• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Sezai Temelli: ‘Meclis Öcalan’ı müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli’

Sezai Temelli: ‘Meclis Öcalan’ı müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli’

Yeni yasama yılında Meclis’in gündemleri ve partisinin hazırlıklarını değerlendiren DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Kürt meselesinin bir müzakere meselesi olduğuna dikkat çekerek, “Meclis, Öcalan’ı gerçek anlamda bir müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli. Siyasi özne olarak muhatap almalı ve artık bu dönüşüm sürecinde bu muhataplığa bağlı olarak gerekli adımları atmalıdır” dedi.

Sezai Temelli: ‘Meclis Öcalan’ı müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli’
Sezai Temelli: ‘Meclis Öcalan’ı müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Ekim 2026 09:33

Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreç kapsamında gözlerin çevrildiği Meclis’in, yeni yasama yılı hazırlıkları tamamlandı. Süreç kapsamında yürütülecek çalışmaların yanı sıra 13’üncü Yargı Paketi ve bütçe görüşmeleri, Meclis’in yeni dönemdeki başlıca gündemleri arasında yer alacak.DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis’in yeni dönemde gündemine alacağı çalışmalar ile partisinin yasama dönemine ilişkin hazırlıklarını MA’ya değerlendirdi.

Yeni yasama yılının önemli bir döneme denk geldiğini belirten Temelli, “Önemli bir yasama dönemi başlıyor. Çünkü her şeyden önce negatif barış süreci dedik ve silahların bırakılma süreci. 2025 yılı boyunca komisyon çalışmalarıyla geçti. 2026’ya geldiğimizde ise artık pozitif barış süreci dedik. Sayın Öcalan’ın hem 2025 hem de 2026 Şubat’ında yapmış olduğu açıklamalar, manifesto ve deklarasyonlar çerçevesinde önemli gelişmeler yaşadı Türkiye. Nihayet Meclis kapanmadan, bildiğiniz gibi, 10 Ağustos günü bir yasa çıktı” dedi.

Meclis’in önceliği 

Temelli, önümüzdeki yasama döneminde yasanın gereklerinin yerine getirilmesi ve etkin biçimde yürürlüğe konulmasının en önemli başlıklardan biri olacağını kaydederek, şunları söyledi:

” Evet komisyonlar ve bu bağlamda alt komisyonlar kuruluyor, yine atılması gereken bazı adımlar da atılıyor ve atılacak. Ancak nihayetinde MGK kararına bağlı olarak bu yasa yürürlüğe girecek. İşte bu MGK kararının çok geç kalmaksızın hayata geçmesini sağlamak öncelik olmalı. Meclis bu konuda bir komisyon oluşturacak bildiğiniz gibi. Meclis, bu komisyonu oluşturarak hem bu yasanın hızlı hayata geçmesi ve uygulamasının sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlamalı. Bunların yanı sıra Meclis komisyonu tabii ki bu yasanın eksiklerini, bu yasayı takip edecek yasaların bir an önce hayata geçmesini ve toplumun özellikle Kürt meselesinin demokratik çözümü adına beklentilerini karşılayacak bir yasama faaliyetini de yürütmeli. Meclis’in önceliği bu çalışmalar olmalıdır.” 

‘Bütün partileri bir araya getirmeyi hedefliyoruz’ 

Partisinin yeni yasama dönemi için yaz boyu önemli araştırmalar ve faaliyetler yürüttüğünü söyleyen Temelli, yeni döneme hazır olduklarını söyledi. Meclis’in samimi ve sahici bir çalışma iklimine kavuşmasını beklediklerini ifade eden Temelli, “Bütün partileri süreç ve Kürt meselesi etrafında bir araya getirmeyi amaçlıyoruz ve umarım bu konuda hızla adımlar atılır. Yasama döneminin en önemli faaliyeti de bu olur. İkinci olarak Bu yasanın yürürlüğe girip çalışmasının ötesinde belli yasalarda önemli değişikliklerin ve düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç var. Her şeyden önce infaz kanunu, terörle mücadele kanunu, Türk Ceza Kanunu gibi birçok kanunda yapılması gereken, atılması gereken adımlar var. Bu adımlar sadece silah bırakma meselesine indirgenecek, bununla sınırlandırılacak adımlar olmamalı. Bu adımlar her şeyden önce bir hukuk devleti ve demokrasi perspektifine sahip olacak bir yerden düşünülmeli ve böyle gerçekleşmeli. Türkiye’nin çünkü en önemli ihtiyacı, en önemli meselesi budur” ifadelerini kullandı.

Temelli, “Sayın Öcalan’ın dediği gibi; Bu adım uzun bir yolculuğun ilk adımıdır. Madem bu ilk adım 10 Ağustos’ta atıldı, şimdi diğer adımları da çok zaman kaybetmeden atmak nasıl gerçekleşir? Ona yoğunlaşmamız gerekiyor. Yine kanunlardaki düzenlemeler sadece bizlerin beklentisini değil, geniş kapsamda bütün Türkiye kamuoyunun beklentisini karşılayacaktır. İnsanlar bekliyor, yasalardaki değişiklikleri bekliyor. Buna göre artık hem cezaevleri hem sürgündekilerin hem de dağdakilerin meselesinin çözümünün bir arada sağlanması gerekir. Bu meselelerin çözülmesi Türkiye’deki demokrasi iklimini, demokratikleşme iklimini de birinci elden etkileyecektir. Sadece silah bıraktık, geldik, yasadan yararlanıyoruz değil. Silah bıraktık, geldik, demokratik hayatın içinde yer almak istiyoruz. Türkiye’nin demokratikleşmesi adına bu mücadelede, bu seferde biz de olmak istiyoruz diyor insanlar. Bunun sağlanması için de işte hem diğer yasalarda değişiklikler hem de zihniyette önemli değişikliklere ihtiyaç duyuyoruz” diye konuştu.

Demokratikleşme gündemi

Meclis’in bir diğer gündeminin ise demokratikleşme olduğunu belirten Temelli, Türkiye’nin kayyım politikaları ve hak ihlallerinden kurtulması gerektiğini söyledi. Temelli, “Meclis bunun yasasını yapmalı ve artık kayyım denen bir meselenin Türkiye’nin gündeminden tamamıyla çıkartılması gerekir. Bu konuda adım atılmalı. Siyasi Tutsaklık meselesi ve yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanması, ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve grev hakkından tutun da her türlü hakkın sağlanması bu dönem önceliğimiz olacaktır. Bir kere artık yasaklar ülkesi değil, yasakları bertaraf etmiş bir ülke haline dönmek için çabamız sürecektir” dedi.

‘Kaynaklar doğru aktarılmalıdır’

Temelli, Meclis’in bütçeyi savaşa değil halkın ihtiyaçlarına göre hazırlaması gerektiğini belirtti. “Kaynakların halka, emekçiye, kadınlara, yoksullara, işçilere, işsizlere, çocuklara yönelmesi lazım” diyen Temelli, topyekün bir iyileşmenin olması gerektiğinin altını çizdi. Temelli, “Artık çatışmadan savaştan çıkmak ve toplumsal barışı istiyorsak, ekonomi meselesini hal etmemiz gerekiyor. Bunun için de bu belki de yapacağımız ilk bütçe. İktidardan kaynakları halk yararına ayrılacak şekilde bir bütçe tasarısıyla gelmesini bekliyoruz. Umarım böyle olur. Olmazsa da bu konuda mücadele edeceğiz. Bu konuda hazırlıklarımız, çalışmalarımız var” değerlendirmelerinde bulundu.

‘Türkiye seçime doğru gidiyor’ 

Kısa zaman içerisinde seçim gündeminin başlayacağına işaret eden Temelli, “12 ay ile 15 ya da 16 aylık bir süre içinde Türkiye bir seçime gidecek. O seçimin demokratik bir seçim olabilmesi için seçim kanunu, siyasi partiler kanunu, anayasa gibi konularda da çalışmalar yapılabilir. Bu önümüzdeki döneme dair özetle bunları söyleyeyim” dedi.

Meclis komisyonu

Meclis Komisyonu’nun süreci sadece izleyen veya takip eden bir kurul olmaması gerektiğini ifade eden Temelli, “Sürecin takibi de elbette önemli. Ancak bunun yanında komisyonun esas yapması gerekenler şunlardır; birincisi, silahların bırakılmasından sonra hem silah bırakan hem bugüne kadar bu meseleden dolayı yargılanmış ve siyaset dışına itilmiş olanların, yine hakkında soruşturma, kovuşturma ya da herhangi bir mahkeme kararı olan herkesin demokratik siyasete katılımı çalışmaları. Bu, komisyonun olmazsa olmaz çalışmalarından olmalıdır. İkincisi, bu demokratik siyasi yaşamın artık gerçek anlamda demokratikleşmeye muhtaç olduğunu bilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bütün siyasi partiler bu komisyon öncülüğünde önümüzdeki dönemde Türkiye’nin demokratikleşmesi adına ne yapmalı, hangi adımları öncelikle atmalı? Buna yoğunlaşması gerekiyor” diye konuştu.

Demokratik siyaset alanının geliştirilmesini parti çalışmalarının merkezine aldıklarını belirten Temelli, bu kapsamda siyasi partiler ve Türkiye’deki çeşitli toplumsal kesimlerle görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti. Temelli, “Çünkü sadece bugünkü iktidarın anladığı anlama sıkıştırılacak bir süreçte değiliz. Bir kere artık iktidar şunu anlamalı; mesele geçiştirilecek ya da bir tane yasayla ya da herhangi iki düzenlemeyle halledecek bir mesele değildir. Bu artık topyekün demokratikleşmenin ilk adımıdır. Artık buradan dönüş de yoktur. İktidar bunu idrak etmelidir, anlamalıdır. Hala iktidar geçmişin kodlarıyla meseleye yaklaşamaz. Meclis’te iktidar partilerinin bir çoğunluğu olabilir ama mesele artık çoğunluk meselesi değil. Mesele artık bir konsensüs ile ortaklaşma ve müzakere meselesidir. Dolayısıyla müzakere de Sayın Öcalan ile sürdürüldüğüne göre Meclis Öcalan’ı gerçek anlamda bir müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli. Siyasi özne olarak muhatap almalı ve artık bu dönüşüm sürecinde bu muhataplığa bağlı olarak gerekli adımları atmalıdır” ifadelerini kullandı.

Demokratik anayasa

Temelli, Meclis’in önemli bir gündeminin de demokratik bir Anayasa çalışması olduğunu belirterek, “İktidar mensupları da söylüyorlar; biz hala 12 Eylül Anayasası’yla yönetiliyoruz. Öyleyse şimdi artık gerçek anlamda demokratik bir anayasayı yapabiliriz. Demokratik kanunlar çıkartabiliriz. Eğer önümüzde bir seçim olacaksa, demokratik iklimde bu seçime gidebiliriz. Bakın biz, Demokratik Cumhuriyet diyoruz. Biz, Demokratik Cumhuriyet hedefine hizmet edecek her konuda sorumluluk aldık ve bu konuda öncülük ediyoruz. Meclis’i de bu konuda inisiyatif almaya çağırıyoruz. Biliyoruz zorluklar var. İnsanların geçmişin anlayışıyla hareket ettikleri ve dolayısıyla kötü niyetle hareket ettikleri, süreci enfekte etmeye çalıştıklarını da biliyoruz. Ancak Türkiye halkları artık kararlı olduğunu çok net ortaya koymuştur. Halklar demokrasi istiyor. Önümüzdeki dönemin mücadele hattı bizim için budur” dedi.

‘Temelli değerlendirmelerine devamla şunları ekledi:

“Eğer gerçekten arzuladığımız bir demokratik cumhuriyet kulvarına yerleştirmek istiyorsak Meclis’i Meclis ile baş başa bırakmamak lazım. Meclis’i kuşatmak gerekir. Dolayısıyla ben tüm toplumsal dinamiklere, tüm toplumsal muhalefete, Türkiye’deki sivil toplum örgütlerine, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine, halka çağrı yapıyorum; Meclis sizin Meclis’iniz, halkların Meclis’idir. Halkların Meclisi, halklar lehine ve halkların beklentilerine cevap verecek bir çalışmayı ortaya koymuyorsa, o Meclis’ten hesap soracak gücü kendinizde bulmalısınız. Dolayısıyla artık Meclis, ‘Ben yaptım, oldu’ diyerek, ‘Çoğunluk bende’ diyerek hareket edemez. Şimdi bunu ileriye taşımak ancak halklarla, toplumla, emekçilerle, kadınlarla birlikte mümkün olabilir. Dolayısıyla herkesi inisiyatif almaya, herkesi siyasete katılmaya davet ediyorum.” (MA)