• Ana Sayfa
  • Ekonomi - Emek
  • Emekliler ülkenin dört bir yanından Ankara’ya yürüyor: ‘Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz’

Emekliler ülkenin dört bir yanından Ankara’ya yürüyor: ‘Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz’

Giresun’un Bulancak ilçesinde yola çıkarak hak ve taleplerinin karşılanması amacıyla Ankara’ya yürüyen emekliler, Ordu’da yaptıkları açıklamada “Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi milletvekillerine sesleniyoruz: Emeklinin talebi, komisyon salonunda duyulacak! Bu taleplere sırt çeviren, tarihin ve milyonlarca emeklinin karşısında hesap verecektir. Sadaka değil, hak istiyoruz!” ifadelerine yer verdi.

Emekliler ülkenin dört bir yanından Ankara’ya yürüyor: ‘Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz’
Emekliler ülkenin dört bir yanından Ankara’ya yürüyor: ‘Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 12 Ekim 2026 14:59
  • Güncellenme: 12 Ekim 2026 17:03

Birleşik Emekliler Sendikası Bulancak Şubesi’nin emeklilerin hakları için Bulancak’tan Ankara’ya yürüyüş başlattı. Bulancak’tan otobüsle Ordu’ya gelen Birleşik Emekliler Sendikası üyeleri, Teleferik Otoparkı’nda Devrimci Emekliler Sendikası Ordu Şubesi üyeleri tarafından karşılandı. İki sendikanın üyeleri, “Güvence, geçim, sağlık, sosyal yaşam, insanca yaşam haklarımız için Ankara yolundayız” pankartı eşliğinde sahil güzergâhı ile Sırrıpaşa Caddesi üzerinden Tahıl Pazarı Meydanı’na yürüdü.

Burada konuşma yapan Devrimci Emekliler Sendikası Ordu Şube Başkanı Cengiz Özyurt, “Bulancak’tan gelen BES üyesi emekli arkadaşlar ilimize hoş geldiniz. Sizleri karşılamaktan, dayanışma içinde olmaktan mutluyuz. Biliyoruz ki birleşerek kazanacağız. Sizlerle birlikteyiz. Yolunuz açık olsun.” dedi.

‘Kök aylıklar insanca yaşamı sağlayacak şekilde yeniden düzenlensin’

Meydanda düzenlenen açıklamada konuşan Birleşik Emekliler Sendikası Bulancak Şube Başkanı İbrahim Arslan ise emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Yıllarca çalışıp üreten emeklilerin bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Arslan, “Yıllarca çalıştık, ürettik, bu ülkeyi ayağa kaldırdık. Bugün ise bize reva görülen; boş mutfak, ödenemeyen fatura, ulaşılamayan ilaçtır. Artık yeter! Biz bu ülkenin yükü değil, temeliyiz!. En düşük emekli aylığı en az 50 bin TL olsun! Kök aylıklar insanca yaşamı sağlayacak şekilde yeniden düzenlensin. Aylıklar gerçek enflasyona ve büyümeye göre artırılsın; emekliler arasındaki eşitsizlik son bulsun. Bayram ikramiyesi en az 30 bin TL olsun! Bayramı borçla, yoksullukla karşılamak istemiyoruz. Sağlık hizmetine erişim kolaylaşsın; ilaç, muayene ve tedavi yükü emeklinin sırtından kalksın. Barınma, beslenme ve enerji giderleri için sosyal destekler sağlansın. Ulaşım, kültür, sanat ve dinlenme olanakları emekliye ücretsiz ya da indirimli olsun. Bütçe ve sosyal güvenlik politikalarında sendikaların söz ve toplu müzakere hakkı güvence altına alınsın” ifadelerini kullandı.

‘Bu taleplere sırt çeviren hesap verecektir’

Talepleri için Ankara’ya yürüdüklerini söyleyen Arslan, “Bu talepler lütuf değil, verdiğimiz emeğin karşılığıdır. Bunları, 2027 bütçesinde yerini bulsun diye Ankara’ya taşıyoruz. 12 Ekim’de Ordu, Samsun, Merzifon ve Çorum’da meydanları dolduracak, her durakta sesimizi büyüteceğiz. 13 Ekim’de TBMM Dikmen Kapısı önünde hep birlikte haykıracak, siyasi partilerin grup toplantılarında taleplerimizi duyuracağız. Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi milletvekillerine sesleniyoruz: Emeklinin talebi, komisyon salonunda duyulacak! Bu taleplere sırt çeviren, tarihin ve milyonlarca emeklinin karşısında hesap verecektir. Bütçenin ilk satırı halkın refahı, adalet ve emeklinin onurudur. Tüm emeklileri, emek ve meslek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini, çocuklarımızı, torunlarımızı, bu adaleti savunan herkesi yürüyüşümüze omuz vermeye çağırıyoruz” dedi.

‘Sadaka değil, hak istiyoruz’

Yürüyüşlerinde kendilerini karşılayan Devrimci Emekliler Sendikası’na da teşekkür eden Arslan Ordululara seslenerek, “Ordulu emekliler, emeğin ve üretimin kenti Ordu’dan selam olsun! Fındık toplayan, tarla süren, fabrikada çalışan eller bugün insanca yaşayacak bir emekli aylığı istiyor. Bize “kaynak yok” diyenlere buradan sesleniyoruz: kaynak var, mesele öncelik meselesidir. Bu ülkenin bütçesi önce emeğin hakkını gözetmelidir. Fındık toplayan eller, hakkını da toplayacak! Ordu’da bizi karşılayan ve yanımızda olan Devrimci Emekliler Sendikası yöneticilerine ve üyelerine teşekkür ediyoruz. Onların desteğiyle yolumuza daha güçlü biçimde devam ediyoruz. Sadaka değil, hak istiyoruz!

Kartal: ‘Seçtiklerimizin eliyle bizlere yaşatılan zulümdür’

İstanbul’un Kartal ilçesinde de emekliler Ankara’ya başlatacakları yürüyüş öncesi basın açıklaması gerçekleştirdi.

Kartal Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamaya, YENİ Parti, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Eğitim-İş Sendikası temsilcileri de katılım gösterdi.

‘Saraya bol kepçe, emekliye yok bütçe’

“Saraya bol kepçe, emekliye yok bütçe” sloganı atılan eylemde Birleşik Emekliler Sendikası’nın basın açıklamasını sendika başkanı Mahmut Şengül ve sendika Genel Sekreteri Aysel Lüle okudu. Emeklilerin ekonomik, sağlık ve sosyal yaşama yönelik taleplerini dile getirildiği açıklamada, “Emekliye ayrılan insan toplumdan ayrılmış insan değildir. Emeklilik, insanın yoksulluğa mahkum edildiği bir dönem değil; sağlık, güvenlik, sosyal yaşam, kültür ve ekonomik refah içinde sürdürmesi gereken yaşam dönemidir… Biz emekliler, iktidarın uygulamış olduğu yanlış politikaların faturasını ödemek zorunda olan bir kitle değiliz, olmayacağız.” denildi.

‘Yardım veya lütuf değil, sosyal devlet ilkesinin gereğidir’

Açıklamada, yaklaşan bütçe görüşmelerine dikkat çekilerek, emeklilerin insanca ve onurlu yaşam hakkını gözeten bir bütçe hazırlanması talep edilerek şöyle denildi:

“Ülkemiz nüfusu gittikçe yaşlanmaktadır. Yaşlanan nüfus gerçeği; emeklilik politikalarının yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu’nun mali dengeleri açısından değil; gelir, sağlık, barınma, beslenme, sosyal yaşam, bakım, ulaşım ve toplumsal yaşama katılım hakkı açısından birlikte ele alınması günümüz koşullarında zorunlu hale gelmiştir.

On İkinci Kalkınma Planı’nın ‘Nitelikli İnsan, Güçlü Aile, Sağlıklı Toplum’ ekseni içerisinde yaşlanan nüfusun bedensel ve ruhsal sağlık düzeyinin ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi, yaşlıların aktif ve bağımsız yaşamlarını sürdürebilmeleri için ekonomik ve sosyal hayata katılımlarının sağlanması ile kaliteli bakım ve sağlık hizmetlerinden yararlanmaları temel amaçlar arasında sayılmaktadır. Bu hayati ihtiyaçların bütçede karşılığı olmak zorundadır. Çünkü emeklilik, kişinin çalışma yaşamı boyunca ödediği primler karşılığında elde ettiği kazanılmış bir sosyal güvenlik hakkıdır. Emeklilerin insanca yaşam koşullarına ulaşabilmesi bir yardım veya lütuf değil, sosyal devlet ilkesinin gereğidir.”

Talepler sıralandı

Emeklilerin 2027 bütçesine yönelik talepleri şöyle sıralandı:

“En düşük emekli aylığı insan onuruna yaraşır yaşam maliyetini karşılayacak seviyeye yükseltilmelidir.

En düşük emekli aylığı insanca yaşam ücreti maliyeti altında kalmamalı; sendikamızın önerisi doğrultusunda en düşük emekli aylığı, en düşük ücret olan asgari ücretin en az yüzde 40 üzerinde olmalıdır.

Emekli aylıklarında yalnızca dönemsel enflasyon farkı değil, refah payı ve milli gelir artışı da dikkate alınmalıdır.

Aynı prim gününe ve benzer çalışma geçmişine sahip emekliler arasındaki aylık farklılıklarının giderilmesi amacıyla intibak düzenlemesi yapılmalıdır.

Emekli aylıklarının yılda iki kez değil; ekonomik koşulların gerektirmesi halinde ara dönemlerde güncellenmesini sağlayacak mekanizma oluşturulmalıdır.

Emekli aylıklarının belirlenmesinde yalnızca TÜİK verileri değil, emeklilerin gerçek yaşam maliyetlerini gösteren bağımsız ve çok göstergeli bir emekli geçim endeksi oluşturulmalıdır.

Emekli bayram ikramiyesi, günün ekonomik koşullarına göre yeniden düzenlenmeli ve en az bir aylık asgari ücrete eşitlenmelidir.”

‘İnsanca yaşamak için derhal seçim istiyoruz’

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bugün köprülere, otoyollara, havaalanlarına, şehir hastanelerine verilen garanti ödemelerin faturasını bizler ödemek zorunda değiliz. Kamudan devasa ihaleler alan müteahhitlere getirilen vergi aflarının faturasını biz emekliler ödemek zorunda değiliz. Kamuda yapılan yolsuzlukların, fon vurgunlarının faturasını biz emekliler ödemek zorunda değiliz. Siyasetten zenginleşenlerin yarattığı ekonomik krizin faturasını biz emekliler yoksullaşarak ödemek zorunda değiliz.

Biz emekliler, tercihlerimizle seçtiklerimizin yönetsel beceriksizliklerinin faturasını ödemek zorunda değiliz. Bugün 17 milyon emeklinin yaşadığı derin yoksulluk kader değil, maalesef seçtiklerimizin eliyle bizlere yaşatılan bir zulümdür. Uyguladıkları politikalarla emekliyi açlığa ve sefalete mahkum eden seçtiklerimizi sandık başında demokratik yollarla değiştirmekten başka seçenek kalmamıştır.

Yönetsel beceriksizliğini iktidar gücünü kullanarak ele geçirdiği yargı, yasama ve güvenlik güçleri ile toplum üzerinde baskı ve güç unsuru olarak kullanmaktadır. Günümüzde haklı taleplerini dile getiren sendikalar, sivil toplum kuruluşları, gazeteciler ve muhalefet parti mensupları maalesef kolluk güçleri ve yargı eliyle susturulmaya ve terbiye edilmeye çalışılıyor. Yaşam koşullarının her geçen gün zorlaştığı, toplumun ifade ve yaşam hakkının elinden alındığı bu süreçte iktidara diyoruz ki: Vaat değil icraat istiyoruz; baskı değil çözüm istiyoruz; müteahhitlere, fonculara değil emekliye insanca yaşam ücreti istiyoruz; sadaka değil yıllarca emeğimizle biriktirdiğimiz hakkımızı istiyoruz. Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz. Bizler sosyal atık değil bu ülkenin çimentosu, harcı, hafızasıyız. Tüm bu sebeplerden kaynaklı artık insanca yaşamak için derhal seçim istiyoruz.”

Kefen fırlattılar

“Ya geçim ya seçim” sloganının da atıldığı eyleme Mürsel Özen isimli bir emekli üzerinde kefen, elinde ise e-Devlet’te yer alan ödeme bilgilerinin bulunduğu bir dövizle katıldı. Özen’in elindeki dövize işaret eden Şengül, 23 bin 552 lira maaş alan emeklinin kök maaşının ise 14 bin 328 lira olduğuna dikkat çekti. “Yarın ‘Hazine yardımını kaldırdık’ deseler bu arkadaşımızın maaşı 14 bin 328 lira TL, yani 23 bin 552 Tl değil.” şeklinde konuştu.

Sendika başkanı Şengül, “Ankara’da Anayasa Mahkemesi’nin önündeydik; bir polis emeklisi ‘geçinemiyorum’ diyerek intihar etti. Bize kefen giydirenlere, bu maaşla geçinin diyenlere, ‘Bu kefeni alın’ diyoruz seçtiklerimize, ülkeyi yönetenlere, ‘Siz giyin’ diyoruz.” diyerek emeklinin üzerindeki kefeni yere fırlattı.

Açıklamanın ardından eyleme katılan parti, dernek ve sendika temsilcileri konuşmalar gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından ise sembolik bir yürüyüş gerçekleştirildi.

İzmir: ‘Sadaka değil, yıllarca verdiğimiz emeğin hakkını istiyoruz’

İzmir’de de yürüyüş öncesi basın açıklaması yapıldı.

Emekliler adına açıklamayı okuyan Şenay Erdin, 2027 yılı bütçesinin emeklilerin yaşam hakkını güvence altına alacak şekilde hazırlanması gerektiğini belirtti.

Erdin, şunları kaydetti:

“2027 yılı bütçesi emeklinin yaşam hakkını güvence altına almalıdır. Ülkemiz nüfusu gittikçe yaşlanmaktadır. Yaşlanan nüfus gerçeği, emeklilik politikalarının yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu mali dengeleri açısından değil; gelir, sağlık, barınma, beslenme, sosyal yaşam, bakım, ulaşım ve toplumsal yaşama katılım hakkı açısından birlikte ele alınmasını günümüz koşullarında zorunlu hâle getirmiştir” dedi.

12’nci Kalkınma Planı’nın nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum ekseni içerisinde yaşlanan nüfusun bedensel ve ruhsal sağlık düzeyinin ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi, yaşlıların aktif ve bağımsız yaşamlarını sürdürebilmeleri için ekonomik ve sosyal hayata katılımlarının sağlanması ile kaliteli bakım ve sağlık hizmetlerinden yararlanmaları temel amaçlar arasında sayılmaktadır. Bu hayati ihtiyaçların bütçe karşılığı olmak zorundadır. Çünkü emeklilik, kişinin çalışma hayatı boyunca ödediği primler karşılığında elde ettiği kazanılmış bir sosyal güvenlik hakkıdır.

Emeklilerin insanca yaşam koşullarına ulaşabilmesi bir yardım veya lütuf değil, sosyal devlet ilkesinin gereğidir. Emekliliğe ayrılmak, toplumdan dışlanmak veya yoksulluğa mahkûm edilmek anlamına gelmemektedir. Aksine emeklilik, sağlıklı, güvenli, sosyal, kültürel ve ekonomik refah içerisinde insan onuruna yaraşır bir şekilde sürdürülmesi gereken hak edilmiş bir yaşam dönemidir. Bugün ülkemizde 17 milyon emeklinin derin bir yoksulluk içinde yaşaması bir kader değil, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmayan ve acilen çözülmesi gereken hayati bir sorundur. 2027 yılı bütçesi bu temel gerçeği görerek emeklilerin yaşam hakkını güvence altına almalıdır. Emeklilerin en temel sorunu olan gelir yetersizliğini gidermek amacıyla en düşük emekli aylığı, en düşük asgari ücretin en az yüzde kırk üzerinde olmalı ve insan onuruna yaraşır bir yaşam maliyetini karşılayacak seviyeye çıkarılmalıdır. Aylık artışlarında yalnızca dönemsel enflasyon farkı baz alınmamalı, ülkenin büyümesinden ve millî gelir artışından refah payı verilmelidir. Ayrıca aynı prim gününe ve benzer çalışma geçmişine sahip emekliler arasındaki maaş uçurumlarını ortadan kaldırmak için acilen intibak düzenlemesi yapılmalıdır. TÜİK verileri yerine emeklilerin gerçek yaşam maliyetlerini; gıda, kira, faturalar, ulaşım, sağlık gibi giderleri yansıtan bağımsız bir emekli geçim endeksi oluşturulmalıdır. Ekonomik dalgalanmalara karşı aylıklar yılda iki kezle de sınırlı kalmamalı, gerekirse ara dönemlerde güncellenmelidir. Emekli bayram ikramiyeleri günün ağır ekonomik şartlarına uyarlanmalı ve en az bir aylık asgari ücrete eşitlenmelidir.

‘Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz’

Uyguladıkları politikalarla emekliyi açlığa ve sefalete mahkûm eden seçtiklerimizi sandık başında demokratik yollarla değiştirmekten başka seçenek kalmamıştır. Yönetsel beceriksizliğini, iktidar gücünü kullanarak ele geçirdiği yargı, yasama ve güvenlik güçleriyle toplum üzerinde baskı ve güç unsuru olarak kullanmaktadır. Günümüzde haklı taleplerini dile getiren sendikalar, STK’lar, gazeteciler ve muhalefet parti mensupları maalesef kolluk güçleri ve yargı eliyle susturulmaya ve terbiye edilmeye çalışılıyor. Yaşam koşullarının her geçen gün zorlaştığı, toplumun ifade ve yaşam hakkının elinden alındığı bu süreçte iktidara diyoruz ki: Susmayacağız, dilenmeyeceğiz, direneceğiz. Vaat değil, icraat istiyoruz. Müteahhitlere ve fonculara değil, emekliye insanca yaşama ücreti istiyoruz. Sadaka değil, yıllarca verdiğimiz emeğin hakkını istiyoruz. Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz. Bu ülkenin çimentosu ve hafızası olarak insanca bir yaşam için derhal geçim, insanca bir yaşam için derhal seçim talep ediyoruz.”

(MA/ANKA)

Suruç’ta çiftçilerden traktörlü eylem: ‘Bütün çiftçiler zarar ediyor’

Etiketler: emekli