Modern Kürt edebiyatının öncülerinden Mehmed Uzun, 19 yıl önce bugün, 11 Ekim 2007’de Diyarbakır’da hayatını kaybetti. Mehmed Uzun, Kürt dili ve edebiyatı için paha biçilmez eserler ve mücadelesi ile değerli bir miras bıraktı.
Kürtçe edebiyatın önemli kalemlerinden biri olan Mehmed Uzun 1953 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğdu.
Türkiye’de 12 Mart Muhtırası sonrasında, 3 Mart 1972’de tutuklandı. İki yıl boyunca Diyarbakır ve Mamak askerî cezaevlerinde kaldı.
1974’te uygulanan genel afla serbest bırakılmasından sonra Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’nda eğitime başladı. Burada arkadaşlarıyla birlikte Komal yayınevini kurdu.
21 Mart 1976’da yayınlamaya başladıkları Rizgari (Kurtuluş) isimli Kürtçe-Türkçe derginin yayın yönetmenliğini yaptı. Yayınladıkları yazıları nedeniyle Ankara’da tekrar tutuklandı. Çıktığı duruşmada savunmasını Kürtçe yaptı.
15 Eylül 1976’da tahliye edildikten sonra yargılaması bitmediği için, 26 Ağustos 1977’de, Suriye üzerinden İsveç’e gitti.
Sürgün hayatı
Uzun, İsveç’te Dagens Nyheter ve Aftonbladet gibi gazetelerde, 1979’dan itibaren ise Rızgariya Kurdistan (Kürdistan’ın Özgürlüğü), Kurmanci, Berbang (Şafak) ve Paris Kürt Enstitüsü’nün yayınladığı Hêvî (Umut) gibi Kürtçe yayın yapan dergilerde yazarlık yaptı.
M. Ferzend Baran takma adıyla yazdığı şiir ve yazılar hem bu dergilerde hem de Kurdistan Press gazetesinde yayınlandı. Kürtçenin yanı sıra, 1989-92 yılları arasında İsveççe yayınlanan 90-tal isimli edebiyat dergisinde yazarlık yaptı.
Kürtçe, Türkçe ve İsveççe edebi çalışmalarıyla çokdilli, çok kültürlü bir yazar olan Mehmed Uzun, uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı.
Ayrıca İsveç ve Uluslararası PEN kulüplerinde aktif olarak çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği üyesiydi.
Kürtçe yedi roman yazan Mehmed Uzun’un romanları başta Türkçe olmak üzere birçok dile çevrildi, halen çevriliyor. Denemeleri de çeşitli dergi ve gazetelerde yirmiye yakın dilde yayınlandı.
Roman, söyleşi, deneme, anlatı ve inceleme türünde 20’ye yakın eser yazan Uzun, romanlarını Kürtçe, diğer edebi çalışmalarını ise Kürtçe, Türkçe ve İsveççe yaptı.
Uzun, 1995 yılında türünün ilk örneği olan Antolojiya Edebiyata Kurdî (Kürt Edebiyatı Antolojisi) ve gazeteci Madeleine Grive ile birlikte, İsveç’teki göçmen yazarlar hakkında Världen i Sverige (Tüm Dünya İsveç’te) adlı antoloji eserlerini yazdı.
‘Kitaplarımla ilgili hep mahkeme salonlarında konuştum’
1985 yılından bu yana roman yazan Uzun hakkında Türkiye’de çok sayıda dava açıldı.
Şubat 2007’de İstanbul’da kendi edebiyatı üzerine düzenlenen konferansta şöyle diyordu:
“Ben mahkeme salonlarına alışkınım. Böyle salonlara alışkın değilim. Benim kitaplarımla ilgili daha önceki tüm konuşmalarım ‘mahkeme salonları’nda oldu. Bugün yazarlığım başka bir açıdan tartışılıyor. İlk kez böyle bilimsel mekanlarda kitaplarım, yazdıklarım tartışılıyor. Bu ilk olsun ama son olmasın. Yazdıkları nedeniyle mahkeme önlerinde ‘yargılananlar’ bilimsel olarak değerlendirildikleri zaman hem onlar, hem de üniversite kendi ‘öz kimliğine’ kavuşur.”
Ödülleri
2001 yılında Türkiye Yayıncılar Birliği’nin her yıl verdiği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’nü; roman sanatına ilişkin belirleyici katkılarından dolayı Berlin Kürt Enstitüsü’nün Edebiyat Ödülü’nü; yarattığı edebiyat ve sözün özgürlüğüne ilişkin duruşundan dolayı İskandinavya’nın en önemli ödüllerinden Torgny Segerstedt Özgürlük Kalemi Ödülü’nü; 2002’de İsveç kültür yaşamına sunduğu değerli katkılarından dolayı İsveç Akademisi’nin Stina-Erik Lundeberg Ödülü’nü, 2005 yılında ise Kürdistan Bölgesi Onur Ödülü’nü ve Diyarbakır Belediyeleri Onur Ödülü’nü aldı.
11 Ekim 2007 tarihinde, Diyarbakır’da uzun süreden beri mücadele ettiği mide kanserine yenik düşerek, yaşama veda etti.
Uzun, Diyarbakır’da bulunan Mardin Kapı Mezarlığı’nda defnedildi.
‘Kürtçe yazmayı çok zor koşullarda kendi özel çabalarımla öğrendim’
Uzun kendi hayat hikayesi hakkında şunları söylüyor:
“Benim kişisel serüvenimin birkaç kısa cümleyle anlatılabilecek özeti şu; Kürtçe konuşulan bir evde doğdum. Yedi yaşıma kadar, yani ilkokula başlayana kadar Türkçe bilmiyordum. Sonradan, tüm eğitim yaşamımın esas dili Türkçe oldu. Kendi anadilimle hiçbir eğitim görmedim. Çünkü müsaade edilmiyordu. On yedi yaşıma kadar kendi anadilimle okuma ve yazmayı hiç bilmiyordum. Şimdi romanlarımı Kürtçe yazıyorum. Deneme ve makalelerimi de Kürtçe, Türkçe, İsveççe yazıyorum. Kürtçe yazmayı ve Kürtçe bir roman dili kurmayı çok zor koşullarda kendi özel çabalarımla öğrendim.
Yazarlığım, varlığım sürgün geleneğine çok fazla bağlı. Aidiyetlerimin en önemlilerinden biri de budur; ben sürgün edebiyatına ait bir yazarım. Ve o sürgün geleneği ile benim kişisel deneyimlerim olmasaydı orada mümkün değil bu yazarlık kurulmayacaktı.”
Yaşar Kemal, Mehmed Uzun için, “Kürt romanının dilinin dikenli yolunu açmıştır” değerlendirmesini yapmıştı.
‘Barış insanlığın yarattığı en önemli, en erdemli eserdir’
Mehmed Uzun, Ocak 2007’de, rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı Türkiye Barışını Arıyor Konferansı’na gönderdiği konuşma metninde şöyle diyordu:
“Barış, insanlığın yarattığı en önemli, en erdemli eserdir. Ölümsüz birey yoktur ama bireyler tarafından yaratılan ölümsüz eserler ve bu eserlerin tümünden oluşan ölümsüz insanlar vardır. Bunu Gılgamış’tan bu yana hep biliyoruz. Barış sadece ölümsüz bir eser değil, insan aklının yarattığı en önemli erdemli iştir de. Çünkü barış, harikulade bir insani metamorfozdur (değişimdir). Barış, ben dediğimiz şeyin öteki haline gelmesidir; öteyi anlamak onunla eşit ilişki kurmaktır. Barış, insanoğluna en çok yakışan erdemleri kendi içinde barındıran yepyeni bir kültür, bir terbiyedir.”




