Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından düzenlenen 20. Uluslararası Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı öncesinde, Avrupa Parlamentosu’nda 20’nci yıl resepsiyonu gerçekleştirildi.
Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki Altiero Spinelli binasında düzenlenen etkinlikte Kürt meselesinin demokratik çözümü, Türkiye’deki barış süreci, silahsızlanma ve Abdullah Öcalan’ın rolü ele alındı. PKK’nin Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesindeki statüsü ile Suriye ve Ortadoğu’daki gelişmeler de konuşmaların önemli başlıkları arasındaydı.
Resepsiyonda EUTCC Yönetim Kurulu Üyesi Dersim Dağdeviren, Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi, Avrupa Parlamentosu Sol Grup Eş Başkanı Martin Schirdewan, Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) üyesi Andreas Schieder ve Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı (Yeşiller/EFA) üyesi Leoluca Orlando söz aldı.
Hişyar Özsoy, Sebahat Tuncel ve DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan da resepsiyonda yer aldı.
Dağdeviren: Barış için siyasi irade ve uluslararası destek gerekli
Resepsiyonun açılışında konuşan EUTCC Yönetim Kurulu Üyesi Dersim Dağdeviren, konferansın yirmi yıllık geçmişini ve Kürt meselesinin çözümüne yönelik çalışmalarını değerlendirdi.
EUTCC’nin kuruluşundan bu yana Kürt meselesini Avrupa siyasetinin gündeminde tutmayı, demokrasi ve insan hakları temelinde diyaloğu geliştirmeyi amaçladığını belirten Dağdeviren’e göre, geçen yirmi yılda yaşanan siyasi gelişmelere rağmen kalıcı ve demokratik bir çözüm ihtiyacı devam ediyor.

Dağdeviren, Türkiye’deki barış sürecinin yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini, demokratik hakların güvence altına alınmasının da sürecin temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi.
Avrupa Birliği’nin sorumluluğuna da işaret eden Dağdeviren, barışın sürdürülebilir olması için siyasi iradeye, hukukun üstünlüğüne ve uluslararası desteğe ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
Şirin Ebadi: ‘Öcalan’ın derhâl ve koşulsuz serbest bırakılmasını istiyorum’
Nobel Barış Ödüllü İranlı insan hakları hukukçusu Şirin Ebadi, Türkiye’deki barış sürecini ve silahsızlanma yönündeki adımları değerlendirdi.
Silahlı mücadele yerine demokratik ve siyasi yöntemlerin benimsenmesini destekleyen Ebadi, barışçıl mücadelenin toplumları dönüştürme gücüne sahip olduğunu söyledi.
Ebadi, konuşmasında silah ve kalem arasında bir karşılaştırma yaparak, “Bir kurşun bir insanın hayatına son verebilir. Oysa bir kalem binlerce insanın kalbine dokunabilir” ifadelerini kullandı.
Abdullah Öcalan’ın silahların bırakılması yönündeki çağrısını barış açısından önemli bir adım olarak değerlendiren Ebadi, Türkiye’deki siyasi sürecin ilerleyebilmesi için Öcalan’ın özgürlüğünün de gündeme alınmasını istedi.
Kürtlerin demokratik ve siyasi haklarını barışçıl yollarla savunabilmesi gerektiğini söyleyen Ebadi, Türkiye’nin gelecekte Avrupa Birliği üyesi olmasını umut ettiğini de dile getirdi.
Ebadi, Türkiye ve İran başta olmak üzere farklı ülkelerde yaşayan etnik toplulukların eşit haklara sahip olması, ayrımcılığın sona ermesi ve demokratik hakların güvence altına alınması çağrısında bulundu.
Schirdewan: ‘Türkiye hükümetinin artık barış sürecine katılmamak için gerekçesi yok’
Avrupa Parlamentosu Sol Grup Eş Başkanı Martin Schirdewan, EUTCC konferanslarının yirmi yıldır Kürt meselesinin Avrupa siyasetinde tartışılmasına katkı sunduğunu söyledi.
Sol Grup’un konferanslara uzun yıllardır destek verdiğini hatırlatan Schirdewan, Kürtlerin siyasi taleplerinin ve bölgedeki demokratik çözüm arayışlarının Avrupa Parlamentosu’nun gündeminde kalması gerektiğini savundu.
Türkiye’deki gelişmeleri değerlendiren Schirdewan, PKK’nin silah bırakma ve fesih kararını barış sürecinde önemli bir aşama olarak nitelendirdi.
“PKK’nin silah bırakma, silahsızlanma ve kendisini feshetme kararının ardından Türkiye hükümetinin barış sürecine aktif biçimde katılmamasının artık hiçbir gerekçesi kalmadığını düşünüyorum.”
Schirdewan, Türkiye hükümetinin güvenilir bir barış süreci için somut adımlar atması gerektiğini söyledi. Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması da talepleri arasındaydı.
Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nden derhâl serbest bırakılması çağrısında bulunan Schirdewan, Türkiye’deki demokratikleşme süreci ile Kürt meselesinin siyasi çözümünün birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Schirdewan, Ankara’nın barış sürecinde sorumluluk üstlenmesini ve Kürtlerin haklarının tanınması yönünde ilerleme sağlanmasını istedi.
Rojava ve Suriye’deki gelişmeler de gündemdeydi
Schirdewan’ın konuşmasında Suriye’deki gelişmeler de geniş yer tuttu.
Kuzey ve Doğu Suriye’ye daha önce gerçekleştirdiği ziyareti anlatan Schirdewan, bölgede farklı etnik ve dini toplulukların bir arada yaşayabileceği demokratik bir yönetim modeline destek verdiklerini söyledi.
Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesinin ardından ortaya çıkan siyasi tabloya ilişkin endişelerini paylaşan Schirdewan, Rojava’ya yönelik askeri tehditlere karşı uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu.
Dürzilere ve Alevilere yönelik katliamları da gündeme getiren Schirdewan, Suriye’nin geleceğinde bütün etnik ve dini toplulukların eşit haklara sahip olması gerektiğini belirtti.
Irak Kürdistanı’na yönelik İran kaynaklı saldırılara ve İran’daki hak ihlallerine de değinen Schirdewan, Kürtlerin ve diğer toplulukların demokratik haklarının korunması çağrısında bulundu.
Schieder: ‘PKK’nin terör listesinden çıkarılması barışa katkı sunabilir’
Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Demokratların İlerici İttifakı (S&D) üyesi Andreas Schieder, Avrupa Parlamentosu’nun halklar arasında diyalog ve barışçıl çözüm arayışları için önemli bir zemin olduğunu söyledi.
Parlamento bünyesindeki Kürt Çalışma Grubu’nun Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki gelişmeleri ele aldığını anlatan Schieder, Rojava’daki demokratik deneyime verdikleri desteğin sürdüğünü belirtti.
Şam’daki yeni yönetime ilişkin eleştirilerde bulunan Schieder, Avrupa kurumlarının Suriye politikasını da sorgulaması gerektiğini savundu. Avrupa’nın göç meselesini önceleyerek otoriter yönetimlerle ilişkilerini normalleştirmesine karşı çıktı.
Türkiye’deki barış sürecine ilişkin açıklamalarında Abdullah Öcalan’ın yıllardır silahsızlanma ve diyalog çağrısında bulunduğunu hatırlatan Schieder, bu çağrıların cezaevi koşullarında yapılmasının önemine işaret etti.
Schieder, Türkiye hükümetine doğrudan seslendi:
“Bu fırsatı kaçırmayın. Çünkü bu, Türk, Kürt ya da başka bir kimliğe sahip olmasına bakılmaksızın Türkiye’deki bütün yurttaşlar için bir demokratikleşme fırsatıdır.”
Schieder’in konuşmasında öne çıkan taleplerden biri de PKK’nin Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması oldu.
Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Konseyi’ne seslenen Schieder, PKK’nin silah bırakma kararının ardından terör listesindeki statüsünün yeniden değerlendirilmesini ve örgütün listeden çıkarılmasını istedi.
Schieder’e göre PKK’nin listeden çıkarılması, barış sürecinin ilerlemesine katkı sunabilecek siyasi araçlardan biri.
Orlando: ‘Barış sürecini ilerletmek Türkiye’nin sorumluluğu’
Avrupa Parlamentosu Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı (Yeşiller/EFA) üyesi ve Kürt Çalışma Grubu Eş Başkanı Leoluca Orlando, Kürt meselesine ilişkin uzun yıllardır sürdürdüğü siyasi çalışmalarını anlattı.
Palermo Belediye Başkanlığı döneminde Leyla Zana ve Abdullah Öcalan’a fahri hemşehrilik unvanı verilmesi yönündeki kararlarını hatırlatan Orlando, bu adımların barış ve insan hakları mesajı taşıdığını söyledi.
“Biz barış istiyoruz. İnsan haklarına saygı istiyoruz. Adil bir barış süreci istiyoruz. Çünkü barış sürecine ihtiyacımız var.”
Orlando, Avrupa Birliği’nin Kürt meselesine yaklaşımında insan haklarını ve demokratik ilkeleri esas alması gerektiğini savundu.
Kürtlerin kimliklerini, kültürlerini ve geleceklerini savunma hakkına sahip olduğunu belirten Orlando, PKK’nin AB terör örgütleri listesinden çıkarılması talebini yineledi.
Orlando’ya göre PKK’nin listede tutulması, Kürtlerin farklı bir geleceğe sahip olma imkânını olumsuz etkiliyor.
Türkiye hükümetine de seslenen Orlando, Ankara’nın Ortadoğu’da önemli bir siyasi rol üstlenebilmesinin barış sürecindeki tutumuna bağlı olduğunu savundu.
Türkiye’nin gelecekte Avrupa Birliği’ne üye olmasını umut ettiğini belirten Orlando, bu hedefin demokratik ilkeler ve insan haklarına saygıyla mümkün olacağını söyledi.
Filistin ve Lübnan’daki gelişmelere de değinen Orlando, İsrail hükümetinin politikalarını sert sözlerle eleştirdi.
Konuşmasının sonunda azınlık hakları ile demokrasi arasındaki ilişkiye vurgu yapan Orlando, “Azınlıklara saygı gösterilmeyen bir yerde demokrasiden söz edilemez” dedi.
20. EUTCC Konferansı 15 Ekim’de başlayacak
Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu tarafından düzenlenen 20. Uluslararası Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı, 15 Ekim Perşembe günü Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirilecek.
Avrupa Parlamentosu’nun Altiero Spinelli binasındaki 1G2 salonunda düzenlenecek konferansta Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeler, Türkiye’deki barış süreci ve demokratikleşme, Kürt meselesinin siyasi çözümü, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri ve kadınların bölgenin geleceğindeki rolü tartışılacak.
Konferansın programı şöyle:
09.30–10.15 | Açılış oturumu
EUTCC Başkanı Kariane Westrheim, EUTCC Yönetim Kurulu Üyesi Dersim Dağdeviren, Nobel Barış Ödüllü Şirin Ebadi, siyasetçi Leyla Zana, Avrupa Parlamentosu üyeleri Leila Chaibi, Leoluca Orlando ve Evin Incir ile Birleşmiş Milletler Kıdemli Arabuluculuk Danışmanı Mark Muller açılış konuşmacıları arasında yer alıyor.
Wageningen Üniversitesi’nden Prof. Joost Jongerden ise EUTCC konferanslarının yirmi yıllık geçmişini Avrupa ve Ortadoğu’daki gelişmeler bağlamında değerlendirecek.
10.15–11.00 | Dönüm noktasındaki Ortadoğu: Jeopolitik değişimler, demokratik dönüşüm ve barış arayışı
İlke TV programcısı gazeteci Dilek Odabaşı’nın moderatörlüğündeki oturumda akademisyen Doğu Ergil, gazeteci Amed Dicle ve Baltimore Üniversitesi’nden Colin Starger konuşacak.
11.00–13.00 | Barış süreci ile demokratikleşme krizi arasında Türkiye: Diyalog, hukukun üstünlüğü ve siyasi katılımın olanakları
Dilek Odabaşı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilecek oturumda DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, DEVA Partisi Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, milletvekili Okan Konuralp ve CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı yer alacak.
15.00–15.30 | Avrupa Birliği ve Türkiye: Zorluklar ve seçenekler
Eski HDP Milletvekili Hişyar Özsoy’un moderatörlüğündeki oturumda Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor konuşacak.
15.30–16.30 | Avrupa Birliği, Türkiye ve Kürtler: Stratejik ortaklık ile demokratik beklentiler arasında
Hişyar Özsoy’un moderatörlüğünde gerçekleştirilecek oturumda Avrupa Parlamentosu üyeleri Li Andersson, Pernando Barrena, Vladimir Prebilič ve Thijs Reuten ile Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü’nden Eleonora Scala ve Asrın Hukuk Bürosu’ndan Raziye Öztürk konuşacak.
16.30–18.00 | Geleceği şekillendiren kadınlar: Ortadoğu’da demokratik değişim, Kürt birliği ve barış
Siyaset bilimci Arzu Yılmaz’ın moderatörlüğündeki oturumda Bielefeld Üniversitesi’nden Atefeh Ramsari, eski HDP Milletvekili ve Özgür Kadın Hareketi temsilcisi Sebahat Tuncel ile Kuzey ve Doğu Suriye temsilcisi İlham Ahmed yer alacak.
18.00–18.30 | Sonuç oturumu
Konferans, EUTCC Yönetim Kurulu’nun değerlendirmeleri, önerileri ve sonuç bildirgesiyle sona erecek.




