Artvin’in Cankurtaran mevkisinde, 3 Eylül 2024’te EFOR Maden şirketinin ağaç kesimini engellemeye çalışan doğa savunucusu Reşit Kibar, silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Saldırıyı gerçekleştiren Muhammet Ustabaş tutuklanırken, cinayette kullanılan silahın ruhsatlı sahibi Fikret Merttürk serbest bırakıldı.
Dava kapsamında bugüne kadar altı duruşma yapıldı. Geçen hafta görülen son duruşmada dava 22 Ocak’a ertelendi. Reşit Kibar’ın kardeşi Ali Kibar, hem bölgedeki mücadelenin geçmişini hem de cinayet gününde yaşananları İlke TV’ye anlattı. Kibar, yargılama sürecine ilişkin eleştirilerini dile getirerek kamuoyuna dayanışma çağrısı yaptı.

‘Mücadelemiz 10-15 yıllık bir geçmişe dayanıyor’
Mücadelenin yalnızca 3 Eylül günü yaşananlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ali Kibar, 10-15 yıllık bir geçmişe dayandığını belirtti. Aynı bölgede daha önce de farklı projelere karşı direndiklerini belirterek şöyle konuştu:
“Reşit Kibar’ın katledildiği bölgede daha önce üç ayrı taş ocağı projesi gündeme gelmişti. Köylülerin mücadelesi sonucunda bu projelerin iptal edilmesi sağlanmıştı. Daha sonra bu kez mesire alanı, yani turizm adı altında bölgeye gelmek istediler. Ancak bunun gerçek bir turizm amacı taşımadığını biliyorduk ve buna karşı direnişe başladık. 2023 yılında, aynı bölgeye yakın, aralarında yalnızca 10 metre bulunan ve daha önce taş ocağı projesi gündeme gelmiş bir alanda nasıl mesire alanı projesi yapılmak istendiğini sorduk. Bizim itirazımız da mücadelemiz de bu sürecin içinde şekillendi.”
Ali Kibar, 3 Eylül sabahı yaşananları ise şöyle anlattı:
“Abim Reşit Kibar, tır şoförü olarak çalışıyordu. 3 Eylül 2024 yılında yük almak için Şavşat ilçesine giderken WhatsApp grubumuza gelen bir mesaj üzerine bölgedeki arkadaşlarımızın yanına gitti. Tartışmalar sırasında abim, WhatsApp grubuna bir ses kaydı gönderdi. Kaydında kendisi görünmüyordu ancak olay yerindeki görüntüler vardı. Abim, Muhammet Ustabaş’ın kendilerine silah çektiğini ve ‘Sizi öldüreceğim’ diyerek tehditlerde bulunduğunu anlattı. Bu sırada hem arkadaşlarımız hem de muhtarımız jandarmaya haber verdi. Olay sırasında Muhammet Ustabaş silahını yeniden eline alıyor, bir adım ileri çıkıp ve abim Reşit Kibar’ın, Dursun Ali’nin ve orada bulunan diğer kişilerin üzerine dört-beş el ateş ediyor. Abimin vücuduna giren kurşunun sağ tarafından isabet ettiğini daha sonra ölüm raporundan öğrendik.”
‘5,5 ay boyunca dosyaya erişemedik’
Cinayetin ardından yürütülen soruşturma sürecine ilişkin eleştirilerini de dile getiren Ali Kibar, ailenin yaklaşık beş buçuk ay boyunca dosyaya erişemediğini söyledi. Bu süre sonunda hazırlanan iddianamede ise olayın, basit bir husumetten kaynaklanmış gibi ele alındığını anlatan Kibar,
“Daha sonra bizim sunduğumuz görüntüler, avukatlarımızın talep ettiği belgeler, kriminal inceleme taleplerimiz ve diğer girişimlerimizle birlikte altı duruşma geçirdik. Bu duruşmalarda aile olarak yaşadıklarımız da bizi derinden etkiledi. İlk mahkeme heyetinin yengeme, ‘Öldüyse öldü’ dediği bir durumla karşılaştık. Bir sonraki heyette ise ‘Bitki türleriyle ilgilenmiyorum’ şeklinde bir ifadeyle karşılaştık. Yaklaşık 13 ay içinde üç ayrı mahkeme heyeti değişti. Son duruşmada da davamız 22 Ocak’a ertelendi” dedi.
‘Silahın sahibine ilişkin tutuklama talebimiz reddedildi’
Cinayette kullanılan silahın ruhsatlı sahibi Fikret Merttürk’ün serbest bırakılmasına da tepki gösteren Ali Kibar, dosyadaki telefon kayıtlarına şu sözlerle dikkat çekti:
“Abimin vurulduğu silahın sahibi Fikret Merttürk, ne hikmetse bir gece nezarette kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Bunu özellikle söylüyorum çünkü olayın gerçekleştiği saatlerde Fikret Merttürk’ün bir telefon görüşmesi var. HTS kayıtlarında, Yunus Merttürk ile görüştüğü görülüyor. Görüşmede, ‘Burası karıştı, ne yapmalıyız, ne yapmamızı söylüyorsunuz?’ şeklinde ifadeler yer alıyor. Biz bu nedenle de tutuklanmasına yönelik taleplerde bulunduk ancak taleplerimiz reddedildi.”
’22 Ocak’ta herkesi duruşmaya davet ediyoruz’
Ali Kibar, açıklamasının sonunda adalet arayan ailelere ve kamuoyuna dayanışma çağrısı yaptı:
“Buradan tüm ülkeye, adalet arayan bütün ailelere seslenmek istiyoruz. Gerçekten Reşit Kibar davası, adaletin tecellisi açısından emsal bir davadır. Eğer adaletin yerini bulmasını istiyorsak bunun için gelin yan yana olalım. Bize destek olun, sesimizi duyun. 22 Ocak 2027’de Artvin Adliyesi’nde Reşit Kibar davasının yedinci duruşması görülecek. Buradan herkesi duruşmaya davet ediyoruz.”



