye’ye yapılmış sayılır’ diyerek Türkiye’yi bir savaşın içine çekerseniz bu büyük bir risk oluşturur. Bölgedeki Sünni-Şii ayrışması en büyük tehlikedir. Olayları bu çerçevede ele almak gerekir.”
Mansur Yavaş’ın istifası ve İBB tartışmaları
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın istifasına ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, “Mansur Bey’le ilgili düşüncelerimi daha önce kamuoyuyla paylaşmıştım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 103. yıl etkinliğine katılmasını isterdim; katılmadı, kendi tercihidir. Kendi tercihine saygı göstermemiz gerekir” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimine ilişkin ise şunları söyledi:
“Halkın vermediği yetkiyi ayak oyunlarıyla almak, halkın seçtiği belediye başkanı mahkûm da olsa kabul edilemez. Orada halk CHP’yi seçmişse en azından ahlak da bunu gerektirir ki CHP’li birisinin gelmesi ve orada başkanlık görevini sürdürmesi gerekir. Cebine para koyup insanları satın alarak, iradelerini gasp ederek kendinize yeni bir başkan seçemezsiniz. Bunun adı siyasi ayıptır.” (ANKA)




