YENİ Parti MYK, bugün parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti Sözcüsü Zeynel Emre, toplantı devam ederken toplantı gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Açıklamasında “milli irde” vurgusu yapan Emre “Bir süredir milli iradeyle kavga eden, onu tanımayan, yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. AK Parti özellikle son yerel seçimden beri bizlerin kazandığı belediyelere savaş açmış durumda ve sudan sebeplerle belediye başkanlarımızı tutuklamakta, bazı belediyeleri baskıyla kendi safına geçirmekte, yine bazı meclis üyeleri de bu baskıdan nasibini almakta. Bugün ülkemizde önemli sayıda yerde, nüfusun önemli bir kesiminde millet iradesine darbe yapılmış durumda. Çünkü milletin seçmediği, yetki vermediği belediye başkan vekilleri tarafından yönetilmekte” diye konuştu.
‘Yaşadığımız süreç geçmişte yaşadığımız darbelerden farklı değildir’
YENİ Parti’ye Türkiye’nin her yerinde çok yoğun bir ilgi var, destek var. Ülkenin içinde bulunduğu krizden çıkışın adresinin YENİ Parti olduğunu vatandaşlarımız görüyor. Bu alanda bize desteğin çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Vahap Seçer’i tutuklayıp görevden uzaklaştırdığınız zaman Mersinlinin sorunlarını çözmüş olmuyorsunuz, narenciye işiyle ilgilenen vatandaşların sorunu çözülmüyor, Mersin’de esnafın işi çözülmüyor, oradaki yoksulluk, işsizlik azalmıyor. Bu iktidar, dünyanın her yerindeki benzer otoriter iktidarlar gibi vatandaşın dertleriyle, sorunlarıyla, problemleriyle ilgilenmiyor, bunları önemsemiyor. Lale devri yaşayan kendi dar gruplarının çıkarları ve menfaatlerine göre, o azınlığın isteklerine göre rant alanları oluşturmaya çalışıyor. Ve bütün el ele geçirdiği iktidar gücüyle millet iradesine darbe yapıyor. Bu yaşadığımız süreç geçmişte yaşadığımız darbe ve darbe girişimlerinden farklı değildir. Bugünkü Türkiye’de bu süreçler yargı eliyle yürütülmektedir. Bu ülkedeki sandıkla iktidarın değişme iradesine yönelik bir saldırı vardır.”
‘Kendi çıkar gruplarını zengin etmek için yargıyı araç olarak kullanıyorlar’
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in sudan sebeplerle tutuklandığını belirten Emre, şöyle devam etti:
“Esenyurt’u atanmış vali yardımcısı ve kendisinin belirlediği ekipler yönetiyor. Bunun temel nedeni ranta çökmek. Burayı yağmalamak amacıyla gelen bir anlayış olduğunu söyledik. Kayyum gelir gelmez yardımcı olarak görevlendirdiği ve belediyede sağ kolu olarak bilinen kişi Yusuf Ulutaş. Bu kişinin geçmişine baktığınızda AK Parti’nin Beyoğlu örgütünde faaliyette bulunduğunu görüyorsunuz. Bu yolsuzluk operasyonunu gözaltına alındı. Aramada 450 bin 854 dolar. 31 bin 815 euro. 2 milyon 590 bin, 35 bilezik, 36 kolye, 42 küpe, 17 yüzük, dokuz bileklik, dört saat, iki Rolex marka saat. MASAK raporuna göre kız kardeşine 212 milyon transfer etmiş ve ihalelerden, hak edişlerden yüzde 20 aldığına yönelik bilgi var. Gözaltına alınanların hepsi bu kayyım tarafından göreve getirilenler. Hiçbiri önceki dönem görevde olan kimseler değil. 19 gözaltı var, 19’u da kayyum görevlendirmesiyle çalışan kimseler. İşte onun için diyoruz, kendi çıkar gruplarını, yandaşları zengin etmek için yargıyı araç olarak kullanıyorlar diye.
Aynı durumu Ataşehir’de yapmak istiyorlar. Ataşehir’in bugünkü bölgesi, daha önce Kadıköy Belediyesi sınırları içerisindeydi. Rant açısından en büyük bölgeyi, AK Parti 2019 yerel seçiminde kendisinin güçlü olduğu, Ümraniye’deki bazı mahallelerle birleştirerek Kadıköy’ün bir kısmını almayı planladı. Ancak millet iradesini bizden yana kullandı. Biz kazandık. 2024’e gelince Onursal Adıgüzel, yüzde 56 gibi büyük bir farkla Ataşehir’in oyunu aldı. Önce sudan gerekçelerle Onursal Adıgüzel tutuklandı, görevden uzaklaştırıldı. Sonra yerine gelen başkanvekili, kendi ilçesinden altı meclis üyesinin transfer edilmesinin hemen sonrasında, ‘Ben Ataşehir’in iradesine saygı duyuyorum’ dedi, ertesi gün gözaltına alındı. Orada yapılan seçim denmez; irade gaspı, bir tiyatro, bir müsamere sonucunda iktidar tarafından Ataşehir Belediye Başkanlığı koltuğu işgal edildi. Siz milli iradeyi yok sayıp belediyeyi işgal edeceksiniz, ondan sonra oradaki şahıs da diyecek ki ‘Hizmet getireceğiz.’ Esenyurt’ta kayyum yönetiminden gördük nasıl hizmet getirdiklerini. Çeyrek asırlık AK Parti iktidarı bu saatten sonra bu topluma hizmet getiremez. Biz eminiz ki toplum da önüne sandık geldiğinde bu iktidara büyük bir hizmet yaşatacak.”
‘Fatma Betül Sayan Kaya için ifade işleminde VIP hizmeti görüldü’
Fon vurgununa da değinen Emre “Lağım patladı. Ülkemizde dolaylı zararıyla birlikte 90 milyar doları aşkın bir fon krizi ve örgütlü bir şekilde dolandırıcılık suçunun işlendiği, içinde iktidara mensup önemli isimlerin bulunduğu bir kriz. Bunun merkezi AK Parti’nin genel merkezidir. Fatma Betül Sayan Kaya’nın geçen hafta ifadesine başvuruldu. 2 milyarın üzerinde yolsuzlukta adınız geçiyor. Türkiye’de şu anda 50-100 bin lirayla ilgili rakamlarla suçlananlar dahi önce basın diziliyor, polisler sağına soluna diziliyor, kafasını eziyorlar, götürüyorlar ifadelere. Bu hanımefendi ve eşinin tek bir kare fotoğrafını gören oldu mu? Görülmedi. Niye? Çünkü orada da VIP hizmeti görüldü. Dostlar alışverişte görsün. Çağlayan Adliyesi’nin girişi-çıkışı belli. Her yerde basın mensupları ve insanlar var. Demek ki oradan girmedi. Demek ki özel bir muameleyle kimse görmeden savcının yanına götürüldü ve aynı özel muameleyle götürüldü. Burada işin samimiyeti zaten ortaya çıkıyor” dedi.
Emre şöyle devam etti:
İktidar partisi sözcüsünün yakın arkadaşının içinde bulunduğu ilişkiler ağına ilişkin bazı açıklamalarda bulunduk. Dikkat ederseniz bunu reddetmediler, inkar etmediler. Genel Başkanımıza ve partimize yönelik çok saldırgan bir dil ve üslup kullanarak ve meseleyi biraz genişletip kendi kişisel kusurunu saklamaya yönelik dil kullanıldığını görüyoruz. ‘Bundan sonra Cumhurbaşkanımıza, bakanlara, hükümetimize, genel başkan yardımcımıza yönelik saldırılara karşı en yüksek mücadele moduna geçiyoruz’ şeklinde açıklaması oldu Sayın Çelik’in. Normal demokratik bir ülkede, bütün bunları açıklamak aslında bize düşmez. Savcılar soruşturur, ayrım yapmaz, yapmaması gerekir. Biz de hep birlikte öğreniriz tarafsız bağımsız yargıdan. Böyle olmazsa bazı skandalları medya mensupları araştırır, bulur, ortaya çıkartır, onlar açıklar. Ama öyle bir dönemdeyiz ki bırakın bunu bir medya mensubunun açıklamasını, açıklanan vakaları dahi haberleştirenlerin tutuklandığı bir sürecin içerisindeyiz. Olay doğru mu? Doğru. İnkar eden var mı? Yok. Neymiş? Halkı yanıltıcıyı ilgiyi alenen yaymak. Şaban Sevinç, Mustafa Balcı tutuklandı. Murat Ağırel ve İsmail Saymaz’a ise ev hapsi kararı verildi.
Bu iktidar, yandaşları ve destekçilerinin yıllardan beridir abuk sabuk iftiralarla karalamadıkları siyasetçi ve kendine muhalif gazeteci kalmadı. Ne özel hayatı kaldı, ona ilişkin iftiralar kaldı ne ticari yaşama ilişkin ne kendi siyasetine ilişkin insanların iftiralar kalmadı. Hala birtakım troller aracılığıyla Meclis’teki kadın milletvekillerinin iffetine laf söyleyecek kadar alçalabiliyorlar. Hatta Mersin soruşturmasında gördük. Evde gece kıyafetiyle oturan hanımefendinin görüntülerini her yere ifşa edene kadar. Geçtiğimiz günlerde dedik ki ‘Cin şişeden çıktı.’ Asrın dolandırıcılığı her yerde, bunu kapatamazsınız. Bu olayı toplumdan kaçırmak için ‘Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasına gerek yok’ dediler. Sağlıkta şiddet olunca araştırıyoruz. Çocuklara, kadına yönelik saldırıların artmasına ilişkin araştırma komisyonu kurulabiliyor. Balıkçılığın problemlerine ilişkin araştırma komisyonu kurabiliyoruz. Yenidoğan çetesine ilişkin araştırma komisyonu kurabiliyoruz. Ama yolsuzluk olduğunda, ‘Meclis yok. Ben varım.’ AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.
‘Kendi hırsızını koruma iradesi var’
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “100 milyonun üzerinde haksız kazanç elde eden 214 isim var” açıklamasını hatırlatan Emre şunları kaydetti:
Bu listenin ellerinde olduğunu biliyoruz. Biz açıkladığımızda bunları inkar edemiyorlar. ‘Bu isimleri niye açıklamıyorsunuz’ deyince AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler dedi ki ‘Lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi…’ Siz ne zamandan beridir insan hakları kavramlarını konuşmaya başladınız? Nerede kaldı yaşam hakkı, masumiyet karinesi, savunma hakkı? Yıllardan beri siz neredesiniz? Bugün Türkiye’de insanlar, sanatçılar, topluma mal olmuş kişiler çok ağır iddialarla gözaltına alınıp teşhir ediliyor. 20 kişi alıyorsun uyuşturucu içiyor diye. Bütün medyada teşhir edildiği için yayılıyor. Teste gidiyor, dördünün pozitif çıkıyor. Nerede kaldı masumiyet karinesi? Sizin soygun yapan arkadaşlarınıza gelince lekelenme hakkı, masumiyet karinesi. Peki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Sayın İmamoğlu’nun kendisinin, ailesinin, eşinin kardeşlerinin, orada yargılanan hiçbirinin bu hakkı yok mu? Mesela Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi tüm gazetelerle manşet oldu ‘Uyuşturucu kullanıyor’ diye. Testi negatif çıktı. Burada büyük bir iki yüzlülük var. Kendi hırsızını koruma iradesi var. Biz ortaya çıkarmasak hiçbirini ortaya çıkaracakları yok. Bu çok açık. Siz ne kadar bunu saklamaya çalışsanız da biz millet adına bu işin takipçisi olacağız. Bu iktidarın son icraatlarıyla milletin partisi değil, Fatma Betül Sayan Kayalar’ın partisi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Ama millet de yalnız değildir. Yanında YENİ Parti vardır. Bu vurgun, bu ülkenin yönetilemediğin resmidir. Çünkü bunu bireysel soygun olarak göremeyiz. Buna SPK göz yummuştur. İstanbul Borsası göz yummuştur. BDDK göz yummuştur. İktidar partisi içinde yer almıştır ve bu soygunun ortağıdır.”
(ANKA)
Fon soruşturmasında ‘gizli’ ibareli belgeleri paylaşanlar hakkında soruşturma
Fon krizi: Gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç tutuklandı




